{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1093 <br>KARAR NO\t\t: 2025/64<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/1065 Esas - 2022/75 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ \t: 15/01/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 15/01/2025 <br>                   <br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 4. Asliye Ticaret  Mahkemesince verilen 03/02/2022 gün ve  2018/1065 Esas 2022/75 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ...  tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında bazı taşıma ve nakliye işleri için ortaklık yapıldığını, bu ortaklık gereği davalı şirketin aracının davacının üzerine, davacının aracı olan nakliye işi yaptığı tırın davalı şirket adına kayıtlı olduğunu, teminat teşkil etmesi için her iki tarafın birbirine bonolar verdiklerini, adi ortaklığın sona erdiğini, davacının elindeki bonoları davalıya iade etmesine rağmen, davalının teminat olarak aldığı 27.500'er TL bedelli 2 adet bonoyu iade etmediğini, davacının bu bonolardan dolayı davalıya borçlu olmadığını beyan ederek, borçlusu davacı, alacaklısı davalı olarak görünen 27.500'er TL. bedelli 2 adet bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili Mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davalı ile davacının ortak olarak taşıma ve nakliye işleri yaptığını, bu ortaklık gereği ortak alım satım işleri yaptıklarını, bahsedildiği gibi boş bir bono düzenlenmediği, davacı tarafça bononun ilgili yerleri doldurularak davalıya verildiğini, davacı tarafın bahsettiği aracın bedelinin davalı tarafından ödendiğinden  davacı tarafça araç satılığa çıkarıldığında davalının kendi alacağını garanti altına almak için 70.000,00-TL borca karşılık 15.000,00-TL, 27.500,00-TL, 27.500,00-TL olmak üzere 3 adet bono aldığını, davacının davalıyı arayarak ortak aldıkları ... plakalı aracı satmak istediğini bildirdiğini, davalının da kendisine olan borç ödendikten sonra aracın satışına muvafakat ettiğini bildirdiğini, bonoların bunun üzerine teminat olarak verildiğini, açıkladığı nedenlerle davanın yetkili mahkemeye gönderilmesine, mahkeme aksi kanaatteyse davanın esastan reddine, %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı taraftan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... A.Ş.’nin  2016,2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterler ve cari hesaplarına göre, 6102 sayılı TTK’nun 64 maddesi uyarınca şirketin 2016,2017 ve 2018 yıllarına ait Yevmiye, Kebir ve Envanter defterlerinin noter bilgileri aşağıdaki şeklinde yasal sürelerinde tasdik ettirildiği, defter kayıtlarıyla cari hesapların birbirini doğruladığı ve delil niteliği bulunduğu, davalı tarafın 2016,2017 ve 2018 yıllarına ait defter kayıtlarında; 06/04/2016 - 17/10/2016 tarihleri arasında davacı ...’ye toplam 20.856,00 TL havale yapıldığı ve davalı’ya ait 21/11/2016 vadeli 0016649 seri numaralı 13.800 TL’lik ...bank çekini ... emrine (ekli çek görüntüsü) çek karnesi ile ödediği toplam 34.656,00 TL ödeme yaparak alacaklı olduğu bunun dışında herhangi bir fatura alışverişleri olmadığı tespitinin yapıldığını, menfi tespit davalarında ispat yükümlülüğünün kural olarak davalı alacaklıya düştüğünü, ancak imzası ikrar edilmiş bono alacağının varlığını ispatlayan kesin delil niteliğinde olup bu kez borçlunun borcunun bulunmadığını, usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiğini, bono, ödeme vaadi niteliğinde kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerdiğini, bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olduğunu, ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, 30.11.2021 tarihli celsede davacı vekili dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından bu delilin hatırlatıldığını, davacı vekilince yemin deliline başvurmayacaklarını beyan ettiğinden ispat yükü kendisinde olan davacının davasını ispat edemediği kanaati ile davanın reddine, dava değerinin %20'si oranında  kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın ... plakalı aracın satışına muvafakat vermek için söz konusu bonoları teminat amaçlı verildiğini beyan ettiğini, davaya konu senetler çift vadeli olması sebebi ile Menderes İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/97 ve 2017/96  esas sayılı ilamları ile icra takiplerinin iptal edildiğini, davalının davacıdan alacaklı olmadığını,  bilirkişi raporuna zaten itiraz ettiklerini, açıklamasız havalenin borç ödeme olarak kabul edilip ayrıca davacının hanesine borç olarak yazılmasının bilirkişinin şahsi kanaati olup hiçbir hukuki gerçeklikle bağdaşmadığını, dava dosyasında ihtiyati tedbir dahi yokken verilen % 20 tazminatın ayrıca yasal mevzuata aykırı olup kaldırılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE :Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>\tMenfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve  E:2003/19-781, K:2003/768;  12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları)\t\t<br>\tBono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m. 191/1, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Eğer taraflardan dan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Senede dayalı bu iddianın aksinin de yine yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. (Yargıtay HGK 05.02.2019 tarih ve 2017/(19)11-821 E. - 2019/58 K. sayılı ilamı)<br>\tSomut olayda, davacı yanca davalı şirketle arasında bazı taşıma ve nakliye işleri için ortaklık yapıldığı, bu ortaklık gereği davalı şirketin aracının davacının üzerine, davacının aracı olan nakliye işi yaptığı tırın davalı şirket adına kayıtlı olduğu, teminat teşkil etmesi için her iki tarafın birbirine bonolar verdikleri, adi ortaklığın sona erdiği, davacının elindeki bonoları davalıya iade etmesine rağmen, davalının teminat olarak aldığı 27.500 TL bedelli iki adet bonoyu iade etmediğinin ileri sürüldüğü; davalının ise, davacının davalıyı arayarak ortak aldıkları ... plakalı aracı satmak istediğini bildirdiği, davalının da kendisine olan borç ödendikten sonra aracın satışına muvafakat ettiğini bildirdiği, bonoların bunun üzerine teminat olarak verildiği hususlarını iddia ettiği, dosya içerisine getirtilen takiplerdeki 27.500,00 TL bedelli senetlerde ise ''malen'' kaydının yer aldığı görülmekle, öncelikle icra dosyalarındaki senetlerin dava konusu senetler olup olmadığının araştırılarak, senetlerin talili hususunun değerlendirilmesinden sonra ispat yükünün belirlenmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesi'nin bu hususları irdelemeksizin imzası ikrar edilmiş bononun alacağın varlığını ispatlayan kesin delil niteliğinde olduğundan bahisle vermiş olduğu red kararı isabetli görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin bu nedenle kabulü gerekmiştir.<br>\tKabule göre ise; her ne kadar mahkemece dava değerinin %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ise de, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden dava konusuna ilişkin verilmiş ve uygulanmış bir ihtiyati tedbir kararına rastlanılamadığından İİK hükümlerine göre kötüniyet tazminatı koşullarının gerçekleşmeyeceğinin gözetilmemesi isabetli olmamıştır.  <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 4. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 03/02/2022 gün ve  2018/1065 Esas 2022/75 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ddfb64ad58d00ae","SID":"62051d03bd90d27e"}}