{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/407 <br>KARAR NO:2025/22<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/09/2021<br>NUMARASI:2019/418 Esas - 2021/871 Karar<br>DAVA:Şirket Ortaklığının Tespiti <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/01/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; davacının altı ortaklı davalı ...  AŞ'nin paydaşı olup, şirkette 10-TL nominal değerli 3.960 adet sermaye payı bulunduğunu, davacının üyeliğe giriş tarihinin 20.04.2015 olup en son 29.03.2016 tarihinde yapılan sermaye artırımı ile birlikte 3.960 adet sermaye payı ile şirket kayıtlarında gözüktüğünü, paylarında azalma veya devir olmadığını, davalının ise 302.622 adet hissesine sahip hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalının 29.11.2017 tarihinde geçirdiği beyin kanaması sonucunda ayırt etme gücünden yoksun hale gelmesi nedeniyle eşi ...'in vasi olarak atandığını, davalıya ait kiralık kasanın 05.07.2018 tarihinde açılmasıyla şirkete ait tüm hamiline yazılı hisse senetleri ile henüz yazılmamış hisse senetlerinin ortaya çıktığını, kısıtlı davalının kasasından çıkan hisse senetlerinden 3.960 adedinin davacıya ait olduğunu, TTK'nın 486. maddesi gereğince şirketin hisse senedi bastığını, sermaye artırımı yapıldıkça bu durumu hisse senetlerine yansıttığını, ancak basılan hisse senetlerinin ortaklara dağıtılmadığını, davalının basımı yapılan hisse senetlerini 09.08.2016 tarihinde teslim aldıktan sonra kendisine ait banka kasasında sakladığını, davalının vasisinin kısıtlının kasasındaki müvekkiline ait hisse senetlerinin asla davalı kısıtlı tarafından satın alınmadığını bilmesine rağmen, hisse senetlerinin kısıtlıya ait olduğunu ileri sürdüğünü, davalı vasinin çektiği ihtarda şirketin tek hissedarının davalı kısıtlı olduğunu bildirmesi üzerine işbu davanın açıldığını belirterek, davacının ... AŞ'de 3.960 adet hisse ve hisse senedine sahip olduğunun tespitine, davalı kısıtlıya ait kasada tutulan hisse senetlerinin davacıya teslimine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... vekili; şirkete ait 330.000 adet hamiline yazılı hisse senetlerinin müvekkiline ait kiralık kasa içerisinde olup pay senetlerinin zilyedinin müvekkili olduğunu, hisse senetlerinin 2003 yılından beri tedavülde olduğunu, şirketin tüm payları 16.01.2003 tarihli genel kurul kararı ile hamiline yazılı paya dönüştürüldüğünü, şirketin imza yetkilileri ... ve dava dışı ...'in imzasını taşıyan pay senetlerinin tümünün müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunun ihtilafsız olduğunu, hamiline yazılı pay senedi sahiplerinin pay defterine kaydedilmesi ve devirlerinin deftere işlenmesinin söz konusu olmadığını, pay defterinin, senede bağlı olan veya olmayan tüm nama yazılı paylar ile senede bağlanmamış hamilin yazılı payların kaydı ve takibi amacıyla tutulduğunu, dolayısıyla hamiline yazılı pay senetleri üzerindeki hak sahipliği iddiası bakımından pay defterine delil olarak dayanılamayacağını, hamiline yazılı payları temsilen pay senedi bastırılmış olması halinde pay sahipliğinden kaynaklanan hakların kullanılması bakımından zilyetliğin esas alındığını, pay senetlerinin bastırılması sonucunda sevk irsaliyesine göre müvekkiline teslim edilmesi karşısında, davacının senetlerin muhafaza amaçlı olarak müvekkilinde olduğu iddiasının temelsiz olduğunu, hamiline yazılı senetlerin devri için zilyetliğin devri yeterli olup ciro veya devir beyanına ihtiyaç olmadığını, bu nedenle davacının pay senetleri üzerinde devir cirosu kaydı bulunmadığı itirazının geçerliliğinin bulunmadığını, 20.03.2018 tarihli genel kurul itibariyle hisse senetlerinin bulunduğu kiralık kasanın mevcudiyetinin bilinmediğini, zira kiralık kasanın genel kuruldan sonra 05.07.2018 tarihinde gerçekleşen keşif ile açıldığını ve hisse senetlerinin kasada olduğunun bu tarihte öğrenildiğini, bu nedenle müvekkilinin vasisinin davacıyı da gösteren hazır bulunanlar listesine itiraz etmemiş olması ve sonrasında kötü niyetli olarak payların eşine ait olduğunu ileri sürdüğü iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 9. maddesindeki yönetim kurulunun hissedarlar arasından seçilmesi hükmünün, yönetim kurulu üyelerinin şirket hissedarı olduğunu kabule yeteli olmadığını, fiili durumda davacının hissedar olmaması nedeniyle yönetim kurulu üyeliğine seçilme yeterliliğinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili; müvekkili şirketin 6 ortaklı 330.000 adet hisseli bir şirket olup, davacının müvekkili şirkette 3.960 adet pay sahibi olduğunu, davalı ...'in ise şirkette 302.622 pay sahi olduğunu, davalının vasisinin şirketin tek ortağının ... olduğunu iddia ettiğini, dava dilekçesinde hisse senetlerinin teslimi de talep edilmiş olup, hisse senetlerinin kısıtlı davalının özel kasasında bulunduğunu beyan etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; 6102 sayılı TTK’nın 489. maddesi (6762 sayılı mülga TTK 415), hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade edeceği hükmünü haiz olup bu kapsamda, devrin şirkete bildirilmesine veya kaydedilmesine gerek olmadığı, hamiline yazılı pay senedinin devrinin, senedin teslimi ile hem şirkete hem de üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edeceğinden, hamiline yazılı pay senedini elinde tutanın onun maliki olduğu, buradan hareketle, hamiline yazılı pay senedine dayalı olarak hissedarlığa dair iddianın, ancak dayanak olan hamiline yazılı pay senetlerine malik sıfatıyla zilyet olunduğunun ispatıyla mümkün olduğu, bu itibarla 6102 sayılı TTK’nın 489. maddesi ile davalı şirketin pay senetlerinin niteliği ve devrine ilişkin ana sözleşmedeki düzenlemeleri nazara alınıp, yapılacak olan değerlendirme sonucu hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta ortaklık pay defterinde davacının toplam 3.960 adet karşılığı 39.600-TL değerinde payı olduğu, 2016 ve önceki yıllara ait yönetim kurulu karar defterinde pay senedi bastırılmasına dair herhangi bir karar bulunmadığı, pay defterinde şirket pay senetlerinin ortağa teslim edildiğine dair kayıt olmadığı, 22.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı genel kurul toplantında davacının 3.960 pay ile temsil edildiği, hamiline yazılı pay senedi bastırılmasına dair karar alınmış olsa dahi, senet bastırıldıktan sonra ortaklara teslim edilmeden şirket ortağının kiralık kasasında muhafaza altına alındığının anlaşıldığı, hisse senetlerinin bastırılmasından sonra yapılan genel kurul toplantılarına ait hazirun cetvellerinde davacının 3.960 adet pay sahibi olarak göründüğü ve toplantılara asaleten katıldığı,senetler üzerinde malikin zilyetliğinin oluşmadığı, zilyetliğin devri şartı gerçekleşmeden davalı ... uhdesinde kaldığı anlaşılan 3.960 adet hamiline yazılı hisse senedinin malikinin şirket kayıtlarına göre davacı olduğunun kabulü gerektiği (Yargıtay 11. HD. 2012/6322 esas, 2013/8808 karar sayılı ilamı ) gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davalı şirkette 39.600-TL karşılığı 3.960 adet hisseye ve hisse senedine sahip olduğunun tespitine, anılan 3.960 adet hisse senedinin davalı ...'den alınarak davacıya teslimine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Davalılar vekili; davalı şirkete ait hisse senetlerinin 2003 yılından itibaren tedavülde olduğunu, yönetim kurulu kararı bulunmasına rağmen 2016 ve önceki yıllara ait yönetim kurulu karar defterinde pay senedi bastırılmasına dair karar bulunmadığı şeklindeki tespitin hukuka aykırı olduğunu, davacının dava konusu hisseleri önceki hissedar ...'den devralma şeklinin araştırılmadığını, davacının pay defterine 20.04.2015 tarihinde ... isimli şahıstan 486 adet payı devraldığının kaydedildiğini, bu devrin hamiline hisse senetlerinin devri yoluyla olduğunu, zira dava dilekçesinde senetlerin müvekkiline saklanmak üzere verildiğinin belirtildiğini,böylece mahkemenin hamiline hisse senetlerinin davacıya hiç teslim edilmediği gerekçesinin hukuka aykırı hale geldiğini, zira hiç kimsenin teslim almadığı bir menkulü saklanması için başkasına teslim ettiği iddiasında bulunmayacağını,başka dava dosyalarındaki bilirkişi raporları ve tanık anlatımlarının hükme dayanak yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan devir temlik senedi başlıklı belgelere ilişkin olarak bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin vasisi tarafından bulunarak 01.12.2020 tarihinde dosyaya sunulan ve davacının davalı şirkette bulunan hisseleri devrettiğine ilişkin ıslak imzalı belgenin dikkate alınmadığını, yargılama sırasında birleşen dosyanın tefrikine karar verildiği halde aynı celsede, sözlü yargılamaya geçilmeden hüküm verildiğini, müvekkilinin hamiline yazılı hisse senetlerini elinde bulundurduğunu ve dosyada devir temlik senetlerinin davacı tarafın imzasını içerdiğini, müvekkilinin davacıdan devir temlik senedi ile hisseleri devralarak kasasına koyduğunu,  davacının bu senetlerin kendisine saklanması için teslim edildiği iddiasında bulunduğunu, ancak saklama sözleşmesi konusunda hiç bir delil sunulmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>GEREKÇE:Dava, davacının davalı şirkette pay sahibi olduğunun tespiti ile hamiline yazılı pay senetlerinin teslimi istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 489. maddesi gereğince hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade edeceği düzenlenmiş olup, devrin şirkete bildirilmesine veya kaydedilmesine gerek bulunmamaktadır. Hamiline yazılı pay senedinin devri, senedin teslimi ile hem şirkete hem de üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edeceğinden, bu çerçevede hamiline yazılı pay senedini elinde tutan, onun malikidir. Buradan hareketle, hamiline yazılı pay senedine dayalı olarak hissedarlığa dair iddia, ancak dayanak olan hamiline yazılı pay senetlerine malik sıfatıyla zilyet olunduğunun ispatıyla mümkündür. Zilyetliğin geçirilmesi ise mülkiyeti devir gayesiyle yapılabileceği gibi emanet veya rehin gibi mülkiyeti devir dışındaki amaçlarla da yapılabilir. Bu gibi durumlarda zilyetliği devredilen şeyin mülkiyeti karşı tarafa geçmez; zilyetlik konusu şeyin maliki asli zilyet olarak kalmaya devam eder, zilyetliği mülkiyeti devir dışında bir amaçla devralan ise feri zilyet konumundadır. Bu nedenle hamiline yazılı pay senetlerinin devrinde de zilyetliğin mülkiyeti devir amacıyla yapılmış olması ve tarafların bu konuda anlaşması gerekir. Somut olayda; davalı şirkete ait hamiline yazılı hisse senetlerinin, şirketin hakim ortağı davalı ...'in kısıtlanmasına müteakip 05.07.2018 tarihinde adına tahsis edilmiş kiralık banka kasasında bulunduğunun tespit edildiği, davalı şirkete ait ortaklık pay defterinde davacı ...'in 20.04.2015 tarihinde ...'den devir yoluyla 486 adet hisse edindiği, 29.03.2016 tarihinde sermaye artışı yoluyla edinilen 3.474 pay ile birlikte davalı şirkette toplam 3.960 adet pay sahibi olarak kayıtlı bulunduğu, şirketin 03.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla, sermaye artışı doğrultusunda yeni pay senedi bastırılmasına, yeni pay senetleri bastırıldıktan sonra eski hisse senetlerinin iptal edilmesine, 28.06.2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla da söz konusu hisse senetleri bastırıldığından eski basılı hisse senetlerinin iptali ile saklanmasına karar verildiği, şirketin pay senedi bastırılmasına yönelik başka bir yönetim kurulu kararı bulunmadığı, ortaklık pay defterinde şirket paylarının ortaklara teslim edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, davalı şirketin 22.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı genel kurul toplantısında davacının 3.960 pay ile temsil edildiği, söz konusu genel kurulda alınan sermaye artırım kararı doğrultusunda davacının pay adedinin 3.960 adet olarak kararda yer aldığı, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde de 23.03.2017, 20.03.2018 ve 29.03.2019 tarihli genel kurullara ait hazırun listelerinde davacının aynı pay adedi ile toplantılarda temsil edildiği tespit edilmiştir.Hisse senetleri şahsi kasasında bulunan kısıtlı davalı ... ile davacı arasında hisse devrine ilişkin herhangi bir sözleşme ve devir bedeline dair bir para alışverişi bulunduğuna dair herhangi bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Hisse senetlerinin kasaya konulmasına dair davalının el yazısını içeren belgede senetlerin aidiyetine dair bir ibare bulunmayıp, sadece hisse senetlerinin kasaya bırakıldığı belirtilmiştir. Davalı tarafça sunulan devir-temlik senedi başlıklı belgelerde sadece temlik eden adı soyadı ve imzası yer almakta olup, devralan, hisse adedi, devir bedeli gibi alanların boş bırakıldığı, bu belgelerin davalı dışındaki tüm hissedarlardan alındığı, belgelerin matbu boş olarak imzalandığı da dikkate alındığında, mevcut bir devirden söz edilmesi mümkün olmayıp, ileride yapılabilecek bir devir halinde kullanılmak üzere davalının uhdesinde tutuldukları sonucu çıkmaktadır. Bu tespitler doğrultusunda kısıtlı davalının söz konusu hisse senetlerine asli zilyet olmayıp, senetleri aile içi güven ilişkisi içinde kendisine ait kasada feri zilyet olarak muhafaza ettiği ve malik sıfatıya  zilyetlikden söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.Diğer yandan işbu dava basit yargılama usulüne tabi olup, HMK'nın 321/1 maddesinin de; \"Tahkikatın tamamlanmasından sonra mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve hükmünü tefhim eder. Taraflara beyanlarını bildirmek üzere ayrıca süre verilmez\" hükmünü haiz olduğu gözetildiğinde, davalı vekilinin sözlü yargılamaya geçilmeden hüküm verildiğine yönelik istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.  Bu nedenle mahkemece davalı şirkete ait toplam 3.960 adet payın malikinin davacı olduğunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedeni yerinde olmayan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 2.705,08-TL istinaf karar harcının davalılar tarafından peşin yatırılan 1.353,40-TL harçtan mahsubu ile kalan 1.351,68‬-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 21‬-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"034157e4bfe714b9","SID":"a7e040cf80c0bab5"}}