{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1044 <br>KARAR NO\t\t: 2025/62<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/1670 Esas - 2022/393 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın iptali <br>KARAR TARİHİ \t: 15/01/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 15/01/2025<br>                     <br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı Muğla Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/03/2022 gün ve 2021/1670 Esas 2022/393 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, taraflar arasında 01.11.2021 tarihinde yapılan sözleşme gereğince, ...  İşletmesinin ...'a devir  olacağını, davalı ...'ün işletmenin kendisine ait olduğunu dile getirse de,  söz konusu oto yıkama işletmesinin  asıl sahibinin ... İşletmesinin yetkilisi ... olduğunu, bu yerin ...'e 20.02.2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle 4 yıllığına kiralandığını, bu nedenle davalının ediminin sözleşme kurulduğu sırada dahi yerine getirmesinin mümkün olmadığını, sözleşmeye istinaden davalıya verdiği 104.000 TL'yi geri almak için Milas İcra Dairesinin  2021/2443 esas dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, ...'ün takibe itiraz ederek  takibi durdurduğunu, işletmeye ödediği bedelin faiziyle iadesini, davalı borçlunun itirazında haksız  olması nedeni ile İİK gereğince borç miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere  icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavacı vekili 18/02/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.000 TL olan itirazin iptali talebini 103.000 TL arttırarak  104.000 TL'ye yükseltmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı, davacının özgür iradesi ile işletmenin devri sözleşmesini imzaladığını ve dava konusu borcun eksik borç olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 01.11.2021 tarihinde yapılan sözleşme gereğince, ... İşletmesinin davalı tarafından davacıya devir edileceği hususunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığı, ancak işletme sahibinin davalı olmadığı ve işletmeyi davacıya devretmediği ve devredemeyeceği yani sözleşmedeki edimini yerine getirmediği ve davacıdan tahsil etmiş olduğu bedeli geri ödemekle yükümlü olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne ve davalının Milas İcra Müdürlüğü'nün 2021/2443 sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 104.000,00 TL asıl alacak bedeli üzerinden devamına, hükmolunan 104.000,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden taktiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı, davada görev itirazında bulunduğunu, görevli mahkemenin Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle davacı/devralan işletmeyi devraldığını, dava tarihi itibariyle, iddia olunan ayıp ve iddialara dair TTK 23 ve TBK madde 223 ve diğer yasal düzenlemeler gereği sürelerin geçtiğini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davaya dayanak Milas İcra Müdürlüğünün 2021/2443 E.sayılı takip dosyasının 23.08.2021 tarihinde ikame edildiğini, devir tarihinin 01.11.2021 tarihi olduğunu, davacı/devralanın sözleşmede belirlenen vadeyi beklemeden ödediğini iddia ettiği bedelin iadesi yönünde icra takip işlemi başlattığını, davalının temerüdünün söz konusu olmadığını, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerine aykırı davrandığını, davacının bu davada hukuki yararı olmadığını, davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddini talep ettiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava değerinin 1.000 TL olarak belirlendiğini, borç miktarının %20 sinden aşağı olmamak icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, bu nedenle belirsiz alacak davası ve/veya kısmi dava olarak ikame edilemeyeceğini, ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmediğini, ıslahı kabul etmediklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE :Dava, işletme devrine dayalı olarak davacı yanca davalı aleyhine girişilen icra takibinin davalının itirazının iptali ve icra inkar inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne ve davalının Milas İcra Müdürlüğü'nün 2021/2443 sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 104.000,00 TL asıl alacak bedeli üzerinden devamına, hükmolunan 104.000,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden taktiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tTaraflarca delil olarak dayanılan ''sözleşme'' başlıklı belge ile ''... İşletmesinin yaz sonu itibariyle ...'a devri işlemi her iki tarafın onayı alarak anlaşma sağlanmıştır. Yaz sonuna kadar gelir ve giderler ortak olarak sağlanacaktır. 01/11/2021 tarihinde işletme ...'a devir olacaktır. Toplamında 114.000 TL devir ücreti olarak ...'e 104.000 TL nakit verilmiş olup, geri kalan 10.000 TL aylık 1.000 TL olmak şartıyla ödenecektir.'' şeklinde ... ve ... tarafından imzası inkar edilmeyen sözleşmenin tanzim edildiği, dava konusu oto yıkama alanı ofis bölümüne ilişkin ...  Şti ile ... arasında 20/02/2020 başlangıç tarihli, 20/02/2024 bitiş tarihli kira kontratının yanlar adı altında imzalarını havi şekilde dosyaya sunulmuş olduğu görülmüştür. <br>\tDavaya dayanak teşkil eden Milas İcra Müdürlüğü'nün 2021/2443 Esas sayılı icra takip dosyasında, alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 104.000 TL asıl alacak üzerinden ilamsız yolla takibe girişildiği, borçlu tarafa ödeme emrinin tebliğini müteakip borca itiraz nedeniyle takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.  <br>\tDavacı vekilinin dava dilekçesinde takibe konu alacağın şimdilik 1.000 TL'sinin kısmi dava olarak açtıklarını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek bilahare dosyaya sunmuş oldukları 18/02/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 104.000 TL'ye yükselterek harcını tamamladığı, davanın nitelik itibariyle belirsiz alacak davası olarak değil, kısmi dava olarak açılmış olduğu, alacaklının dava konusu ettiği bedelin bir kısmını dava ederek bilahare kalan kısım yönünden davasını ıslah etmesi mümkündür. Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. \t<br>\tUyuşmazlığın çözümü için öncelikle ıslahın hukuki  niteliğinin yasal mevzuat çerçevesinde açıklanmasında yarar bulunmaktadır.\t<br>\tIslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK m. 83, HMK m. 176) (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C: IV, İstanbul 2001, s. 3965). Islah müessesesi, davayı değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I-II, 5. Baskı, İstanbul 1992, s. 534).<br>\tIslahın konusu tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan da söz etmek gerekir. Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulaması davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Yine müddeabihin artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup, ıslahın konusudur  (Kuru, s. 4035).<br>\t6100 sayılı HMK’nın 176. maddesine göre; ıslah, tamamen (kamilen) veya kısmen olmak üzere iki şekilde yapılabilmektedir. Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan (dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi verir (HMK m. 180). <br>\tDavanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (HMK m. 179/1). Bu hâlde dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) tamamının yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için buna davanın tamamen ıslahı denir. (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s. 424). Başka bir anlatımla davacı tamamen ıslah ile yeni bir dilekçe vererek davasını baştan itibaren usule müteallik bütün işlemlerini değiştirebilir. Yani davacı bu yolla dava sebebini ve talep sonucunu tamamen değiştirip genişletebileceği gibi, davalı da tam ıslah ile savunmasını tamamen değiştirip genişletebilecektir. Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekecektir.<br>\tHMK'nın 181. maddesinde düzenlenen davanın kısmen ıslahında ise; davada yapılmış olan belli bir usul işlemi ıslah edilir (düzeltilir) ve bundan sonraki usul işlemlerinin (ıslah edilen usul işlemi ile ilgili oldukları ölçüde) yapılmamış sayılması sağlanır (Kuru, s. 4014). Davacının talep sonucunu (müddeabihi) arttırması, talep sonucunu terditli dava hâline dönüştürmesi ve talep sonucunun daraltılması gibi işlemler kısmen ıslaha örnek olarak sayılabilecek usule müteallik işlemlerdir.<br>\tIslahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkânsızdır; çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli ve 2017/17-1093 E. 2017/1090 K.; 07.06.2017 tarihli ve 2016/9-1212 E. 2017/1078 K. ile 02.04.2019 tarihli ve 2017/22(7)-2168 E. 2019/395 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.<br>\tDiğer taraftan, ıslah işleminin ne şekilde yapılacağı 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir.” Sözlü ıslah beyanının duruşma tutanağına yazılması (hatta okunarak altının ıslah eden tarafa imza ettirilmesi) gerekir (m.154/1 ve 154/3/ç), karşı taraf duruşmada hazır değilse tutanak örneği haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir (m.177/3,c.2). Yazılı ıslah ise dilekçe ile de yapılabilir (m.177/3,c.1), yazılı ıslah duruşmada yapılırsa ıslah dilekçesinin verildiği tutanağa yazılır (m.154/3-f), karşı taraf duruşmada hazır ise ıslah dilekçesinin bir örneği karşı tarafa verilir. Karşı taraf yazılı ıslahın yapıldığı duruşmada hazır değilse ıslah dilekçesinin bir örneği haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir (m.177/3,c.2) (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ankara 2021, s. 438).<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.09.2011 tarih 2011/1-364E, 2011/453 K saylı kararında dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı belirtilirken kısmi ıslah yoluyla dava dilekçesinde belirtilen taleplerin yanına ayrıca ikinci bir dava açılmasını gerektirecek taleplerin eklenemeyeceğine işaret edilmiştir.<br>\tSomut olaya gelince; davalının ifa imkansızlığını bilmesine rağmen dava konusu oto yıkama  işletmesini davacıya devrini kararlaştırarak, davacıdan taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirtildiği üzere almış olduğu 104.000 TL tutarındaki bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermekle yükümlüdür. Ancak davacı vekili 08.02.2022 tarihli duruşmada davasını ıslah etmek için süre istemiş, mahkeme (1) nolu celse ara kararında davacı vekiline davasını ıslah etmesi ve eksik harcı tamamlaması için  2 haftalık kesin süre vermiş olduğu görülmekle, davacı vekilince 18/02/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle 1.000,00 TL olan itirazin iptali talebini 103.000 TL arttırarak  104.000 TL'ye yükseltmiştir. Ancak dava dosyasının incelenmesinde  ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğine dair tebliğ evrakının dosya arasında bulunmadığı görülmüş, Uyap'tan yapılan incelemede de tebliğe ilişkin evraka rastlanamamıştır. Bu itibarla, hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak davalı tarafın ıslah talebi hakkında bilgi sahibi olması ve gerektiğinde bu konuda açıklama yapabilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeden karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/03/2022 gün ve 2021/1670 Esas 2022/393 Karar  sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b48581c718344bb","SID":"894d25f5f8ac9f59"}}