{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1270 <br>KARAR NO:2025/54<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/06/2022<br>NUMARASI:2019/893 E. - 2022/456 K.<br>DAVANIN KONUSU:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirketin uzun yıllardan beri kalıp işiyle uğraştığını, hem ülke hem de dünya çapında hacme sahip olduğunu, müvekkili şirketin çalışma olduğu firmalardan bir tanesinin de dava dışı .... Şti., olduğunu, ilgili şirketin cari hesaplarında borcuna istinaden ...Bankası ... Şubesine ait basım tarihi 11 Ekim 2017 yılı olan ... numaralı 15.000,00 ₺ bedelli çeki keşide ettiğini ve müvekkili şirket bahsi geçen çeki 10.08.2018 tarihli vade ile keşide ettiğinin bilgisini verdiklerini, devam eden süreçte müvekkili şirketin borçlusu olan dava dışı .... Şti. tarafından müvekkiline keşide edilen çekin kaybedildiğini ve bu duruma ilişkin 20.06.2018 tarihinde Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2018/281 E. Sayılı dosyasında çek iptali davası açılıp  ödemeden men yasağı kararı alındığını, aynı zamanda Kaş Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2018/1256 soruşturma numaralı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunun bilgisi verildiğini, çek üzerinde sahte kaşe kullanılmak sureti ile müvekkil şirket yetkililerinin imzalarının taklit edildiğini, imzaların sahte ve müvekkil şirket yetkililerine ait olmadığını, kısa bir süre sonra dava dışı ..., Şti. yetkilisi müvekkili şirkete ulaştığını ve kaybolan çekin ... Sayılı icra dosyası ile takibe konu edilerek 30.11.2018 tarihinde ödeme emrinin dava dışı şirkete tebliğ edildiğinin bilgisinin verildiğini, müvekkili şirketin uzun yıllardan beri hem ulusal hem de uluslararası piyasada ticaret yapan bir şirket olduğunu, her ne kadar yasal yollara başvurulmuşsa da davalı tarafından alınan ihtiyati haciz kararına istinaden müvekkili şirkete uygulanan hacizlerin aktif ticari hayatını olumsuz etkilemesi nedeniyle müvekkili şirketçe ilgili icra dosyası borcu zaman kaybetmeksizin haciz baskısı altında 07.12.2018 tarihinde ödemek zorunda kaldığını, davalarının kabulünü, müvekkili şirketin borçlu olmadığı halde ödeme zorunda kaldığı 21.453,64 TL'nin ödeme tarihi olan 07.12.2018 tarihinden itibaren yasal faiz ve ferileri ile birlikte istirdadını, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkili şirket ile diğer davalı ... arasında imzalanan genel faktronig sözleşmesi kapsamında ciro yoluyla tevdii alınan dava konusu çeke ilişkin müvekkili tarafından ... Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, müvekkili ...şirketi alacağı tevsik eden belgelere binaen faktoring işlemi yaptığını ve dava konusu çeki usulüne uygun olarak ciro yoluyla tevdii aldığını, davacının eldeki dava ile çekteki imzanın sahte olması sebebiyle dava konusu çekin istirdadını talep ettiğini, müvekkili ile dava dışı ...arasında 10.05.2018 tarihinde faktoring sözleşmesi mevcut olduğunu işbu sözleşme çerçevesinde dava konusu çekin 13.06.2018 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet tevdi bordrosuna istinaden ciro yoluyla müvekkili şirkete intikal ettiğini, müvekkili şirketin iktisap ettiği dava konusu çekteki ciro silsilesinde çeki veren kişinin devralınan faturada alacaklı gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın da faturadaki borçlu ile aynı olduğunu, fatura ile kambiyo senedi arasındaki tutarların uyumlu olduğu hususlarında gerekli araştırmaları yaparak çeki iktisap ettiğini, müvekkili şirketin dava konusu çeke faktoring işlemi yaptığı sırada çeke ilişkin herhangi bir menfi kayıt bulunmadığını, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/281 E. Sayılı dosyası nezdinde verilen ödeme yasağı kararının ise 22.06.2018 tarihli olduğunu, çekin faktoring işlemine tabii tutulduğu tarihten sonra olduğunu, davacının iddialarının iyi niyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, dava konusu çekin konu edildiği icra takip dosyasının taraflarınca vazgeçilmek suretiyle kapatılmış olduğunu, çekin icra müdürlüğü kasasında bulunduğunu, her ne kadar davacıların iyi niyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyecek ise de mahkemece imza incelemesi yapılmasının gerekli görülmesi halinde davacının iddialarının usulüne uygun olarak araştırılmasının gerektiğini, haksız ev kötü niyetli davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davacının davasının kabulü ile; davacının...Sayılı  dosyasına ödediği 21.453,64 ₺'nin ödeme tarihi olan 07.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Müvekkili faktoring şirketinin alacağı tevsik eden belgelere binaen faktoring işlemi yaptığını ve dava konusu çeki usulüne uygun olarak ciro yolu ile tevdi aldığını,Davacının eldeki dava ile çekteki imzanın sahte olması sebebiyle dava konusu çekin istirdadını talep ettiğini,Müvekkili ile dava dışı ... arasında dosyada mübrez 10.05.2018 tarihinde genel faktoring sözleşmesi mevcut olup iş bu sözleşme çerçevesinde dava konusu çek 13.06.2018 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet tevdi bordrosuna istinaden ciro yoluyla müvekkili şirkete intikal ettiğini, Müvekkili şirketin, iktisap ettiği dava konusu çekteki ciro silsilesinde, çeki veren kişinin, devralınan faturada alacaklı gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın da faturadaki borçlu ile aynı olduğu, fatura ile kambiyo senedi arasındaki tutarların uyumlu olduğu hususlarında gerekli araştırmaları yaparak çeki iktisap ettiğini, 6361 sayılı kanuna uygun olarak faktoring işlemi yaptığını, çekin iktisabında kötü niyeti ve ağır kusuru bulunmadığını,TTK'nın 792. Maddesine göre, davacının davalı müvekkilinin çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiğini,-çekin müvekkili şirkete 13.06.2018 tarihinde intikal ettiğini, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/281 E. Sayılı dosya nezdinde verilen ödeme yasağı kararının ise 22.06.2018 tarihli olup, çekin faktoring işlemine tabi tutulduğu tarihten sonra olduğunu, müvekkili şirketin çeki iktisap ettiği esnada çek hakkında herhangi bir ödeme yasağı bulunmadığından kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, sunulu Yargıtay HGK kararına göre de kötüniyetli kabul edilemeyeceklerini, davacı yanın imza itirazı iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte ciro imzasının sahte olduğu düşünülse dahi bu hususun tek başına istirdata yeterli olmayacağının Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu,  -Davacının iddiaları iyi niyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyecek ise de, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları da usul ve yasaya aykırı nitelikte olup hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, 02.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda mukayese alınan birçok belgenin tarihi incelemeye konu çekin keşide edildiği tarihten yani 10.08.2018 tarihinden sonra olduğunu, ek rapor alınmasına karar verildiğini ancak 15.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda \"Karşılaştırma Belgeleri\" başlığı altında yer alan  imza sirküleri ve faturaların hepsi 2019 tarihli olduğunu, yine \"İnceleme-Karşılaştırma\" başlığı altında hangi belgeden alındığı belirtilmeyen 10/08/2018 tarihinden sonraki birçok imza bilirkişi tarafından incelemeye ve karşılaştırmaya esas alındığını, sonrasında yeniden rapor alındığını, 04/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda da incelemeye esas alınan belgelerin büyük bir çoğunluğunun 10/08/2018 tarihinden sonra olduğunu, hatalı raporlar düzenlendiğini, raporların hükme esas alınamayacağını,-ilgili icra dairesince devlete ödenmesi lazım olan harçlar vs. düşüldükten sonra 19.613,22 TL müvekkiline ödendiğini, dolayısıyla her ne kadar haksız davanın reddine karar verilmesi gerekmekteyse de davanın kabulü halinde dahi mahkemece hükmedilen miktarın hatalı olduğunu bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İmza incelemesi yönünden yapılacak başkaca işlem kalmadığını, Davalının kötü niyetli istinaf talebinin öncelikle reddine, ayrıca HMK 351 atfıyla HMK  329. Maddesinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı factoring şirketine ödenen bedelin istirdadı istemine dairdir. ... Sayılı dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden davalı ...Ş.'nin davacı ile birlikte çek sorumlusu borçlu hakkında daha yargılamaya konu kıymetli evraka istinaden icra takibi başlattığı, haciz işlemlerine geçildiği, davacı yanca 25/12/2018 tarihinde 21.453,64 TL ödemede bulunulduğu tespit edilmiştir.Antalya Kaş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/1256 ve 2019/1058 soruşturma sayılı dosyasında şikayetçi tarafından çekin kayıp olduğunun bildirildiği, çekin çalındığının tespiti halinde şüpheliler hakkında işlem yapılmasının talep edildiği, çekin çalındığı yahut suça konu olduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığından Kamu Adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.Kaş Asliye Hukuk( Ticaret Mahkemesi Sıfatı) ile 2018/281 Esas sayılı dosyanın celp edilerek incelenmesinden; işbu davaya konu çek ile ilgili olarak 22/06/2018 tarihli müzekkere ile ödeme yasağı konulmasının talep edildiği, yargılama sorasında davacının çekin icra takibine konu edildiğinin bildirilmesi nedeni ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli bakımından dosya Grafoloji Uzmanı bilirkişiye tevdii edilmiş olup, 02.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; İnceleme konusu çek aslı arka yüzündeki \"... Şti.\" kaşe izi üzerine atılmış 1 ciro imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacılar ...ve ...'nin eli ürünü olmadıkları şeklinde görüş bildirmiştir.Davalı tarafın itirazları dikkate alınarak dosyanın daha önce rapor tanzim eden bilirkişiye tevdii ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi 15.11.2021 tarihli raporunda daha önceki görüşünde bir değişikliğe gitmemiştir.Davalı itirazları gibi dosyanın ATK Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek dava konusu çek üzerinde imza incelemesi yapılması istenilmiş olmakla, 04.04.2022 tarihli ATK Raporunda özetle; Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğitim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede, inceleme konusu çekin arka yüzünde \"...\" kaşe izi üzerinde atılı imza ile ...ve ...'nin mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilmediği şeklinde görüş bildirmişlerdir.Davacı, dava konusu çekin çalındığını, kaşe üzerindeki imzanın sahte olduğunu beyanla davalı factoring şirketine ödenen bedelin davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiş, davalı ise çeklerin factoring işlemi çerçevesinde alındığını ve iyi niyetli olduğunu beyan etmiştir. Dava konusu çekin incelenmesinde, ...Bankası ... Şubesine ait basım tarihi 11 Ekim 2017 yılı olan ... numaralı 15.000,00 TL bedelli çekin ilk cirosunun lehdar olan davacı ...A.Ş adına atıldığı,  çekin lehtar cirosu ile ... Ltd Şti'ye geçtiği, daha sonra çekin ... ŞTİ'ye ciro atılmak suretiyle geçtiği, daha sonra çekin hamil .. A.Ş'ye ciro yoluyla geçtiği,  çekin faktoring işlemi kapsamında son ciranta tarafından davalı factoring şirketine verildiği belirlenmiştir. Davalı tarafından sunulan faktoring sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmenin davalı ile dava dışı ... arasında düzenlendiği, faktoring borçlusunun çek cirantası olan ...LTD.  olan ticari ilişkisi kapsamında sunduğu irsaliyeli satım faturasına istinaden aldığı çeki teslim bordrosuyla davalıya teslim ettiği anlaşılmıştır. Dosyadaki rapor sonucuna göre  çekteki 1.  cirantaya atfen atılan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı anlaşılmıştır.  6361 sayılı yasanın  38.maddesi hükmüne göre,  Faktoring sözleşmesi; mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilebilen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir almak suretiyle düzenlenir. Yasanın 9/2 maddesine göre, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alınamaz  veya tahsilini üstlenemez. 9/3 maddesine göre,  Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri ...şirketine karşı ileri süremez; meğerki,... şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun, hükümlerinin bulunduğu, somut olayda davacının ... ilişkisinin üçlü tarafından biri olmadığı, bu nedenle 9/3 maddesine göre şahsi defilerin ileri sürülmeyeceği ancak imza itirazının mutlak defi olduğu, talebin çek istirdatı olmadığı, bedel istirdatı olduğu, çek bedeli istirdatı istemine ilişkin olarak, davacının çek bedelini ihtirazi kayıt ile ödediği, ve çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı, imza itirazının mutlak defi olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, karşı tarafın iyi niyet iddiasının bedel istirdatı yönünden mutlak defi olması nedeniyle dinlenemeyeceği anlaşılmakla menfi tespit ve bedel istirdatı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu anlaşılmıştır.Davalı taraf, İcra veznesinde harç bedeli düşülerek kendisine ödeme yapıldığını ileri sürmüş ve sadece bu bedelden sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, yapılan haksız takip nedeniyle davacının ödediği bedelin davacıya ödenmesinde aykırılık bulunmadığı, harçtan davacının sorumlu tutulamayacağı, bu konudaki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır.Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.  Dosya içerisinde iki  bilirkişi raporu  da incelendiğinde, Bilirkişi raporunda,  inceleme konusu ve mukayese imzaların stereomikroskop, lup ,uv, ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren imza örneklerinin incelendiği, buna göre yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2022 tarih ve 2019/893 E., 2022/456 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.465,49 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 367,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.098,49‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"053408fec7299d7a","SID":"b4b1b5f37460d544"}}