{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1013 <br>KARAR NO\t\t: 2025/80<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/87 Esas - 2022/12 Karar<br>BİRLEŞEN 2021/72 E 2021/152 K SAYILI DOSYADA<br>DAVANIN KONUSU\t: Tasarıma Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Men'i Tazminat     <br>KARAR TARİHİ \t: 16/01/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 16/01/2025                     <br><br>Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/03/2022 gün ve 2021/87 Esas - 2022/12 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi Davalı - Karşı Davacı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>   ASIL DAVA : Davacı vekili, davalının piyasada bulunan ve harcıâlem nitelik kazanmış olan ilaçlama tankı ürününü 2018/02206 tescil nolu endüstriyel tasarım belgesi ile kendi adına tescil ettirdiğini, tasarım tescil belgesine dayanarak tasarımının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ürünlerin davacı tarafından üretildiği iddiası ile ihtiyati tedbir ve delil tespiti talep ettiğini, yapılan tespitte  davacının ürünü ile tasarıma konu ürünün aynı olmadığı, ayrıt edici özellikleri bulunduğu, tasararımın tescil tarihinden önce kamuya sunulduğunun tespit edildiğini, davalının kötünyetli olduğunu, tescil edilen ürünlerin korunmaya değer olmadığını, belirterek; davalı adına tescilli bulunan 2018/02206 sayılı ilaçlama tankı  isimli endüstriyel tasarım belgesinin  hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA : Davacı vekili, davacının 2018/02206 tescil nolu tasarımın sahibi olduğunu,  davalılardan ... firmasının davacıya ait tescilli ürünleri taklit ederek ürettiğini, piyasaya sürdüğünü, dava konusu taklit ürünü ...- ... Makinaları işletmesine sattığını, ... Makinaları işletmesinin ise dava konusu ürünü ... Gıda Şirketine sattığını, bu durumun tespit dosyası kapsamında tespit edildiğini, belirterek; davalıların eylemlerinin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, önlenmesini, men'inin, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 1.000,00-TL maddi, 1.000,00-TL yoksun kalınan kazanç bedeli ile 20.000,00-TL manevi tazminatın tahsile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP : Davalı ... Şirketi vekili,  yetkili mahkemenin Konya mahkemeleri olduğunu,  davacının ihtiyati tedbir ve delil tespiti talep ettiğini, yapılan tespitte ürünlerin birbiri ile benzemekle birlikte ayırt edici nitelik kazandırması nedeniyle hitap ettiği kitle açısından ayırt edilebileceğini, 2018/02206 numaralı tasarım tescil belgesinde yer alan diğer tasarım tesciline konu olan ilaçlama makinesi tanklarının aynı ya da benzerlerinin davalının tarafından üretilmediğinin tespit edildiğini, tasarımların yeni olmadığı, tasarımın hem ülkemizde hem de dünyada kullanılagelmiş tasarım olmakla kalmayıp davacı da dahil fuar alanlarında uzun süredir teşhir ettiği bir ürün olduğunu, davacı  tarafından yapılan şikayet sonucu kovuşturmaya yer omladığı kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 2018/0226 nolu tasarımın başvuru tarihinden çok önce kamuya sunulduğu bu kapsamda yenilik ve ayırt edicilik şartlarının bulunmadığı,  tescilli sınai hak konusu olmayan bir ürünü Türkiye'de ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak tanıtmışsa, aynı ürün bir başkası tarafından sırf bu emek ve tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ve iltibasa sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı takdirde bu davranışın ticari dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve haksız rekabet oluşturacağı, birleşen dosya davacısı ... tasarımı başvuru tarihinden önce  yayınlasa da bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere birleşen dosya davalı karşı davacının ürünlerin sunumunu davalı karşı davacınınkinden farklı yapmış olmasının, farklı ticari unvanı, web alan adı ile ürünleri yayınlaması ve internet sitesinin dizaynının farklı olması davalı karşı davacının tanınmışlığından yararlanmak gayretinde olmadığı, sırf bu emek ve tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak olmadığından haksız rekabet iddialarına itibar edilmediği, birleşen dosya davalısına ait tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmadığı, hükümsüzlük kararları geçmişe etkili olduğundan tasarıma tecavüz iddialarına da itibar edilmediği, belirtilerek; asıl davanın kabulü ile 2018/02206 numaralı tasarım belgesinin hükümsüzlüğü ile sicilden terkine, birleşen dosya kapsamında davacının davasının reddine,  karar verilmiştir.<br>Karara karşı asıl davada davalı birleşen davada davacı ... Şti.  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : Asıl davada davalı birleşen davada davacı ... Şti. vekili, davacıya ait Türk Patent ve Marka Kurumunda 2018/02206 tescil numaralı \"...\" İsimli ilaçlama tankının hem tasarım hem de marka olarak tescil edildiğini, davalının davacıya ait tasarım hakkına tecavüz ettiği dört farklı bilirkişi raporu ile teyit edildiğini, tasarımın hükümsüzlüğü davasında tasarım konusu ürünün ayırt edici yönleri araştırımaksızın eksik incelemeye dayalı olarak tasarımın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, hükme esas alınan raporda ayırt edicilik kriterine yönelik hiçbir değerlendirmede bulunmadığını, davalı firmanın  tescillendiği ve tescilsiz olarak kullandığı tarihler değerlendirildiğinde tescilsiz olarak kamuya sunduğu tarih 2013 yılı olarak belirlense dahi davacının dayanak olarak sunduğu ... firmasına alt ürünlerin 2014 yılında piyasaya arz edildiği kabul edildiğinde, ... firmasının daha önceden bu ürün piyasaya sunulduğunu, davacının 2013 tarihinden önce üretim yapıldığına dair  delil sunmadığını, dava konusu ürünün ayırt ediciliğinde seçenek özgürlüğünün değerlendirilmediğini, ürünün ayırt edici olmadığına yönelik değerlendirme yalnızca süre yönünden yapıldığını, ayırt edicilik yönünden değerlendirme yapılmaması hükümsüzlük davasında esasa yönelik büyük bir eksiklik olduğunu,  davacının davalıya ait özel tasarım kalıplarını taklit ederek davalının müşteri portföyüne zarar verdiğini, dacı ...'ın tasarım konusu ürün üzerinde ne kadar değişiklik yapabileceğine yönelik değerlendirme yapılmadığını, teknik inceleme yapılmaksızın ve kümülatif koruma İlkesi gözetilmeksizin haksız rekabet olmadığından bahisle birleşen davanın reddine karar verilmeyeceğini, davalının kanunda ön görülen 12 aylık süreyi geçirdiği ve ürünün piyasa anonim duruma geldiği tespitinin yerinde olmadığını, inceleme konusu tasarım “...” markalı ürün değli \"...” ürün olduğunu, 20.11.2013 tarihli facebook görselinde yer alan ürünün ... fuarında sergilenmiş olandavalı firmaya ait “...” markalı tasarım ürünü olduğunu, dolayısıyla dava konusu ürünyalnızca facebook üzerinden yapılan araştırma ile 2013 yılında kamuya arz edildiği tespiti hatalı yapıldığını,  İtalyan ...  firmasının 2014 yılı kataloğunda tarih belirtilmediğinden, kamuya ilk arz eden tarafın İtalyan firması olduğu sonuca varılamayacağını, taleple bağlılık ilkesinin göz ardıedildiğini, davacı tarafından 2018/02206 başvuru numaralı 5. numaralı tasarım ürünü için hükümsüzlük davası açıldığını, mahkemece dava konusu tasarımın çoklu tasarım kapsamındaki tek bir ürün olduğu göz ardı edildiğini, dava konusu tasarımın kısmen hükümsüzlüğüne karar verimesi gerekirken tamamı hakkında hükümsüzlük kararı verildiğini, belirterek; kararın kaldırılması talep etmiştir.<br>Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile istinaf başvurusunun reddini  talep etmiştir.<br>GEREKÇE  : Asıl dava tasarımın hükümsüzlüğü, birleşen davanın ise tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, tecavüz ve rekabetin durdurulması, önlenmesi ve maddi ile manevi tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın  kabulüne birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.<br>1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>2. \tAsıl davada davalının, 29.03.2018 başvuru ve tescil tarih ve 2018/02206 sayılı \"ilaçlama tankı \" tasarım başlığı ile 23-01 lokarno sınıfında çoklu endüstriyel tasarım sahibi olduğu anlaşılmaktadır.<br>3.\tEndüstriyel tasarım ise kavram olarak; bir ürün veya ürün parçasının görünümüdür. Korumanın kapsamı, ürünün görünüm özellikleriyle sınırlıdır. 554 Sayılı KHK’nin 6. (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56 ) vd. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Tasarımın ayırt edicilik unsuru ise yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir. (Yargıtay 11. HD'nın 05.03.2014 tarih ve  2013/11345 E - 2014/420 K.).<br>4. \tAynı KHK'nın 43. (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56 ) vd gereğince yeni ve ayırt edici nitelikte olmaması, teknik fonksiyonun tasarım şekillendirmesi, tasarımın kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması, tasarımın gerçek sahibinin başkası olması, sonradan kamuya açıklanmış olmakla birlikte, aynı veya benzer başka bir tasarımın başvuru (veya varsa rüçhan) tarihinin daha önce olması halerinde tasarımım hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Tasarımın hükümsüzlüğü, istisnai haller dışında menfaati olan herkes tarafından istenebilir. Tasarımın hükümsüzlüğü davası, davanın açıldığı anda Tasarım Sicili'nde tasarım belgesi sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılır.<br>5.\tGerek mülga 554 sayılı KHK, gerekse 10.01.2017 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda, bir tasarım başvurusunun tescil edilebilmesi için; tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik ihtiva etmesi ve ayrıca önceki tasarım görsellerine göre ayrt edicilik özelliğinin bulunması koşulu getirilmiştir. Küçük ayrıntılar yenilik incelemesinde dikkate alınmaz.<br>6.\tAyırt edicilik unsurunun tespitinde ise koruma talep edilen tasarımın bütününün önceki tasarımlara nazaran genel izlenim itibariyle farklı olduğu hissini uyandırması gerekir. Birden fazla tasarımın farklı unsurlarının birleştirilmesiyle elde edilen tasarımların ayırt edici olduğu söylenemez. Koruma telep edilen tasarım ürünün bütününe yönelik olabileceği gibi bir kısmına ilişkin de olabilir. Ürünün tamamı yönünden koruma talep edilmiş ise tasarımın tamamının tüm unsurları yönünden bilinen önceki tasarımlara nazaran ayırt edici nitelikte olması gerekir. Ayırt edicilik değerlendirmesinde markalardaki hedef tüketici kitlesinden farklı olarak “bilgilenmiş kullanıcı” kitlesinin görüşleri dikkate alınır. Bilgilenmiş kullanıcı o ürün grubunda uzman olan kişiler değil, ancak tasarıma konu ürünün kullanıcıları arasında bulunan ve genel kitleye nazaran ürünlerin dış görünüşüne değer veren yeteri kadar bilgi sahibi, titiz ve dikkatli kişilerdir. (Yargıtay 11. HD'nin 08.03.2022 tarih ve  2020/7358 E . -  2022/1612 K.)<br>7.\t6769 sayılı SMK'nın 55.maddesi gereğince tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür. Tasarım tescili, sahibine üçüncü kişileri dışlayıcı mahiyette tekelci hak ve yetkiler sağlar. Bu kapsamda, SMK'nın 59. maddesi gereğince taklit tasarımlı ürünleri üretmek ve satmak eylemleri yanında, piyasaya sunmak ve icapta bulunmak eylemleri de tasarım hakkına tecavüz niteliğinde olup,  internet ortamında tasarıma tecavüz niteliğindeki malları satışa arz etmek ve ürünler üzerine fiyat koymak suretiyle icapta bulunması eylemlerinin de tecavüz niteliğinde olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılmalıdır. (Yargıyay 11. HD'nin 28.04.2021 tarih ve  2020/1211 E.  - 2021/4183 K.)<br>8.\t6769 sayılı SMK'nın 56/1. maddesi uyarınca tasarım, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur. Aynı Kanun'un 56/6 ve 58/2. maddesi gereğince gerek ayırt edici niteliğin gerekse koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. Bu nedenle, tasarım kıyaslamasında farklılıklardan çok ortak özelliklere ağırlık verilmesi ve bu tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yarattığı genel izlenimin dikkate alınması gereklidir.(Yargıtay 11. HD'nin 29.04.2021 tarih ve 2020/5960 E.  2021/4228 K.)<br>9.\tTasarım değerlendirmesinde, tasarıma konu ürünün büyüklük/küçüklük, oran/orantı gibi unsurlar ile tek başına tasarımın uygulandığı ürün tipolojisi tasarımın yenilik ve ayırt ediciliğini etkilemeyecektir. Keza ürünün kullanıma ilişkin işlevsel kısımları da koruma kapsamının dışında tutulacaktır. Ayırt edicilik incelemesi yapılırken öncelikle her iki görselin de ortak yönlerinin tespiti, daha sonra farklı yönlerinin tespiti, son olarak da tasarımın bütününe göre, farklı yönlerin tasarımı önceki tasarımdan farklı kılmaya yetecek bir fikri emek ve çaba mahsulü olup olmadığı değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.(Yargıtay 11. HD'nin 11.11.2019 tarih ve 2018/5632 E. -  2019/7020 K.)<br>10.\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi,  raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.<br>11.\tHükme esas alınan bilirkişi raporu ile hükümsüzlük davasına konu olan 2018/02206 nolu tasarımda yer alan tüm tasarım modellerinin 07.12.2016 tarihinde ... firmasının ürünleri olarak broşür şeklinde internet üzerinden yayınlandığı, özellikle 4 ve 5 nolu tasarımların bu tarihten de önce hem ... Firması hem de diğer firmalar ve kullanıcılar tarafından kullanıldığı, tasarım tescil tarihin olan 29.03.2018 den önce piyasada yer alan aynı ve ayniyet derecesinde benzer ürünlerin bulunması nedeni ile Endüstriyel Tasarım Tescili için gerekli olan “yenilik” ve “ayırt edicilik” kriterinin bulunmadığı,  sonuca ulaşılmış ise de; bilirkişi tarafından yapılan bu incelemeye üstünlük tanınarak karar verilmesi yerinde değildir. Keza, bilirkişilerce, uyuşmazlığa konu ürününü niteliği göz önüne alınarak tasarım karşılaştırmasında davalının ileri sürdüğü itirazlar doğrultusunda ayırt edicilik özelliği üzerinde yeterince durulmamış, gerek ayırt edici niteliğin gerekse koruma kapsamının değerlendirilmesinde seçenek özgürlüğü tartışılmamıştır. Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile tasarımın hükümülüğü konusunda uzman, emtia ile ilgili alanda çalışan bilgi ve tecrübesi olan sektör bilirkişisi raporunun dosyaya kazandırılması gerekir. Sektör bilirkişisinin yer almadığı birikişi raporu bu hali ile hükme esas alınamaz. Mahkemece, alanında uzman bir sektör bilirkişisinin de içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden davalı karşı davacının itirazlarını değerlendiren, denetime elverişli bir rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tecavüz ve hükümsüzlüğünün tespiti konusunda yapılan inceleme ve araştırma yetersiz olup eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. (Yargıtay 11. HD'nin  27.06.2024 tarih ve  2023/2295 E. -  2024/5320 K.)<br>12.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından dosyanın tarafların tüm delilleri eksik olarak toplanıp, dava konusu tasarımın çoklu tasarım olduğu gözetilerek özellikle  hükümsüzlük talebi yönünden tereddüte mahal bırakmayacak şekilde asıl davada davacının talebi somutlaştırılarak, dosyanın tarım makinaları konularında uzman sektör bilirkişinin de bulunduğu teknik bilirkişiler ile fikiri mülkiyet alınanda uzman bilirkişilerden oluşan yeni bilirkişi kurulunda tevdi ile anılan ilke ve esaslar çerçevesinde asıl davada davalı tasarımı ile davacının ürünleri arasında ayırt edicilik / benzerlik bulunup bulunmadığı, tasarımın ayırt edicilik ve mutlak yenilik kriterini taşıyı taşımadığı,seçenek özgürlüğünün söz konusu olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi kurulundan tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli rapor alınarak, anılan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme, karşılaştırma yapılmak suretiyle teknik inceleme eksikliği tamamlandıktan ve bu yöndeki itirazlar karşılandıktan sonra oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek asıl ve birleşen davada tarafların her bir talebini karşılayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>13.\tKabule göre de; asıl davada davacı, davalı adına tescilli tasarımın hükümsüzlüğünü,  birleşen davada davvalı adına tescilli faydalı model ve tasarıma dayanarak tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, tecavüz ve rekabetin önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebini tek bir dava içinde talep etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davacıların davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, bu duruma objektif dava birleşmesi denilmektedir. 6100 sayılı  HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.<br>14.\t04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. Talep sonucunun açık olmaması durumunda mahkeme, talep sonucunu 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen  hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi hâkim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır.  Somut olayda  birleşen dava açılırken tek bir maktu başvuru ve maktu peşin harç yatırdığı anlaşılmaktadır. Eldeki  birleşen davada davacının tazminat talepleri de ayrı nispi harca tabidir. 492 sayılı Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini ve harcı yatırılmaması halinde de ne gibi bir mukteza tayin edileceğini 30. ve 32. maddelerinde hükme bağlamıştır. Bu çerçevede, birleşen davada haksız rekabet yönünden, maktu tazminat talepleri yönünden ise nispi eksik peşin harcın re'sen tamamlatılması için önel verilip sonucuna göre işlem yapılmadır. Bir başka ifade ile anılan talepler yönünden eksik harcın Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca tamamlattırılmasından sonra her bir talep bakımından karar verilmesi gerekir.<br>Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Asıl davada davalı birleşen davada davacı ... Şti. ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin verilen 02/03/2022 gün ve 2021/87 Esas - 2022/12 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 16/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1af7bd6b2b2a13e9","SID":"42c02e3c3e8ac790"}}