{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/476 <br>KARAR NO:2024/1931<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:09/09/2021<br>NUMARASI:2015/1137 Esas - 2021/651 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit <br>BİRLEŞEN İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2015/1189 ESAS 2017/158 KARAR SAYILI DOSYASI<br>DAVA:Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>Asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>ASIL DAVA:Davacı...Ltd Şti vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında 30/08/2010 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, istasyonun tapu kaydı üzerine davalı şirket lehine 5 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, sözleşmenin 30/08/2015 tarihinde sona erdiğini, davalı şirkete borçları bulunmadığını, davalının 15.000-TL bedelli teminat mektubunu iade etmediğini, müvekkilinin davalıdan ciro prim bedeli ve taşımadan kaynaklı alacağı olduğunu, 13/04/2015 tarihinde davalı şirketin isim değişikliği nedeniyle müvekkiline imzalattığı sözleşmenin 5 yılı aşması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkili şirketin iyi niyetli olarak isim değişikliği nedeniyle imzaladığı sözleşmenin yeni bir sözleşme olduğunu tespit etmesiyle sözleşmenin geçersiz olduğunu derhal davalıya noter ihtarı ile bildirdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin süresi dolmadan yeni bir sözleşme imzalatmanın Rekabet Kurulu kararını bertaraf etmek amaçlı olduğunu, önceki sözleşme nedeniyle verilen teminat mektubunu da iade etmediğini, müvekkilinin sadece alacakları nedeniyle ile sözleşmeyi fesih etme hakkı olduğunu belirterek müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davalıya verilen 15.000-TL bedelli teminat mektubunun müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 11/02/2019 tarihli dilekçede menfi tespit taleplerinin 15.000-TL bedelli teminat mektubu ile sınırlı olduğu, teminat mektubu dışında bir talepleri olmadığı bildirilmiştir.<br>CEVAP:Davalı ...A.Ş. vekili; davalı ile müvekkili şirket arasında, 13/04/2015 tarihli, 5 yıllık süreli, \"Otogaz Bayilik Sözleşmesi\" ve \"İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi\" ile 30/08/2015 tarihli, 5 yıllık süreli, çerçeve yürürlük sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşmeyi yaparken TTK 20/2'de tanımlanan basiretli tacir olarak hareket etmek zorunda olduğunu, sadece isim değişikliği olsa idi bunun ek bir protokolle de yapılabileceğini, davacının bu sözleşmeler ile müvekkili şirkete pek çok taahhütte bulunduğunu, davacının iyi niyetli olarak sözleşmeyi imzaladığını açıklamasına rağmen iyi niyetli davranmadığını, davacı şirketin Beyoğlu ...Noterliğinin 09/09/2015 tarih ve ... sayılı ihtarname ile başka bir dağıtım firması ile anlaşacağından bahisle 18/09/2015 tarihinde sözleşmelerin sona ereceğini ve tapu kaydı üzerindeki intifa hakkının kaldırılmasını ihtar ettiğini, 13/04/2015 tarihli \"İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi\" nin 24.3 ve 25. maddelerinde sözleşmeyi feshin sonuçlarının düzenlendiğini, iadesi istenen teminat mektubunun süreli olduğunu, 15/01/2016 tarihinde süresinin sona erdiğini, müvekkili şirketin yaptığı sulh görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine İstanbul 12. ATM'nin 2015/1189 esas sayılı dava dosyasında alacak davası açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVA:Davacı ... A.Ş. vekili; taraflar arasında 13/04/2015 tarihli 5 yıl süreli sözleşmeler imzalandığını, davalı şirketin sözleşmeye rağmen Beyoğlu ...Noterliğinin 09/09/2015 tarih ve ... sayılı ihtarname ile 18/09/2015 tarihinden itibaren sözleşmeyi fesih ettiğini bildirdiğini, müvekkili şirkete atfedilecek kusur bulunmadığını, sözleşmenin yaklaşık 56 ay önce fesih edilmesi sebebiyle müvekkili şirketin 1.183.082-TL kar kaybı olduğunu belirterek 1.183.082-TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir. <br>CEVAP:Davalı...Ltd Şti vekili; müvekkili şirketin Sakarya ili Akyazı ilçesinde petrol istasyonu işlettiğini, davacı şirketin Rekabet Kurumu kararlarına göre geçersiz bir sözleşmeye dayanarak bu davayı açtığını, istenen alacak miktarının istasyonun değerinden bile fazla olduğunu, davacının dayandığı sözleşmenin Rekabet Kurulu kararları gereğince geçersiz olduğunu, müvekkili şirketin 20 yıl süresince davacı şirketin bayiliğini yaptığını, davacıya hiçbir borcu olmadığını, bu nedenle İstanbul 15.ATM nin 2015/1137 esas sayılı dava dosyasında menfi tespit ve teminat mektubunun iadesi istemli dava açtıklarını, açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; İstanbul 15. ATM'nin 2015/1137 esas sayılı asıl dava dosyasında; davacı ...Ltd Şti  menfi tespit ve iade istediği 15.000-TL bedelli, 15/01/2016 tarihine kadar süreli teminat mektubunun süresi dolduğu için hükümsüz kaldığı, asıl dosya davalısı ... AŞ tarafından nakde çevirilmediği, hükümsüz kaldıktan sonra muhatap bankaya iade edildiği, bu nedenle asıl dava dosyasındaki talebin konusuz kaldığı, birleşen dava dosyasında; davacı ... A.Ş. ile davalı ..Ltd Şti arasında 13/04/2015 imza 30/08/2015 yürürlük tarihli 5 yıllık süreli, \"Otogaz Bayilik Sözleşmesi\" ve \"İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi\" ile 30/08/2015 tarihli, 5 yıllık süreli çerçeve yürürlük sözleşmelerinin geçerli olduğu, sözleşmelerin bağıtlanmasının Rekabet Kurulunun 05/03/2009 tarih ve 09-09/187-56 ile 09-09/187-57 sayılı kararlarına aykırı olmadığı, sözleşmelerin belirli süreli olması nedeniyle hükümlerinin kurul kararlarına aykırılık taşımadığı, davalı...Ltd Şti'nin sözleşme hükümlerinin geçersizliği iddialarının TTK 20/2 gereği  basiretli tacir tanımı çerçevesinde kabul edilemeyeceği, TBK kapsamında yanılma veya aldatmanın koşullarının incelenen sözleşme metinlerine ve Akyazı Noterliği'nin 05/08/2015 tarih ve ... yev. no'lu ihtarnamesi içeriğine göre oluşmadığı, davalı ...Ltd Şti'nin Beyoğlu ...Noterliği'nin 09/09/2015 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile başka bir dağıtım şirketi ile anlaşma yapılacağından bahisle bayilik sözleşmesini fesih etmekte kusurlu olduğu, bu kusuru nedeniyle sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak fesih edildiği, sözleşmenin haksız fesih edilmesi nedeniyle davacı ... AŞ'nin mahrum kaldığı kârı isteyebileceği, ancak bakiye sözleşme süresi olan 56 ay olarak talepte bulunulamayacağı, yeni bir bayilik kurulabilmesi, akaryakıt istasyonunun işletmeye açılması ve işletme ruhsatının alınabilmesi için makul sürenin belirlenmesi gerektiği, makul sürenin Yargıtay içtihatlarına göre en fazla 6 ay olabileceği, ... ve EPDK'nın 16/09/2020 tarihli yazısı bilgilerine göre davacı ... AŞ'nin 09/09/2015 tarihinde ... ile anlaşması sona erdikten sonra .... Şti ile 18/09/2015 başlangıç tarihli, ... AŞ ile 18/09/2015 başlangıç tarihli bayilik sözleşmelerini akdettiği, her iki bayinin de Sakarya/Akyazı ilçesi idari sınırları içinde olduğu, bu durumda davacı ... AŞ'nin imzaladığı bayilik sözleşmesi tarihleri dikkate alınarak makul sürenin en fazla 3 ay olabileceği, 3.bilirkişi heyeti ek raporunda 3 aylık makul süre için mahrum kalınan karın 154.601,23-TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının mahrum kaldığı 154.601,23-TL karın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:1- Davacı birleşen davada davalı vekili; bayilik sözleşmesinin rekabet hukuku açısından geçersiz olduğunu, 5 yıllık süre sona ermeden yapılan sözleşmenin geçerli olmadığını, davalının sözleşmeyi mevzuata aykırı olarak 10 yıla çıkarmaya çalıştığını, müvekkili ile davalı arasında yeni bir bayilik sözleşmesi yapılmadığını, sözleşmenin istasyonda imzalanmasının olağana uygun olmadığını, taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılması hususunda bir yazışma da yapılmadığını, sözleşmenin sona ermesinden 4 ay önce sözleşme imzalanmasının akaryakıt sektörüne uygun olmadığını, yeni sözleşme içeriğinde eski sözleşme ile ilgili bir hüküm bulunmamasının normal bir sözleşme yapılmadığının delili olduğunu, müvekkilinin kazanım olmadan bir sözleşme imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hesap bakiyesinin 0 olduğunun bilirkişilerce tespit edildiğini,23/07/2019 tarihli heyet raporunda davalının zararının bulunmadığının tespit edilmesine rağmen hiç bir gerekçe gösterilmeden itirazlarını karşılamayan ve fahiş hata içeren ikinci heyet raporunun karara esas alındığını, sözleşmenin haksız feshi halinde kar kaybı talep edilebilmesi için ana firmanın bölgede yeni bir bayilik tesis etmemesi gerektiğini, somut olayda davalı ana firmanın, aynı bölgede iki adet bayilik tesis ettiğini, bu nedenle davalının kar mahrumiyeti talep hakkının bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2- Davalı birleşen davada davacı vekili; asıl davanın açıldığı sırada müvekkilinin davacıdan kâr mahrumiyetinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, müvekkilinin bu konuda açtığı dava bulunmaktayken teminat mektubunun davacıya iadesinin abesle iştigal olacağını, müvekkilinin teminat mektubu alacağı olmadığından değil, teminat mektubunun süresinin dolması nedeniyle mektubu iade ettiğini, müvekkilinin davanın açılmasında kusuru bulunmadığından aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, Birleşen davada kar mahrumiyetinin en az 6 ay olarak kabul edilmesi gerektiğini, kararda mahrum kalınan karın 3 aylık dönem için istenebileceğine ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, davalının istasyonunun D-140 karayolu üzerinde olduğunu, müvekkilinin sonradan tesis ettiği bayiliklerin ise ilçe yerleşim yerinde yer aldığını, dolayısıyla bayilerin aynı bölgede faaliyet göstermediğini, davalının istasyonunun bulunduğu Kuzuluk beldesinde 3 ayrı istasyon bulunduğunu, bunların da ..., ... olduğunu, müvekkilinin sözleşmesinin feshinden sonra o civarda bayi edinmesinin mümkün olmadığını, müvekkili için en az 6 aylık kar kaybı ödenmesi gerekirken tazminata eksik hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Asıl dava; davacı bayinin teminat mektubu nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve iadesi; birleşen dava ise, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle oluşan kâr mahrumiyeti zararının tazmini istemine ilişkindir. Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili; taraflar arasındaki 30/08/2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin 30/08/2015 tarihinde sona erdiğini, davalı tarafından imzalatılan 13/04/2015 tarihli sözleşmenin yeni bir sözleşme olmadığını ve Rekabet Kurulu kararı gereği 5 yıllık süreyi uzatmadığını, davalıya borcu bulunmadığını belirterek teminat mektubunun iadesini talep etmiş; asıl davada davalı birleşen davada davacı ise taraflar arasında 13/04/2015 tarihinde yeni bir sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmenin birleşen davalı bayi tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek kâr mahrumiyetinden kaynaklı alacak talebinde bulunmuştur.  Bu durumda uyuşmazlık, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 13/04/2015 tarihli sözleşmelerle uzatılıp uzatılmadığı, davacının teminat mektubundan kaynaklanan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sözleşmenin davacı bayi tarafından haksız feshedilip edilmediği, birleşen davacının kâr mahrumiyetinden kaynaklı zararı bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.Taraflar arasında 30/08/2010 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği, henüz 5 yıllık süre dolmadan 13/04/2015 tarihinde 5 yıl süreli \"Otogaz Bayilik Sözleşmesi\" ve \"İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi\", 30/08/2015 yürürlük tarihli 5 yıl süreli çerçeve yürürlük sözleşmesinin düzenlendiği, başka bir dağıtım firması ile anlaşma imzalanacağına, bayilik sözleşmesinin 18/09/2015 tarihinde sonra ereceğine ilişkin davacı birleşen davalı bayi tarafından davalı birleşen davacıya 09/09/2015 tarihli ihtarname gönderildiği, taraflar arasındaki ilişkinin bu şekilde sonra erdiği anlaşılmaktadır.Rekabet Kurulu'nun 05.03.2009 tarihli 09-09/187-56 ve 09-09/187-57 sayılı kararları çerçevesinde akaryakıt sektöründe bayilik sözleşmeleriyle bağlantılı olarak yapılan intifa ve benzer etkiye sahip sözleşmelerin, rekabet yasağının süresini fiilen uzatacak şekilde kullanılamayacağı, bu tür anlaşmaların varlığı halinde beş yılı aşan süreler bakımından, 2002/2 Sayılı Tebliğ'de tanınan muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı belirtilmiştir. Buna göre 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olup da anılan tarih itibariyle bakiye süreleri beş yılı aşan sözleşmelerin 18.09.2010 tarihine kadar Tebliğ'de yer alan muafiyetten yararlanabileceğini ve bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı düzenlenmiştir. Taraflarca 30/08/2010 tarihinde akdedilen sözleşme 5 yıl süreli olup, davalı dağıtıcı lehine intifa hakkı 15/09/2015 tarihinde sona ermektedir.Davacı birleşen davalı bayi 13/05/2015 tarihli sözleşmelerin hata sonucu düzenlendiğini, sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmektedir.Davalı birleşen davacı grup muafiyetinden 30/08/2015 tarihine kadar yararlanabilecek ise de tarafların bir araya gelerek yeni bir sözleşme çerçevesinde bayilik ilişkisini devam ettirmesine hukuken bir engel bulunmamaktadır. Tacir olan ve basiretli hareket ettiği varsayılan davacı birleşen davalı bayiyi zorlayıcı bir neden de bulunmadığı dikkate alındığında 13/04/2015 tarihli sözleşmelerle tarafların geçerli olarak yeni bir bayilik sözleşmesi akdettikleri sonucuna varılmaktadır. Taraflar arasındaki 13/04/2015 tarihli sözleşmelerinin geçerli yürürlükte olması nedeniyle sözleşmenin davacı birleşen davalı bayi tarafından süresinden önce 09/09/2015 tarihli ihtarname ile haksız olarak feshedildiği açıktır. Bu durumda davalı birleşen davacı şirketin kar mahrumiyetinden kaynaklanan zararının bulunması halinde sözleşmeyi haksız fesheden davacı birleşen davalı bayiden zararının tazminini istemesi mümkündür. Kâr mahrumiyeti süresinin hesabında, öncelikle davalı birleşen davacının dava konusu taşınmaz için yeni bir bayilik sözleşmesi yapıp yapmadığı ve yeni bir istasyon kurup kurmadığı tespit edilmeli, yeni bir bayilik ilişkisi kurulmamış ise kâr mahrumiyeti süresinin, fesihten sözleşmenin sonuna kadar olan bölüm için değil, davalı birleşen davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makûl süre belirlenerek ve brüt kâr değil net kâr dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 11.04.2019 tarihli 2018/2661 E., 2019/2508 K. sayılı ve 15.12.2015 tarihli 2015/3689 E., 2015/16904 K. sayılı emsal kararları). 14/04/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davalı birleşen davacının aynı bölgede yeni bir bayilik tesis edebilmesi içi makul sürenin 6 ay olabileceği takdir edilerek 6 aylık süre için 270.803,86-TL kar kaybı hesaplanmıştır. Bununla birlikte, davalı birleşen davacı dağıtım şirketinin ...Ltd. Şti ile 18/09/2015 başlangıç tarihli, ... A.Ş. ile 18/09/2015 başlangıç tarihli bayilik sözleşmelerini imzaladığı tespit edilmiştir.Her iki bayi de Sakarya/Akyazı ilçesi idari sınırları içindedir. Bilirkişi raporuna itiraz üzerine yapılan incelemede, 3 aylık kar kaybı 154.601,23-TL olarak hesaplanmış, mahkemece davalının imzaladığı bayilik sözleşmeleri de gerekçe gösterilmek suretiyle 3 aylık kar mahrumiyetine hükmedilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu olan istasyonun Kuzuluk beldesinde D-140 karayolu (Adapazarı Mudurnu yolu) üzerinde bulunduğu, sonradan tesis edilen iki adet bayiliklerin ise ilçe merkezinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Buna göre dava konusu bayiliğin tesis edildiği istasyon, sonradan tesis edilen bayiliklerden farklı güzergahta faaliyet göstermekte olup, sonradan tesis edilen bayiliklerin aksine ilçe dışındaki müşterilere de hitap ettiği dikkate alındığında sonradan tesis edilen bayiliklerin davalı birleşen davacı ... Ofisi'nin uğrayacağı kar kaybını ortadan kaldırmayacağı açıktır. Bununla birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesi akabinde tesis edilen bayiliklerin dava konusu bayiliğin tesis edildiği istasyona olan yakınlığı dikkate alındığında makul sürenin 3 ay takdir edilerek bu süreye isabet eden kâr kaybına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Asıl davada, davacının menfi tespit ve iade istediği 05/12/2014 düzenleme tarihli, 15.000-TL bedelli, 15/01/2016 tarihine kadar süreli teminat mektubunun süresinin dolması üzerine bankaya iade edildiği, dolayısıyla davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece konusuz kalan asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bununla birlikte teminat mektubunun metninde 30/08/2010 tarihli sözleşmeye atıf yapılmamış olup davacının davalıya karşı bazı borç ve taahhütlerin teminatı olmak üzere düzenlendiği belirtilmiştir. Bayilik sözleşmesinin 9.3 maddesinde ...A.Ş.'nin herhangi bir ödemeyi talep etme hakkı olduğunda teminat mektubunu paraya çevirebileceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda teminat mektubu ile davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalı bayiden olan kar mahrumiyeti alacağının da teminat altında alındığı ve birleşen davanın açıldığı tarih dikkate alındığında davalı-birleşen davacının asıl davanın açıldığı tarih itibariyle haklılığı söz konusu olduğu dikkate alınarak HMK'nın 331. maddesi gereğince yargılama gideri ve vekalet ücretinden davacı-birleşen davalı sorumlu tutulması gerekirken davalı birleşen davacı aleyhine hükmedilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; asıl davada yargılama gideri ve vekalet ücretinden davacı-birleşen davalı bayii sorumlu tutulması gerektiğinden, davalı birleşen davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından asıl dava yönünden, konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden, davanın kısmen kabulü ile davacının mahrum kaldığı 154.601,23-TL karın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, davacı-birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2015/1137 Esas - 2021/651 Karar sayılı 09/09/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"1-Asıl davada konusu kalmayan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,2-Birleşen davanın kısmen kabulü ile birleşen davada davacının mahrum kaldığı 154.601,23-TL kârın dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınıp birleşen davada davacıya verilmesine, fazla istemin reddine,\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;\"Asıl davada; alınması gereken 427,60-TL karar  harcından asıl davada davacı tarafından peşin yatırılan 256,17-TL harcın mahsubu ile kalan 171,43-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Asıl davada davacı tarafından yapılan giderlerin davacı  üzerinde bırakılmasına,Asıl davada davalı lehine takdir olunan 15.000-TL vekalet ücretinin asıl davada davacıdan alınarak  davalıya verilmesine,Birleşen davada; alınması gereken 10.560,81-TL harcın birleşen davada davacı tarafından peşin yatırılan 20.204,09-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 9.643,27-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde  davacıya iadesine, Birleşen davada davacı tarafından yatırılan toplam 10.588,51‬-TL harcın birleşen davada davalıdan alınarak birleşen davada davacıya verilmesine,Birleşen davada davacı tarafından yapılan 7.600-TL bilirkişi ücreti ve 80-TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.680-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.005-TL'sinin birleşen davada davalıdan alınarak birleşen davada davacıya verilmesine, kalan kısmın birleşen davada davacı üzerinde bırakılmasına,Birleşen davada davalı tarafından yapılan 3.000-TL bilirkişi ücreti ve 296,40-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.296,40-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 2.870-TL'sinin birleşen davada davacıdan alınarak birleşen davada davalıya verilmesine, kalan kısmın birleşen davada davalı üzerinde bırakılmasına,Birleşen davada davacı lehine takdir olunan 18.637,12-TL vekalet ücretinin birleşen davada davalıdan alınarak birleşen davada davacıya verilmesine,Birleşen davada davalı lehine takdir olunan 18.637,12-TL vekalet ücretinin birleşen davada davacıdan alınarak birleşen davada davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\"Asıl davada davalı-birleşen davacı tarafından yatırılan 140-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde kendisine iadesine Asıl davada davacı-birleşen davalıdan alınması gereken toplam 10.988,41-TL (asıl dava 427,60-TL + birleşen dava 10.560,81-TL) peşin istinaf karar harcından yatırılan 2.641-TL'nin mahsubu ile kalan 8.347,41‬-TL'nin davacı-birleşen davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Birleşen davada davacı tarafından yapılan 32,40-TL istinaf yargı giderinin birleşen davanın kabulü oranında hesaplanan 5-TL'sinin birleşen davalıdan alınarak birleşen davacıya verilmesine, kalanın birleşen davada davacı üzerinde bırakılmasına,Birleşen davada davalı tarafından yapılan 59,90-TL istinaf yargı giderinin birleşen davanın reddi oranında hesaplanan 52-TL'sinin birleşen davada davacıdan alınarak birleşen davada davalıya verilmesine, kalanın birleşen davada davalı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b8e70a57d5c7693","SID":"9195610b5f5c8c54"}}