{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/762 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2058<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30.11.2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/596 E. - 2021/999 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 04.12.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04.12.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.11.2021 tarih 2018/596 E. - 2021/999 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı şirketin büyük hissedarına bankaya teminata verilmesi amacıyla keşide ettiği 20.05.2018 keşide tarihli çekin davalı eline dayanaksız geçtiğinin öğrenildiğini, davacı şirket, sermaye şirketi olsa da, esasen bir aile şirketi olarak faaliyet göstermekte iken bankalarla olan kredi münasebetleri nedeniyle, bankaya teminat olarak verilmek üzere şirketin asıl sahibi, büyük ortağı ve imza yetkilisi olan ... tarafından, ...'nin lehdarı olduğu çekler kesildiğini ve ...'nin cirosu ile bankaya teminata verilecek şekilde uygulama yapıldığını, bu uygulama ile hem şirket, hem de yetkilisi ...'nin şahsen sorumlu hale geldiğini, keşideci imzası ile yine bu şekilde, ...bank Oto.Tamir.2.San.Sit./İzmir Şb. sine ait, 7987575 numaralı, 20.05.2018 keşide tarihli 25.000.-Euro tutarlı çek keşide edilmiş olduğunu, ancak bu çekin bankaya teminat yerine davalı ...'nun eline geçmiş olduğunun öğrenildiğini, davacı şirketin davalıya böyle bir çek vermesi için hiçbir neden ve ilişki olmadığını, muhtemelen çekin miktarının ve tarihinin sonradan davalı eşi ... tarafından doldurulduğunu, davacı şirketin ortağı (sahibi) olan ve çeki ciro etmiş görünen ...'nin 2016 yılında vefat ettiğini, vefatından sonra, birinci derece akrabaları olan diğer hissedarlar ve mirasçıları şirketi devam ettirme isteğinde olmayınca şirket hisselerinin, ...'nin yakın arkadaşı olan ...'a devredildiğini, halen şirketin tek hissedarının ... olduğunu, böyle bir çekten haberdar olmadığını, davalı ile çek vermeyi gerektirecek bir hukuki ilişkinin de sözkonusu olmadığını, davalının eşi olan ...'nun davacı şirkette çalıştığını ve finansman işlerine baktığını, güveni kötüye kullandığını, davaya konu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığını belirterek, davacı şirket tarafından keşide edilmiş ...bank Oto.Tamir.2.San.Sit./İzmir Şb. sine ait, 7987575 numaralı, 20.05.2018 keşide tarihli 25.000, -Euro tutarlı çekin ibrazı halinde ödenmemesi ve icra takibine konulmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu çekten dolayı dolayı borçlu davacının davalıya olmadığının tespitine ve çekin iptaline, bu davanın ikamesinden sonra davalı tarafça kötü niyetle hareket edilmesi durumunda çek tutarının %20'si oranında tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili,  davacının dava dilekçesindeki beyanlarının gerçek dışı ve kötü niyetli olup mahkemeyi yanıltma amaçlı olduğunu, davacının esasen malvarlığını eksilttiğini  ve faaliyetini aynı adreste 24.01.2018 tarihinde kurduğu ünvanı yanıltıcı derecede benzer olan \"... A.Ş.\" şirketine kaydırdığını, davacının borcunu ödememek adına açtığı işbu davadaki kötü niyetinin hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığını, davalının dava konusu çeki ciro yolu ile elde eden üçüncü kişi olduğunu, bu bakımdan davacının, davalıya herhangi bir borcu bulunmadığına yönelik beyanlarının hukuken geçerliliğinin olmadığını, kaldı ki davalıya ciro yolu ile geçen tek çekin dava konusu çek olmadığını, davalının daha önce de davacıya ait çeki bankaya ibraz ederek tahsil ettiğini, bu durumun dahi davacının işbu davadaki haksızlığını ve kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu,  davacının çeklerin, \"muhtemelen\" dava dışı ... tarafından doldurulmuş olduğunu ve dava dışı ...'nun güveni kötüye kullandığını beyan etmesinin dahi davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, zira davacının bu iddiasının, dava dışı ...'nun davacı şirkete karşı iş mahkemesinde dava açtıktan sonra bir anda ortaya çıktığını, mahkemece konulan tedbirin kaldırılması gerektiğini, zira davacının, tedbir sayesinde bir yandan borcunu ödemekten kurtulduğunu, diğer yandan ise hakkında çekin karşılıksız çıkmasına sebebiyet verme nedeniyle şikayette bulunulmasını önlediğini, nitekim esasen çekin davalı tarafından muhatap bankaya ibraz edildiğinde çekin karşılığının bulunmadığının da arka yüzüne şerh düşüldüğünü, davacı aleyhine çek bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/587 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu, dosyanın feragat ile sonuçlanıp kesinleşmesi, ayrıca davalılar hakkında kovuşturmaya yer  olmadığına dair verilen karar, dava konusu çekin davacı şirket yetkilisi tarafından tanzim edilip cirolandığı, ilgili mahkeme dosyasının kesinleştiği, davacının davalı ve eşi hakkında suç duyurusu hakkında takipsizlik kararı verildiği ve kesinleştiği, davacı şirket yetkilisinin çekin karşılıksız çıkmasına sebebiyet vermek nedeniyle ceza aldığı ve bu cezanın da ilgili istinaf dairesince kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine, ayrıca şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacı şirketin ortağı (sahibi) olan ve çeki ciro etmiş görünen ...'nin 2016 yılında vefat ettiğini,  vefatından sonra, birinci derece akrabaları olan diğer hissedarlar ve mirasçıları şirketi devam ettirme isteğinde olmayınca şirket hisselerinin, ...'nin yakın arkadaşı olan ...'a devredildiğini, halen şirketin tek hissedarının ... olduğunu,  davalı ile çek vermeyi gerektirecek bir hukuki ilişkinin de sözkonusu olmadığını, davalının eşi olan ...'nun davacı şirkette çalıştığını ve finansman işlerine baktığını, çekin davalının eşi ... tarafından  ele geçirilmiş bir çek olduğunu, davalı haklının haklı hamil olmadığının kendi beyanları ile sabit olduğunu, davaya konu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığını, çekin davalı eline nasıl geçtiğine yönelik olarak, davalının birbirine zıt kendi beyanları arasındaki çelişki giderilmeden, davalıyı haklı hamil olarak görüp davanın reddedilmiş olmasının doğru olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tGEREKÇE :Dava, davaya konu edilen ...bank İzmir Şubesi'ne ait 20/05/2018 keşide tarihli, 25.000 Euro tutarlı çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti,  çekin iptali ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>\tMenfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin(çekin) bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve  E:2003/19-781, K:2003/768;  12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları)\t<br>\tSomut olayda; davacı vekili bankalarla olan kredi münasebetleri nedeniyle, bankaya teminat olarak verilmek üzere şirketin asıl sahibi, büyük ortağı ve imza yetkilisi olan ... tarafından, ...'nin lehdarı olduğu çekler kesildiğini ve ...'nin cirosu ile bankaya teminata verilecek şekilde uygulama yapıldığını, bu uygulama ile hem şirket, hem de yetkilisi ...'nin şahsen sorumlu hale geldiğini, keşideci imzası ile yine bu şekilde, ...bank Oto.Tamir.2.San.Sit./İzmir Şb. sine ait, 7987575 numaralı, 20.05.2018 keşide tarihli 25.000.-Euro tutarlı çek keşide edilmiş olduğunu, ancak bu çekin bankaya teminat yerine davalı ...'nun eline geçmiş olduğunu ileri sürmüş ise de, çekteki imzaların davacı şirket yetkilisi ... eli ürünü olduğunun anlaşıldığı,   ancak davacı tarafın dilekçesinde yemin deliline dayanmış olmasına rağmen mahkemece yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı noktasında davacı vekiline hatırlatmada bulunulup, sonucun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yargılamanın sonlandırılması isabetli olmamıştır. Davacı vekilinin istinaf  istemi bu nedenle yerindedir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.11.2021 tarih 2018/596 E. - 2021/999 K.  sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\tDo<br>sya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. \t\t\t\t<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ab6d466a5e0ea996","SID":"4afd0f993e273d8a"}}