{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1430 - 2024/1925<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1430 <br>KARAR NO\t: 2024/1925<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...(...)<br>ÜYE\t:...(...)<br>ÜYE\t:...(...)<br>KATİP\t:...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:29/03/2023<br>NUMARASI\t:2022/242 Esas - 2023/185 Karar<br>ASIL DAVA<br>DAVACI\t:...<br>VASİ\t:...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVALI\t:ES SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVA\t:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t:28/04/2022<br>BİRLEŞEN DAVA\t:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/353 Esas sayılı dosyası<br>DAVACI\t:...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVALI\t:ES SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ LTD ŞTİ - ...<br>VEKİLİ\t:Av....<br>DAVA\t:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t:29/06/2022<br>KARAR TARİHİ\t:26/12/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:17/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi bir aile şirketi olup hissedarları müteveffa ..., ...'ın annesi ..., babası ... ve kardeşi olan ... olduğunu, müteveffa ...'ın 2017 yılında vefat etmesi üzerine kendisine ait payları oğlu olan davacı ... ile ikinci eşi ...'a intikal ettiği, Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/1165 E. - 2017/1106 K. sayılı ve 28/09/2017 tarihli veraset ilamı olduğunu, şirket hisseleri gibi murise ait tüm malvarlıklarının da davacı ve ...'a yasal payları doğrultusunda intikal ettiğini, davacı ... vesayet altında olup vasisi annesi ... olduğunu, davalı şirket hissedarları olan aile üyeleri, murise ait malvarlıklarının ve şirket hisselerinin davacıya intikal etmesi üzerine davacıyı yıldırmak için birçok yola başvurduğunu, müteveffa ...'ın vefatı üzerine davalı şirket hissedarları aile üyeleri, davacının vasisi ...'den şirket hisselerini yönetmek için vekaletname istediğini, davacının annesi ...'in bunu kabul etmemesi üzerine davacı ...'ı miras payından mahrum etmek üzere birçok yola başvurduklarını, öncelikle müteveffa ...'ın vefatından sonra 2017 yılından itibaren her sene şirket genel kurulunda davacı aleyhinde birçok kötüniyetli karar alındığını, 2017 yılından beri yapılan neredeyse her Olağan Genel Kurul toplantısında davacı hakkında ıskat kararı verebilmek için kötüniyetli şekilde sermaye arttırımı yoluna gidildiğini, davacının sermaye borcunu ödeyemeyeceğini bilen aile üyeleri şirket esas sermayesini fahiş tutarlarda arttırıldığı ve davacıyı zor durumda bırakıldığı, bunlara karşı çeşitli davalar açıldığı, açılan derdest davaların derdest olduğu, gerek daha önceki olağan ve olağanüstü genel kurullarda ve gerek huzurdaki dava konusu 31/03/2022 tarihli olağan genel kurul'da alınan TTK ve sair ilgili mevzuat ve şirket ana sözleşmesine aykırı olduğu, TMK'nın 2 ve 3 maddelerine aykırı olarak dürüstlük ve iyiniyet kuralları kapsamında alınmadığını, amacın davacıya ait azınlık hisselerin eritilmesi ve azaltılması olduğunu, bu sebeplerle, 31/03/2022 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısına davacı adına ...'ın temsilcileri olarak katılım sağlandığını, toplantının baştan sona kesintisiz olarak izlendiğini, görüşülen her madde ile ilgili \"olumlu\" ya da \"olumsuz\" oy kullanıldığını, olumsuz oy kullanılan her maddenin altına muhalefet şerhini açık ve anlaşır şekilde yazmak, kayda geçirmek ve imzalamak suretiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun aradığı tüm koşulları yerine getirdiğini belirterek 31/03/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının dürüstlük ve iyi niyet kaideleri çerçevesinde yapılmaması sebebiyle toplantının 4, 5,6,7,8,9,10,11 ve 12 numaralı maddelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın davalı şirket müdürleri ve müdürler kurulu tarafından şirket ortağı olan muris ...'ın vefatı sonrasında yasa gereği elde ettiği miras hakkı nedeniyle cezalandırıldığını, davacının yasal miras hakkı dışında herhangi bir talebinin bulunmadığını, anlam veremedikleri husumet ve kötü niyetle karşılaştıklarını, gerek daha önceki olağan ve olağanüstü genel kurullarda ve gerek huzurdaki dava konusu 31/03/2022 tarihli olağan genel kurul'da alınan TTK ve sair ilgili mevzuat ve şirket ana sözleşmesine aykırı olduğu, TMK'nın 2 ve 3 maddelerine aykırı olarak dürüstlük ve iyiniyet kuralları kapsamında alınmadığını, amacın davacıya ait azınlık hisselerin eritilmesi ve azaltılması olduğunu belirterek 31/03/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının dürüstlük ve iyi niyet kaideleri çerçevesinde yapılmaması sebebiyle toplantının 4,5,10,11 ve 12 numaralı maddelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bilanço ve getir tablolarının kabulüne, faaliyet raporunun kabulüne ve Müdürler Kurulu Yönetim Kurulu'nun ibrasına ilişkin maddelerin iptaline ilişkin talebinin gerekçesi olarak, bilanço ve gelir tabloları ile faaliyet raporunun  kendilerine ulaştırılmamasını gösterdiklerini, bu beyan ve iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, davacıya noterlikçe tebliğ olunan ihtarname ile, hem Genel Kurulu gündemi hakkında davacının bilgilendirildiğini hem de bilanço, gelir tabloları ve faaliyet raporunun şirket merkezindeki ilan panosunda asılı bulundurulacağının kendilerine bildirildiğini, yine noter tutanağı ile tespit edildiği üzere bilanço, gelir tabloları ve faaliyet raporunun şirket merkezindeki ilan panosunda asılı bulundurulduğunu ancak ilan panosunu incelemeye gelen olmadığını, ayrıca 31.03.2022 tarihli Genel Kurul toplantı tutanağı incelendiğinde bilanço ve gelir tabloları ile faaliyet raporunun Genel Kurul'da okunduğunu ve müzakere edildiğini, bilahare kabulü yönünde karar alındığını, davacının yine azlık hissesinin daha da azalması sonucunu doğuracağı için, özkaynaklardan sermaye artışına ilişkin Genel Kurul'un 6.maddesinin iptalini talep ettiğini, davacının, sürekli davalı şirket aleyhine davalar açtığını, şirket işleyişini olanaksız hale getirmeye çalıştığını, şirketin menfaatlerini değil kendi menfaatlerini ön planda tuttuğunu ve böylelikle şirketin ticari itibarına ve kredibilitesine kasıtlı olarak zarar verdiğini, Müdürler Kurulu üyeleri, emek ve mesailerini şirkete vakfetmiş durumda olduklarını, hizmet ve emekleri karşılığı, piyasa şartlarına ve şirketin çapına göre son derece makul bir ücret belirlendiğini, aksi yöndeki beyan ve iddiaların gerçeklik payı olmadığını, ayrıca anasözleşme değişikliğinin davacının hakkını koruyan ve hissesini devre imkan tanıyan bir hak olduğunu, kısıtlayıcı tarafı bulunmadığını, görev süresi biten müdürlerin yerine yenisinin seçilmesinin yasa gereği zorunlu olduğunu, bu maddelerin iptali talebinin gerekçesinin anlaşılamayacağını, aday olan müdürlerin yerine kendilerinin de aday olmadığını, talebin art niyetli olduğunu ve reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın ana dosya bakımından KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,<br>1-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 4. Nolu kararın iptaline, <br>2-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 5. Nolu kararın iptali talebinin REDDİNE ,<br>3-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 6. Nolu kararın iptali talebinin REDDİNE,<br>4-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 7. Nolu kararın iptali talebinin REDDİNE,<br>5-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 8. Nolu kararın iptali talebinin REDDİNE,<br>6-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 9. Nolu kararın iptali talebinin REDDİNE,<br>7-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 10. Nolu kararın iptaline, <br>8-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 11. Nolu kararın yoklukla malul olduğunun tespitine,<br>9-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 12. Nolu kararın iptali talebinin REDDİNE,<br>...<br>Birleşen dosya bakımından KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE,<br>1-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 4. Nolu kararın iptaline, <br>2-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 5. Nolu kararın iptali talebinin REDDİNE ,<br>3-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 10. Nolu kararın iptaline,<br>4-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 11. Nolu kararın yoklukla malul olduğunun tespitine,<br>5-Es Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti nin 31/03/2022 tarihli 2021 yılı Mali Olağan Genel Kurul toplantısında alınan 12. Nolu kararın iptali talebinin REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Birleşen davada davacı vekili 06/06/2023 tarihli dilekçe ile hükmün tamamlanması talebinde bulunmuş, ilk derece mahkemesince 16/06/2023 tarihli ek karar ile \"... Davacı vekilinin talebinin reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından bu karara karşı da istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurulun 5 numaralı kararının TTK m.367 ve m.371’e aykırı olduğunun Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/20 E. sayılı dosyasında tesis edilen 08.12.2021 tarihli gerekçeli kararı uyarınca sabit olduğunu, dolayısıyla benzer yönde alınan kararın, TTK ve ilgili yasal mevzuat hükümlerine aykırı olduğundan iptaline karar verilmişken hükme esas alınan eksik incelemeye dayalı 06.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda aynı konuya ilişkin usulsüzlük olmadığı şeklindeki değerlendirme ve yargılama sonucunda iptale ilişkin talebin reddine dair kararın açıkça çelişki içerdiğini, davalı şirket için herhangi bir zarar olgusu gerçekten mevcut ise zarar eden bir şirkette külfetler noktasında da adaletin sağlanması ve sadece azlığın değil diğer pay sahiplerinin de iddia konusu zarar olgusuna katlanması gerektiğini ancak alınan karar ile kar payı dağıtılmazken, huzur hakkı adı altında davacı ... ve diğer davacı ... hariç bir diğer ortaklara kar payı dağıtılmasına ilişkin alınan kararın muvazaalı olduğunu, dava konusu genel kurula göre kar payı dağıtılmazken, huzur hakkı adı altında davacılar hariç diğer ortaklara kar payı dağıtılmasının, işlemin muvazaalı olduğunu açıkça gösterdiğini, dolayısıyla açıklanan nedenlerle davalı şirketin genel kurul toplantılarındaki genel amacının, davacının şirketteki azlık hissesini etkisiz hâle getirerek hukuki haklarını elde etmesini önlemek olduğu gayet sarih olduğunu, tüm bu hususların yerel mahkemece dikkate alınmaması neticesinde genel kurulda alınan müdürler kurulu üyelerine ayrı ayrı aylık brüt 5.500-TL ücret ödenmesine ilişkin 12 numaralı kararının iptaline yönelik talebin haksız olarak reddedildiğini, davalı şirketin 29.03.2021 tarihli genel kurulunda alınan ve işbu dava konusu 31.03.2022 tarihli genel kurul kararları ile aynı olan kararların iptaline yönelik açılan davanın kabul edildiğini, ayrıca davacının pay sahibi olduğu dava dışı diğer şirket Es İnşaat Şirketi'nin 21.12.2018 tarihli genel kurulunda alınan, işbu dava konusu 31.03.2022 tarihli genel kurul kararı ile aynı olan kararın iptaline yönelik açılan davanın da kabul edildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 31.03.2022 tarihli genel kurulda alınan ve iptali istenen 8,9 ve 11. maddeye ilişkin olarak; noterlikçe tebliğ olunan ihtarname ile hem Genel Kurul gündemi hakkında davacının bilgilendirildiğini hem de bilanço, gelir tabloları ve faaliyet raporunun şirket merkezindeki ilan panosunda asılı bulundurulacağının kendilerine bildirildiğini, yine noter tutanağı ile tespit edildiği üzere bilanço, gelir tabloları ve faaliyet raporunun şirket merkezindeki ilan panosunda asılı bulundurulduğu ancak ilan panosunu incelemeye gelen olmadığını, ayrıca 31.03.2022 tarihli Genel Kurul toplantı tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere, bilanço ve gelir tabloları ile faaliyet raporu Genel Kurul'da okunduğunu ve müzakere edildiğini, bilahare kabulü yönünde karar alındığını, 31.03.2022 tarihli genel kurulda alınan ve iptali istenen 10. maddeye ilişkin olarak; şirket anasözleşmesinin 13. maddesine göre karın hissedarlara dağıtımının, şirket sermayesinin % 51'ini temsil eden hissedarların kararına bağlı olduğunu, işte bu çerçevede Genel Kurul'da oylama yapıldığını ve sermayenin %51'inden fazlasını temsil eden hissedarların, kar avansı ve kar dağıtımı yapılmaması yönünde oy kullandığını ve karar verdiklerini, 31.03.2022 tarihli genel kurulda alınan ve iptali istenen 4,5,6,7 ve 12. maddeye ilişkin olarak; Müdürler Kurulu üyelerinin, emek ve mesailerini şirkete vakfetmiş durumda olduklarını, hizmet ve emekleri karşılığı, piyasa şartlarına, ülkedeki enflasyon seyri, yoksulluk sınırı ve şirketin çapına göre son derece makul bir ücret belirlendiğini, bilirkişi ve yerel mahkemenin de aynı kanaatte olduklarını, ayrıca anasözleşme değişikliğinin davacının hakkını koruyan ve hissesini devre imkan tanıyan bir hak olduğunu, kısıtlayıcı tarafı bulunmadığını, görev süresi biten müdürlerin yerine yenisinin seçilmesinin yasa gereği zorunlu olduğunu, bu maddelerin iptali talebinin gerekçesinin anlaşılamadığını, üstelik aday olan müdürlerin yerine kendilerinin de aday olmadığını, talebin art niyetli olduğunu, İç Yönerge iptalinin de, yerine yenisi yürürlükte olacağı için yapılmak durumunda kalınan zorunlu bir değişiklik olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ... vasisi ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; 31/03/2022 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısı’nın 5. maddesinde alınan kararın gerekçesinin ve sebeplerinin toplantıda kesinlikle tartışılmadığını, şirketin 1 nolu iç yönergesinde şirketin temsil ve ilzamına ilişkin imza yetkileri belirtilmekle bu yönergenin iptali ile imza yetkilerinin hangi hususta değişeceğinin açık bir şekilde belirtilmediğini, işbu Genel Kurul kararı ile davalı şirketin azlık hisseleri aleyhine işlemler yaparak davalının, miras hukukundan doğan haklarını zedelemeyi amaçlamadığını, 31/03/2022 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısının 6. maddesinde alınan kararın kötüniyetli olduğunu, şirket müdürü ve müdürler kurulu başkanı olarak seçilen ...'ın, davalıyı, muris ...'dan kalan miras payından mahrum etmek amacıyla hareket eden bir şirket hissedarı olduğunu, bu sebeple bu kişinin müdür olarak seçilmesinin davalının menfaatlerini ihlal eder nitelikte olduğunu, seçilen kişinin tarafsız olamayacağını, 31/03/2022 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısı’nın 8. maddesinde alınan kararın davalı şirketin faaliyet raporu okunmadığı ve müzakere edilmediği gibi anılan faaliyet raporunun Genel Kurul öncesinde davalıya da hiçbir şekilde verilmediğini ve gönderilmediğini, 31/03/2022 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısının 9. maddesinde alınan kararın davalı şirketin bilanço ve gelir tabloları yasa gereğince toplantı öncesinde davalı hissedarlara gönderilmediğini ve inceleme fırsatı da verilmediğini, bu yasal husus yerine getirilmediği gibi toplantıda da bunların okunmadığı ve müzakere edilmediği gibi, anılan bilanço ve gelir tablolarının davalıya da hiçbir şekilde verilmediğini ve gönderilmediğini, 31/03/2022 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısının 12. maddesinde alınan karara ilişkin olarak; davalı şirketin Müdürler Kurulu üyeleri şirketin hissedarları olan aile üyelerinden oluştuğunu, belirlenen bu tutarın fahiş olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı ... vekili karara ilişkin ek istinaf dilekçesinde özetle;  29.03.2023 tarihli gerekçeli karar incelendiğinde; yerel mahkeme tarafından, yargılama sürecinde davacı tarafından yatırılan yargılama giderleri (29/06/2022 tarihli 440,00-TL gider avansı - 18/01/2023 tarihli 1.500,00-TL gider avansı) ve yargılama harçlarından (29/06/2022 tarihli 172,90-TL dava açılış harçları) davanın kabul edilen kısmı yönünden lehe herhangi bir tutara hükmedilmediğinin görüldüğünü, oysa ki dava dilekçesi ile her türlü masraf, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkemece verilen ek kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2023 tarih, 2022/242 Esas - 2023/185 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava; davalı şirketin 31/03/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararlardan 4,5,6,7,8,9,10,11 ve 12 nolu kararların iptali istemine ilişkin olup, birleşen dava ise; davalı şirketin 31/03/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararlardan 4,5,10,11 ve 12 nolu kararların iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; davacıların murisi ...'ın davalı şirketin ortağı iken 07/09/2017 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçıları olarak davacı eşi ... ve oğlu ...'ın kaldığı, şirketteki hisselerinin de davacılara intikal ettiği, hisse intikal işlemlerinin yapılmasından sonra şirketin ortaklık yapısının ... %60 hisse, ... %15 hisse, ... %10 hisse, ... %11,25 ve ... %3,75 hisse şeklinde oluştuğu, şirketin 31/03/2022 tarihinde genel kurul toplantısını yaptığı, davacıların yasal süresi içerisinde eldeki davayı açtıkları ve asıl dosyada genel kurulda alınan 4,5,6,7,8,9,10,11 ve 12 nolu kararların,  birleşen dosyada genel kurulda alınan 4,5,10,11 ve 12 nolu kararların iptalini talep ettikleri, davalı şirketin davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince bilirkişiden rapor alındıktan sonra asıl dosya açısından davanın kısmen kabulü ile genel kurulda alınan 4 ve 10 nolu kararların iptaline, 5, 6 7, 8, 9 ve 12 nolu kararlar yönünden davanın reddine, 11 nolu kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği, birleşen dosya açısından davanın kısmen kabulü ile genel kurulda alınan 4 ve 10 nolu kararların iptaline, 5 ve 12 nolu kararlar yönünden davanın reddine, 11 nolu kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Uyuşmazlık, iptali istenen genel kurul kararlarının iptal koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.<br>Davalı şirketin türü limited şirkettir.<br>Davacılar, dava dilekçesinin talep sonuç kısmında dava konusu 31/03/2022 tarihli genel kurulun 4,5,6,7,8,9,10,11 ve 12 nolu kararlarının iptalini talep etmiş ve davacıların oylama sırasında 4,5,6,7,8,9,10,11 ve 12 nolu kararlara olumsuz oy kullanarak muhalefet gerekçelerini tutanağa yazdırdıkları anlaşılmıştır. <br>6102 sayılı TTK'nın 622. maddesinde, \"Bu Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır.\" hükmü, 617-(3) maddesinde ise; \"Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir.\" hükmü bulunmaktadır.<br>1-Şirketin ana sözleşmesinin 12. Maddesinin aşağıdaki şekilde tadil edilmesine ilişkin 4 nolu karara ilişkin istinaf incelemesinde; <br>Şirket Ana Sözleşmesinin <br>değiştirilen maddesinin eski hali \"ortaklar hisselerini ortaklar kurulunun ittifakla alacakları karar <br>olmaksızın ortaklara ve başkasına devir edemezler ve satamazlar. Paylara devir satış veya veraset yolu ile <br>yada sair suretle sahip olanlar bu ana sözleşme hükümlerini kabul etmiş sayılırlar. Paylar şirket nazarında <br>bölünemezler ve birden fazla sahibi bulunan paylar bir temsilci vasıtasıyla temsil edilebileceği gibi şirket <br>işlemleri bunlardan birine karşı bile olsa tümü hakkında geçerlidir.\"  şeklinde olup yeni hali ise şu <br>şekildedir: \"Ortaklar hisselerini, ortaklar genel kurulunda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin (2/3) <br>alacakları karar olmaksızın devir edemezler ve satamazlar. Paylara devir, satış veya veraset yolu ile yada <br>sair suretle sahip olanlar bu ana sözleşme hükümlerini kabul etmiş sayılırlar.\"   <br>şeklinde olup, bilirkişi tarafından oy çoğunluğu ile alınan kararın uygun olmadığı belirtilmiş, Mahkemece TTK'nın 621. Maddesindeki kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış nisap aranıyorsa bu nisabı daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümleri ancak şirket sözleşmesindeki çoğunlukla kabul edilebilir hükmü gereğince genel kurulda alınan şirket sözleşmesinin 12. Maddesine tadil eder nitelikteki toplantı tutanağının 4. sırasında alınan karar azlık oya sahip olan davacıların kendilerine ait olan hisselerinde istedikleri gibi tasarruf edebilmeyi ortadan kaldıracağından TMK madde 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğinden 4. Maddenin iptali talebi yerinde görülmüş ve 4 nolu kararın iptaline karar verilmiş ise de aslında tadil ile ortakların hisselerinin devrini oy birliğinden 2/3 oy çokluğuna düşürüldüğü,  bu nisabı daha da ağırlaştırmasından ziyade hafiflettiği, TTK 621/2'ye göre salt çoğunluğun da sağlandığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken bu hususların atlanılması doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.<br>2-Şirketin 1 nolu İç Yönergesinin iptal edilmesine ilişkin 5 nolu karara ilişkin istinaf incelemesinde;<br>Davacılar, bu karar yönünden imza yetkilerinin hangi hususta değişeceği açık bir şekilde belirtilmediğini, azlık hisseleri aleyhine işlemler yaparak davacıların miras hukukundan doğan haklarını zedelemeyi amaçladıklarını sürmektedirler. <br>Davalı şirketin 1 nolu iç yönergesinin dosya içerisine hiç alınmadığı görülmüştür.<br>Somut olayda da; 06/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda hukuki bir değerlendirme yapılmadan kararda bir usulsüzlük görülmediği, Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısında da belirtildiği üzere tescil edildiğinin görüldüğü gerekçesiyle reddedilmesi isabetli olmamıştır.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesinde; <br>6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde Hükmün kapsamı; <br>(1) Hüküm \"Türk Milleti Adına\" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:<br>a) Hükmü veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve zabıt katibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.<br>b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.<br>c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.<br>ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.<br>d) Hükmün verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve zabıt katibinin imzalarını.<br>e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.<br>(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" şeklinde belirtilmiştir.<br>Bu hükümde belirtilen \"tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler\" gerekçeli kararın \"gerekçe\" bölümünde bulunması gereken hususlardır (m.297/1-c). Hükmün gerekçesi HGK'nın 24/02/2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında; \"yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlerle ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. <br>Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.\" şeklinde açıklanmıştır.<br>Hükümde gerekçenin bulunması, sağlıklı bir kanun yolu incelemesi yapılmasının da ön koşuludur. Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarında gerekçe içermeyen hükmün denetlenmesi mümkün olmadığından gerekçesizlik mutlak bozma nedeni sayılmıştır.  <br><br>Bu açıklamalar kapsamında eldeki dava incelendiğinde; davalı şirketin 1 nolu iç yönergesi dosyaya bulunmadığı gibi ilk derece mahkemesince 5 maddesinin iptaline ilişkin talebin neden reddedildiğine ilişkin gerekçe olmadığı görülmekle, hükmün istinaf incelemesinin yapılması imkanının olmadığı görülmektedir. Bu nedenle davacılar vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.<br>3-...'ın yeniden şirket müdürü ve müdürler kurulu başkanı olarak seçilmesi ve şirketi münferet imzası ile ahzu kabza, temsil ve ilzam etmesine ilişkin 6 nolu karara ve ...'ın yeniden şirket müdürü olarak seçilmesi ve şirketi münferet imzası ile ahzu kabza, temsil ve ilzam etmesine ilişkin 7 nolu karara ilişkin istinaf incelemesinde;<br>MADDE 623- (1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.  <br>Dava konusu genel kurulda aday olup ... ve ...'ın şirket müdürü olarak seçilmesi, kötü niyetli bir karar olarak değerlendirilemez. TTK 623.maddesi hükmü doğrultusunda dava konusu genel kurulun 6 ve 7 nolu kararlarının batıl olmadığı ve iptali koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>4-Şirketin yıllık faaliyet raporlarının okunması, müzakere edilmesine yönelik 8 nolu karara ve gelir tabloları ve bilançoların okunması ve müzakere edilmesine ilişkin 9 nolu karar ile ilişkin istinaf incelemesinde;<br>Davacı ..., bilanço ve gelir tabloları ile şirket faaliyet raporlarının kendilerine tebliğ edilmediğini, davalı ise bu tabloların genel kuruldan önce şirket merkezinde panoya asılarak şirket ortaklarının incelemesine açıldığını belirtmiştir.<br>Ancak, genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun  olduğu, 31/03/2022 tarihinde 2021 yılı olağan genel kurul toplantısının davacıların da katılımı ile yapıldığı, yıllık faaliyet raporunun toplantıda okunduğu görülmektedir. Bu durumda davacının iddiasını ispat edemedikleri anlaşılmaktadır. <br>Bu belirlemeler dışında bu kararların iptalini gerektirir bir delil sunulmaması, kararların yeterli nisaplarla alınması nedeni ile ilk derece mahkemesince 8 ve 9 nolu kararlara ilişkin iptal talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı anlaşılmıştır.<br>5-Müdürler kurulu üyelerine, hizmetlerine ve emeklerine karşılık ödenecek aylık ücretin belirlenmesi hususunun görüşüldüğü, ... vekili ... tarafından sunulan önerge dorultusunda müdürler kurulu üyelerine ayrı ayrı aylık brüt 5.500,00 TL ücret ödenmesine ilişkin 12 nolu karara ilişkin istinaf incelemesinde;<br>Tüzel kişilerin yönetiminde görev alan ortakların bu faaliyetleri nedeniyle ücret alması Anayasa'daki çalışma özgürlüğünün bir gereği olup, esasen angaryanın da yasak olması nedeniyle yöneticiye emek ve mesaisine karşılık ücret takdir edilmesi gerekir ise de takdir edilecek ücretin, yöneticinin emek ve mesaisi ile şirketin büyüklüğü ve iş hacminin dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Müdüre ücret ödenmesi limited şirket genel kurulunun, TTK'nın 616. maddesinde düzenlenen devredilemez yetkisi kapsamındadır.  Genel kurul, bu yetkiyi başka bir organa veya kişiye devretmeyip, ancak kendisi kullanabilir. Ayrıca müdürlere ödenecek ücrete ilişkin şirket sözleşmesinde bir hüküm bulunması zorunlu değildir. Bu bağlamda, genel kurul kararı ile limited şirket müdürlerine ücret ödenmesi mümkündür.<br>Bu çerçevede, şirketin niteliğine, büyüklüğüne, faaliyet alanına ve faaliyet dönemi içerisinde şirketin ekonomik durumuna göre müdürlere hem yönetim için harcadıkları mesai, yaptıkları toplantılar karşılığı olmak üzere ücret ödenebilir.<br>Ücret müdürler açısından bir hak olmakla birlikte, müdürlere ücret ödemesi yapılması zorunlu değildir. Bir başka deyişle, ücret ödemesi müdürle için müktesep bir hak niteliği taşımaz. Eğer ki, genel kurul tarafından bir ücret takdir edilmemiş ya da ücret ödenmemesine karar verilmiş veya müdür ile şirket arasında bir sözleşme imzalanmış ve bu sözleşmede ücrete yer verilmemişse bu durumda müdüre ödeme yapılmaz.<br>Öte yandan müdürlerin ücreti ne düşük ne de yüksek olmalıdır. Ancak bu durumda ücretin uygunluğundan söz edilebilir. Burada ücretin uygunluğu belirlenirken, müdürün şirketten aldığı sabit ücret yanında, diğer ödemeler de göz önünde bulundurulmalıdır. Müdürün aynı zamanda ortak olması durumunda ücreti uygunluğu önem taşır. Bu durumda ücretin yüksek tespiti hem şirketler hukuku açısından hem de vergi hukuku açısından sakıncalı sonuçlar doğurabilir. <br>Sonuç olarak; limited şirketlerde müdürlere, tutarı genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla ücret ödenmesi mümkündür.  Bu yetki çerçevesinde  somut olayda, genel kurul tarafından  sabit bir miktar olarak tespit edilen ücretin, şirketin kar elde etmesine gerek olmadan tüm müdürler için eşit ve sabit ücret şeklinde belirlenmesi  ve tespit edilen ücretin şirketin ekonomik durumu ve şirketin faaliyet sahasına ilişkin olarak şirkete aşırı bir yük getirmeyeceği anlaşıldığından, genel kurulun 12 nolu  maddesinde şirket müdürleri için kararlaştırılan ücret miktarını konu alan kararın iptal edilmesini gerektir bir neden  bulunmadığı görülmüş, dosya arasına alınan bilirkişi raporuyla da tespit edilen ücretin şirketin mali yapısıyla uyumlu olduğunun belirtilmiş olması karşısında genel kurulun 12 nolu gündem maddesi yönünden de iptal koşulları oluşmadığından bu yöne ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. <br>6-Davalı şirket vekilinin müdür olan ... ve ...'ın ibra kararında kullandığı oyların geçersizliğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; <br>İbra kararını alma yetkisi genel kuruldadır. Bu yetki genel kurulun devredilemez yetkilerindendir (TK 616/1 f). İbra kararı açık olabileceği gibi, örtülü de olabilir. TK 424'e göre, bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, aksine açıklık bulunmadığı takdirde, müdürlerin ibrası sonucunu doğurur. Buna göre, bilanço genel kurulda onaylanmışsa ve kararda müdürlerin ibra edilmedikleri açıkça belirtilmemişse, onama kararı müdürlerin ibra edildikleri anlamına gelir. Ancak, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi gösterilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususlar içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse, onama ibra etkisini doğurmaz. <br>İbranın kapsamına, genel kurulun bilgisine ulaşan işlem ve konular girer. Sunulan belge ve hesaplardan veya yapılan ek açıklamalardan, genel kurulda anlaşılan ve öğrenilen konu ve işlemler ibranın kapsamını belirler. Genel kurulun hiçbir şekilde bilmediği ve öğrenme imkanı da olmayan konu ve işlemler ibra dışıdır. Zira, görüşülmeyen, bilinmeyen bir konuda ibra verilmesi söz konusu değildir veya verilen ibra sakatlık tehlikesi ile karşılaşır. İbra, genel kurul tarafından bilinen konular yanında,  bilinebilecek, anlaşılabilecek konuları da kapsar. Hesaplarda ve açıklamalarda açıkça yer alan hususların yanı sıra, bunlardan çıkarılabilecek veya anlaşılabilecek konularda da ibra verilmiş sayılır. Ayrıca, genel kurulun mutlaka o genel kurul toplantısında sunulan belge ve yapılan açıklamalardan bilgi edinmesi şart değildir. O iş yılı içinde herhangi bir şekilde ulaştırılan ve gönderilen bilgiler, ibra kapsamına dahil kabul edilmektedir. İbra kararına kaynak oluşturan belgeler, TK 424'de bilançonun yanı sıra tüm finansal raporlar, müdürlerin yıllık faaliyet raporu bağımsız denetçi raporları ve özel denetçi raporlarıdır.<br>İbra kararı kural olarak olağan genel kurulda alınır. Bununla birlikte olağanüstü genel kurulda alınması da mümkündür. Karar için kanunda özel bir yetersayı öngörülmediği için, salt çoğunlukla alınır. Yani, toplantıda temsil edilen oyların çoğunluğuyla müdürler ibra edilirler (TK 620). TK 619/I'e göre, herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış olanlar müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar. Yönetime herhangi bir şekilde katılmış olan kişiler bu yasağın kapsamına dahildir. Bu gruba müdürler, ticari temsilciler ve ticari vekiller girer. Bu kişiler temsilcileri aracılığıyla da oy kullanamazlar. Oydan yoksunluğa ilişkin TK 619 tek kişilik şirketlerde uygulanmaz. Zira, bu Şirketlerde ortakların ve şirketin korunmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır.<br>... ve ...'ın şirket müdürü olmaları nedeniyle kendi ibraları ile birbirlerinin ibralarında oy kullanamayacakları(6102 sayılı TTK m.619/1), bu durumda ibra yönündeki tek olumlu oyun ...'a ait olduğu, ...'ın olumlu oyunun 7740 ve olumsuz oyları toplamının 11610 olduğu, böylelikle ibra yönünden gerekli salt çoğunluğun sağlanamadığı görülmektedir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436. maddesinin ikinci fıkrasına göre, yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacağı, kullanmaları halinde bu oylarla alınan kararın geçersiz olacağı, belirtilen kural emredici nitelikte olduğundan resen gözetilmesi gerektiği, Yargıtay 11. HD'nin 30/05/2023 tarih, 2021/9216 Esas ve 2023/3370 Karar sayılı ilamı ile de; \"davaya konu genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 numaralı karar, yeterli karar nisabı bulunmadığından yok hükmünde olup Bölge Adliye Mahkemesince anılan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı  şekilde iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir' kararı verilerek bu şekilde oy kullanıldığı takdirde sonucu karar nisabı da sağlanamadığında yok hükmünde olacaktır. <br>Somut olayda; 31/03/2022 tarihli Genel Kurulun 11 numaralı gündem maddesi açısından somut olaya dönüldüğünde; şirketin müdürler kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın yeterli karar nisabı bulunmadığından yok hükmünde olduğu görülmekle; ilk derece Mahkemesince anılan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.<br>7-Davalı şirket vekilinin kar dağıtımı yapılmamasına ve karın önceki dönem zararlarına mahsubuna ilişkin 10 nolu kararın iptaline ile ilişkin istinaf incelemesinde; <br>Bilindiği üzere limited şirketlerde karın dağıtımına ilişkin esasların 6102 sayılı TTK'nın 608 ve devamı maddelerinde düzenlendiği,  TTK'nın 608. maddesi hükmüne göre, ortaklık sözleşmesinde aksine kural bulunmadıkça, ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri  oranda,  yıllık  bilançoda  gösterilen net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabileceği, kâr payı dağıtımının ancak kanun ve şirket ana sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebileceği, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe kâr payının esas sermaye payının itibari değerine oranla hesaplanacağı, bir sermaye ortaklığı sayılan limited ortaklıkta, çıkarılan ticari bilançoya göre saptanan kâr dağıtılabileceği, kârın dağıtılması için çıkarılması gereken ortaklık bilançosunun, TTK'nın 616. maddesi hükmüne göre, genel kurulun kararı ile kesinleşeceği, buna göre, kârın dağıtımına genel kurulun karar verebileceği, mahkemece, genel kurulun yerine geçilerek, kâr dağıtımına karar verilemeyeceği, kâr dağıtımına ilişkin kararları almak yetkisinin genel kurula ait olup, bu yetkinin başka bir organa devredilemeyeceği gibi genel kurulun, kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağının dava açarak kendisine ait kârı isteyemeyeceği, bu kuralın buyurucu nitelikte olduğu, sözleşmeye aksine bir hüküm konulamayacağı açıktır. <br>Bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonunda hazırlanan raporda, şirketin geçmiş yıl <br> zararları olmadığı, bilançoda görülen 4.422,74 TL geçmiş yıl zararının fiktif olduğu, mahsup <br> edilebilecek gerçek bir zarar olmadığı, şirketin son üç yılda kar elde ettiği, bu karların <br>dağıtılmadığı, üç yıllık kar tutarının toplam 447.668,29  TL olduğu tespit edilmiştir.<br>Kâr payının dağıtılıp dağıtılmaması hususu genel kurulun yetkisinde olmakla birlikte bu yetkinin Kanundaki sınırlara uygun olarak kullanılması gerekir. Zira ticaret şirketlerinin asıl amacı kar edip, ortaklarına dağıtmaktır. <br>Somut olayda; davalı şirketin incelenen mali yapısı ve taraf iddia ve savunmaları göz önüne alındığında şirket karının sermaye arttırımında da kullanılmaması, yukarıda belirtilen maddelerin hükümleri çerçevesinde ortakların kar paylarını isteme hakkı olduğu ve sınırlandırılamayacağı, ortakların istemesi durumunda kar payı dağıtımı yapılması gerektiğinden Mahkemece bu kararın iptal edilmesinde usul ve yasaya <br>aykırılık bulunmamaktadır.<br>8-Davacı ... vekilinin ek karara ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde; ilk derece mahkemesinin asıl kararının kaldırılmasına karar verilmekle ek kararının da kaldırılması gerekmiştir.  <br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 4 ve 5 nolu maddeler yönünden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Tarafların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KISMEN KABULÜNE,<br>3-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2023 tarih, 2022/242 Esas ve 2023/185 Karar sayılı kararı ile 16/06/2023 tarihli Ek Kararının  KALDIRILMASINA,<br>4-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.26/12/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17b51e9f2e451080","SID":"b59729adabd57c58"}}