{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/3001 <br>KARAR NO:2025/122<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:30/06/2022<br>NUMARASI:2021/314 E - 2022/511 K<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:21/01/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;  davalılar aleyhine Merkezi Takip Sistemi'nin ... sayılı dosyasından faturaya dayalı alacağa dayanarak takip başlatıldığını, davalıların  hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz ettiklerini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, taraflar arasında ... Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, diğer davalının  ise, davalı/borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalı/borçlu şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, ayrıca, müvekkili şirket ile imzalanan ... Sözleşmesi'nde ticari kefaletinin de bulunduğunu, ancak ticari kefaleti bulunmasına rağmen takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı şirketin imzaladığı sözleşmedeki sözüne uymayıp faturayı ödememesinin basiretli tacir ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmadığını, davalı şirket tahakkuk ettirilen faturaya 8 günlük sürede itiraz da etmediğini, davalı şirketin elektrik tüketimi yapmış olmasına rağmen müvekkili şirket nezdindeki hiçbir faturasını ödemediğini, davalının gecikmiş fatura borcunu ödememesi üzerine, iade taahhütlü mektupla davalıya hizmet kesme ve ceza bedeli tahakkuk etme ihbarnamesi gönderildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını, huzurdaki davaya konu İcra takibine ise dayanak iki adet fatura bulunduğunu, bunlardan ... nolu 92.191,56 TL tutarlı faturanın elektrik tüketimine ilişkin iken, ... numaralı 199.800,00 TL tutarlı faturanın ise cezai şarta ilişkin olduğunu beyanla; davalı şirketin ve diğer davalının yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalıların %20'den aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar  cevap dilekçesi sunmamıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;  Davanın kabulü ile; davalının Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, Hükmolunan asıl alacağın % 20 'si oranında icra ve inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine ,şeklinde  karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davalı ... vekili istinaf etmiştir.Davalı  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava tarihinden önce mernis adresini başka adrese taşıdığı halde ,dosyadaki adresi mernis adresi kabul edilerek  T.K. 21/2 şerhli tebliğler yapıldığı, bu nedenle dava dilekçesi, tensip zaptı, bilirkişi raporu ve gerekçeli kararın  müvekkili adına usule aykırı bir şekilde tebliğ edildiği,dava dilekçesi ve tensip zaptı, bilirkişi raporu ve gerekçeli kararın davalı adına ... Beylikdüzü/ İstanbul adresine tebliğe çıkartılmış, tebligatların hepsinin T.K. 21/2 ŞERHİ İLE muhtara tebliğ  edilmiş olduğu, ancak Davalının 20/12/2020 tarihinden bu yana ikamet ettiği mernis adresinin  ... Beylikdüzü/istanbul' olduğu,dava açıldığı tarihte davalının ikamet ettiği mernis adresi bu adres olduğu halde bu adrese hiç tebligat yapılmadığı, T.K. 21/2 maddesine göre tebligat çıkarmanın temel şartının tebligat çıkartılacak adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olması gerektiği,  davada müvekkili adına tüm tebligatların... Beylikdüzü/ İstanbul adresine tebliğe çıkartıldığı, ancak  dava dilekçesi ve tensip zaptının muhatabın gösterilen adresten sürekli ayrıldığı belirtilerek iade edildiği,bunun üzerine mahkemece aynı adresteki bu adresin  müvekkilinin o tarihteki mernis adresi olmamasına rağmen ,T.K. 21/2 şerhi ile muhtara 18/08/2021 de  tebliğ edildiği, bilirkişi raporunun  ise yine aynı adrese doğrudan T.K. 21/2 şerhli olarak tebliğe çıkartıldığı , mezkur adreste müvekkilinin kayınbabasına 11/04/2022 tarihinde tebliğ edildiği, ancak bu adresin müvekkilinin  ikamet ettiği adres olmayıp dava tarihinde kayınbabasınn ikamet ettiği adres olduğu,gerekçeli kararın ise yine doğrudan T.K. 21/2 şerhli olarak aynı adrese tebliğe çıkartıldığı  ve 13/10/2023 tarihinde muhtara teslim edildiği,  usulsüz tebliğ nedeniyle davalı müvekkilinin davaya cevap veremediği,  delil ve itirazlarını bildiremediği,  hukuki dinlenilme hakkı kapsamında savunma hakkı tanınması gerekirken usulsüz tebliğler ile müvekkilinin bu hakkının  ihlal edildiği,  müvekkilinin dava dosyasından 06/09/2024 tarihinde haberdar olduğu ve yasal süre içerisinde istinaf yoluna başvurduğu,Esas yönünden ise ; müvekkilinin, ... ile davacı ... arasında imzalanan  \"elektrik enerjisi satış sözleşmesi\" kefaletname bölümünde 02/09/2020 tarihinde müteselsil kefil olarak 240.987 TL den sorumlu olacağını taahhüt etmiş olduğu,  TBK 589. maddesi gereği müvekkilinin  toplam borçtan azami 240.987 TL den sorumlu olduğu,müvekkilinin  sözleşme ile bağlı olduğu kefalet bedelini davacıya ödediğinden huzurdaki davanın konusuz kaldığı,bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.  ...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , itirazın iptali     talebine ilişkindir.Davalı ... yönünden ;  Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; mahkemece dava dilekçesi,tensip zaptının davalı ...'in  dava dilekçesinde belirtilen adresine tebliğe çıkarıldığı, bila tebliğ dönmesi üzerine  bu adresin mernis adresi kabul edilerek  T.K. 21/2 şerhli tebligat  yapıldığı,ancak davalının  UYAP sisteminden alınan mernis kaydına göre  20/12/2020 tarihinden bu yana ikamet ettiği adresinin... Beylikdüzü/İstanbul olduğu, dava dilekçesi ve tensip zaptı, bilirkişi raporu ve gerekçeli kararın davalı adına ... Beylikdüzü/ İstanbul adresine tebliğe çıkartılmış, tebligatların  T.K. 21/2 şerhi ile muhtara tebliğ  edilmiş olduğu, bu adrese  hiç bir şekilde tebliğe çıkarılmadığı görülmüştür.Davalı -borçlu şirket yönünden ise , kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda ; her ne karar bu davalıya Tebligat Kanunu 35. maddesi uyarınca tebligat yapılmış ise de ,şirketin tasfiye halinde olduğu sicil kaydından anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece ,davalı şirketin ne zaman tasfiyeye girdiğinin ,tasfiye memurlarının kimler olduğunun tesbiti ile ,tebligatın buna göre yapılması  gereklidir.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat, muhatabın \"bilinen en son adresine\"  yapılır. Aynı maddenin, 6099 sayılı Kanun ile eklenen 2. fıkrasına göre ise, \"bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır \"hükmü yer almakta, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin “Bilinen adreste tebligat” başlıklı 16/2. maddesinde de aynı düzenleme bulunmaktadır.11.01.2011 gün ve 6099 sayılı Kanunun 5. maddesiyle 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesine eklenen 2. fıkra ise; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”şeklindedir.Tebligat Kanununun 10. maddesine eklenen ikinci fıkra ile gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu düzenlemeye göre, önce muhatabın bilinen en son adresine \"normal\" tebligat çıkarılması, bu adreste tebligat yapılamaması (iadesi) hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek  \"mernis adresi\" şerhi verilerek tebligat çıkartılarak, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılması gerekmektedir.Davalı ... arabuluculuk sürecinde vekille temsil edilmiş ise de ,yargılamada tebligatın öncelikle davalı asile yapılması gerektiğinden ,davacı tarafın arabuluculuk sürecindeki adresine  tebligat çıkartıldığı,vekilinin bulunduğuna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin  eksiksiz toplanıp  tartışılabilmesi, itirazların  yapılabilmesi, davanın  süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması  bulunduğuna,  hakkındaki  iddia  ve  isnatların  nelerden  ibaret  olduğuna, yargılamanın safahatına, duruşmanın hangi tarihte yapılacağına, verilen kararın ne olduğuna, Tebligat Kanununda açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile vakıf olabilecektir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde \"Hukuki dinlenilme hakkı\" düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin, dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükmü gereğidir. Görüldüğü üzere, taraf teşkili sadece davanın açılması aşamasında değil, yargılamanın diğer aşamalarında  da önem taşımaktadır. (...23.11.2011 gün ve 11-554 Esas-684 Karar) Somut olayda; dosya kapsamı ve Uyap kayıtlarının incelenmesinde davalı ...'e  dava dilekçesinin ve diğer tüm belgelerin usulüne uygun olarak   tebliğ edilmediği , yine tasfiye halinde olduğu anlaşılan şirket yönünden de tasfiye tarihi belirlenerek ,tasfiye memurlarının kimler olduğunun tesbiti ile Tebligat Kanununa göre yapılan tebligatın geçerliliğinin buna göre değerlendirilmesi ve tebligat tarihinde şirket tasfiye halinde ise tasfiye memurlarına yeniden tebligat yapılması gerektiği , yukarıda açıklanan şekilde usulen taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek karar verildiği,emredici usul kurallarına aykırılık bulunduğu anlaşılmakla , bu sebeple  davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 355 md., 353/1-a-4-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 355. maddesi,  353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8141c051fbdff10","SID":"8708dae707be871e"}}