{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1387 - 2024/1865<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1387 <br>KARAR NO\t: 2024/1865<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...<br>ÜYE\t:...<br>ÜYE\t:...<br>KATİP\t:...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:11/04/2023<br>NUMARASI\t:2021/685 Esas - 2023/353 Karar<br>DAVACI-<br>KARŞI DAVALI\t:...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVALI-<br>KARŞI-DAVACI\t:GÖZE TARIM ÜRÜNLERİ PAZARLAMA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - Dilovası Organize San. Bölgesi 2. Kısım D-2009 Sk. No:4 Gebze/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVA\t:İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t:21/09/2021<br>KARŞI DAVA\t:Alacak<br>KARŞI DAVA TARİHİ\t:25/10/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t:18/12/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:17/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ün 06/07/2021 tarihinde davalı(borçlu) aleyhine İpsala İcra Dairesi'nin 2021/224 E. numarasıyla ilamsız icra takibi başlattığını, 09/07/2021 tarihinde davalının yetki itirazında bulunduğunu, dosyanın yetkili icra dairesi olan Gebze İcra Dairesi'nde 2021/18956 Esas sırasına kayıt edildiğini, 14/08/2021 tarihinde borçlunun borca ve fer'ilerine itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davacının Yenikarpuzlu Beldesi/İpsala/Edirne'de ikamet etmekte olup, geçimini tarımla sürdürdüğünü, davalı şirketle davacı arasındaki ticari ilişkiye göre; davacı tarafından temin edilecek çeltik ürününün teslimi akabinde ödeme planı uyarınca belli tarihlerde davacıya ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, karşı tarafın ödeme sözü üzerine şirketin fabrikasına gittiğini ancak ödemenin kendilerine yapılmadığını, ekte sunulan 22/03/2021 tarihinde davalı tarafça EMM2021000000010 (1 No'lu) 32.140 KG Cameo cinsi çeltiğin 5,9-TL kilogram birim fiyat üzerinden toplamda 185.647,65-TL'nin, ödeme 26.03.2021 tarihinde (50.000,00-TL), 2. ödeme 28.05.2021 tarihinde (67.823,82-TL), 3. ödeme 04.06.2021 tarihinde(67.823,82-TL) olacak şekilde taksitlendirilmiş olmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, 22/03/2021 tarihinde davalı tarafça EMM2021000000011 (2 No'lu) , 27.100 kg Kolombo cinsi çeltiğin 3,9-TL kilogram birim fiyat üzerinden toplamda 103.472,62-TL'nin 1. ödeme 28.05.2021 tarihinde (50.000,00-TL) 2. ödeme 04.06.2021 tarihinde (53.472,62-TL) ödenmesi taahhüdü verilmesine rağmen, davalı tarafça yalnızca 26.03.2021 tarihinde 50.000,00-TL ödeme yapıldığını, muaccel bakiye kalan anaparanın toplamda 239.120,27-TL'nin ödemesinin gerçekleştirildiğini, davalıya 14/06/2021 tarihinde Keşan 1. Noterliği tarafından 5959 yevmiye numarasıyla ihtarname keşide edildiğini, kabinde Gebze İcra Dairesi'nce 2021/18956 Esas numarasıyla icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu, açıklanan nedenlerle itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalı tarafa fazladan ödenen 137.089,96-TL'nin karşı dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle tahsili talep ettiklerini, davalı şirket ile davacı arasında, komisyon karşılığı mal alımına yönelik herhangi bir yazılı anlaşma ve sözleşme olmadığını, davacının temin edeceği çeltik ürünler karşılığında davalı-karşı davacı şirket tarafından kendisine komisyon yada başkaca bir ödeme yapılacağı iddiasının yasal olmadığını, davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacı şirketten hiçbir komisyon tahsilatı yapmadığı gibi, bu amaçla da davalı-karşı davacı şirkete karşı düzenlediği herhangi bir tahsilat makbuzu da bulunmadığını, davalı-karşı davacı şirketin, davacıdan avans mukabili çeltik ürünü aldığını, davacı-karşı davalının talep ettiği avansları banka kanalıyla ödediğini, davacıya bu haksız uygulamasına son vermesi için Beyoğlu 42. Noterliğinden ... sayılı ihtarname keşide edildiğini, 2019 yılı hesaplar arası muavin dökümü kayıtlarında davalı şirket, davacı ...'den dava tarihi itibarıyla 137.090,00-TL alacaklı olduğunu, dilekçede açıklandığı üzere davacı- karşı davalı ...'ün Halk Bankası ... nolu hesap hareketleri bu nedenle karşı davalıdan sebepsiz zenginleşmesine neden olan bu bedeli talep etmek zorunda kaldıklarını belirterek, karşı davanın kabulü ile davalı-karşı davacı şirketin davacı karşı davalıya fazladan ödediği, ödenen 137.089,96-TL'nin karşı dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Asıl davanın REDDİNE<br>2-Karşı davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın reddine dair gerekçede eksik inceleme ile tanzim edilen bilirkişi raporunun dayanak gösterildiğini, davalı-karşı davacının defterlerinde davacı-karşı davalının borçlu göründüğü beyanının yer aldığını, salt bu şekilde yasal gerekçe ile asıl davanın reddinin hatalı olduğunu, incelemeye konu defter ve kayıtların, karşı tarafça tek taraflı düzenlenmiş belge ve kayıtlar olduğunu, davacı-karşı davalının vergi mükellefi olmayıp tacir de olmadığından ticari defterleri de bulunmadığını, bu nedenle davalı-karşı davacı tarafın tek başına tuttuğu defterler karşılıklı mutabakat da bulunmadığından davacı-karşı davalı aleyhinde delil niteliğinde olmadığını, yerel mahkemece salt defter ve kayıtlara dayanıldığı gerekçesiyle davalı tarafça sunulan bir takım gerçekliği şüpheli kayıtlar sanki avans ödemesiymiş gibi değerlendirme ile aleyhe değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki beyan edilen ödemelerin avans ödemesi olduğuna dair dekontlarda bir açıklama da bulunmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının ise dikkate alınmadığını, müstahsil makbuzları karşılığında davacı-karşı davalıya ödeme yapılıp yapılmadığının irdelenmesi gerektiğini, karşı tarafın davaya konu müstahsil makbuzları karşılığı davacı-karşı davalıya borcunun tamamını ödediğini yazılı belge ile ispata mükellef olduğunu, karşı tarafça davacı-karşı davalıya olan dava konusu borcun ödendiğine dair yazılı belge sunulmadığından davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/04/2023 tarih, 2021/685 Esas - 2023/353 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava; davacının, davalıya satıp teslim ettiği çeltik bedellerinin ödenmediği iddiasıyla davalı aleyhine yapılan ilamsız icra takibine, davalının itirazı sebebiyle icra takibinin durması nedeniyle  İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Karşı dava; alacak istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Asıl dava; davacının, davalıya satıp teslim ettiği çeltik bedellerinin ödenmediği iddiasıyla davalı aleyhine yapılan ilamsız icra takibine, davalının itirazı sebebiyle icra takibinin durması nedeniyle  İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olup, davacı dava dilekçesi ile, müstahsil makbuzlarıyla  289.120,27-TL tutarındaki çeltiği davalıya teslim ettiğini ve  bu miktar çeltik bedelinden bir kısmının davalı tarafından ödendiğini, ödenmeyen çeltik bedelinin 239.120,27-TL olduğunu, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini, davalı ise dava tarihi itibariyle 137.090,00-TL  fazla ile avans ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini, karşı dava olarak da 137.089,96-TL'nin davacı karşı davalıdan tahsilini  talep etmiş, davacının dava dilekçesi ile davalının ticari defterlerine dayandığını açıkça belirtmiş,  01/11/2022 tarihli oturumda taraflara defterlerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, davalı yan ticari defterlerinin sunmuş ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Davacı yan ise ticari defterlerini verilen kesin sürede sunmamıştır. Davacı yanın ise belitmiş olduğu tüm deliller toplanmıştır. Davacı yan 06/03/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde özetle tacir ve vergi mükellefi olmadığını, bu nedenle kendi ticari defterleri olmadığını beyan etmiştir.<br>Davalı yanın, dava ve karşı dava dilekçesinde davacıya verilen avanslar kaşılığında  davacıdan mal alımı yaptığını, bu nedenle davacıya borcunun olmadığını, aksine kendi ticari defterlerine göre davacıdan alacaklı olduğunu, bu nedenle davacıya, \"karşı dava\" açtığını belirtmiş; taraflarca delil olarak dayanılan davalı ticari defterleri incelenmiş ve düzenlenen raporda davalının kendi ticari defterlerine göre davacıya borcunun olmadığı belirlenmiş, ilk derece mahkemesince, davacının davasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karşı davanın ise arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Asıl dava açısından inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Kamu düzeninden yapılan incelemede;<br>Görevle ilgili düzenlemeler; kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Taraflar da, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile resen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. <br>Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. TTK'nın 5. maddesinde; “aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5-(3) maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.<br>İlk derece mahkemesince, davacının tacir sıfatına haiz olup olmadığı değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş ise de, tacir araştırması yapılmadan dosya üzerinden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>Yapılması gereken iş; davacı hakkında tacir araştırması yapılmalı, Esnaf ve Sanatkarlar Odasından, Ticaret Odasından ve Vergi dairesinden davacının kayıtları getirtilmeli, gerçek kişi tacir kaydı olup olmadığı belirlenmeli, gerçek kişi tacir kaydı yoksa vergi dairesine bildirilen yıllık gelirinin esnaf sınırını aşıp aşmadığı belirlenmeli, bu aşamadan sonra ve oluşacak duruma göre davanın ticari bir dava olup olmadığı belirlenmeli ile sonucuna göre işlem yapılmalıdır. <br>Kabule göre de; <br>  TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>İcra takibine itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar).<br>İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.<br>Dosya kapsamı deliller ve mahkemenin kabulü uyarınca; davacı eldeki dava ile, davalının çeltik bedelini ödemediğinden bahisle yapılan takibe yönelik davalının itirazının iptalini talep etmekte, davalı ise fazlasıyla ödendiğini ileri sürmektedir. Bu halde, mahkemece iddia ve savunma uyarınca ispat yükünün davacı taraf ait olduğu, iddia ettiği miktarda mal teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğinin kabulü ile delillerin bu kapsamda değerlendirilmesi, son olarak davacı yemin deliline dayandığından davacıya yemin delilini hatırlatması gerekmektedir.<br>Yemin delili, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez.  İddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline dayanılmış olması da gerekir. <br>Somut olayda; ispat yükü üzerinde olduğu belirlenen davacının dava dilekçesi ile açıkça yemin deliline de dayandığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece davacı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve yemin teklifi sonucunda süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; tarafların adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, asıl davaya ilişkin kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kamu düzeni yönünden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle heyete sunulur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı-karşı davalının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Kamu düzeni yönünden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/04/2023 tarih, 2021/685 Esas ve 2023/353 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.18/12/2024<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0c127d65848feb5","SID":"1213bc4b9d634ed8"}}