{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1034 <br>KARAR NO\t\t: 2025/6<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/292 Esas - 2022/155 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ \t: 08/01/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 08/01/2025<br>\t                      <br>\tİzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/02/2022 tarih 2020/292 Esas 2022/155 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacıya ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile... ve ... plakalı araçların 30/10/2018 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, davalı sigorta şirketinin davacıya ait ... plakalı aracın kasko sigortasını tanzim eden şirket olup davacının aracında meydana gelen hasardan poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, kaza sonrası davacıya ait araçtaki hasarın tespiti maksadıyla İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/198 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talep edildiğini ve makine mühendisi bilirkişinin davacıya ait araçta 29.488,00 TL tutarında hasar olduğunu tespit ve mütalaa ettiğini, meydana gelen riziko nedeniyle oluşan hasar bedelinin yasal süre içinde ödenmemesi ve yürütülen arabuluculuk sürecinin neticesiz kalması nedeniyle fazlaya ilişkin talep dava haklası saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacının aracında oluşan hasar bedeline mahsuben 15.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/198 D.İş sayılı dosyasında sarf edilen 662,60 TL delil tespit gideri ile 485,00 TL delil tespit vekalet ücretinin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline, iş bu dava nedeniyle sarf edilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavacı vekili 06.12.2019 tarihli değer arttırım dilekçesi ile, 15.000,00 TL olan hasar bedeline ilişkin tazminatını, 29.448,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davadan önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacı tarafın dilekçesine dayanak gösterdiği İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/198 D. İş dosyası kapsamında alınan delil tespit raporunun yokluklarında alınıp HMK m.403 hükmü ihlal edilir şekilde gıyapta delil tespitine karar verildiğinden nedenle anılan tespit işlemi ve akabinde tanzim edilen bilirkişi raporunun geçersiz olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacının iddiasının ispatı için, kusur oranlarının tespitinin davalı şirketin yapacağı olası ödeme ve olası sorumluların tespiti için önem arz etmekte olduığundan hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyeti'nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, ayrıca başvuru konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davanın haklı olduğu varsayılsa bile davalı şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.\t<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :  Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davada, taraflar arasındaki Kasko poliçesine dayanılarak, sigortalı davacının sigortacısından talepte bulunduğunu, dava  tarihi itibarıyla yürürlükte olan, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, açılan davada Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusuna göre görülmekte olan davanın mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği,  taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.\t<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Dairemizin 18.06.2020 tarih 2020/1001 E. 2020/640 K. sayılı ilamı ile, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar mutlak ticari davalardır. TTK'nın 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemeleridir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k bendinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi \"tüketici\", 3/ı bendinde ise  mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem \"tüketici işlemi\" olarak tanımlanmıştır. Yukarıda anılan yasa hükümlerine göre yapılan değerlendirmede;,  davalı sigortacı, davacı sigortalı ise limited şirket olup, taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemi değildir. Sigortalı davacının şirket olması nedeniyle,  davaya ve kasko poliçesine konu aracın hususi olarak tescilli olmasının, sigortalı davacıyı tüketici konumuna sokamayacak olması ve sigorta akitleri olan tarafların davalının tacir olmasına göre, tacirler arasındaki sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkta , davaya bakmakla asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Bu durumda ilk derece mahkemesince işin esasına girilip sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davada tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle, görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmakla, 6100  sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :  Mahkemece yapılan yargılamada toplanan deliller, bilirkişinin ve Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinin hükme esas alınacak nitelikte kabul edilen ayrıntılı ve gerekçeli raporu dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; 30/10/2018 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davalı sigorta şirketinin, kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olan davacı aracını kullanan sürücü olduğu,  davacının aracının kasko sigortası ile sigortalı  olduğu ve kazanın sigorta poliçesi teminat süresi içerisinde meydana geldiği, bu nedenle davalı sigorta şirketinin sigortalı aracın sürücüsünün kusuruyla neden olduğu hasar bedelinden sigortalının kasko sigortacısı olarak sorumlu olduğu, davacıya ait araçta kaza nedeniyle 29.488,09 TL hasar meydana geldiği, hesaplanan zararın sigorta teminat limitleri içerisinde kaldığı (araç hasar tarihi itibari ile rayiç değerine kadar teminat) anlaşıldığından davanın kabulüne, 29.448,00 TL hasar bedeli tazminatın 14/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. \t<br>\tMahkemece 13/05/2022 tarih 2020/292 Esas 2022/155 sayılı tavzih kararı ile, \"Mahkememizin 21/02/2022 tarih 2020/292 Esas-2022/155 Karar nolu gerekçeli karar ilamının başlık kısmında maddi hata yapıldığı anlaşıldığından, mahkeme ilamının başlık kısmında; Davacı : ... - TC:... ... Sok. No;... D:... .../ ...\" şeklinde maddi hatanın HMK m. 304/1-2 gereği düzeltilmesine\" şeklinde tavzihine,\" şeklinde karar verildiği görülmüştür. <br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davalı şirketin sorumluluğu söz konusu olmadığından davanın reddi gerekirken kabul edilmesinde hukuka aykırılık söz konusu olduğunu, kendileri tarafından alınan araştırma raporu uyarınca; \"Kazaya dair İzmir İl Emniyet Müdürlüğü kameraları ve Kent İzleme (İZUM) merkezi  ve  HGS,OGS MOBESE ve yakıt tüketimi ile ilgili kayıtlarda; ... plakalı aracın 30.10.2018 tarihi ve sonrası ; ağır hasarlı olan bir aracın kaza sonrasında periyodik olarak devamlı yakıt tüketimi ve İzmir şehir içinde hareket halinde olduğu bilgisinin alınmış olması ve kazanın sürücüler tarafından doldurulan anlaşmalı maddi hasarlı kaza tutanağı üzerinde belirtilen yerde meydana gelip gelmediğinin anlaşılamaması” tespitleri akabinde şirket tarafından dava konusu talebin reddedildiğini, meydana gelen kazada şüpheli durumların olması nedeniyle davacının isteminin reddi gerektiğini, mahkemece eksik inceleme neticesinde alınan bilirkişi raporunu esas alarak haksız ve hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, tayin ve tespit edilen yedek parça fiyatlarının fahiş oranda yüksek olup davalı şirket tarafından kabulünün mümkün olmadığını,  dava konusu tazminatın uzman sigorta eksperi tarafından Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda sigortalı aracın rayiç değerinin ne şekilde belirlendiğinin de hiçbir şekilde açıklanmadığını, hasarın nasıl ve ne zaman meydana geldiği ile hasar ile haksız fiil arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi haksız fiil ile hasar arasında illiyet bağı var ise hesaplamanın yapılmasının gerektiğini, aleyhe hüküm kurulması halinde davalı şirketin dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE: Dava, 30/10/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacı temlik eden ile davalı arasında akdedilen Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında araçta oluşan hasara yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne  karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavaya dayanak teşkil eden 30.10.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın, 5748 sokak üzerinde seyir halindeyken önünde yer alan kasis nedeniyle yavaşlaması nedeniyle, arkasından aynı istikamete sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile seyir halinde olan ...'ın yola vermesi gereken dikkat ve özeni göstermemesi sonucu doğru fren ve doğru manevra tedbiri uygulayamaması nedeniyle duramayarak aracının ön kısımlarıyla önünde yavaşlayan... plaka sayılı aracın arka kısımlarına çarparak yolun sağ tarafında yer alan kaldırım kısmına çıkarak durduğu, önünde yer alan... plaka sayılı araç sürücüsünün çarpmanın etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek bölünmüş yolun karşı şeridine geçerek karşı istikamette ...'ın sevk ve idaresinde kendi şeridinde seyir halinde olan ... plaka sayılı aracın ön kısımlarına çarparak durduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsünün ise sağa doğru manevra yapması nedeniyle onunda yolun sağında yer alan kaldırıma çıkarak durması şeklinde sonuçlanan maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.<br>\tHer ne kadar istinafa gelen tarafça meydana gelen kazanın şüpheli görüldüğünden bahisle, davacı tarafa ödemede bulunulmadığı istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de, HMK 357/1.maddesine nazaran ilk derece mahkemesinde ileri sürülemeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı, davalının bu iddiasını istinaf aşamasına değin ileri sürmediği anlaşılmakla, davalı sigorta vekilinin bu nedene yönelik  istinaf istemi yerinde değildir.<br>\tAdli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 26/08/2021 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde hasar tutarının sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğu, hasar yönünden dava konusu ... plakalı araçta değişen parça ve malzeme tutarı olarak 23.289,91 TL, işçilik tutarı olarak 1.700,00 TL ve 4.498,18 TL KDV'si olmak üzere toplam 29.488,09 TL tutarında hasarın meydana geldiği tespit edilmiş olup, alınan Adli Tıp Kurumu raporunun gerek İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/198 D. İş dosyasında alınan otomotiv bilirkişi raporu ile gerekse dosya içerisindeki 29.11.2019 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporu ve dosya kapsamı ile uyumlu olup, hükme esas almaya elverişli ve yeterli mahiyette bulunduğu değerlendirilmekle, davalı vekilinin maddi tazminat tutarına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, taraflar arasındaki ilişkinin ve davanın kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanmasına ve bu tür sözleşmelerin 6102 Sayılı TTK'nın  3. ve 4. maddeleri uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın  mutlak ticari işlerden olmasına göre davada temerrüt faizi olarak isteme uygun biçimde avans faizine hükmedilmesi yerindedir. (Yargıtay 17. HD 23.11.2015 tarih 2015/8751 Esas, 2015/12542 K. Sayılı ilamı) Davalı sigorta vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni de yerinde değildir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,\t<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.011,59 TL'den peşin alınan 503,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.508,59 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7cc1605bc741c4a0","SID":"945692e73bc9b236"}}