{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1863 <br>KARAR NO\t\t: 2025/84<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/439 Esas - 2023/532 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Şirketin İhyası <br>KARAR TARİHİ \t: 16/01/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 16/01/2025<br>                    <br>Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/07/2023 gün ve 2023/439 Esas 2023/532 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA : Davacı vekili, ... Şirketi'nin resen neticesinde ticaret sicil kaydının silindiğini, İstanbul 22. İş Mahkemesi'nin 2022/1736 esas sayılı dosyasında görülen davada davalı olan söz konusu şirketin ticaret sicil kaydının terkin edildiğinin anlaşılması üzerine mahkeme tarafından şirketin ihyasını sağlamak üzere kesin süre verildiğini, belirterek; şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP : ..., ... Limited Şirketi'nin sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle kaydının sicilden silindiğini, şirketin tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanması gerektiği belirterek; müdürlüğün yasal hasım olması nedeniyle harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, terkin edilen şirket aleyhinde hizmet tespiti istemli olarak İstanbul 22. İş Mahkemesinin 2022/1736 esas sayılı dosyasında açtığı davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi, davanın sürdürülüp sonuçlandırılabilmesi amacıyla sınırlı olmak üzere ilgili mahkeme tarafından verilen ara kararı uyarınca ihtarlı süre gereği bu davanın açıldığı, terkin edilen şirketin ihya edilmeksizin İstanbul 22. İş Mahkemesinin 2022/1736  esas sayılı dosyasında görülen davada taraf teşkilinin sağlanamayacak olmasına göre hizmet tespiti istemli davanın görülmesinin mümkün bulunmadığı, ancak ihyası talep edilen şirketin 20.08.2013 tarihinde ticaret sicilinden TTK'nun geçici 7(1/a) maddesinde belirtilen yasal nedene bağlı olarak terkin edildiği, mahkememizdeki ihya davasının <br>TTK'nun 7(15) maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 05.06.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İstanbul 22. İş Mahkemesinin  2022/1736 esas sayılı sayılı dosyasına ait davanın dahi beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 11.11.2022 tarihinde açıldığı gibi terkin tarihinde derdest dava niteliğinde olmadığı, bunun yanında davacı tarafça, terkin tarihinde terkin edilen şirket hakkında derdest bir davanın bulunduğu iddiasında bulunulmadığı gibi toplanan deliller ve belge örnekleri ile bu yönde bir belgeye ulaşılamadığı, belirtilerek; davacıların davasının hak düşürücü süre geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, 6102 Sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesinin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesindeki, “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edildiğini, davacının şirketin terkin edildiğini, İstanbul 22. İş Mahkemesi'nin 2022/1736 esas sayılı dosyası kapsamında açılan Hizmet Tespiti davasında öğrendiğini, şirketin terkin sürecine girdiği yahut tasfiye edildiğini bilebilme imkanı bulunmadığını,  belirterek; kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, resen sicilden terkin olunan şirketin ihyası istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>2.\tTicaret sicil kayıtlarına göre ... Şirketi'nin ...'ne kayıtlı iken 20.08.2013 tarihinde resen silinmiş olup bu kararın 29.08.2013 tarihinde 8394 numaralı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan  edildiği sabittir.<br>3.\t6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde istinaden münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden re'sen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.<br>4.\t6102 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin 11. fıkrası gereğince şirketin ticaret sicilinden resen kaydının silinmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğünün evvela geçici 7. maddenin 4/a ve 4/b fıkralarında gösterilen hususları yerine getirmesi gereklidir. ... yasada gösterilen bu usule uymadan şirketin kaydını sicilden terkin ettiği takdirde ticaret sicilinden silinme işleminin iptali ile şirketin ihyasına karar verilebilir. (Yargıtay 11.HD'nin  15/06/2020 tarih ve 2020/1592 E.- 2020/2881 K. )<br>5.\tTicari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile ilgili şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. (Yargıtay HGK'nin 06.06.2007 tarih ve  2007/10-358 E. -  2007/337 K.)<br>6.\t6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında  ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile  “ihyası” meselesi de  düzenlenmiş olup,  anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya hukuki menfaatleri bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesini asliye ticaret mahkemesinden talepte bulunabilirler. Aynı maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde ise “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarih, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren  13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin  Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiş olup, Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 11. HD'nin 09.01.2024 tarih ve 2023/6903 E. 2024/93 K.)<br>7.\tAz yukarıda ifade edildiği üzere, TTK'nın Geçici 7. maddesinin 4/a, 11. maddesine göre, şirketin sicilde kayıtlı son adresine ve sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere ...'ne gönderilmesi ve ayrıca ilanın ilgili ticaret ve sanayi odasının internet sitesinde yayımlanması gerekli olup, Ticaret sicil memurluğu TTK'nın geçici 7. maddesine aykırı olarak bir şirketi terkin ettirmiş ise bu durumda yasal hasım olmadığından, kendi hatalı eylemi ile şirket terkin edildiğinden oluşacak yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumludur. (Yargıtay 11. HD.'nin 30/04/2019 tarih ve 2019/1479 E. - 2019/3306 K.)<br>8.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından dava konusu şirketin terkinine ilişkin tebligat belgeleri ...'nden getirtilerek, resen terkin işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının araştırılması, terkinin usulüne uygun yapılmamış olduğunun anlaşılması halinde karar tarihinden önce yürürlüğe giren anılan kanun hükmünün iptaline dair Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı gözetilerek oluşacak sonuca göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.<br>Bu itibarla; ilk derece mahkemesince dava şartı hakkında hatalı şekilde  karar verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/07/2023 gün ve 2023/439 Esas 2023/532 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 16/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.  <br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a371d88745ccb34","SID":"9ef8181b7582b10c"}}