{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1316 <br>KARAR NO\t: 2024/1798<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...       (...)<br>ÜYE\t: ...          (...)<br>ÜYE\t: ...     (...)<br>KATİP\t: ...             (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t:30/01/2023<br>NUMARASI\t:2017/764 Esas - 2023/90 Karar<br><br>DAVACI \t: ... - ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... - ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVA\t: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/11/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 17/12/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından müvekkil davacı borçlu aleyhine Gebze 4. İcra Dairesi'nin 201 7/30430 Esas sayılı dosyası ile 82.500,00 TL miktarlı 01.06.2017 tanzim; 15.09.2017 vade tarihli ve 82.500,00 TL miktarlı 01.06.2017 tanzim; 01.09.2017 vade tarihli senetlerin ödenmediği iddiasıyla Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla işlem başlatıldığını, taraflarına tebliğ edilen ödeme emri usul ve yasaya aykırı olup, iptali gerektiğini, ayrıca müvekkilinin davacıya böyle bir borcu bulunmadığını, bu sebeple menfi tespit davası açma zaruretimiz doğduğunu, şöyle ki; müvekkili davacı ile davalı arasında senet düzenlenmesini gerektirecek hiç bir iş ilişkisi mevcut olmadığını, müvekkili Yapı ve Kredi Bankası Dilovası şubesinde kobi portföy yöneticisi olarak çalışmakta olup davalı ile herhangi bir ticari iş ilişkisi olması mümkün olmadığını, davacı müvekkili ile ...'in tek tanışıklığını, davalının banka müşterisi olmasıyla kısıtlıdır ve her hangi bir şekilde tarfların ticari ilişkileri bulunmadığını, davalı, müvekkilinin portföyünde bulunan, diğer bir banka müşterisi olan ... ile iş yapmak istemiş müvekkilinden şahısla ilgili bilgi aldığını, müvekkili şahsın işlerinin kötü olmadığını bildiğini söylediğini, davalı ile dava dışı ... yaptıkları işleri arasında büyük ihtimalle anlamazlık çıkmış olsa gerek işler yürümemiş, birbirlerine verdikleri çekler karşılıksız çıkmış olduğunu şifahen öğrenmiş bulunduklarını, bu nedenlerle de davalı zarara uğramasına dolaylı olarak da olsa davacı müvekkilinin sebep olduğunu düşündüğünü ve müvekkiline karşı saldırılara geçtiğini, icra takibine konu olan senetler davacı müvekkiline davalı tarafından zorla imzalatıldığını, davalı, müvekkilinin çalıştığı şubeye gelerek tehdit ile boş iki adet senet imzalattığını, müvekkilininde işinden olmamak adına ve iş arkadaşlarına rezil olmamak adına söz konusu senetleri tehdit ile ailesine bir şey yapılır korkusuyla ve işini kaybetme korkusuyla imzalamak zorunda kaldığını, bu durum tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, söz konusu duruma ilişkin taraflarınca Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na “Yağma-Tehdit,v.b.” suçları ile ilgili 2017/18101 soruşturma numarası ile başvurulduğunu, müvekkilinin davacının davalıya hiçbir borcu olmadığı gibi her hangi bir ticari ilişkileri de bulunmadığını, davalının sadece iş yapmış olduğu dava dışı kişi ile olan ticari sıkıntısını müvekkili davacıya yansıttığını, müvekkilini tehdit ederek zorla müvekkilinden alacağı olmamasına rağmen boş senetler aldığını, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine konu senette ki borcun müvekkiline ait olmadığı anlaşıldığından ileride telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçebilmek amacıyla bahse konu Gebze 4.İcra Müd. 2017 / 30430 E. sayılı icra takibinin HMK 209. Maddesi uyarınca durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, bunun yanında alacaklı gözüken davalı/alacaklı şahıs iş bu icra takibinin açılmasında haksız ve kötü niyetli olduğundan davalı aleyhine takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, sonuç olarak takip konusu senetlerin zorla imzalatılmış olması, üzerlerinin daha sonrandan doldurulması sebepleriyle Gebze 4.İcra Müd. 2017 / 30430 E. sayılı icra takibinin durdurulmasına ve senedin iptaline ayrıca müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, Haziran 2017 tarihinde kendi isteği ve rızasıyla söz konusu senetleri imzalamış ve müvekkiline teslim ettiğini, imzaladığı yer yine kendi çalıştığı, gün içinde birçok insanın bulunduğu, silahlı güvenlik görevlisinin bulunduğu son derece güvenli, tehdit v.b. baskı unsurunun asla müvekkil tarafından uygulanamayacağı bir ortamdır. Söz konusu halde davacının davasının hukuki bir dayanağı bulunmamakta, sadece borçtan kurtulmaya yönelik olduğu aşikardır. Zira kendisi bir bankacı olarak kambiyo senetlerinin vasfını gayet iyi bilir konumdadır. Bu anlamda senetlerin icrasına geçilip, bütün tebligat ve işlemlere itiraz etmeyip, 5-6 ay sonra savcılığa şikayet ve eldeki davayı açması düşündürücü ve kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, öncelikle menfi tespit davasının ispat yükünün davacıda olduğunu belirttiklerini, zira bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız bir borç ikrarı içerdiğini, HMK MD 201 gereği senede karşı ileri sürülen iddiaların yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, kendisinin dayanaksız iddiaları dışında dosyada hiçbir delil bulunmadığını, iş bu halde davanın reddi gerektiğini,  söz konusu bonoların düzenlenme sebebi; davacının bankadaki portföyünde bulunan ... ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiyi davacı bizzat kurması ve aracılık etmesi olduğunu, ...'i müvekkili ile tanıştıran ve iş ilişkisini kuran ... olduğunu, banka dışında bir çok defa bir araya gelindiğini ve davacı ortaklığında bir ticari ilişki kurulduğunu, bir takım çekler takas edildiğini, davacı bu ticari ilişkiden menfaat de elde ettiğini, yine taraflar belirli menfaatleri karşılıklı olarak taahhüt ettiğini, taahhütlerine karşılık olarak da takip konusu senetleri imzaladığını, her ne kadar müvekkili bu ilişkiyi mahkememize kefillik olarak aksettirmiş ise de hukuki bilgisi zayıf olması nedeniyle yanlış niteleme söz konusu olduğunu, çünkü bizzat bu ticari ilişkiyi taraf olarak kurup, tarafları bir araya getiren aracılık faaliyeti yürüten davacı ... olduğunu, kendisi bu ticari ilişkiden maddi menfaat de elde ettiğini, nitekim savcılık dosyasında davacının tanık olarak dinlettiği (beyanları açıkça taraflı olmasına rağmen) ... duyduğu konuşmalarda davacının bu işten para kazandığını anladığını açıkça beyan ettiğini, bu ticari ilişkiye dayalı olarak da söz konusu bonolar imzalandığını, müvekkilinin ... ve ...’e verdiği çek miktarlarına karşılık ... bir miktar ödeme yaptığını, ...'de dava konusu bonoları verdiğini, iş bu halde maddi kayıp içerisinde olan ve mağdur edilen müvekkili olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, tazminat yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil davacı ile davalı arasında senet düzenlenmesini gerektirecek hiç bir iş ilişkisi mevcut olmadığı, müvekkil Yapı ve Kredi Bankası Dilovası şubesinde kobi portföy yöneticisi olarak çalışmakta olup davalı ile herhangi bir ticari iş ilişkisi olması mümkün bulunmayıp, davacı müvekkil ile ...’in tek tanışıklığı, davalının banka müşterisi olmasıyla kısıtlı ve her hangi bir şekilde tarfların ticari ilişkileri bulunmadığını, dava konusu olayda davalı tarafından müvekkil davacıya, müvekkil ile aralarında herhangi bir alacak verecek meselesi olmamasına, söz konusu borç ...'in olmasına rağmen maddi menfaat elde etmek amacıyla müvekkiline zorla senet imzalatılarak onu borçlu yapma durumu senedin yağmasını meydana getirdiğini, yerel mahkeme kararında ceza dosyasının sonucunun eldeki dosyayı doğrudan etkileyeceği dikkate alınarak ceza dosyasını bekletici mesele yaptığı yönünde karar kılsa da; Türk Borçlar Kanununun 74. maddesine göre; ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı, Haziran 2017 tarihinde kendi isteği ve rızasıyla söz konusu senetleri imzalamış ve müvekkili davalıya teslim ettiğini, imzaladığı yer yine kendi çalıştığı, gün içinde birçok insanın bulunduğu v.b. baskı unsurunun asla müvekkil tarafından uygulanamayacağı bir ortam olup söz konusu halde davacının davasının hukuki bir dayanağı bulunmamakla, sadece borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, zira kendisi bir bankacı olarak kambiyo senetlerinin vasfını gayet iyi bilir konumda olup bu anlamda senetlerin icrasına geçilip, bütün tebligat ve işlemlere itiraz etmeyip, 5-6 ay sonra savcılığa şikayet ve eldeki davayı açması kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, yerel mahkemece görülmüş olan dava bir menfi tespit davası ve ispat yükü davacıda bulunduğunu beyan ederek, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2023 tarih, 2017/764 Esas - 2023/90 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/30430 Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 2 adet  bononun, davacı tarafından tehdit altında zorla imzalatılması nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; davalı tarafından, davacı hakkında Gebze 4. İcra Dairesi'nin 2017/30430 Esas sayılı dosyası ile 82.500,00 TL miktarlı 01.06.2017 tanzim; 15.09.2017 vade tarihli ve 82.500,00 TL miktarlı 01.06.2017 tanzim; 01.09.2017 vade tarihli senetlerin ödenmediği iddiasıyla Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla işlem başlatıldığı, davacı dava dilekçesinde bu bonoların davalı tarafından kendisinden zorla ve tehdit ile alındığını, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurunda bulunduğunu, bu bonolardan kaynaklı davalıya borçlu olmadığının tespitini ve davalının alacağın %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiği; davalı ise, davacı tarafın iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve soyut beyanlar ihtiva ettiğini, icra takibi başlatıldıktan sonra davacının senedin zorla imzalatıldığı iddiasında bulunduğunu, bu davanın kötüniyetle açıldığını, senetlerin dava dışı ... ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı davacının garantörlüğünden kaynaklandığını, imzası inkar edilmeyen zorla ve tehditle imzalatıldığı iddiasının davacı tarafça usulüne uygun delillerle ispatlanması gerektiğinden davanın reddini savunmuştur.<br>-Davacı tarafın ceza dosyasının hukuk dosyasın etkilemeyeceği yönündeki istinaf isteminin incelemesinde;<br>Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 74'de düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.<br>Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.<br>6098 sayılı TBK'nın 74. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” hükmü yer almaktadır.<br>Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.<br>Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.1.975 tarihli, 1971/T-406 E. ve 1975/1 K; 23.1.1985 tarihli, 1983/10-372 E. ve 1985/21 K.; 27.04.2011 tarihli, 2011/17-50 E. ve 2011/231 K.; 03.04.2013 tarihli, 2012/19-873 E.,2013/433  K. sayılı kararları).<br>Somut olayda Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2019/449 Esas sayılı dosyasında davalının eylemlerinin ve sözlerinin yağma suçunda aranan tehdit boyutuna ulaşmadığı ve davalının beraatine karar verildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin, 27/06/2021 tarihli, 2021/1406 Esas-2021/1795 Karar sayılı ilamı ile istinaf isteminin reddine karar verilmesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.  Anılan ceza davasında, davalının senedi tehdit ve zorla aldığına dair kesin bir belirleme olmadığı gibi kovuşturma dosyası içerisinde bulunan delillerde de davacının ileri sürdüğü maddi vakıayı ispata yarar kesin delil olmadığı görülmektedir. Bu nedenle bu karar hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olmayıp aşağıda açıklanacağı üzere davacının iddialarının ispatı için tanık dinlenebilir. <br> Türk Ticaret Kanunu'nda, bono kambiyo senetleri içerisinde düzenlemiştir. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Bu sebeple bono bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olup illete bağlı olması gerekmez ve bononun bedelsiz olduğunu iddia eden taraf kural olarak bunu ispatlamalıdır. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Bu durumda taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını ileri sürüyorsa buna senedin talili denilmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. <br>Somut olayda davacı taraf bononun davalı tarafça kendisinden zorla ve tehdit suretiyle alındığını bu nedenle bononun bedelsiz olduğunu davalı taraf ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını ileri sürmüştür. Dava konusu bonolarda, senedin düzenlenme nedeni yazılmamıştır. Dolayısıyla senedin talilinden söz edilemeyecektir. Bu nedenle ispat yükü bononun bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olacaktır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun ''Senede karşı tanıkla ispat yasağı'' başlıklı 201. maddesinde; ''(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.'' hükmünü düzenlemiştir. Bu hüküm gereği imzası inkar edilmeyen bononun bedelsiz olduğu iddiası sadece yazılı delille ispat edilmelidir. Ancak HMK'nın ''Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları'' başlıklı 203. maddesinde; ''(1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir: ...ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları ...'' hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre irade bozukluğu halleri HMK'nın 201. maddesine istisna teşkil etmektedir. Yani irade bozukluğu halinin varlığı yönünde iddia varsa tanık dinlenebilir. <br>Eldeki dava dosyasında tanık beyanları incelendiğinde genelde aktarıma dayalı olduğu görülmektedir. Tanık ...'nin beyanları görgüye dayalıdır. Bu tanığın beyanları da, senedin zorla alındığına ilişkin kanaat edinilmesi için yeterli değildir. Zaten bu tanığın beyanları  yağma suçunun oluşumu için de yeterli bulunmamıştır. Tanık ifadesinde yardım için gittiğinde davacının kendisine uzaklaşabilirsin sorun yok şeklinde sözler söylediğini, ayrıca davalının, dava dışı ...'in borcundan dolayı davacı ile konuştuğunu ifade etmiştir. Tanıklar ... ve ... ise, olaydan sonra taraflar ile bir araya geldiklerini, davacının eşinin senetlerin ödeneceğini söylediğini, zaman istediklerini söylediği, aile ortamı gibi oturduklarını beyan ettikleri görülmüştür. Bu durumda olay sonrası tarafların bu şekilde bir araya gelmesi de, zorla senet imzalatılmadığına ilişkin ayrıca bir bulgudur. Bu sebeple tanık ifadeleri davayı ispat için yetersiz kalmıştır. Bu açıklamalar gereği davacının davasını ispatlayamadığı değerlendirilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46bf77c4042a4d68","SID":"f41f17788fac2c41"}}