{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/502 - 2024/1789<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/502 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1789<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br>TARİHİ\t\t: 01/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/763 Esas - 2022/927 Karar<br><br>DAVACI\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVALI\t:......<br>\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br><br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 19/10/2021<br>KARAR TARİHİ\t\t: 06/12/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 06/01/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 16/09/2011 tarihinde ikinci el 4 sıralı hadde satın alınması konusunda sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye göre davalı şirket tarafından sözleşme konusu ikinci el sıcak haddenin davacı şirkete teslim edilmesi için davacı şirket tarafından davalıya toplam 7.750.000-Euro ödeneceğini, davacı şirket tarafından davalı şirketin banka hesaplarına toplam 7.800.000-Euro ödendiğini, ancak davalı şirket tarafından sözleşme konusu ikinci el 4 sıralı haddenin davacı şirkete hiçbir zaman teslim edilmediğini, davalı şirketin davacı şirkete sözleşme konusu ikinci el sıcak haddeyi teslim etmediğini, davacı şirketin 7.800.000-Euro bedeli ödeyerek sözleşme edimi yerine getirdiğini, davalı şirketin edimini yerine getirmediğini, davacı şirketin bu süre içerisinde çok mağdur olduğunu beyanla; davacı şirket tarafından 16/09/2011 tarihli sözleşmeye istinaden ödenen, şimdilik 07/10/2011 tarihinde ödenen 1.000.000-Euro, 18/01/2012 tarihinde ödenen 1.000.000-Euro, 09/04/2012 tarihinde ödenen 1.500.000-Euro ve 25/07/2012 tarihinde ödenen 1.300.000-Euro olmak üzere toplam ödenen 4.800.000-Euro alacaklarının son ödeme tarihi olan 25/07/2012 tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 16/09/2011 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre davalı şirketin, belirtilen teknik özelliklerdeki 4 sıralı ikinci el hadde makinesini tedarik ederek Türkiye’ye getirme ve demonte şekilde Gemlik Limanı’nda davacı şirkete teslim etme işini üstlendiğini; sözleşmede belirtildiği üzere satışa konu makinenin, tüm riskleriyle birlikte satın alınacağını ve Gemlik Limanı’nda davacı şirkete teslim edileceğinin, bunun karşılığında ise davacı şirketin satış, söküm ve nakliye bedeli için toplamda 7.750.000-Euro’yu en geç 01.07.2012 tarihine kadar davalı şirkete ödeyeceğinin kararlaştırıldığını; ancak davacı şirketin, sözleşme bedelini ödemediğini ve sözleşme gereği kendisine düşen edimi ifa etmekten kaçındığını, kendi edimini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmekten kaçınan davacı şirketin, satışa konu makinenin kendisine teslim edilmediği iddiası ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, makinenin teslimi için öncelikle davacı şirketin sözleşme bedelinin tamamını ödemiş olması gerektiğini, davalı şirketin, sözleşmedeki terminlere uygun şekilde edimini ifaya hazır olduğunu, davacı şirketin sözleşme gereği ödemekle yükümlü olduğu tutarı davalı şirkete ödemediğini ve davalı şirketin de ödemezlik defi kapsamında borç ifa edilene kadar makineyi teslimden kaçındığını, dava konusu 16.09.2011 tarihli sözleşme uyarınca, sözleşmeye konu makinenin tesliminin, sözleşme bedelinin tam olarak ödenmesi şartına bağlandığını, bu açık hükme rağmen edimini tam olarak ifa etmeyen davacı şirketin makinenin kendisine teslim edilmediği iddiasında bulunmasının, hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin ödemeyi tamamlamadığı ve bu nedenle hiçbir zaman makinenin teslimini talep etmediği gibi, sözleşme ilişkisini sona erdirmeye yönelik herhangi bir irade beyanında da bulunmadığını beyanla, davacı şirketin haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h, 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından mevcut bilirkişi raporuna göre karar verilmediği gibi,  bilirkişi raporuna ve kanuna, usule ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına tamamen aykırı bir karar verildiğini, mevcut bilirkişi raporuna itibar edilmemiş;  davada  yazılı delil ve belgeler varken, banka kayıtları varken, davacı şirket tarafından davalının banka hesaplarına ödenen 7.800.000,00 Euro ödeme davalı tarafından da kabul edilmesine rağmen somut dayanaktan yoksun olarak ve somut bir gerekçe belirtmeksizin,  hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve basiretli tacir gibi davranılmadığı gerekçeleriyle hüküm kurulduğunu, ayrıca, ortada yazılı ve somut deliller olan banka kayıtlarını dikkate almayarak, davalının ticari defterlerine işbu ödemeyi davayla ilgisi olmayan üçüncü  bir şirkete kaydetmesini hükümde belirtmesi gereksiz ve somut dayanaktan yoksun olduğunu, zira bu ödeme davacı şirket tarafından davalının banka hesaplarına gönderilmiş olup, davalının bunu ticari defterlerine ne şekilde kaydettiğinin hiçbir hukuki önemi bulunmadığını beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından eldeki davaya konu edilen sözleşme 16/09/2011 tarihli ikinci el hadde makinası alım satımına ilişkin sözleşme olup, sözleşme gereği edimini yerine getirmeyen davacının eldeki dava ile davalı şirkete yapmış olduğu kısmi ödemenin iadesini talep edebilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafından bu kapsamda makinenin kendisine tesliminin artık beklenen faydayı sağlamayacağı belirtilmişse de, bu iddia tamamen soyut ve mesnetsiz olduğunu, davacı aynen ifanın beklenen faydayı sağlamayacağı iddiasını da ispatla mükellef olduğunu, kaldı ki, davacı tarafından uzun yıllardır böyle bir talepte bulunulmazken, bu aşamada (sözleşme tarihi dikkate alındığında 10 yılı aşkın süreden sonra) böyle bir iddiada bulunulması, eldeki davayı ikame etmek için beklenmesi de açıkça kötü niyet göstergesi olduğunu, ayrıca makinenin beklenen faydayı sağlayıp sağlamayacağı davacının sübjektif durumundan kaynaklandığını, davalı şirket sözleşmeye uygun olarak makineyi temin ederek yurt dışından getirdiğini, davacının sözleşme konusu makineyle ilgili planlarının değişmiş olması mevcut sözleşmenin bağlayıcılığını hiçbir şekilde etkilemediğini beyanı ile davacının istinaf taleplerinin reddine yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2022 tarih, 2021/763 Esas - 2022/927 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA; satış sözleşmesinden kaynaklı ödenen paranın iadesi istemli alacak davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelenmesinde; davacının, davalı şirket ile aralarında 16/09/2011 tarihinde ikinci el 4 sıralı hadde satın alınması konusunda sözleşme yapıldığını,  davacı şirket tarafından davalı şirketin banka hesaplarına toplam 7.800.000-Euro ödeme yapıldığını; ancak davalı şirket tarafından sözleşme konusu ikinci el 4 sıralı haddenin davacı şirkete hiçbir zaman teslim edilmediğini beyan ederek  davacı şirket tarafından 16/09/2011 tarihli sözleşmeye istinaden ödenen, şimdilik 07/10/2011 tarihinde ödenen 1.000.000-Euro, 18/01/2012 tarihinde ödenen 1.000.000-Euro, 09/04/2012 tarihinde ödenen 1.500.000-Euro ve 25/07/2012 tarihinde ödenen 1.300.000-Euro olmak üzere toplam ödenen 4.800.000-Euro alacaklarının son ödeme tarihi olan 25/07/2012 tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h, 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya arasına alınan 21/09/2022 tarihli bilirkişi heyet  raporunda özetle; sözleşmede yazılı olan makinenin davacı tarafça temin edilen makine olup olmadığı konusunda kesin bir kanaat oluşmadığı, davaya konu edilen hadde makinesinin 2. el makine olduğu ve demonte vaziyette olduğu, üretim yapabilir hale getirilmesi için revizyon gerektiği, eksik parçalarının tamamlanması (ana şase, rulmanlar ve montaj sırasında çıkacak eksiklikler) ve istenilen ölçülerde imalat yapabilmesi için gerekli değişikliklerin yapılması gerektiği, 01.06.2011 tarihli 3.000.000,00-Euro havalenin davalı şirket defter kayıtlarında 120.02.04 Hesap No.lu Pars Aluman şirketine kaydedildiği, kesin teminat mektubunda VİG Makine ile Perlite Private Join Stock Company arasında yapılan mal alımı sözleşmesi sonucu verildiği, davaya konu sözleşme gereğince ödenmesi gereken satış bedelinin tamamının ödendiği, sözleşmeden önce ödenen 3.000.000,00-Euro bedelin davaya konu sözleşme için yapıldığı, dava konusu ürünün özellikleri dikkate alınmak suretiyle taraflar arasındaki ilişkiye müdahale edilmek suretiyle TBK m. 227 f. 1,3 uyarınca davalı tarafın üründe gerekli değişikliklerin yapılmasına yahut aynı hükmün 1. bendi uyarınca taraflar arasındaki ilişkinin sona erdiği kanaati ile davacının dava konusu ettiği bedelin geri verilmesi yönünde hüküm tesis edilebileceği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br> Eldeki davada, yerel mahkemece; taraflar arasında yapılan 16/09/2011 tarihli sözleşmede; davaya konu makinenin tesliminden önce davacı tarafça 7.750.000,00.-Euro ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, sözleşmeden önce 01.06.2011 tarihinde yapılan 3.000.000,00.-Euro ödemenin sözleşme kapsamında yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı, sözleşmeden yaklaşık 3.5 ay önce, ileride kurulacak bir sözleşme için 3.000.000,00-Euro gibi bir ödeme yapmanın ve bundan yapılan sözleşmede hiç bahsetmemenin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının kendi edimini tamamlamadığı, davalının edim sırasının gelmediği, davalı bakımından temerrütün gerçekleşmediği, davacının sözleşmeden dönme hakkını elde etmediği, sözleşmeden dönmeden verdiğini geri istemesinin mümkün olmadığı; davacının, davalıdan talep ettiği bedel bakımından muaccel olma koşulunun gerçekleşmediği,  muaccel olmayanın ifasını talep etmekte davacının hukuki yararının bulunmadığı, ayrıca TBK'nın 117. maddesindeki sözleşmeden dönme koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla; davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h, 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine şeklinde karar verilmişse de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yanılgılı kanaatle verildiği anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada; taraflar arasında 16/09/2011 tarihinde ikinci el 4 sıralı hadde satın alınması konusunda sözleşme yapıldığı tüm dosya kapsamıyla sabittir.<br>Satış sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 207. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre; satım, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise; buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu sözleşme gereğince ödenmesi gereken satış bedelinin tamamının ödenip <br>ödenmediği; sözleşmeden önce ödenen 3.000.000,00 Euro bedelin davaya konu <br>sözleşme için ödenip ödenmediği ile 16/09/2011 tarihli sözleşme gereğince davacının <br>dava konusu ettiği bedeli geri isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.<br>6098 sayılı TBK'nın borçlunun temerrütü halinde süre verilmesine ilişkin 123. Maddesi; \"Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyebilir.\" şeklinde, süre verilmesine gerek bulunmayan haller ise 124. Maddesinde; \"1-Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.<br>2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.<br>3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Borçlunun temerrütü halinde alıcının seçimlik hakları ise 6098 sayılı TBK'nın 125. maddesinde;<br>\"Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.<br>Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.<br>Sözleşmeden dönme halinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>İfada sırayı düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 97. Maddesi; \"Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.\" şeklindedir.<br>Eldeki davada; taraflar arasındaki 16/09/2011 tarihli sözleşmenin satış sözleşmesi niteliğine sahip olduğu, satış <br>özleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, bu kapsamda satıcının satılanın <br>zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme yükümlülüğü <br> altında olduğu tartışmasızdır. Davalının, ifada sıranın kendisine gelmediğini (m.97), bu nedenle temerrüte düşmediğini savunarak davacı alıcının seçimlik haklarından (m.125) sözleşmeden dönme ve bedel iadesi hakkını kullanma koşullarının oluşmadığını savunduğu görülmektedir. Bu nedenle, öncelikle davacının bedel ödeme borcunu ifa edip etmediği ve seçimlik haklarını kullanma koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekmektedir.<br>Dosya kapsamından, davacı tarafından davalı hesabına yapılan ödemelerin; 01/06/2011 tarihinde 3.000.000,00 Euro<br>, 07/10/2011 tarihinde 1.000.000,00 Euro<br>, 18/01/2012 tarihinde 1.000.000,00 Euro, <br>09/04/2012 tarihinde 1.500.000,00 Euro<br>, 25/07/2012 tarihinde 1.300.000,00 Euro şeklinde olduğu sabittir.<br> <br>Taraflar arasındaki asıl ve esaslı uyuşmazlık 01/06/2011 tarihli ödemenin  taraflar arasındaki dava konusu sözleşme <br>kapsamında yapılan bir ödeme olup olmadığıdır. Bu konuda davacı taraf işbu ödemenin de aynı s<br>özleşme kapsamında olduğunu iddia etmekte iken; davalı taraf ise söz konusu ödemenin yapıldığı <br>tarihte sözleşmenin henüz akdedilmemiş olduğunu; işbu ödemenin teminat mektubu bedeli olarak <br>ödenmiş olduğunu; ödemeye konu teminat mektubunun Davalı Şirket ile Davacı Şirket'in iştiraki <br>olan ... isimli şirket arasında imzalanan 15/05/2010 tarihli sözleşmeye istinaden <br>hazırlandığını; teminat mektubu ve ...'ın sözleşme hükmü birlikte incelendiğinde söz <br>konusu ödemenin davacı şirket'in bir iştiraki olan ... ile davalı şirket arasındaki <br>ödemeye istinaden yapıldığını beyan etmiş olduğu görülmüştür. <br>Dosya arasına alınan 21/09/2022 tarihli bilirkişi heyet  raporunda; \" ... davacı tarafından davaya konu sözleşme <br>gereğince ödenmesi gereken satış bedelinin (7.750.000,00 Euro) tamamının (50.000,00 Euro fazla <br>olacak şekilde 7.780.000,00 Euro) ödendiği anlaşılmaktadır. Hemen işbu değerlendirmemiz <br>ardından, taraflar arasında en önemli tartışma konusu olması münasebetiyle ayrıca ve tekraren ifade <br>etmek isteriz ki, her ne kadar 3.000.000,00 Euro’luk ödeme, taraflar arasındaki dava konusu <br>sözleşme kurulmadan yaklaşık 3.5 ay önce ödenmiş ve bu davranış da gerçekten basiretli bir tacirden <br>beklenebilecek bir davranış olmasa da; esasen davaya konu ilişkide her iki tarafında da süreci <br>basiretli bir tacirden beklenebilecek bir şekilde yürüttüklerini söylemek de güçtür. Ayrıca davalı <br>tarafından dosyaya sunulan mütalaada da ifade edilen ve keza dosyada mevcut bilgilerden de kısmen <br>anlaşıldığı üzere, davalı taraf ile dava dışı ... arasındaki ilişki ve keza davacı <br>tarafından ödenen ve kesin teminat mektubunun içeriğinde yer alan ifade ile konusunun “V.İ.G <br>Makine Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile Perlite Private Join Stock Company arasında yapılan mal satımı <br>sözleşmesi” olduğu teminat mektubu ile bahse konu sıcak haddeleme makinesinin temininin çok güç <br>olduğu dikkate alındığında, taraflar arasındaki tüm bu sözleşmelerin aynı sıcak haddeleme <br>makinesine yönelik yapıldığı kanaati uyandırmaktadır ... \" şeklinde kanaat bildirildiği anlaşılmaktadır.<br>Davalı taraf cevap dilekçesinde; \" ... Bunun yanında Davacı Şirket’in dilekçe ekinde dosyaya sunduğu tek bir banka dekontu olduğu fakat bu dekontun dava konusu uyuşmazlıkla hiçbir şekilde ilgisinin bulunmadığı görülmektedir. Şöyle ki; Davacı Şirket tarafından dosyaya sunulan 3.000.000,00-Euro bedelli banka dekontunun açıklamasında da görüleceği üzere söz konusu tutar, TEMİNAT MEKTUBU BEDELİ olarak Müvekkil Şirket’e gönderilmiştir. Ödemeye konu teminat mektubu ise Müvekkil Şirket ile Davacı Şirket’in bir diğer iştiraki olan ... isimli şirket arasında imzalanan 15.05.2010 tarihli sözleşmeye istinaden hazırlanmıştır. Müvekkil şirket ile ... arasında imzalanan 15.05.2010 tarihli ve Müvekkil Şirket’in projelendirme, imalat, fabrika testleri ile ilgili hizmetleri yerine getirmesini konu alan sözleşmede, ...’ın Müvekkil Şirket’e 3.000.0000,00-Euro tutarında teminat mektubu vereceği kararlaştırılmıştır. (Ek 4: ... ile Müvekkil Şirket arasında imzalanan sözleşmenin Türkçe çevirisi) Anılan hüküm uyarınca Müvekkil Şirket lehine 3.000.000,00-Euro tutarlı, 01.06.2010 tarihine kadar geçerli kesin teminat mektubu hazırlanmıştır. (Ek 5: Müvekkil Şirket adına düzenlenen 3.000.000,00-Euro bedelli teminat mektubu) ... adına hazırlanması gereken teminat mektubu, İran’da kurulu olan ...’ın Türkiye’deki bankalar nezdinde teminat garantili bir hesabı/hesap ilişkisi olmaması ve bu nedenle ... adına Türkiye’de herhangi bir banka tarafından teminat mektubu verilememesi nedeniyle iştiraki Davacı Şirket tarafından alınmış ve yine aynı sebeple teminat tutarı kadar ödeme Davacı Şirket tarafından yapılmıştır. Teminat mektubu ve sözleşme hükmü birlikte incelendiğinde, söz konusu ödemenin Davacı Şirket’in bir iştiraki olan ... ile Müvekkil Şirket arasındaki 15.05.2010 tarihli sözleşmeye istinaden olduğu açıkça görülmektedir. Davacı Şirket bu hususu bilmesine rağmen teminat bedeli tutarını sanki 16.09.2011 tarihli sözleşmeden kaynaklanan bir ödemeymiş gibi yansıtması, açıkça mahkemeyi yanıltmak için yapılmış bir harekettir.  Davacı Şirket tarafından sunulan tek delil olan banka dekontunun bir kısmının okunmadığı ve işlem tarihinin de yer aldığı üst sıraların taranmadığı görülmekte ve bu nedenle dekonta konu işlem tarihi tespit edilememektedir. Dekonta ilişkin hususu netleştirebilmek adına dekontun bir örneği tarafımızca ilgili bankadan edinilmiş olup ekte bilgilerinize sunulmaktadır. (Ek 6: Davacı Şirket tarafından sunulan dekontun tam görüntüsü) Dekont tarihine bakıldığında işlemin 01.06.2011 tarihinde gerçekleştirildiği görülmektedir. İşlem tarihi, iki noktada Davacı Şirket’in iddialarını çürütür niteliktedir. Şöyle ki; Davacı Şirket 3.000.000,00-Euro tutarındaki ödemenin kendisi ile Müvekkil Şirket arasındaki sözleşme kapsamında olduğunu iddia etse de kronolojik olarak incelendiğinde bunun mümkün olmadığı tespit edilebilmektedir. Nitekim 01.06.2011 tarihinde gerçekleştirilen işlemin, DAVACI ŞİRKET’İN İDDİASININ AKSİNE 16.09.2011 TARİHLİ SÖZLEŞMEDEN ÖNCEKİ TARİHTE gerçekleştirildiği AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR.  Ödemenin ... ile akdedilen sözleşme kapsamındaki teminat mektubu bedeline ilişkin olduğunu kanıtlar bir diğer husus ise; teminat mektubunun vade tarihidir.  Görüleceği üzere kesin ve 01.06.2011 tarihine kadar geçerli olacak şekilde hazırlanmış teminat mektubunun tam süresinin dolduğu tarihte, 01.06.2011 tarihinde, Müvekkil Şirket’e bu tutarın gönderildiği görülmektedir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere dava dilekçesi ekinde sunulan 3.000.000,00-Euro tutarındaki ödeme Davacı Şirket tarafından FAKAT İŞTİRAKİ OLAN ... ADINA VE HESABINA gerçekleştirilmiş olup bu tutarın Davacı Şirket’in işbu dava konusu sözleşmeden doğan borcuyla ilgisi bulunmamaktadır. Davacı Şirket’in teminat mektubunu işlem tarihini göstermekten imtina etmek suretiyle yine bir delildeki bazı bilgileri gizleyerek Mahkemeyi yanıltma amacıyla belge sunduğu ve davanın tek dayanağını teşkil eden dekontun kaynağının uyuşmazlık konusu sözleşme olmadığı alenen ortadadır. Bu nedenle dava dilekçesi ekinde sunulan bu delile de itibar edilmemesi kanun gereğidir ... \" şeklinde davacının iddialarına karşı savunma getirdiği anlaşılmaktadır.<br>Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı, borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini ya da hizmeti ifa ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. TMK'nın (6) ve 6100 sayılı HMK’nın 190-(1) maddeleri uyarınca; ispat yükü, özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine HMK'nın 200-(1) maddesi uyarınca; eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.<br>Hemen belirtmek gerekirse; taraflar arasında imzalanan 16/09/2011 tarihli sözleşme bedelinin davacı tarafça tamamının, davalı tarafça da 3.000,000 EURO'luk kısmı haricindeki kısmının ödendiği belirtilmektedir. Davacı, yukarıda detaylarıyla belirttiğimiz şekilde sözleşmede kararlaştırılan bedeli 50.000 EURO daha fazla olacak şekilde ödediğini, davalı ise bu iddianın gerçeği yansıtmadığını ileri sürmektedir.<br> <br>Eldeki davada; davacının dava dilekçesiyle birlikte dosyaya sunduğu 01/06/2011 tarihli banka ödeme  dekontunun yapılan incelemesinde; yapılan ödemenin davacı şirket tarafından davalı şirket adına yapıldığı, ödeme miktarının 3.000.000 EURO tutarında olduğu, açıklama kısmında ise MW00281 mektup bedeli olarak yazıldığı görülmüştür. 01/06/2011 tarihli banka ödeme  dekontunda atıf yapılan \"MW00281 mektup bedeli\" ibaresinin, dosya arasında bulunan ve davanın tarafları arasında  olduğu anlaşılan teminat mektubunun, düzenleyicisi konumunda bulunan  Halkbankası  Gebze Şubesince 08/12/2010 tarihinde  0368876 numarası ile düzenlendiği, düzenlenen teminat mektubunda,  davanın tarafları arasında yapılan mal alımı sözleşmesi sonucu, anılan sözleşme hükümlerine göre Perlite Private Join Stock Company'nin vermek zorunda olduğu teminat tutarı olan 3.000.000.-Euro'yu (ÜÇMİLYONAVRO) bankanın garanti ettiğinden adı geçen taahhüdünü sözleşme hükümlerine göre kısmen veya tamamen yerine getirmediği takdirde protesto çekmeye, hüküm almaya ve adı geçenin iznini almaya gerek kalmaksızın yukarıda yazılı tutara kadar olan miktarını ilk yazılı talebiniz üzerine nakden ve tamamen talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçen günlere ait kanuni faizi ile birlikte ödeneceği, iş bu teminat mektubunun 01/06/2011 vadeli olduğu, vadenin hitamı olan 01/06/2011 tarihine kadar bankaya yazılı olarak başvurulmaması halinde bankanın sorumluluğu ve ödeme mükellefiyetinin sona ereceğinin belirtilmiş olduğu görülmüştür.<br>Her ne kadar davalı tarafından, taraflar arasında ve davacının iştiraki konumunda olduğu ileri sürülen  dava dışı ... ile farklı işlere ilişkin sözleşmeler yapıldığı ve davacı tarafından yapılan bu ödemenin bu işlere ilişkin olduğu ve ayrıca  davacı şirket’in bir iştiraki olan ... ile davalı şirket arasındaki 15/05/2010 tarihli sözleşmeye istinaden olduğu iddia edilmişse de bu iddiayı destekler veya ispat eder nitelikte delilin dosya arasında yer almadığı ve hatta teminat mektubunun tarihine bakıldığında teminat mektubunun 08/12/2010 tarihli davalının savunmasına konu sözleşmenin ise 15/05/2010 tarihli olması karşısında davacı tarafından 01/06/2011 tarihinde yapılan ödemenin 16/09/2011 tarihli sözleşme bedeline istinaden yapılmış olduğu  anlaşılmaktadır. <br>Bu belirlemelere göre; davacının satım sözleşmesindeki kendi edimi olan bedeli tam olarak ödediği, ifa sırasının davalı borçluya geçtiği, davalının makineleri teslim etmeye hazır olmadığının bilirkişi raporlarından anlaşıldığı, bu durumda davalıya ifa için süre vermeye de gerek bulunmadığı (m.123-124), davacı yönünden sözleşmeden dönme koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince, davacı ve davalının taraf olduğu 16/09/2011 tarihli sözleşme bedelinin, davacı tarafça tamamının ödendiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı kanaatle davanın,  davacının sözleşmeden dönme hakkını elde etmediği, sözleşmeden dönmeden verdiğini geri istemesinin mümkün olmadığı; davacının, davalıdan talep ettiği bedel bakımından muaccel olma koşulunun gerçekleşmediği, muaccel olmayanın ifasını talep etmekte davacının hukuki yararının bulunmadığı, ayrıca TBK'nın 117. maddesindeki sözleşmeden dönme koşulunun gerçekleşmediği kanaatiyle; 6100 sayılı HMK'nın 114-(1)-h), 114-(2) ve 115-(2) maddeleri gereğince usulden reddine  şeklinde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle verilen kararın kaldırılması ile davanın kabulüne, davadan önce davalı temerrüte düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmetmek gerektiği sonucuna varılmıştır. <br><br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br><br>1-)Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2022 tarih, 2021/763 Esas - 2022/927 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br><br>a-Davanın KABULÜ ile, davacı tarafından 16/09/2011 tarihli sözleşmeye istinaden  07/10/2011 tarihinde ödenen 1.000.000-EURO, 18/01/2012 tarihinde ödenen 1.000.000-EURO, 09/04/2012 tarihinde ödenen 1.500.000-EURO ve 25/07/2012 tarihinde ödenen 1.300.000-EURO olmak üzere toplam ödenen 4.800.000-EURO'nun dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bu para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>b-Alınması gerekli 3.532.337,42-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 883.145,84-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.649.191,58-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>c-Davacının yaptığı toplam 7.929,50-TL yargılama giderinin 883.145,84-TL peşin harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br><br>ç-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 1.125.104,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br><br>e-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın kabul edilmesi nedeniyle davalıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına,<br>f-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br><br>c-Davacı tarafından yapılan 492,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 207,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 699,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br><br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, <br><br>e-Kararın 6100 sayılı HMK'nın'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br>06/12/2024<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df145cbd4757bdb0","SID":"efb3725f09bee87b"}}