{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/15 - 2024/2247<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/15 <br>KARAR NO\t: 2024/2247<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t:  <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/07/2021<br>NUMARASI\t\t: ... ESAS ... KARAR<br><br>DAVACI\t: ... ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av.  <br>DAVALILAR\t: 1-...    <br>DAHİLİ DAVALILAR\t:1 -...   <br>\t:2 -... <br>VEKİLİ\t: Av.  <br>                                                 3 -...  <br>DAVANIN KONUSU\t:İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                   : 25/12/2024<br>YAZIM TARİHİ                    : 25/12/2024<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>İDDİALARIN ÖZETİ                                                                                                 :<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... Bankası ... Şubesi ile ..., ... ve ... Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. Arasında GKS ve Kredi Kartı Sözleşmesi imzalandığını, ...'ın 23.10.2002 tarihinde bankanın diğer tüm alacakları ile birlikte dava konusu kredileri de TMSF'ye temlik ettiğini, TMSF'nin de alacağı 24.01.2006 tarih ve ... arşiv numaralı temlik sözleşmesi ile müvekkili davacı şirkete temlik ettiğini, davalıların, bankaca gönderilen ihtarların tebliğine rağmen GKS ve Kredi Kartı Sözleşmesi kaynaklı borcu ödemediklerini, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davaya konu borcun bir kısmına ilişkin borçlular aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyalarında genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, icra dosyalarına itiraz edildiğini, yasa hükmü uyarınca satış aşamasına kadar takiplerin devamına karar verildiğini, takip dosyalarından herhangi bir tahsilat yapılamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla müvekkil şirketin 21.742,00.TL asıl alacağı ile bu alacağa temerrüt tarihinden itibaren işletilecek kredi sözleşmesinde belirtilmiş temerrüt faizi ile birlikte (... yönünden 834,00.TL, ... Tic. Paz. Şti. Yönünden 20.908,00 TL., ... yönünden 21.742,00 TL. asıl alacakla sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir.<br>Dahili davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde özetle,  davalılardan ... ve ...'ın 05.12.2006 tarihinde ...'ın mirasını kayıtsız şartsız reddettiklerini, bu nedenle sorumluluklarının bulunmadığını, ...'ın zamanaşımı nedeniyle sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini,  yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya  yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ                                                   :<br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar  sayılı kararı ile; Dava dışı ... Bankası T.A.Ş. ... Şubesi ile müteveffa davalı ... arasında imzalanan ve davalı ... Tic. Pazarlama Ltd. Şti ile ...'ın müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imza koydukları Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında müteveffa kredi borçlusu ...'a kullandırılan kredi borcunun ödenmediğini, kredi veren bankanın TMSF'ye devredilmiş olduğu ve davacı varlık yönetim şirketinin uyuşmazlık konusu alacağı TMSF'den temliken aldığını, adı geçen kredi borçlusu dava tarihinden önce 03/09/2006 tarihinde vefat etmiş olmakla ölü kişiye husumet yöneltilemeyeceğini, ancak davacı ile kredi borçluları arasındaki ilişkinin mahiyeti gereği davacının ölü kredi borçlusunun öldüğünü önceden bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve bu sebeple ölü kredi borçlusuna husumet yöneltmesinin makul bir yanılgıdan kaynaklandığı kabul edilerek müteveffa kredi borçlusunun mirasçılarının davaya dahil olduğunu, kredi borçlusunun mirasçılarından ... ve ...'ın .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ve 05/12/2006 günlü kararı ile muris ...'ın mirasını kayıtsız ve şartsız reddettikleri anlaşılmakla adı geçen davalı mirasçılar bakımından davanın husumet yokluğundan reddine karar vermek gerektiğini, müteveffa kredi borçlusunun mirasçılarından ... tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141.maddesi uyarınca bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu ve gerek kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu ve gerekse dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki alacağın temlikine ilişkin hükümler nazara alındığında fon alacağı yönünde geçerli olan zamanaşımı süresinin temlik kapsamında olup davacının devraldığı haklar arasında yer aldığını, dolayısıyla dava dışı bankanın .... Noterliği'nden 17 Şubat 1998 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesine konu olup, 08/01/1998 tarihi itibariyle ödenmesi gerekli kat edilen kredi alacağı bakımından dava tarihi olan 23/09/2014 tarihi itibariyle 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçmemiş olduğu anlaşılmakla adı geçen davalı mirasçının zamanaşımı define itibar olunmadığını, davalı ...'ın kefalet limiti yükseltmelerini takiben genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaktan dolayı son kefalet limiti olan 5.111,00.TL ile sınırlı müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, hesap kat ihtarnamesinin tebliğ tarihi ve ihtarnamedeki ödeme sürelerine göre belirlenen temerrüt tarihlerine göre akdi ve temerrüt faizleri uygulandığını, bu suretle bilirkişi marifetiyle yapılan hesaplama sonucunda davacının davalı müteveffa kredi borçlusu ... mirasçısı ... ve davalı  müşterek borçlu müteselsil kefil ...'dan talep edebileceği alacak tutarlarının belirlendiğini, sonuç olarak davacının, davalılardan ... ve ...'a yönelik davasının husumet yokluğundan reddine, davacının, davalılardan ...'a yönelik davasının kabulüne, davacının, davalılardan ...'a yönelik davasının kısmen kabul ve kısmen reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf talebi ile; ... Bankası T.A.Ş. ... Şubesi ile ..., ... ve ... Ticarel Paz. Ltd. Şti. tarafından Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalılar ile ... Bankası T.A.Ş. ... tarafından imzalanan GKS ve Kredi Kartı sözleşmesine istinaden tesis edilip kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçlar ödenmediğini, borcun ödenmesi hususu, banka tarafından gerek asıl borçluya gerekse kefillerine çekilen .... Noterliği'nin 17:02/1998 tarihli ... yevmiye numaralı ve 09/12/1998 tarih ve ... yevmiye numaralı vc 17/02/ 1998 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile ihtar edilip, borçluya tebliğ edildiğini, daha sonra .... İcra Dairesi ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalar üzerinden borçlular aleyhinde icra takibine geçildiğini, buna rağmen herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, aradan geçen uzun süreye rağmen alacak tahsil edilemediğinden itirazın iptali davası açıldığını, ancak mahkemece alacak davası şeklinde hüküm kurulduğunu, söz konusu davayı müteveffa ...'ın mirasçıları ... ve ... yönünden mirası reddetmiş olmaları sebebiyle husumet yokluğundan reddettiğini, diğer mirasçı ... yönünden kabul ettiğini, diğer davalı ... yönünden kısmen kabul kısmen red yönünde hüküm kurulduğunu, diğer davalı ... yönünden ise dosya tefrik edildiğinden hiçbir hüküm kurmadığını, huzurda ki dosyanın davalı tarafı olarak ...'ın gerekçeli karar da yer almasının usul hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca aşağıda açıklanan hususlar yönünden  dosyanın  istinaf incelemesinin yapılarak mahkemece verilen kararın kaldınlarak talepler doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında sadece Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi kartından kaynaklanan alacak için hesaplama yapıldığını, ancak ikraz sözleşmesinden kaynaklanan alacak için herhangi bir hesaplama yapılmadığını, bilirkişi raporlarına bu hususta ki itirazların değerlendirilmediği ve hesaplama yapılmadığının açık olduğunu, işbu sebeple söz konusu ikraz sözleşmelerinc ilişkin olarak da hesaplamanın yapılması ve hükmün bu şekilde kurulması gerektiğini,  mahkemenin gerekçeli kararında davalılardan ... lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak davalı ... huzurdaki dava da kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, müvekkili şirketin harç muafiyeti bulunduğunu, ... Bankası A.Ş. ... 23 Ekim 2002 tarihinde bankanın diğer tüm alacakları gibi iş bu alacağım da alacak temliki sözleşmesi ile TMSF'ye temlik ettiğini, TMSF de bu alacağını 24 Ocak 2006 tarih ve ... arşiv numaralı temlik sözleşmesi ile müvekkil şirket ... A.Ş.'ye temlik edildiğini, bu nedenlerle; tarafa tehir-i icra kararının verilmesini, istinaf incelemesi sonucu ilk derece mahkemesinin aleyhe verdiği kararların kaldırılarak, davanın kabulüne kararı verilerek; yargılama, harç, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ... vekili istinaf talebi ile;  Zamanaşımı İtirazının 3182 Sayılı Bankacılı Kanunu yerine 5411 sayılı Kanun'a göre değerlendirilmesinin hukuka uygun düşmediğini, mahkeme tarafından zamanaşımı itirazının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141.maddesi uyarınca bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu gerekçesine binaen reddedildiğini, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 01/11/2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, somut olaya konu olan kredi sözleşmesi 5411 sayılı Kanun'dan önceki dönemde akdedildiğini, 5411 sayılı Kanun'dan önce; 02.05.1985 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun meri olduğunu, 3182 sayılı Bankalar Kanunu ise bu  kanunu ilga eden 23.06.1999 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 4389 sayılı Bankalar Kanunu 'na kadar meri olduğunu, dava dilekçesi ekinde genel kredi sözleşmesinden bahsedilmişse de UYAP'a ekli olmadığından tarihi belirsiz olduğunu, 17.02.1998 tarihli Noter onaylı ihtarnameden anlaşıldığı üzere kredi sözleşmesi 3182 sayılı Bankalar Kanunu döneminde akdedildiğini, 3182 Sayılı Bankalar Kanunu'nun yürürlükte olduğu bir dönemde akdedilen kredi sözleşmesinden kaynaklanan zamanaşımı itirazının sonradan yürürlüğe giren 5411 Sayılı Kanun'un 141. maddesi hükümlerince reddedilmesinin hukuka uygun düşmediğini, mahkeme tarafından kanunların zaman bakımından yürütülmesine ilişkin bir inceleme yapmaksızın doğrudan 5411 Sayılı Kanun'a göre değerlendirme yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından hükme Esas alınan bilirkişi raporunda kabul edilen faiz oranının fahiş olduğunu,\tTürk Ticaret Kanunu'nun 8’inci maddesinin birinci fıkrasında, tarafların ticari işlerde faiz oranını serbestçe belirleyebileceği hükme bağlandığını, buna karşın Türk Borçlar Kanunu'nun 88’inci maddesinin ikinci fıkrasında, anapara faiz oranının taraflarca kararlaştırıldığı hallerde yıllık faiz oranının, aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca faiz oranının doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine (3095 s. Kanun) göre belirlenecek olan yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamayacağının belirtildiği, Anılan Kanunda benzer bir sınırlama temerrüt faizine ilişkin olarak da öngörüldüğünü, Türk Borçlar Kanunu'nun 120’nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, temerrüt faiz oranının taraflarca kararlaştırıldığı hallerde yıllık temerrüt faiz oranı, aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca faiz oranının doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine (3095 s. Kanun) göre belirlenecek olan yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağını, Türk Borçlar Kanununda sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranlarına ilişkin sınırlamaların ticari işlerde uygulanıp uygulanmayacağı doktrinde ve yargı kararlarında tartışmalı olduğunu, davacının müşterek müteselsil kefil hakkındaki davasını atiye terk etmesinin sonuçlarına katlanması gerektiğini, açıklanan sebeplerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.<br>DELİLLER                                                                                                                     :<br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'ni ... Esas, ... Kararsayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı,<br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                         :<br>Dava, Genel Kredi  Sözleşmesi'ne dayalı alacak istemine ilişkindir.<br>Davacı tarafından, dava dışı ... Bankası T.A.Ş. ... ile müteveffa davalı  ... ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi borcuna davalı ... ve ... Ticaret Ltd.Şti'nin müteselsil kefil oldukları, bu kapsamda kullandırılan kredi borcunun ödenmediği, hesabın kat edildiği, kredi veren bankanın TMSF'ye devredilmiş olduğu ve davacı varlık yönetim şirketinin uyuşmazlık konusu alacağı TMSF'den temliken aldığı, bu hususta davalılardan alacaklı oldukları ileri sürülmüş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Karara karşı  davacı ve davalı ... vekili  tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Kredi sözleşmesinde asıl borçlu olan ...'ın vefat ettiği, mirasçıları olan ...'ın, ...'ın ve ...'ın davaya dahil edildikleri, mirasçılar ...'ın ve ...'ın ....Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile mirası ret ettikleri bu sebeple mahkemece bu dahili davalılar yönünden davanın husumetten reddine karar verildiği, aynı kredi sözleşmesine kefil olan davalı ... Ticaret Ltd.Şti yönünden ve kredi kartı sözleşmesine kefil olan davalı ... yönünden davacı tarafından davanın atiye terk edildiği ve mahkemece bu davalılar yönünden dosyanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği anlaşılmaktadır.<br>Temlik alan davacı vekilinin istinaf sebepleri yönünden; davanın itirazın iptali davası olmadığı ve tahsil hükmü talep edilerek alacak davası şeklinde açıldığı bu sebeple mahkemece davacı vekilinin dava dilekçesindeki talebine uygun olarak alacak davası şeklinde hüküm kurulmasının yerinde olduğu,  Mahkemece hükme esas alınan ve Dairemizce de açık, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun bulunan bilirkişi raporuna göre  kredi borcu nedeniyle davalıların sorumlu olduğu miktarın belirlendiği,  bilirkişi tarafından kredi alacağının  usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun olarak hesaplandığı, taraflar arasında imzalanan ikraz sözleşmelerinin raporda incelendiği, hakkında tefrik kararı verilerek hüküm kurulmayan ...'ın karar başlığında ismi yazılı olmasının maddi hata olduğu ve mahkemece yerinde düzeltilebileceği, dahili  davalılar  ... ve ... hakkında husumetten ret kararı verildiği,  her ne kadar ... vekil ile temsil edilmemiş ise de, ...'ın vekili bulunduğu, mahkemece dahili davalılara haklarında verilen ret kararına istinaden maktu olarak tek vekalet ücreti takdir edildiği görüldüğünden bu hususun sonuca etkili olmadığı zira davacı tarafın diğer dahili davalı yönünden ret edilen kısma yönelik vekalet ücretinden sorumlu olduğu anlaşılarak mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı temlik alan vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Dahili davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yönünden; Genel Kredi Sözleşmesi Madde 51: \"Müşteri cari hesabın/hesapların kesilmesinden yahut sözleşmenin feshinden sonra borç bakiyelerinin tamamı ödeninceye kadar faiz, komisyon, gider vergisi, fon, masraf ve diğer hususların kredinin kesilmesi anında geçerli olan şartlar dairesinde işlemeye devam edeceğini; ancak borcun hangi tür krediden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın cari hesabın/hesapların kat'i yahut sözleşmenin feshi tarihinde Bankaca en yüksek faiz oranı uygulanan kredi türünün faiz oranına, bu konudaki kararnamede belirtilen orandan aşağı olmamak kaydıyla, o oranın %30'unun ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi, bu faizin gider vergisi ve fon payının hesaplanmasını kabul eder\" hükmü bulunduğu,  kredi borçlusuna kullandırılan kredilerdeki en yüksek faiz oranı 30.06.1997 tarihinde kullandırılan 1.000.000.000 TL. Krediye ait olup %140 olduğu, GKS.nin 51. maddesi uyarınca temerrüt faizi oranı akdi faiz oranının %30 fazlası olarak tespit edilmiş olmakla uygulanabilecek azami temerrüt faiz oranı %182 olarak hesaplandığı, kredinin ticari kredi olması ve taraflarca faiz oranının serbestçe belirlenebilir olması sebebiyle mahkemece belirlenen faiz oranının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.<br> Dahili davalı ... vekilinin zaman aşımına yönelik yaptığı istinaf sebebi yönünden; alacağa konu genel kredi sözleşmesi olup borcun muaccel olduğu tarih itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı söz konusudur.12/12/2003 tarih ve 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na eklenen ve 26/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde, zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak öngörülmüştür. Aynı kural, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesinde de benimsenmiş olup, anılan maddede \"Bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır\" hükmüne yer verilmiştir.Nitekim, 5411 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinde; \"Bu kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen  hükümler   makable   şamildir\"  düzenlemesi   yer  almakta   iken,  anılan  maddede   yer  alan ''zamanaşımı'' sözcüğü Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 tarih ve 2014/85-103 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve söz konusu kararın, 12.09.2014 tarihinde 29117 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.<br>Anayasa Mahkemesince iptal edilen 5411 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte zamanaşımının dolup dolmadığı tespit edilirken mülga 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddenin de göz önünde tutulması zorunludur. Zira Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu kuralı, ilk kez 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesiyle değil, mülga 4389 sayılı Kanun'a eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle getirilmiştir. Söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinde henüz on yılını doldurmamış tüm Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzadığından, bu alacaklar yönünden zamanaşımı süresinin bitmiş olduğundan söz edilemez. Bu durumda itiraz konusu kuralın, 26.12.2003 tarihinden önce on yılını dolduran alacaklara ilişkin zamanaşımı süresini yeniden canlandırarak yirmi yıla uzattığı söylenebilir. <br>Diğer taraftan itiraz konusu kuralın zamanaşımını uzatabilmesi için, kuralın yürürlüğe girdiği 01.11.2005 tarihi itibarıyla ihtilaf konusu Fon alacağının henüz yirmi yılını doldurmamış olması gerektiği de açıktır. Zira Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlenmiş olup şayet geçici 16. maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yirmi yıl dolmuş ise zamanaşımının uzamasından söz edilemeyecektir. <br>Şu hâlde sözkonusu kural nedeniyle yirmi yıla uzayan zamanaşımı, 26.12.2003 tarihinden önce on yılını doldurup, 01.11.2005 tarihinde ise henüz yirmi yılını doldurmayan alacaklara ilişkin olanlardır. Diğer bir ifadeyle, itiraz konusu kural gereğince, 26.12.2003 tarihinden önce on yılını doldurup, 01.11.2005 tarihinde ise henüz yirmi yılını doldurmayan alacaklara ilişkin zamanaşımı süreleri yirmi yıla uzamaktadır. (Aynı Yönde Yargıtay 12.H.D 2019/9112 Esas 2019/12147 Karar sayılı ilamı)<br>    Somut olayda, kredi sözleşmelerinin bazılarının bila tarih olduğu, bazılarının ise 1997 tarihi olduğu, davalılara gönderilen kat ihtarının tarihinin 1998  olduğu, kat ihtarı tarihi veya tarihi belirli olanlar yönünden, zaman aşımı süresinin 2007 ve 2008 tarihinde dolacağı ancak  mülga 4389 sayılı Kanun'a eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3.maddeye göre  henüz on yılını doldurmamış tüm Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzadığı, bu tarih itibariyle henüz 10 yıl dolmadığından 20 yıla uzayan zaman aşımı süresine  göre 12.09.2014 tarihi itibariyle açılan davanın zaman aşımı süresinde açıldığı anlaşıldığından dahili davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Dahili davalı ... vekili davacı tarafından davalı ... Ticaret Ltd.Şti yönünden davanın atiye terk edildiği, bu hususun kendi durumunu ağırlaştırdığı yönündeki istinaf talebi yönünden; dahili davalı  Ümmügülsüm'ün kredi sözleşmesinde asıl borçlu taraf olan müteveffa ...'ın mirasçısı olduğu, hakkında atiye bırakılma talep edilen davalı ... Ticaret Ltd.Şti'nin ise aynı kredi sözleşmesinde kefil sıfatı bulunduğu, kefil hakkında davayı atiye terk etmenin asıl borçlunun durumunu ağırlaştıramayacağı nitekim asıl borçlunun kefile rücu imkanı olmadığından  dahili davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk derece mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ve dahili davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM                                                                                                                    :<br>              1).... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı davacı ve davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>   2)a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 368, 3‬0.TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 1.399,53.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 349,89‬.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 1.049,64.TL'nin davalı ...'dan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>3)a-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>b-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince YAPILMASINA,<br> Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 378.290,00.TL'nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere 25/12/2024 tarihinde karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d82d4faf823fb0fc","SID":"ffb869ca1ef75d63"}}