{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1236 <br>KARAR NO:2025/53<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/04/2022<br>NUMARASI:2021/40 E. - 2022/382 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 09/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: dava dışı ... tarafından müvekkilinin katılımı ve bilgisi olmadan müvekkili adına...bank A.Ş....Şubesi'ne ait, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 25/08/2016 olan, ... seri numaralı 20.000,00-TL. bedelli çekin keşide edildiğini, müvekkilinin lehtar konumunda olduğu söz konusu çekin zilyetliğinin müvekkiline hiçbir zaman devredilmediğini, lehtar olarak müvekkilinin adı yazıldıktan sonra yine müvekkilinin haberi olmadan imzası taklit edilerek ciro edildiğini, müvekkilinin keşideciyi sadece çocukluk arkadaşının babası olarak tanıdığını, müvekkilinin ne çekin keşidecisi ile ne de görünürde lehine sahte imza ile ciro yapılan kişiyle hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, çeki elinde bulunduran davalı tarafından keşideci ve müvekkili aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkili tarafından çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle söz konusu icra takibine itiraz edilerek 16/04/2018 tarihinde İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/490 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine açılan takibin durdurulması ve iptali istemiyle dava açıldığını, bu dosyadan aldırılan bilirkişi raporuyla müvekkilinin haklılığının açıkça tespit edildiğini, müvekkilinin iş yoğunluğu nedeniyle dosyayı takip edememesi üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığını belirterek ve dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklanan tüm nedenlerle; çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespiti ile... sayılı dosyasında takibe konu edilen ...bank A.Ş.  .. Şubesine ait, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 25/08/2016 olan, ... seri numaralı 20.000,00-TL. meblağlı çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkili yönünden icra takibinin iptaline, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığından kötü niyetle icra takibi başlatıp hareket ettiği sabit olan davalı aleyhine icra takip miktarının %20'sinden az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın beyanlarının borcu ödememe maksadıyla müvekkilini mağdur etme gayesinde olduğunu, dava konusu çek üzerinde lehdar olarak isminin yazılı olduğunu kabul ediyorken imzayı kendisinin atmadığını ifade ettiğini, imzanın sözde ... tarafından atıldığının iddia edildiğini, bu durumun davacı ile dava dışı ...'ın birlikte ve kötü niyetli olarak hareket ederek müvekkilini dolandırmaya çalıştıklarını, kendi ikrarları ile davacı dava dışı ...'ın arkadaşının babası olması sebebiyle tanıdığını beyan ettiğini, yani bilerek mevcut durumun yaratıldığını, birlikte hareket edilerek söz konusu çekin tanzim edildiğini belirterek ve dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle; davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davanın kabulü ile; ... sayılı dosyasında takibe konu edilen ...bank ... Şubesi'ne ait, keşidecisi ..., lehtarı ... olan, ... çek seri numaralı, 25/08/2016 keşide tarihli, 20.000,00-TL meblağlı çek nedeniyle davacı ...'in davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatına yönelik isteminin reddine,\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırılmdığını, Adli Tıp Kurumu Fizik İnceleme İhtisas Dairesi’nden emekli “belge inceleme uzmanı grafolog” bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 03/02/2022 tarihli  rapor esas alınarak hüküm tesis edildiğini ancak raporun denetime elverişli olmadığını, -rapora itirazları sonucu dosyanın ve senet aslının Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, raporda, imla olarak benzerlik görülmüş ifadesi  olduğunu, raporda incelmeye konu imzalar arasında benzerliklerin var olduğu tespit edilmiş olup alınan bu rapor kesin kanaat bildirmediğini, Üniversitelerin  Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim üyelerinden - grafoloji alanında uzman- oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor aldırılması yönünde rapor alınması için istinaf incelemesi sonucu kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; çek üzerindeki ciro niteliğindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını,  İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/490 E. Sayılı dosyası ile de imzanın müvekkiline ait olmadığının belirlendiğini, aralarında ticari ilişki bulunmadığını, İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/490 E. sayılı dosyası ile açılan bu dava ile yapılan yargılamada imzanın müvekkiline aidiyeti ile ilgili imza incelemesinde 18.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından; \"İnceleme konusu '...bank A.Ş. ... Şubesine ait keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 25.08.2016 olan ... çek numaralı 20.000,00-TL (Yirmibin TL) miktarlı çek' aslının arka yüzünde ...'e atfen atılı yazı unsuru içeren 1. ciro imzası ile ...'e ait yazı unsuru içeren mevcut mukayese imzaların karşılaştırmalarında aralarında; işleklik derecesi alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız, ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından inceleme konusu 1. ciro imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'İn eli ürünü olmadığı\" kanaatini bildirir rapordur.\" şeklinde sonuca varıldığını, sahte imza ile yapılan bu ciro işlemi nedeniyle devir işlemi geçersiz olduğundan, müvekkilinin ilgili çek üzerindeki bedelden sorumluluğu bulunmadığını,  davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, ... sayılı dosyasında takibe konu edilen ..bank... Şubesi'ne ait, keşidecisi ..., lehtarı ... olan, ... çek seri numaralı, 25/08/2016 keşide tarihli, 20.000,00-TL meblağlı çek nedeniyle davacı ...'in davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.Davanın konusu; davalı tarafça ... sayılı icra dosyasında takibe konu edilen ...bank A.Ş.... Şubesi’ne ait, 25/08/2016 keşide tarihli, ... çek seri numaralı, 20.000,00-TL. meblağlı çekin arkasındaki ciro imzasının davacıya ait olmadığı iddiasıyla, davacının dava konusu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik olup, İcra takip dosyasının incelenmesinde; davalı vekili tarafından 09/04/2018 tarihinde ... ve ... aleyhine, borcun sebebi olarak “...bank A.Ş.... Şubesi’ne ait, 25/08/2016 keşide tarihli, ... çek seri numaralı, 20.000,00-TL. meblağlı çek gösterilmek suretiyle 20.000,00-TL. çek bedeli, 3.215,75-TL. değişen oranlarda ticari temerrüt faizi, 60,00-TL. komisyon, 2.000,00-TL. çek tazminatı olmak üzere toplam 25.275,75-TL. üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca davaya ve takibe konu 25/08/2016 keşide tarihli, 20.000,00-TL. meblağlı çekin incelenmesinde; keşidecisinin dava dışı ..., lehtarının davacı ... olduğu, çekin arkasında davacı adına ... atılmış olan imzası inkar edilen cirodan sonra ve takip alacaklısı davalı ...’tan önce 2 (iki) adet ciro daha bulunduğu, sonuç olarak davalı ...’un çeki ciro yolu ile dava dışı şahıstan aldığı görülmüştür.Adli Tıp Kurumu Fizik İnceleme İhtisas Dairesi’nden emekli “belge inceleme uzmanı grafolog” bilirkişi ... tarafından tanzim edilerek 03/02/2022 tarihinde dosyaya sunulan raporda özetle; dava konusu çek aslının arka yüzünde bulunan isim ve yazısı altına atılmış ciranta imzasının örneklerle karşılaştırılarak ...'in eli mahsulu olup olmadığı hususunun tespitinden ibaret olduğu, yapılan incelemede imla olarak benzerlik görülmüş ise de inceleme konusu imzanın örnek imzalara nazaran çok yavaş ve titrek tersim edildiği, örnek imzalarda mevcut olmayan duraklamaları ve titreklikleri ihtiva ettiği, presyon derecesi göstermediği, taklit veya kopya suretiyle hazırlanmış imzalardaki grafolojik özellikleri taşıdığının tespit edildiği, sonuç olarak tetkik konusu ...bank'a ait ... sayılı 25/08/2016 tarihli  (...) adına tanzim edilmiş 20.000,00-TL. değerli çek aslının arka yüzünde bulunan ...’in isim yazısı altına atılmış ciranta imzasının davacı ...’in eli mahsulü olmadığı şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Dosyaya celbedilen İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/490 E. sayılı dosyasında aynı çek ile ilgili olarak mahkemesince konusunda uzman ... bilirkişi ...’dan alınan raporda da benzer bir değerlendirme yapıldığı, dava konusu çekteki ciranta imzasının davacı ...’in eli mahsulü olmadığı şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, Bilirkişi raporunda,  inceleme konusu ve mukayese imzaların ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren imza örneklerinin incelendiği, asılları bulunduğu, Yargıtay'ın teknik olarak belirttiği hususlarda inceleme yapılmasına rağmen sonuca ulaşılamadığı,  imla olarak benzerlik görülmüş, inceleme konusu imzanın örnek imzalara nazaran çok yavaş ve titrek tersim edildiği, belirtilmiş ise de bu durumun taklit veya kopya suretiyle hazırlanmış olduğu tespitinin yapıldığına ilişkin değerlendirmeye yönelik olduğu, raporun kesin kanaat bildirdiği ayrıca dosyadaki raporun, dosyaya celbedilen İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/490 E. sayılı dosyasında da alınan rapor ile desteklendiği, buna göre yeniden rapor alınması gerektirir bir delilin bulunmadığı, imzanın davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, buna göre yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2022 tarih ve 2021/40 E., 2022/382 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.726,59 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 431,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.295,14‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"20ce065dc7cb4dc4","SID":"b88faf882bc05d8b"}}