{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/766 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2071<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01.12.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/315 Esas 2021/795 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İstirdat <br>KARAR TARİHİ\t: 05.12.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05.12.2024<br><br>\tİzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2021 tarih 2020/315 Esas 2021/795 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacı şirket adına 12.02.2020 tarihinde  İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/453 nolu dosyası ile kesin konkordato mühleti verilmesi kararı verildiğini,  davalının icra takibine konu ettiği çek senede dayalı her hangi bir para veya mal girişi olmadığını, şirket eski yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin şirket hisselerini devretmeden ve yeni yönetim kurulu oluşmasından önce muvazaalı hileli ve suça konu kambiyo senetleri tanzim ederek şirketini borçlandırdıklarını, davalı alacaklı tarafından  kambiyo senetlerine dayalı yaptığı icra takibinde haksız olarak 131.895,00-TL ödeme yapıldığını, takip konusu kambiyo senedine dayalı bir borcunun bulunmadığın, belirterek; davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının alacaklı olmadığı halde tahsil etmiş olduğu 131.895,00-TL'nin davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili,  davacı şirketten olan alacağına karşılık düzenlenen 03.09.2018 tanzim 12.10.2018 ödeme tarihli, 100.000,00-TL bedelli bonoya konu borç  ödeme tarihinde ödenmeyince icra takibine konu edildiğini, itiraz edilmediği için takibin kesinleştiğini, 02.07.2019 tarihinde icra dosyasına 131.895,00-TL tahsilat girişi yapıldığını, reddiyat sonrası bu bedelin 119.779,30-TL'sinin davalıya ödendiğini, alacağına karşılık verilmiş olan bononun davacı şirketin bononun tanzim tarihindeki imza yetkilisi tarafından tanzim edilerek davacıya teslim edildiğini, belirterek; davanın reddine, % 20 icra inkar tazminatının davacılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı defterlerinin 2018 yılı hesap dönemine ait sunulu ticari defterlerin zorunlu noter açılış tasdiklerinin yapılı olduğu, kapanış tasdikinin bulunmadığı, davacı ticari defterlerinde davalı tarafa ödenen 131.895,00-TL ödeme kaydının 27.06.2019 tarihli 12026 yevmiye numaralı fişinde kayıtlı olduğu, dava konusu yapılan bono düzenleme tarihi olan 03.09.2018 tarihinde ve 12.10.2018 ödeme tarihlerinde vergi mükellefiyetinin olmadığı, işletmenin izleyen dönemde ticari defterlerini kullanarak ara tasdik yaptırdığı, davalı tarafından davacıya keşide edilen mal veya hizmet fatura kaydının bulunmadığı, davaya konu İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2019/3271 esas sayılı takibine ilişkin 100.000,00 TL bedelli 03/09/2018 tanzim tarihli 12/10/2018 vade tarihli senedin tanzim edildiği tarih itibariyle şirket yetkilisi tarafından usulüne uygun olarak düzenlendiği, dava konusu bononun bedelsizlik iddiasının ileri süren tarafça ispatlanamadığı, davacı tarafın delilleri içerisinde yemin delilinin bulunmadığı, belirtilerek; davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine, öte yandan davacının kötüniyeti kanıtlanamadığından aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, bilirkişi raporunda davalının, bononun düzenleme tarihinde vergi mükellefi olmadığı bu nedenle de davacı şirkete mal veya hizmet satmasının mümkün olmadığının belirtildiği, davacının anonim şirket olup kayıtsız işlem yapılamayacağı, herhangi bir alım veya hizmet alımı vergi mükellefi olan kişi ve kişilerle yapabileceği, çünkü VUK Genel Tebliği gereğince Fatura Kesme ve Düzenleme Sınırı 2021 yılı tutarı 1.500,00-TL olduğu, davalıdan her hangi bir hizmet veya mal satın alınmadığını, davalı tarafından bir fatura sunulmadığını, alacağın muvazaalı olduğunu, konkordato komiserlerce davalı yanın şüpheli alacak gözüken alacağının kaydının dahi yapılmadığını, davalının vasıflı ikrarda bulunduğunu, ispat külfetinin davdalıya geçtiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında istirdat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davanın muvazaa ve bedelsizlik iddiasına dayanan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olmasına, davanın hak düşürücü süre içeresinde açılmasına, kambiyo senedi uyarınca açılan istirdat davasında ispat külfetinin davacı borçluya ait olmasına, senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanması zorunlu olup ispat külfeti üzerinde bulunan davacının senede karşı ileri sürdüğü senedin bedelsiz olduğu iddiasının da ancak yazılı delille ispatlanmasının gerekmesine, davalının şirketteki hisselerini davaya konu borcun doğumundan önce devrederek şirket ortaklığından ayrılmasına, takibe konu bononun davalının şirket ortağı iken ileri tarih atılarak sonradan düzenlendiği bu nedenle muvazaalı olduğunu ve şirketten mal kaçırmak amacıyla yapıldığının ispatlanamamasına, senedin bedelsiz kaldığını gösterir herhangi bir yazılı delil sunulmamasına, dava konusu bono kambiyo senedi olup ticari defterlere kaydı zorunlu olmadığı gibi kambiyo senetleri illetten mücerret olup davalı tarafından davacının ileri sürdüğü temel ilişkiye ilişkin her hangi bir kabul de bulunmadığından ticari defterlerin incelenmesinin sonuca bir etkisi bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünd en hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan  80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"abd1ce8a15632706","SID":"1accf468280b7c7b"}}