{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>35. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/1142 <br>KARAR NO\t: 2024/1661<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2018/672 Esas 2023/571 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 09/01/2025<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;19/05/2016 tarihinde davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı ... şirketine sigortalı araç ile davacıya ait araç arasında trafik kazasının meydana geldiğini, meydana gelen kazada davacının ağır derecede yaralandığını, davacının kazadan sonra çalışamadığını, bu nedenle geçici iş gücü kaybının meydana geldiğini, ayrıca ESOGÜ tarafından verilen raporda % 5 sürekli maluliyetinin olduğunu belirterek, davacıda oluşan, geçici maluliyet için şimdilik 10,00 TL, sürekli maluliyet için şimdilik 10,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, ayrıca davacının meydana gelen kaza nedeniyle yaşadığı elem ve ızdırabın bir nebze dindirilmesi için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Davacı vekili 20/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, maddi zarara ilişkin talebini 5.874,50 TL'ye yükseltmiştir.<br>Davalı ... cevap dilekçesinde; kazanın meydana geldiği zamanda ehliyeti olmayan ve hız sınırını aşan davacının sevk ve idaresindeki motosikleti ile davalı aracına çarptığını, kusurun davacıda olduğunu, davacının, maluliyet hesabı yapılırken dava dilekçesinde bildirilen mesleğin eğitimlerine sahip olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacı tarafın sunduğu maluliyet raporuna itirazlarının bulunduğunu, olaya ilişkin ceza dosyasının halen kesinleşmediğini, bu nedenle verilecek hükme esas alınmaması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle ödeme yapılmış olması nedeniyle eksik ödeme nedeniyle yeniden açılan davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, esas yönünden ise, davacı adına ... hesabına ödeme yapıldığını, bu nedenle başkaca bir sorumlulukları bulunmadığını, tarafların kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, meydana gelen kazada müterafik kusurun bulunduğunu, davacının maluliyetten doğan geçici iş göremezlik alacağına ilişkin taleplerinin teminat dışı olduğunu,  faizin kaza tarihinden itibaren işletilmesi yönündeki taleplerin reddinin gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın, davalı ...'in sürücüsü ve maliki, davalı şirketin trafik sigortacısı olduğu aracın, davacı aracına çarparak yaralanıp maluliyetine sebebiyet verdiği iddiası ile iş gücü ve efor kaybı zararı için şimdilik 20,00-TL'nin her iki davalıdan, 50.000,00-TL manevi zararın ise davalı ...'den tahsili talebine ilişkin tazminat davası olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet durumunun tespiti açısından alınan raporda, davacının19.05.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında; tüm vücut engellilik oranının %3(yüzdeüç) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, raporun uygun olduğu, kusur durumunun tespiti açsından İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 18/10/2019 tarihli raporda; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...’ın, %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu, davacı sürücü ...’ın, %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kusur ve maluliyet oranına göre aktüer bilirkişiden alınan 2. ek raporda;  davacıya sigorta şirketi tarafından ödemenin yapıldığı 2017 yılı verilerine göre hesaplama yapıldığında ve kaza tarihinden ödeme tarihine kadar faiz işletildiğinde davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiğinin kabulü halinde zararının 24.467,00-TL; davacının asgari ücretin 1,03 katı kadar ücret elde ettiğinin kabulü halinde zararının 25.197,24 TL, davacının asgari ücretin %10 fazlası kadar ücret elde ettiğinin kabulü halinde zararının 26.901,47 TL olduğu, bu tarihte sigorta şirketi tarafından davacıya 29.680,00 TL ödeme yapıldığı ve sorumluluğun sona erdiğinin belirtildiği, raporun vermeye elverişli olduğu, maddi tazminat talebi yönünden, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak ise; kusur durumu, davacının kazaya bağlı %3 oranında sürekli maluliyetinin oluşması, geçirdiği 9 aylık tedavi süreci, bu nedenlerle yaşadığı ve yaşayacağı manevi acı ve üzüntü, tarafların ekonomik sosyal durumları gözetildiğinde, davacı için 30.000,00 TL manevi tazminatın uygun olacağı, %80 oranındaki kusuru sebebiyle mahkemece uygun görülen bu tazminat miktarından kazaya bağlı olarak davacının yaralanmasına sebebiyet veren karşı araç sürücüsü ...'in sorumlu olduğu kabul edilmekle; davanın manevi tazminata ilişkin davalı ...'e yönelik bölümünün kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın 19/05/2016 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; \"1-Davanın maddi tazminata ilişkin bölümünün reddine, <br> 2-Davanın manevi tazminata ilişkin davalı ...'e yönelik bölümünün kısmen kabulü ile,<br>     30.000,00 TL manevi tazminatın 19/05/2016 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine,\" karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusur raporunun hatalı olduğunu, Kaza Tespit Tutanağında tüm kusurun davalıda olduğunu, müvekkilinin normal hız ile seyri sırasında meydana gelen kazada kendisine kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin gelirinin TUİK verilerine göre belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin işe ilk olarak \"iklimlendirme teknisyeni\" olarak 2016 yılında girdiğini, dolayısı ile TUİK verilerine göre 2014 yılındaki durum nazara alındığında, gelirinin asgari ücretin 2.813 katı olması gerektiğini, bilirkişi tarafından TUİK verisinin uygulanması için eğitim durumunu gösteren belge aradığını ve bu nedenle uygulama yapmadığını, bunun için belge zorunluluğu bulunmadığını, zira müvekkilinin SGK meslek kodunun iklimlendirme teknisyeni olduğunu, bilirkişinin SGK hizmet dökümü resmi belge olduğu halde nazara almamasının hatalı olduğunu, 06/07/2020 tarihinde alınan raporda da TUİK verilerinin kullanılarak hesaplama yapıldığını ve gelirinin asgari ücretin 2,65 katı olduğunun kabul edildiğini, buradaki hesaplamayı da kabul etmemekle birlikte gelire ilişkin usuli kazanılmış hak olacağını, hesaplamanın TUİK verilerine göre yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay üzerinden %100 maluliyete göre yapılması gerektiğini, 21/09/2020 tarihli raporda da, hesaplamının buna göre yapıldığını, buna davalının itirazı olmamasına rağmen 20/12/2020 tarihli raporda 4 ay üzerinden hesaplama yapıldığını, müvekkili kaza tarihinde 16 yaşında olmakla birlikte fiilen çalıştığını, bu nedenle geçici iş göremezlik süresi içersinde %100 maluliyetine göre ve 9 ay süre ile geçici iş göremezlik hesaplanması gerektiğini, yine sonradan alınan raporlarda, davalının önceki raporlara itiraz etmemiş olması nedeniyle %100 maluliyete göre hesaplama yapılmış olması nedeniyle %3 maluliyete göre hesaplamının da uygun olmadığını, müvekkilinin yaşının da hatalı hesaplandığını, kaza tarihinde müvekkilinin 17 yaşında olmasına göre hesaplama yapılmış olmakla birlikte, 16 yıl 8 ay 18 günlük olduğunu, bu durumun da 3 ay 12 gün eksik gelir hesaplanmasına neden olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi emsal içtihatında 53,3 yaşını, 53 kabul ettiğine göre müvekkili açısından da yaşının 17 değil, 16 kabul edilmesi gerektiğini, bir an aksi düşünülse bile 3 ay 12 günün tazminat hesaplanmasında nazara alınması gerektiği, takdir edilen manevi tazminatın da çok düşük tespit edildiğini, davalılar lehine vekalet ücretinin de hatalı, yargılama giderinin ise eksik belirlendiğini belirterek, kararı istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece maddi tazminat talebinin, davadan önce sigorta şirketi tarafından karşılanmış olması nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Kaza tarihinde, 16 yaş 8 ay 18 günlük olan davacının, sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında, davalının idaresindeki araç ile \"U\" dönüşü yapmak için davacının şeridine girdiği esnada, davacının motosikleti ile, davalının aracının sol ön kapı ve çamurluk kısımlarına çarpması ile trafik kazası meydan geldiği, davacının kaza neticesinde yaralandığı, Kaza Tespit Tutanağı, ceza dosyası, tedavi evrakları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Ceza dosyasında, kazanın bu oluş şekline göre, kazanın meydana gelmesinde davacının/mağdurun tali düzeyde, davalının/sanığın asli düzeyde kusurlu olduğu tespit edilerek davalının cezalandırılmasına karar verildiği, Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/1042 E. - 2018/112 K. sayılı kararının istinaf incelemesinden de geçerek kesinleştiği görülmüştür. Davacının kaza tarihinde yürülükte bulunan Yönetmelik hükümlerince alınan raporunda kazaya bağlı yaralanması nedeniyle özür oranının %3 olduğu, iyileşme süresinin 9 ayı bulabileceğinin tespit edildiği görülmüştür. Davalı ... şirketi tarafından kaza tarihinden önce davacının cismani zararları kapsamında 29.680,00 TL ödeme yapıldığının tarafların da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından, SGK'ya yazılan yazı cevabında, kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının kaza tarihinden sonraki çalışmaları ve prime esas kazancını gösteren hizmet dökümlerinin kazandırıldığı görülmüştür. Tüm deliller toplandıktan sonra aktüer bilirkişiden alınan raporda, bilirkişi tarafından kaza tarihinde 16 yaş 8 ay 18 günlük olan davacının, TRH2010 Yaşam Tablosunun uygulanması açısından,  kaza tarihindeki yaşı 17 (tamamlanan yaşın 6 ayı geçmiş olması nedeniyle tamamlanacak yaşa yuvarlanarak) kabul edilerek, 17 yaşına göre  muhtemel yaşam süresi belirlenerek, kaza tarihinden itibaren zararına yönelik hesaplamanın yapıldığı, buna göre davacının geliri asgari ücret düzeyinde de olsa, asgari ücretin 1,03 katı da olsa, yahut asgari ücretin 1,10 katı olsa dahi davadan önce yapılan ödeme ile zararının karşılandığının tespit edildiği görülerek, yerel mahkemece  rapora göre davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>1-Davacı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelemesinde; kazanın oluş şeklinin ceza dosyası ile tespit edilmiş olmasına, tespit edilen oluş şekline göre, çarpma noktası nazara alındığında kazanın meydana gelmesinde davacının da tali kusurlu olduğunun kabul edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından, davacının kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>2-Davacı vekilinin müvekkilinin gelirine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, davacı vekili  müvekkilinin her hangi bir belgesi olmasa dahi, fiilen yaptığı işe göre, ancak emsal geliri nazara alınarak tazminatın hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür. Bedensel zarar nedeniyle zarar görenin fiilen çalışması mevcut ise, kural olarak fiili çalışması esas alınarak tazminat miktarı hesaplanır. Davacı vekili, müvekkilinin SGK işe giriş bildirgesinde müvekkilinin meslek kodu iklimlendirme teknisyeni olarak kayıtlı olduğundan TUİK Kazanç bilgisinin nazara alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de, fiilen yaptığı iş kapsamında, gelirinin SGK'ya bildirilen prime esas kazançtan daha yüksek olduğunu yönelik iddiasının bulunmamasına göre fiili çalışması mevcut iken emsale göre tazminat hesaplanmasını gerektiren haklı bir sebep de ileri sürülmediğinden davacının gelire yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.<br>3-Davacının aktüer hesap raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Aktüer hesaplamada, muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde TRH2010 Yaşam Tablosu nazara alınmış ve kaza tarihinde 16 yaş 8 ay 18 günlük olan davacının, TRH2010 Yaşam Tablosunda sadece tam yaşlara göre muhtemel yaşam süresi gösterilmiş olması nedeniyle, 17 yaşın tamamlanmasına 6 aydan kısa bir süre kaldığından, yaşı 17 yaşına yuvarlanarak, muhtemel yaşam süresi belirlenmiştir. Uygulamada, kaza tarihi itibariyle muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde, bilirkişilerce \"Lineer (doğrusal) İnterpolasyon Yöntemi\" kullanılarak tam yaşına isabet eden muhtemel yaşam süresi nazara alındığı gibi, en yakın tam sayıya yuvarlama yönetmi uygulanarak, bu şekilde belirlenen tam sayıya göre muhtemel yaşam süresi de belirlenebilmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından da, en yakın tam sayıya (yaşına) yuvarlanarak, belirlenen yaşa  göre muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi de kabul edilmektedir. Davacının istinaf dilekçesinde bahsi geçen içtihadı da, bu yönde olup, muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde yaşın, en yakın tam sayıya yuvarlanabileceğine işaret edilerek, \"Lineer (Doğrusal) İnterpolasyon Yöntemi\"  yanında, kaza tarihindeki yaşının  tam sayıya yuvarlanabileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, kişinin muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde esas alınan yaş, kaza tarihi itibariyle hesaplama yapıldığından, hesaplamanın da yuvarlanan yaştan itibaren yapıldığı anlamına gelmez. Söz konusu yuvarlama sadece muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde esas alındığından, mahkemece muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde kaza tarihindeki yaşını en yakın tam sayıya yuvarlamak suretiyle belirlendiğinden, bu nedenle 17 yaşında kabul edilerek muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde usulsüzlük bulunmadığından, davalının bu kapsamdaki rapora yönelik istinaf sebepleri de yerinde olmadığı gibi, geçici iş göremezlik zararına yönelik olarak da, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının kaza tarihinde fiili çalışması olmaması nedeniyle, sadece maluliyet oranı esas alınarak efor tazminatı hesaplanmış, kazadan sonra çalışması kapsamında ise çalıştığı günler için maluliyet oranı, izinli olduğu dönemeler için ise davacı lehine olacak şekilde, izinlerinin de kazaya bağlı yaralanmasından kaynaklanabileceği kabul edilerek, geçici iş göremezlik süresindeki izinli günler için de %100 maluliyete göre hesaplama yapılmıştır. Davacının fiilen çalışmaya başlaması ile geçici iş görmezliğinden söz edilemeyeceğinden, izinli çalışmadığı günler için %100 maluliyete göre hesaplama yapılması doğru değil ise de, bu şekilde yapılan hesaplama davacı lehine olduğundan, hükme esas alınan raporda davacı aleyhine eksiklik ve hata görülmediğinden davacı vekilinin aktüer hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. <br>Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davacı vekili tarafından manevi tazminat miktarına da itiraz edilmiş ise de, manevi tazminat miktarının hak ve nesafet ilkelerine uygun takdir edilmiş olmasına, davacı vekili tarafından yargılama gideri ve vekalet ücretine  genel ifadeler ile itiraz edilmiş ise de, vekalet ücretinin AAÜT'ye uygun olmasına, yargılama giderinde de  bir hata bulunmamasına göre; davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar  verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı  vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL  maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,  <br>5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 19/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42ef4f88aa1daa7c","SID":"244ad627d0354331"}}