{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                     \t     K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/07/2024<br>NUMARASI\t\t:....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/07/2024 tarih ve 2023/600 E. - 2024/386 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 20.01.2020 tarihinde \"...\" ibareli markasının tescili için marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2020/7286 kod numarası verilen başvurusunun reddedildiğini ve yeniden Kuruma itirazda bulunduğunu, itirazının, bir bütün olarak ihtiva ettiği anlam ve başvuruya konu mal/hizmetlerin niteliği göz önüne alındığında, söz konusu ibarenin, tescili talep olunan mal ve hizmetlerin niteliğine işaret ettiği, söz konusu ibarenin anlamı ve yol açtığı algı itibariyle, hedef tüketiciler tarafından, yoğun ve yaygın kullanım sonucu kazanılmış ayırt edicilik bulunmaksızın, başlangıçta belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret, marka olarak algılanmayacağı, söz konusu ibarenin markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği gerekçesi ile reddedildiğini, anılan kararın hukuka aykırı olduğunu, üretmiş olduğu markanın ticari değer taşıdığını, korunmaya değer üstün hakkının bulunduğunu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2020/M-5401 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, davacının \"...\" ibareli başvurusunun, redde konu mallar/hizmetler bakımından ilgili tüketiciler tarafından, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremediğini ve tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğunu, dolayısıyla müvekkili Kurumun 5/1(b) ve (c) bentleri kapsamında vermiş olduğu kararın hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 27.06.2020 tarihli tebliğ mazbatasının üzerindeki imzanın davacının el ürünü olduğu, YİDK kararının davacı tarafa 27.06.2020 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla davacının davasını engeç 27.08.2020 tarihinde mesai bitimine kadar açması gerekmektiği, hal bu ki iş bu davanın 28.08.2020 tarihinde açıldığı, davacının dava açmak için kanunda öngörülen 2 aylık süre içerisinde dava açmadığı gerekçesi ile davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin tebligatı almadığını, haricen bilgi sahibi olmakla vakit kaybetmeksizin davayı da açtığını, tebligatın usulsüz olduğunu, Kanun ve Yargıtay kararları gözetilince, tebligatın usule uygun olduğunu kabul etmemekle birlikte usule uygun olduğu kabul edilse dahi, dava açma süresinin son gününün adli tatile denk geldiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, YİDK kararının davacı tarafa 27.06.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 27.06.2020 tarihli tebliğ mazbatasının üzerindeki imzanın davacının el ürünü olduğunun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği, dolayısıyla davacının davasını engeç 27.08.2020 tarihinde mesai bitimine kadar açması gerektiği,  iş bu davanın ise 28.08.2020 tarihinde açıldığı, davacının dava açmak için kanunda öngörülen 2 aylık süre içerisinde dava açmadığı, diğer yandan dava şartlarının, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardan olduğu, mahkemenin, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı olmadığı (6100 sayılı HMK'nın 114 - 115. Maddeleri), YİDK kararının iptali için kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde yetkili mahkemede dava açılabileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/03/2014 gün ve 2014/3072 E - 4547 K sayılı, 01/06/2015 gün ve 2015/2531 E - 7355 K sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu hususun dava şartı olduğu, anılan sürenin, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle adli tatil de dahil olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı, eş söyleyişle özel Kanun'da tayin edilen bu süre yönünden HMK'nın adli tatil hükümlerinin uygulanmayacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/05/2013 gün ve 2012/5900 E -  2013/9012 K sayılı kararında da aynı görüşün benimsendiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/01/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e25d1fe3311e3bd2","SID":"7b55a97205e3818e"}}