{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/455 <br>KARAR NO:2025/24<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/11/2021<br>NUMARASI:2019/173 Esas - 2021/1113 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Birleşen Bakırköy 2. ATM'nin 2019/267 Esas Sayılı Dosyası;<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/01/2025<br>Asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin muhtelif tarihlerde ithalini yaptığı sarı çam cinsi keresteyi Hopa Gümrük Müdürlüğü sahasına kadar getirdiğini, davalının da gümrük işlemlerini ve gerekli gümrük ödemelerini yaparak malları gümrükten çektiğini ve kendisine ait depoya naklettiğini, işbu ticari ilişki neticesinde davalıya 8 adet irsaliyeli fatura ile kereste teslim edildiğini, faturaların toplamı 160.966,69-USD olup davalının yaptığı kısmi ödemeler neticesinde müvekkilinin 41.037-USD bakiye alacağı kaldığını, bu alacağın 218.845,51-TL olarak davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, davalının takibe itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalının teslimata veya faturalara itirazı bulunmadığını belirterek, davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili; davacının takibe dayanak yaptığı faturalardan dolayı müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını,taraflar arasındaki ihtilafın 06/10/2018 tarihli fatura ve içeriği ürünlerden kaynaklandığını, müvekkilince son olarak sipariş edilen ve 06/10/2018 tarihinde teslim edilen ürünlerin tasnifinde, teslim edilen ürünler ile talep edilen ürünler arasında uyumsuzluk olduğunun, ürünlerin standart dışı ölçü ve biçimde olduğu, ürünlerde yeşillenme, çatlak ve kırıklıklar bulunduğunun ve ürünlerin istenilen kalitede 1. sınıf ürünler olmadığının, işlenmiş sarıçam olarak teslim edilen ürünlerin işlenmemiş ürün olduğunun belirlenerek, davacının faturasının Eyüpsultan ...Noterliğinin 12/10/2018 tarihli ihtarname ile iade edildiğini ve aynı ihtarnamede davacıya ayıp ihbarında bulunulduğunu, müvekkilinin ayıplı ürünler ile ilgili Gebze Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/105 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırdığını ve teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunun belirlendiğini, ancak ayıplı ürünlerin iade alınması ve bedelin iadesi hususundaki ihtara davacının cevap vermediğini, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN  DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin ithal ettiği kerestenin davalıya satışının yapıldığını, davalının önceki 8 adet faturalı teslimatlarda kısmi ödemelerde bulunması sebebiyle 189,15 metreküp miktardaki kerestenin davalıya teslim edilmeyip davalının eski faturalardan kalan borçlarına mahsuben 20.000-USD ödeme yapması üzerine 06.10.2018 tarihli fatura konusu kerestenin davalının deposuna teslim edildiğini, davalının Eyüp .. Noter'liğinin 12.10.2018 tarihli ihtarnamesi ile teslim aldıkları kerestelerin kalite ve ölçülerinin istendiği gibi olmadığını, bu sebeple faturayı kabul etmeyip iptalini istediklerini bildirdiğini, müvekkilince keşide edilen 29.11.2018 tarihli cevabi ihtarname ile davalının iddialarının haksız olduğunun bildirildiğini, davalının bu arada Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığı delil tespiti yaptırdığını, bu tespitte davalıya teslim edilen keresteler yerine döküntü keresteler bilirkişilere gösterilerek gerçekle bağdaşmayan rapor verilmesine sebep olduğunu, bilirkişiye gösterilen malların sarı çam cinsi kereste olmadığını, müvekkilinin Sibirya'dan on binlerce Dolar navlun ve sigorta masrafı yaparak davalıya taahhüt dışı mal getirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, davalıya teslim edilen kereste bedeli olan 350.000-TL'nin 29/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP:Davalı vekili; davacı tarafça arabuluculuk başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının 06.10.2018 tarihli faturasına konu ürünlerin tasnifinde, talep edilen ürünler ile teslim edilen ürünler arasında uyumsuzluk olduğunun, ürünlerin standart dışı ölçü ve biçimde olduğunun, ürünlerde yeşillenme, çatlak ve kırıklar bulunduğunun ve ürünlerin istenilen kalitede 1. sınıf ürünler olmadığının, işlenmiş sarıçam olarak teslim edilen ürünlerin işlenmemiş ürün olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda davacının faturasının Eyüpsultan .... Noterliğinin 12/10/2018 tarihli ihtarnamesi ile iade edildiğini ve aynı ihtarnamede davacıya ayıp ihbarında bulunulduğunu, müvekkilinin ayıplı ürünler ile ilgili olarak yaptırdığı delil tespitinde teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunun belirlendiğini, ancak ayıplı ürünlerin iade alınması ve bedelin iadesi hususundaki ihtara davacının cevap vermediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; asıl davada davacı tarafından düzenlenen ve davalıya mal satışına ilişkin faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması gözönüne alındığında, fatura içeriğindeki malların davalıya verildiğinin ispatlandığı, davalı vekilince, davacı tarafından satılan malların bedelinin ödendiğinin savunulduğu, davalı tarafından yapılan ödemeler incelendiğinde, 3.000-USD'nin davacı şirket hesabına, 10.000-USD, 10.000-USD ve 23.500-USD olarak üç parça halinde toplam 43.500-USD'nin ... adına yatırıldığının anlaşıldığı, bilirkişi raporuna göre dava dışı ... ve ... ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, davacı vekilinin sunduğu dilekçe ile, ... hesabından düşülmekle birlikte ... tarafından alınan 10.000-USD'lik ödemenin bu kişinin şirket ortağı olması nedeniyle kabul edildiğinin bildirildiği, geriye kalan ve yine ... hesabına yapılan 33.500-USD'lik ödemenin davacı şirkete yapılıp yapılmadığının belirlenmesinin gerektiği, davacı şirket kayıtlarında olmamakla birlikte, gerek davacı vekilinin ... cari hesabı için yapılan ancak davacı şirket ortağı ...'ın tahsil ettiği bedelin davacı şirkete yapıldığının kabulü, gerek ... banka hesabına davacı şirket adına yapıldığı şerhi yazılarak havale yapılması, gerekse dosyada mübrez e-mail yazışmalarından ...'ın davacı şirket adına hareket ettiğinin sabit olması ve davalı şirketin ... veya ... ile ticari ilişkisinin bulunmaması karşısında, artık...'a yapılan ödemelerin davacı şirket adına yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, davacının alacaklı olduğu bedelin 41.266,69-USD, ... hesabına yapılan ödemelerin ise 46.500,66-USD olması nedeniyle, davacının davalıdan bir alacağının kalmadığı ve davacının yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından davanın reddi ile ödeme almasına rağmen icra takibine girişen ve icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, birleşen davada ise, akdi ilişkiyi kabul eden davalının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğunu iddia ettiği, bu durumda ayıp ihbarının yapıldığını ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalı tarafından davacıya Eyüpsultan... Noterliğinin 12/10/2018 tarihli ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunulduğu, satım sözleşmesine konu mallar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, ürünlerin 1. ve 2. sınıf kalitesinde olmadığı, çoğunlukla 3.ve 4. sınıf kalitesinde olduğu, bazı kerestelerin ise her dört sınıfa da girmediği, söz konusu kerestelerin ayıplı olduğu, ayıbın ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte açık olduğunun belirlendiği, TTK'nın 23/1-(c) maddesine göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etme külfeti altında bulunup, davalı tarafından gönderilen 12/10/2018 tarihli ihtarnamede de belirtildiği gibi, ayıplı olduğu iddia edilen kerestelerin 06/10/2018 tarihinde teslim alınmasına rağmen ayıp ihbarının 2 günlük ihbar süresinden sonra 12/10/2018 tarihinde yapıldığının anlaşıldığı, buna göre davalı alıcı tarafından ihbar külfeti süresi içerisinde yerine getirilmediğinden alıcı davalının satılanı ayıp ile birlikte kabul ettiği, kaldı ki bilirkişi incelemesi yaptırılan ürünlerin fatura içeriğinde belirtilen ürünler olup olmadığının dahi belli olmadığı, çünkü fatura içeriğinde sadece işlenmiş sarı çam kereste yazmakta olup ürünlerin ayırt edici özelliğinin yazmadığı, davacı tarafından da incelenen ürünlerin satılan ürünler olduğuna dair bir kabulün söz konusu olmadığı, davalı vekilinin satın alınan ürünlerin 6 tır ürün olduğunu, bu ürünlerin incelemesinin 2 günden fazla zaman aldığını bu nedenle süresinden sonra ayıp ihbarında bulunulduğunu savunmuş ise de, TTK'nın 23/1-c maddesinde belirtilen süre hak düşürücü süre olup bu sürenin uzatılması veya haklı sebeplerin varlığı halinde dahi ihbar külfeti altında bulunana ek süre imkânı tanımadığı, açık ayıpta gözle görülür nitelikte ilk bakışta farkedilecek ayıp sözkonusu olduğundan, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranıp yeteri kadar eleman görevlendirerek malların açık ayıplı olup olmadığını süresi içerisinde tespit edip 2 günlük süre içerisinde ayıp ihbarında bulunabileceği, bu nedenle davalı vekilinin bu savunmasına itibar edilmediği, neticeten davacının 06/10/2018 tarihli faturadan kaynaklı olarak 350.000-TL alacaklı olduğu, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede ödenecek miktar belirtilmediğinden temerrüdün oluşmadığı, bu nedenle faiz başlangıcının dava tarihi olduğu gerekçesiyle; asıl davanın reddine, 43.769,10-TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, birleşen davanın kabulü ile 350.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda bilirkişi raporunda yer alan 31/05/2018 tarihli 35.000-USD muhtevalı gelen havale bedelinin, icra takibine konu edilen ödenmemiş faturalardan kaynaklanan bir alacak olarak talep edilmediğini, icra takibine konu müvekkili alacaklarının başlangıcının 05/06/2018 ve sonrasında kesilen faturalardan kaynaklandığını, dolayısıyla mayıs ayındaki ödemenin faturalara istinaden yapılan alacak takibiyle bir ilgisinin bulunmadığını, bu durumda icra takibine mesnet olmayan 35.000-USD ödemenin icra takibindeki alacağa mahsuben yapıldığının kabulünün hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda ödemelerin alacaktan fazla olduğu ifade edilmekte ise de, davacının davalıya yaptığı kereste teslimatının kısım kısım devam etmekte olduğunun dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda 3. kişilere yapılan toplam 43.500-USD ödemenin davacı şirkete yapıldığı belirtilmişse de, bu ödemelerin davacı şirket kayıtlarında bulunmaması nedeniyle bu ödemelerin şirkete yapıldığının kabulünün hatalı olduğunu, müvekkili şirketin bu hususta bir talimatı olmadan şirketin ortağı veya yetkilisi olmayan ...'a para gönderildiğini, yine ...'a yapılan 10.000-USD ödemenin doğrudan bu kişiye yapılmış bir ödeme olup davacıya yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceğini, belirtilen iban numarasının müvekkiline veya ...'a ait olmayıp davalı şirkete ait olduğunu, bilirkişi raporunda iban numarasının davalı şirkete ait olduğu dikkate alınmadan ... hesabına ait olmak üzere ... tarafına ödenen 10.000-USD hakkında da hukuka aykırı yorum yapıldığını, ödeme yapılan ... şirket adına tasarrufta bulunmaya yetkili olmayıp, davacı şirket nam ve hesabına para tahsil yetkisinin bulunmadığını belirterek, asıl davanın reddine ve kötü niyet tazminatına ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili; birleşen davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirkete davacı tarafça 06/10/2018 tarihinde teslim edilen ürünlerin tasnifinde, sipariş edilen ürünler ile teslim edilen ürünler arasında uyumsuzluk olduğu, teslim edilen ürünlerde yer yer yeşillenme olduğu, kırık ve çatlakların bulunduğu hususlarının tespit edildiğini, ayrıca işlenmiş olarak teslim edilen ürünlerin işlenmediğinin belirlendiğini, bu nedenle davacı tarafından tanzim edilen faturanın 12/10/2018 tarihli ihtarname ile davalıya iade edildiğini ve ayrıca ayıp ihbarında bulunulduğunu, akabinde müvekkili şirket tarafından yaptırılan delil tespitinde, teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunun belirlendiğini, davacıya ihtarname gönderilerek ayıplı ürünlerin teslim alınması ve ödenen bedelin iadesi edilmiş ise de, davacı tarafça ihtarnamelere cevap verilmediğini, teslim edilen ürünler ile fatura içeriğindeki ürünlerin aynı mahiyette olmadığını, yani davacı tarafça müvekkiline başka bir ürün teslim edildiğini, ancak bu iddialarının mahkemece değerlendirilmediğini, kaldı ki gönderilen bu ürünlerin de ayıplı olduğunu, mahkemece ayıplı olduğu anlaşılan inceleme konusu ürünlerin davacı tarafından satılan ürünler olduğunun ispat edilmediği belirtilmiş ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda incelenen ayıplı ürünlerin dava konusu edilen ürünler olduğunun açıkça belirtildiğini, ayıptan öte olarak farklı ürün teslimi söz konusu olup, aksi halde dahi ayıbın anlaşılabilmesi için ürünlerin mutlaka bir muayeneden geçirilmesi ve istiflenmesinin gerektiğini, söz konusu kerestelerin 6 TIR ile taşındığını, bu ürünlerin araçtan indirilmesi, tasnifi ve muayenesinin büyük zaman aldığını, bu nedenle muayene tamamlanır tamamlanmaz ihbarda bulunulduğunu, bu nedenle bilirkişilerin ürünlerin ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte açık ayıplı olduğu hususundaki tespitinin hatalı olduğunu, mahkemece ayıp ihbarına ilişkin tanık dinletme taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek, birleşen davanın kabulüne ilişkin hükmün kaldırılarak birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Asıl dava ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali; birleşen dava ise ticari satımdan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.Asıl davada davacı tarafça, davalıya satışı yapılan 8 fatura içeriği kereste bedeline mahsuben yapılan kısmi ödemeler sonucunda bakiye alacağın tahsili talep edilmiştir.Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davacının takibe dayanak tüm faturalarının davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, tarafların ticari defterleri arasındaki farklılığın davalı tarafından yapılan ödemelerden 31.07.2018 tarihli 10.000-USD, 01.08.2018 tarihli 23.500-USD, 09.08.2018 tarihli 10.000-USD ve 26.09.2018 tarihli 3.000-USD tutarlı olmak üzere toplam 46.500-USD ödemenin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu ödemelerden 3.000-USD'lik ödeme davacı çalışanı ...'ın banka hesabına yapılmış olup açıklama kısmında davacı şirket unvanı yazılı olup, ödemenin davacı şirkete olan borca mahsuben yapıldığı sabittir. 09.08.2018 tarihli 10.000-USD'lik ödeme makbuzunda teslim alan olarak ... yazılı olup, bu kişinin davacı şirket ortağı olduğu ticaret sicil kaydından anlaşılmaktadır. Davacı vekili de 14.09.2020 tarihli rapora karşı beyanlarını içeren dilekçede bu ödemenin şirkete yapıldığı kabul edilmiştir.Diğer 10.000-USD ve 23.500-USD tutarlı ödeme makbuzlarında ödeme yapılan kişi teslim alan olarak ... isim ve imzası yer almaktadır.Bu kişi davacı şirketin otağı veya yetkilisi değildir. Ancak bizzat davacı tarafça birleşen dava dilekçesi ekinde sunulan deliller arasında bulunan e-posta yazışmalarında, davalı şirket tarafından 20.09.2018 ve 26.10.2018 tarihlerinde davacı şirkete yapılan ödemelere ilişkin dekontların, ...'ın e-posta adresine gönderildiği, söz konusu ödemelerin davacının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu görülmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 46. maddesine göre \"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.\" Aynı yasanın 47. maddesine göre ise de;\"Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir.\"Bu kapsamda somut olayda gerek ödeme dekontlarının ...'ın e-posta adresine gönderilmiş olması, gerekse yine bu kişinin banka hesabına yapılan 3.000-USD'lik ödeme dekontunun açıklama kısmında davacı şirketin unvanının yazılı olması karşısında, ...'ın davacı şirket adına hareket ettiğinin ve davalı tarafından ...'a yapılan ödemelerin yetkisiz temsil hükümleri gereğince davacı şirkete yapıldığının kabulü gerekir. Bu durumda davalı tarafından yapılan ödemeler sonucunda asıl davada davacının alacağının bulunmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi yerindedir.Diğer yandan ilk derece mahkemesince asıl davada davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. İİK'nın 67. maddesi, \"Davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir\" hükmünü içermektedir.Madde hükmü gereğince alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır.Öğreti ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.Somut olayda da davalının davacı şirket ortağı ... ile ...'a makbuz karşılığı yapmış olduğu ödemeler sonucu bakiye alacak bulunmamasına rağmen, bu hususu bilerek davalı hakkında takip başlatan davacının, takipte kötü niyetli olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle mahkemece davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de isabetlidir.Birleşen davada ise davacı tarafça, 06.10.2018 tarihli 63.611,15-USD tutarlı faturaya dayalı olarak 350.000-TL alacak talep edilmiştir. Fatura konusu kerestenin 06.10.2018 tarihinde davalıya teslim edildiği tarafların kabulündedir. Söz konusu fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp, davalı tarafça yasal süresinde 12.10.2018 tarihli ihtarname ekinde davacıya iade edildiği sabittir.Davalı tarafça aynı ihtarnamede malın istenilen kalite ve ölçülerde olmadığı belirtilerek davacıya ayıp ihbarında bulunulmuştur. Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür.Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır. 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Somut olayda kerestenin teslimi sonrasında davalı tarafından yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; sarı çam kerestesinin bir çoğunda budak, çatlak ve kırıklar bulunduğu tespit edilmiştir.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise; davalının deposunda bulunan kerestelerin Rusya'dan ithal edilen ve dava konusu keresteler olduğu, dava konusu kerestelerde alın çatlağı bulunduğu, budakların standart ölçüler dışında olduğu, iç kısımlarda mantarların neden olduğu renklenmeler bulunduğu, kerestelerin ayıplı olup ayıbın ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte açık ayıp olduğu tespitleri yapılmıştır. Bu tespitler doğrultusunda söz konusu kerestelerde sözleşmeye aykırı ifadan söz edilmesi mümkün olmayıp, ürünlerin açık ayıplı olduğu sonucuna varılmaktadır. Açık ayıp halinde ise ayıp ihbar süresi 2 gün olup, davalı tarafça yapılan ayıp ihbarının süresinde olmadığı sabittir. Davalı vekilince, ayıbın davacı şirkete derhal ihbar edildiği ileri sürülerek tanık dinletme talebinde bulunulmuştur. TTK'nın 18/3 maddesinde; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı hüküm altına alınmış olup, kanunda öngörülen tacirler arasındaki bildirim usulleri, geçerlilik şartı olmayıp ispat şartı niteliğindedir.Ayıp ihbarının tanıkla ispatı mümkün olmadığından, ihbarın davacıya ihtarname öncesinde derhal yapıldığı hususu ispat edilememiştir.Bunun sonucunda ise davalı keresteleri mevcut ayıplı haliyle kabul etmiş sayıldığından, kerestelerin satış bedelinden sorumludur.Davalı tarafça ödeme yönünde herhangi bir iddia ve delil de sunulmamış olmakla, mahkemece birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından 80,70-TL peşin alınan harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalıdan alınması gereken 23.908,50-TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.977,13-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 17.931,37‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe1ebdadcfc27079","SID":"6ea5e08b9617a23c"}}