{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1660 - 2024/1956<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1660 <br>KARAR NO\t: 2024/1956<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK  \t\t\t MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/251 E.  -  2022/168 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız  Rekabetin Önlenmesi, Ticaret Unvanının Terkini, \t\t\t  İnternet Alan Adının Silinmesi<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 Tarih ve 2021/251 Esas - 2022/168 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 31.03.2006 tarihinde mevcut unvanı ile kurulduğunu, o tarihten beri faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalı tarafından müvekkili ticaret unvanı ile iltibas oluşturacak şekilde \"...\" ibaresi altında faaliyette bulunulduğunun tespit edildiğini, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin ayrıca \"...\" ibaresini içeren 2006/38599, 2011/97691, 2015/31510, 2017/78695 sayılı \"...\" ibareli markalarının da bulunduğunu, müvekkili markalarının seri marka niteliğinde olduğunu ve bu ibarenin başka bir kişi tarafından kullanılmasının, müvekkili markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, müvekkili 2006 yılında kurulmuş iken davalının 2013 yılında kurulduğunu, müvekkilinin tanınmışlığından haksız şekilde yararlanma niyeti bulunduğunu, iltibasa yol açan bu durumun giderilmesi için davalının ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkin edilmesi gerektiğini ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesine, davalının ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkinine, \"www.....com\" adlı web sitesinin davalı adına sicilden silinmesine ve müvekkili adına kaydedilmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili, müvekkili Şirketin 2013 yılında kurulduğunu, davanın ise 2021 yılında açıldığını, dolayısıyla davanın zaman aşımı nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, müvekkilinin 2013 yılından bu yana \"...\" ibaresini kullandığını, ticaret unvanlarının ticaret siciline tescil edilmek zorunda olmaları ve tescilin olumlu etkisi nedeniyle davacı tarafın tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını bilmediğine ve yeni öğrendiğine dair iddiasının dinlenmeyeceğini, SMK'nın 25/6. maddesinde yer alan 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılmış olan bu davada, sessiz kalma sebebiyle hak kaybının gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflara ait ticaret unvanlarının ayırt edici nitelik taşıyan kısımlarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayniyet taşıdığı, tarafların faaliyet alanlarının da kısmen benzer olduğu, bununla birlikte davalıya ait mevcut ticaret unvanının 29.01.2014 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 09.02.2021 tarihinde açıldığı, tescil tarihi ile dava tarihi arasında yaklaşık 7 yıl bulunduğu, bu sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması için yeterli olduğu, davacıya ait markalarda \"...\" ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı, dava konusu ticaret unvanının esas unsuru ile davacı markalarının işitsel, görsel ve kavramsal olarak aynı veya çok benzer olması nedeniyle dava konusu ticaret unvanı ile davacıya ait markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunduğu, ancak bu iddia yönünden de sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiği, davalıya ait www.....com internet alan adının 04.12.2013 tarihinde tescil edildiği, davalıya ait internet alan adının, davacının 2006 38599 sayılı ve “... ” ibareli markasının kapsamında yer alan “Kara, hava ve deniz taşımacılığı hizmetleri: Taşıma komisyonculuğu hizmetleri, yük komisyonculuğu hizmetleri, gemi acente hizmetleri, ürün taşıma ve teslimat hizmetleri,” hizmetleri ile karıştırılma ihtimali oluşturacağı, internet alan adının tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki 7 yıldan fazla sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması için yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu \"...\" ibaresinin asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkil şirket olduğunu, davanın dayanağı da davalının ticaret unvanının, müvekkiline ait marka ve ticaret unvanı ile iltibasa yol açmasının oluşturduğunu, mahkemece \"...\" ibaresi üzerindeki öncelik ve eskiye dayalı kullanım hakkının müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini, ancak davalının web sitesinin 04.12.2013 tarihinde açıldığı belirtilerek müvekkilinin, bu tarihten itibaren davalıdan haberdar olabileceği ve bu nedenle davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, bu değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki davanın, davalının markasal kullanımı nedeniyle açıldığını ve 5 yıllık sürenin markasal kullanımın varlığından haberdar olunacak tarihe göre tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalıdan ilk olarak davalıya ait tır fotoğrafı ile haberdar olduğunu ve hemen akabinde bu davanın açıldığını, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının ticaret unvanı bakımından iltibasa yol açtığını, nitekim davalının 2013 yılında kurulup müvekkiline ait ibareyi aynen ticaret unvan olarak kullandığını, bu şekilde müvekkilinin tanınmışlığından haksız şekilde faydalandığını, ticaret unvanı ve marka tescilinin farklı kurumlar tarafından yapıldığını, ticaret unvanlarının marka gibi takip edilmesinin mümkün olmadığını, davalının \"...\" ibaresini, ticaret unvanı olarak kullanmayıp, müvekkiline ait tescilli markalar ön planda olacak şekilde kullandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, haksız  rekabetin önlenmesi, ticaret unvanının terkini, internet alan adının silinmesi istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının ticaret unvanının çekirdek kısmını ve markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, davalı tarafından kullanıldığı, bu durumun haksız rekabet oluşturduğu, ancak davalının ticaret unvanının 24.05.2013 tarihinde tescil edildiği, 29.01.2014 tarihinde ise tür değişikliğine gidildiği, internet alan adının ise 04.12.2013 tarihinde davalıya tahsis edildiği, eldeki davanın ise 18.04.2021 tarihinde açıldığı, öte yandan davalının söz konusu ibareyi kuruluşundan beri kullandığının dosya kapsamından anlaşıldığı, bu itibarla sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/12/2024   \t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.  <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"770c85ef3c9c246c","SID":"79e58063a4e11bad"}}