{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R <br>ESAS NO:2022/942 <br>KARAR NO:2024/2215<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:22/12/2021<br>NUMARASI:2017/1138 Esas - 2021/966 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:19/12/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/07/2013 tarihinde sürücü ...'un sevk ve idaresindeki .. plakalı motosiklet ile seyir halinde iken yaya geçidini kullanarak karşıdan karşıya geçmek isteyen müvekkiline çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 30/10/2017 tarihli raporda müvekkilinin çalışma gücünü %5,2 oranında kaybettiğinin tespit edildiğini, kaza ile ilgili olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2013/44991 sayılı dosya üzerinden soruşturma yürütüldüğünü ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kazaya yol açan aracın kaza tarihi olan 11/07/2013 tarihini kapsayan ZMMS sigortasının bulunmadığını, müvekkilinin fatura edilemeyen 6.000,00 TL tedavi gideri harcaması da olduğunu, meydana gelen zararın Güvence Hesabı tarafından karşılanması gerektiğini belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili ...'un sürekli iş göremezliği dolayısıyla 100,00 TL, geçici iş göremezliği dolayısıyla 100,00TL ve SGK kapsamı dışında kalan fatura edilemeyen tedavi giderleri için 6.000,00TL olmak üzere toplam 6.200,00TL maddi tazminatın davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini tedavi giderleri ve sürekli iş göremezlik yönünden 47.036,28TL, geçici iş göremezlik yönünden 57.787,87TL olarak arttırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 30/10/2017 tarihli rapordan da anlaşılacağı üzere başvuru sahibinin sürekli maluliyetinin bulunmadığını, davacının maluliyet ile ilgili tazminat talebinde bulunabilmesi için maluliyet oranını ve malül kaldığını tam teşekküllü hastane raporları ile belgelendirmesi gerektiğini, davacının dava konusu kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünden şikayetçi olmadığından müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin kazaya sebebiyet veren kişinin sorumluluğu ve davacının maluliyeti oranında tazminat sorumluluğu bulunduğunu, kusur ve tazminat tespitinin yapılması, yargılama neticesinde müvekkili aleyhine karar verilmesi halinde yargılama masraflarından müvekkilinin sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yargılama sonucunda, \"Dava ve talep arttırım dilekçelerine göre davanın kabulü ile 4.751,59 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 47.036,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı 51.787,87 TL ile 6.000,00 TL tedavi gideri toplamı 57.787,87 TL'nin 14/12/2017 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte (kaza tarihi  itibariyle cari teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin hüküm gününe kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretleri doğrudan doğruya dikkate alarak duruşmanın her aşamasında bilirkişiden son asgari ücret unsurlarına göre ek rapor istemek durumunda olduğunu, bu sebeple hakim tarafından yeni asgari ücret üzerinden ek rapor düzenlenmek üzere dosyanın aktüerya bilirkişisine gönderilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının maluliyet ile ilgili tazminat  talebinde bulunabilmesi için maluliyet oranını ve malül kaldığını tam teşekküllü hastane raporları ile belgelendirmesi gerektiğini, raporun hastaneden alınması ve hükmün bu doğrultuda kurulması gerektiğini, davacının yasada aranan şartları taşımayan maluliyet raporuna göre 45,2 maluliyet oranına istinaden talebinin haksız olup davacının %0 maluliyeti bulunduğu tespit edildiğinden davacının herhangi bir tazminata hak kazanmadığını, maluliyet oranı bakımından kurumun sorumluluğunun kaza ile illiyet bağı kurulabilen maluliyet oranı ile sınırlı olduğunu, davacının kaza öncesinde vücudunda bulunan rahatsızlıkların doğuştan getirdiği genetik arazlar ya da geçirmiş olduğu diğer kazalar sonucunda oluşan arazlar nedeniyle davalının sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, maluliyet ve kusur ile ilgili adli tıp kurumundan rapor alınması gerekirken salt davacı beyanı esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, müvekkili kurumun tedavi giderinden sorumlu olmadığını, geçici iş göremezlik zararından söz edebilmek için kişinin iyileşme süresine ilişkin dönemde aktif sigortalı çalışması ve iyileşme süresi zarfında mevcut işine devam edememesi gerektiğini, başvuru sahibinin başvuru esnasında SGK'da aktif olarak çalışıp çalışmadığını, çalışıyor ise bir ödeme alıp almadığına yönelik herhangi bir belge ya da bilgi sunulmadığını, bu sebeple geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, aksi kanaat halinde ıslah edilen tutar bakımından zamanaşımı nedeniyle davanın kısmen reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kaza tarihi dikkate alındığında PMF 1931 Yaşam Tablosu uygulanması gerekirken TRH 2010 yaşam tablosu uygulanarak tazminat hesaplanmasının ve bu tutarın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, faizin ancak aleyhe yapılan dava tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesinin olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı kararlaştırılmıştır. Bu nedenle davacının dava konusu belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden Sosyal Güvenlik Kurumu, belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı sorumludur.Tedavi gideri talebi bakımından alınan bilirkişi raporunda \"Davacı ...'un kazada çok ağır olmamakla birlikte hareketsiz kalmasına neden olacak oranda yaralandığı ameliyat geçirdiği ve sonunda yardımcı bakımına muhtaç hale geldiği raporlardan anlaşılmaktadır.Yaralanma tarihi 11.07.2013 olup  ameliyat sonrası muhtemelen fizik tedavi gördüğü hastaneden taburcu edildikten sonra bir bacağın 2-3 ay kadar bot alçı atelde olacağı, ortalama 5-6 ay başkasının yardımı ile hareket edebildiği, günlük ihtiyaçlarında yardım alacağı bu süre içinde sağlıklı iken yürüyerek gittiği yerlere taksi ile gideceği, beslenme takviyeleri kullanacağı bazen ilaç kullanacağında SGK üzerinden değil kendi imkanı ile alacağı düşünüldüğünde toplamda 6.000,00 TL'nin makul olduğu\" bildirildiğinden talep edilen tedavi giderlerinin  2918 sayılı KTK'nın  98. maddesi kapsamında kalmadığı anlaşıldığından  paramedikal tedavi giderlerinden sorumlu olan davalı bakımından bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Olay mahallinde kaza tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Mahkemece talimat yazılmak suretiyle alınan, yerinde keşif yapıldıktan sonra düzenlenen kusur raporunda; .. plakalı motosiklet sürücüsü ...'un tramvay yoluna paralel, fiziki engelle ayrılmış taşıt yolu bulunmaktayken, tramvay dışındaki taşıtların kullanımına yasak olan söz konusu tramvay yolunu kullandığı, taşıt yolu ile tramvay yolunun dik kesişiminin olduğu kesime yaklaşırken aracının hızını azaltmadığı, dikkatli ve tedbirli davranmadığı, bu kesişimin olduğu köşeden karşıdan karşıya geçen yaya ...'un geçişine izin vermediği, tramvay yolu üzerinde yaya ...'a çarpmasıyla sonuçlanan kazaya, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/a,b maddelerine aykırı hareket ederek asli kusurlu olarak sebep olduğu, yaya ...'un  karşıdan karşıya geçtiği yerin kavşak köşesi ve yayaların karşıdan karşıya geçtiği bir kesim olduğu, kazanın meydana geldiği yerin ise karşıya geçişte kullanılan tramvay yolu üzerinde bulunduğu, tramvay yolunun diğer taşıtların kullanımına fiziki engellerle yasaklandığı,  dolayısıyla yaya...'un tramvay yolundan karşıya geçerken tramvay yolunu kullanacak olan tramvayı kontrol edecek ve tramvayın geçişinden sonra karşıya geçeceğini, yaya ...'un da tramvayın geçişinden sonra karşıya geçmek amacıyla tramvay yoluna indiği, karşıya geçmek üzereyken tramvay yolunu kullanarak gelen ... plakalı motosikletin çarpmasına maruz kaldığı, yaya ...'dan fiziki engelle ayrılmış tramvay yolundan başka bir taşıtın geleceğini düşünmesi beklenemeyeceğinden, kazanın meydana gelmesinde kusurlu davranışı görülmediği yönünde görüş belirtilmiştir.Mahkemece olay yerinde keşif yaptırılmak suretiyle kusur raporu alınmış olup, rapordaki değerlendirmeler olayın oluşu ile dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olduğundan davalı vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde  karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır.HMK'nın  357/1.maddesinde de  Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların  dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı  düzenlemesine yer verilmiştir.Dosya kapsamından hükme esas alınan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi  Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 30/10/2017 tarihli maluliyet raporunun istinaf talep eden davalı vekiline HMK 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği, davalı vekilinin süresi içerisinde ATK raporuna beyan ve  itiraz dilekçesi sunduğu ancak maluliyet raporuna karşı herhangi bir itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde maluliyet bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın  357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlenemeyeceğinden maluliyet raporuna  ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"...\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. -  2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078  E. - 2022/10550  K. sayılı kararları).Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı  kararında  Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunduğunu,  KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiğini belirlemiş ancak  geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğini vurgulamıştır.  Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ve geçici bakıcı giderine ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin  2021/6911  E. ve  2021/10351  K.,  2021/5305  E. ve 2021/7685  K. sayılı kararları)6100 sayılı HMK’nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesine göre, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmemiştir. Mahkeme taleple bağlı olup dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmaktadır. Kısmi davada, sadece dava edilen kısım için zamanaşımı kesilir. Dava konusu edilmeyen kısım için zamanaşımı süresi işlemeye devam eder.Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi (1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler;06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden  itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.”  hükmünü haizdir. 2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13/03/2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanunu göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Eldeki uyuşmazlıkta tazminata konu trafik kazası 11/07/2013 tarihinde meydana gelmiş, kısmi dava 23/12/2017 tarihinde açılmış, kısmi davada16/07/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile miktar artırılmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresi 15/06/2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Durma süresi olan 95 günün, zamanaşımının  son günü olan 11/07/2021 tarihine eklenmesi halinde 16/10/2021 tarihine kadar süre olduğu, bu tarihten önce 16/07/2021 tarihinde ıslah dilekçesi verildiğine göre açılan davanın ve ıslah dilekçesinin süresinde olduğu sonucuna varıldığından davalı vekilinin zaman aşımına ilişkin istinaf itirazları  yerinde değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2324  E. - 2022/15206 K., 2021/13827 E.- 2022/10766 K.  sayılı kararları).Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz etmemiş ve davasını ıslah etmiştir.Bu nedenle  İlk Derece Mahkemesince davalı taraf lehine oluşan usulü kazanılmış hakları gözeterek bilirkişiden son asgari ücret miktarına göre ek rapor alınmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Kazaya  karışan araç sigortasız olup davacı vekili tazminat için Güvence Hesabına 04/12/2017 tarihinde başvurusunu yapmıştır. Davalı Güvence Hesabı 06/12/2017 tarihli dilekçesi ile başvurucunun maluliyet oranı sıfır olduğundan talebin değerlendirilmediğine ilişkin cevabını bildirmiş, bunun üzerine dava açılmış olduğundan,başvuruya cevap verildiği tarihin başvurunun tebliğ tarihi olarak kabulü ile 04/12/2017 tarihinden itibaren  8 gün sonrası olan 14/12/2017 tarihinin faizin başlangıç tarihi olarak kabul edilerek 14/12/2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması doğrudur.Bu nedenlerle; davacı ile davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı ve davalı vekillerinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Alınması gereken 3.947,48 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 986,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.960,61 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a1d780e0d8010b6","SID":"ee013eee121eb06b"}}