{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1196 <br>KARAR NO:2025/41<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:14/10/2021<br>NUMARASI:2019/295 E. - 2021/386 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/01/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:  “...” ibareli markanın ...numara ile 29. ve 30. sınıfta “TATLILAR” için 2014 yılından bu yana davacı adına tescilli olduğunu, davalının ... BAKLAVA adı altında baklava ve türevleri şeklinde tatlı üretip sattığını, kutu ve poşetlerin üzerinde kullandığını, davalının söz konusu markayı, ... kelimesinde “...” harfini çıkarıp ... şekli ile kullandığını, taklit edip markanın tanınmışlığından faydalanarak haksız kazanç sağladığını, davalının davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren davalının, bu yolla daha kolay satış yaptığını, sattığı ucuz ve kalitesiz ürünlerle markaya zarar verdiğini, haksız kazanç elde edip, davacının işini sekteye uğrattığını, davalının ... isimli davalıya ait web sitesi ile de kullanımlarını yaptığını, Bakırköy l.FSHHM'nin 2018/339 D.İş  dosyasından davalıya ait işyerinde tespit yapıldığını ve bilirkişi raporu aldırıldığını, bu dosya üzerinden verilen ihtiyati tedbir kararı da davalıya ait adreste ...Talimat dosyası ile infaz edilmiş olduğunu, bu nedenlerle markaya vaki tecavüzün men’ini, tespitini, 30.000 TL manevi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, maddi tazminatın davalının müvekkile ait markayı taklit etmek suretiyle elde ettiği gelir üzerinden hesaplanmasını, haksız rekabet teşkil eden ve taklit ile üretilen tüm mallara, toplatılarak el konulması, imhasına, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin faaliyet gösterdiği adresinin Bayrampaşa'da olup SMK 156/3.maddesi gereğince yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu,  davacının iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin kendi adına tescilli markalarını kullandığını,... numaralı markalarının tescilli olduğunu, markanın kullanımının meşru olduğunu, markalar arasında benzerlik olmadığı için halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin de gerçekleşmediğini, dolayısıyla davacı açısından herhangi bir zarara uğramasının söz konusu olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...DAVANIN KISMEN KABULÜNE, -Davalının eyleminin, davacının marka tescillinden kaynaklı haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, B.K hükümlerine göre takdiren 1.000 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 02/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000 TL manevi tazminatın  dava tarihi olan 02/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davalının zarar ettiği ispatlanmış olmasına rağmen;  davalının kazancını talep eden davacı lehine tazminata hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacının Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 151/f.2-b hükmüne göre tazminat talep ettiğini,  davacı tarafın delil tespiti yaptırdığı ve müvekkiline ait dükkan tabelası ile markaları içeren 1.300 adet kutuyu tedbiren kaldırtarak muhafazaya aldırdığı 01.11.2018 tarihi itibarıyla davalı müvekkilin 18.342,37 TL zarar ettiğinin tespit edildiğini ancak  TBK 50. Maddeye göre davacı lehine 1.000 TL maddi tazminata hükmedildiğini,  davalının elde ettiği net kazanç miktarının tazminat olarak talep edildiği; davalının da zarar ettiğinin ispatlandığı hallerde yine de davacı lehine tazminata hükmedilmesinin SMK düzenlemesine açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafın da hiçbir şekilde zarara da uğramadığını, farklı şehirlerde satış yaptıklarını, davacı tarafın yalnızca Gaziantep şehrinde; davalı müvekkilinin ise yalnızca İstanbul Bayrampaşa ilçesindeki dükkanında satış yaptığını, Davalı müvekkilin faaliyette bulunduğu 2018 yılı Mayıs ayı ile davacının yetkisiz mahkemenin  verdiği -ve sonradan kaldırılan- tedbir kararını icra ettiği 01.11.2018 tarihi arasındaki dönemde; Gaziantep'te satış yapan davacı taraf hiçbir şekilde zarara uğramadığını, TBK m. 50 hükmünün uygulanabilmesinin de mümkün olmadığını, davacı tarafın; davalı müvekkilinin eylemleri nedeniyle hiçbir zarara uğramadığını, SMK m. 151/f.2-b hükmüne göre, tazminat edilen hallerde davacının uğradığı zararı ispat etmesi gerekmediğini hatta davacının, zarara uğramasa dahi, marka hakkına kusurlu olarak tecavüz halinde davalının elde ettiği kazancı tazminat olarak talep edebildiğini, Bilirkişi Raporu ile de tespit edildiği üzere davalı müvekkilinin kazanç elde etmediğini, aksine zarar ettiğini, davacı lehine takdiren maddi tazminata hükmedilmiş olmasının kanuna aykırı olduğunu, -davalı müvekkilinin, ihtilaf konusu olan ve kendi adına tescilli bulunan markasını çok kısa bir süre için kullandığını, davalı müvekkilinin, 08.05.2018 tarihinde İstanbul ili Bayrampaşa ilçesindeki dükkanında faaliyete başladığını ve kendi tescilli markasını yalnızca 08.05.2018 tarihi ila 01.11.2018 tarihleri arasında kullandığını, Davacı tarafın, yetkisiz mahkemeden aldığı tedbir kararını 01.11.2018 tarihinde icra ettiğini ve davalı müvekkile ait dükkan tabelası ile marka işaretini taşıyan kutuları muhafaza altına aldırdığını, mezkur 01.11.2018 tarihinin sonrasındaysa davalı müvekkilinin farklı bir markayı kullanmaya başladığını, birkaç aylık süre içerisinde davacı tarafın hiçbir şekilde maddi zarara uğramadığını,  birkaç aylık süreçte ilgili markaların halk tarafından karıştırılma ihtimali de olmadığını, davacının markasının da tanınmış bir marka olmadığını, farklı şehirlerde faaliyet gösterdiklerini, davalı müvekkilinin markasını kullanım şeklinin de davacı tarafın markasını kullanım şeklinden çok farklı olduğunu, davacı tarafın manevi zarara uğraması yahut kişilik haklarının zedelenmesi de söz konusu olmadığını, marka tecavüzü olmadığını,  2018 yılı Mayıs ayından 01.11.2018 tarihine kadarki süreçte kendi adına tescilli markasını kullandığını; 01.11.2018 tarihinden sonra markasını da değiştirdiğini,-Dava konusu olayda davacı taraf davasını yetkisiz Bakırköy Mahkemesinde açmış olup; Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/455 E. 2019/260 K. Sayılı, 09.07.2019 tarihli kararı ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine; dosya yetkili mahkemeye gönderildiği takdirde yargılama gideri ve avukatlık ücretinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine karar verildiğini, yetkisizlik kararı nedeniyle davalı müvekkili lehine ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmediğini, HMK m. 331/f.2 hükmü  ve HMK m. 323/ğ hükmü gereği vekil ile takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin de yargılama giderlerinden olduğunu, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, Davalının, TPMK nezdinde davacı adına ... numara ve 29-30.sınıfta tescilli \"...\" ibareli markadan doğan haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men'i, SMK 151/2-b maddesine göre  fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000TL maddi ve 30.000TL manevi tazminat ile hükmün ilanına ilişkindir.TPMK nezdinde ...  numaralı \"...\" markasının 29-30.sınıflarda, ...  numaralı \"...\" markasının 29-30-35.sınıfta,...numaralı  \"...\"  markasının 29-30.sınıflarda, ...  numaralı \"...\" 30.sınıfta davacı adına tescilli olduğu, ... numaralı \"...\" markasının 30.sınıfta davalı adına 16/05/2018 başvuru, 26/10/2018 tescil tarihi itiberiyle tescilli olduğu anlaşılmıştır. Dava tarihinin 02/11/2018 tarihi olduğu anlaşılmıştır.05/04/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalının ... numara ile 30.sınıfta tescilli \"...\" markasının ve kullanımlarının, davacının ... numara ile 29-30. sınıflarda tescilli \"...\" markası ile ayırt edilemeyecek kadar görsel ve fonetik benzer olduğu, ... numara ile 29-30.sınıflarda tescilli \"...\" ve ... numara ile 30.sınıfta tescilli \"...\" markaları ile davalının fonetik olarak benzer olduğunu, davalının kullanımlarının davacının markalarının tescilli olduğu mallar kapsamında olduğu, davacı markaları ve davalı kullanımlarına ilişkin emtia ve hizmetlerin orta düzeydeki tüketici kitlesine hitap ettikleri, orta düzeydeki tüketici kitlesinin dikkat düzeyi göz önüne alındığında nezdinde iltibasa neden olacağı ve marka hakkına tecavüz koşullarının mevcut olduğu, maddi tazminat ile olarak, davalı işletmenin 2018 yılı mayıs içerisinde faaliyete başladığı ve dava tarihi 02/11/2018 kadar olan faaliyetlerinden 18.342,37 TL zarar ettiğinin tespit edildiği, manevi tazminatın ve miktarının takdir ve tespitinin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. SMK m.7 maddesinde marka sahibinin  izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan  fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak  gösterilmiştir.Bu hüküm çerçevesinde iltibasın söz konusu olabilmesi için ; tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için  hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre  marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini  durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Davalı tarafça markasının tescilli olduğu, tecavüz oluşturmadığı ileri sürülmüş ise de; davalının marka tescilinin 26/10/2018 tarihli olduğu, başvuru tarihinin 16/05/2018 tarihli olduğu, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6769 Sayılı SMK.nun 155 Maddesinde “ Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.” hükmü gereğince, davalının ... no ile tescilli markasının davacının daha önceki tescilli markalarının mevcudiyeti nedeniyle davalı tarafından kullanımlarını meşru hale getirmeyeceğinden bu istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça markaların benzemediği, iltibas tehlikesinin olmadığı ileri sürülmüş ise de, Davalının ... numaralı 30.sınıfta tescilli \"...\" markasının ve kullanımlarının, davacının ... numaralı 29-30. sınıflarda tescilli \"...\" markası ile ayırt edilemeyecek kadar görsel ve fonetik benzer olduğu, ... numaralı 29-30.sınıflarda tescilli \"...\" ve... numara ile 30.sınıfta davalı adına tescilli \"...\" markalarının fonetik olarak benzer olduğu,  davalının kullanımlarının davacının markalarının tescilli olduğu 30. sınıftaki mallar kapsamında olduğu, davacı markaları ve davalı kullanımlarına ilişkin emtia ve hizmetlerin orta düzeydeki tüketici kitlesine hitap ettikleri, orta düzeydeki tüketici kitlesinin dikkat düzeyi göz önüne alındığında iltibasa neden olacağı ve bu nedenle davalının eyleminin, TPMK nezdinde davacı adına kayıtlı markalardan doğan haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve men'ine karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı tarafça maddi tazminat hesabının 6769 Sayılı SMK 151/2-b maddesinde düzenlenen \"Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca\" göre yapılmasının talep edildiği , madde gerekçesinde açıklandığı üzere önceki düzenlemelerde yer alan \"hakkın kullanılması ile\" ibarelerinin SMK 151. madde düzenlemesine alınmadığı, markanın davacının faaliyet karına etkisinin maddi tazminat denkleminden çıkarıldığı, yapılacak hesaplamada hükmedilecek tazminatın \"net kazanç\" yani \"kar\" olduğunun vurgulandığı ancak SMK 151/3 maddesinde yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında \"ihlalin nitelik ve boyutu\" gibi etkenlerin göz önüne alınacağının düzenlendiği, davalı şirketin davaya konu olan 08/05/2018-02/11/2018 tarihli dönemde kar elde etmediği, 22/10/2018 tarihinde yapılan delil tespiti tarihi öncesinde ihlal oluşturan markayı taşıyan ürünlerin satışına ilişkin somut delil bulunmadığı, buna göre delil tespiti ile dava tarihi arasında geçen süre ve ihlalin boyutu dikkate alınarak  TBK 50. Madde gereğince mahkemece hükmedilen maddi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.Davalı, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi üzerine  karar ile birlikte lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasını istinaf sebebi yapmış ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. sinin görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret başlıklı 7/1. maddesinde“Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar; davanın nakli, davanın açılmamış sayılması yahut görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmemesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.\"  hükmü mevcuttur.  Yine k HMK 323/1-ğ bendi uyarınca yargılama gideri olarak sayılan vekalet ücreti ile ilgili olarak, HMK  331/2 maddesindeki,\"Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.\" şeklindeki yasal düzenleme dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. Buna göre, yargılama gideri olan vekalet ücretine yetkisizlik kararı ile birlikte değil, yetkili mahkemece ya da davanın açılmamış sayılması kararı ile birlikte davanın açıldığı mahkemece karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir.6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/10/2021 tarih ve 2019/295 E., 2021/386 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 205,7‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 409,7‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4967c1566b73cb5e","SID":"2bc8995d22efe4af"}}