{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. DİYARBAKIR BAM   6. HUKUK DAİRESİ                                       <br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/119 <br>KARAR NO\t: 2025/112<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN\t:<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t:  \tMenfi Tespit <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:\t16/01/2025<br><br>Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı .... arasında .... tarihinde sondaj kuyusu açma işinin yapımına yönelik bir anlaşma yaptıklarını, sözleşme gereği sondaj kuyusu açma işleminin anahtar teslimi yapılacağı şekilde anlaştıklarını, işin bedeline karşılık olarak müvekkili tarafından keşide edilen muhatabı ....Şubesi olan,.... keşide tarihli, ....seri numaralı ve .... TL bedelli bir adet çekin ....'a teslim edildiğini, işin teslim tarihinin ise sözleşmede ....olduğunu, müvekkilinin Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dava dosyası kapsamında .... aleyhine menfi tespit davası açtığını, söz konusu dosyada .... yönünden ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ancak 3. kişiler yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmediğini, bu durumu bilen dava dışı hâmil ...., kötü niyetli bir şekilde, aralarında hiçbir ticari ilişki olmadığı halde dava konusu çeki bu dosyanın davalısı ....'na ciro ettiğini beyan ederek; müvekkilinin Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve bu davanın Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinde mevcut .... E. sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı taraf; davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; takibe dayanak çekin geçerliliğine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı, temel uyuşmazlığın münhasıran çeke dayanmadığı, temel uyuşmazlığın ilgili çekin verildiği dava dışı lehtar ile keşideci olan davacı arasındaki sözleşmenin ifası olduğu ve ilgili çekin dava dışı lehtarın sözleşmesel sorumluluktan kaçınmak ve çeki tahsil amacıyla davalıya ciro ettiği iddiasına ilişkin olduğu, dolayısı ile de davanın mutlak ticari dava türlerinden olmadığı; nispi ticari dava incelemesinde ise, Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davacının ticaret sicilinde şahıs kaydı veya şirket ortaklığının bulunmadığı, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığına yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davacının esnaf kaydının bulunmadığı, Diyarbakır Vergi Dairesine yazılan müzekkereye cevaben, davacının 01/01/2021 tarihinde resen kaydının açıldığı, \"tahıl yetiştiriciliği (buğday, dane mısır, süpürge darısı, arpa, çavdar, yulaf, darı, kuş yemi vb.) (pirinç hariç)\" faaliyetine başladığı, kazancının zirai kazanç olduğu ve sicil dökümünün yazı ekinde sunulduğunun bildirildiği, davacınnı bilanço hesabına göre mükellef kaydının bulunmadığının bildirildiği, neticeten davacının tacir olmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı gözetilerek davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği, görevli mahkemenin genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle; 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar eldeki davanın görülmesinde asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu ifade edilmiş ise de, kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, 6102 sayılı TTK'nun 4/1-a maddesinde, “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davalarının mutlak ticari davalar arasında sayıldığını, kambiyo senetlerinin, 6102 sayılı TTK'nın 670 ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, bu nedenle TTK'da düzenlenmiş olan kambiyo senedinden kaynaklanan hukuk davaları mutlak ticari dava olup, aynı Kanunun 5/1. maddesi gereğince uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğini, bu konuda Yargıtay'ın yargı yeri belirlemesine ilişkin kararları bulunduğunu, yine müvekkilinin davacı olarak bulunduğu Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/569 E. sayılı dava dosyasında da mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin.... K. sayılı kararı ile söz konusu davada Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın esasına girilerek yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>  6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>Dava, 2004 sayılı İİK m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfî tespit davasıdır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı tarafından Denizbank Diyarbakır Şubesine hitaben keşide edilen 30/07/2023 keşide tarihli, 800.000,00 TL bedelli ve E3-8060609 seri numaralı çekte dava dışı Hasan Karadaban'ın lehtar olduğu, çekin lehtar tarafından ....'na ciro edildiği, hâmil ... tarafından keşideci .... ve lehtar ...aleyhine bu çeke dayalı olarak Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında ... tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, akabinde .... tarihinde eldeki menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:<br>(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. <br>(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. <br>(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. <br>Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davacının davaya konu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmünde “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davalarının, mutlak ticari davalar arasında sayıldığı, kambiyo senetlerinin 6102 sayılı TTK'nın 670 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, bu nedenle, TTK'da düzenlenmiş olan kambiyo senedinden kaynaklanan hukuk davalarının mutlak ticari dava olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Nitekim doktrinde de tacir olmayan iki kişi arasında bir poliçe nedeniyle çıkan anlaşmazlığın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği ifade edilmiştir (Bkz. Poroy, Reha/Yasaman, Hamdi: Ticari İşletme Hukuku, 17. Bası, İstanbul 2018, s. 115). Bu durumda, davalı .....'nun çekin ciro yoluyla hamili olduğu, davacı keşideci ile dava dışı lehtar ... arasındaki hukuki ilişkiye dayalı şahsi def'ilerin hamil olan ...'na karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğinin dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 818/1-e maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 687/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda taraflar arasındaki ilişkisinin kambiyo ilişkisi olması nedeniyle uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'dan kaynaklanan mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesinin eldeki davanın ticarî dava olmadığı yönündeki kabul ve gerekçesinde hukukî isabet bulunmamaktadır.<br> Açıklanan hukukî ve maddî vakıalar karşısında; İlk Derece Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, işin esasına girilmek suretiyle taraf iddia ve savunmaları ile toplanan ve toplanacak delillerin değerlendirilmesi sonucunda davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz görüldüğünden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-3 hükmü uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yargılamaya devam edilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. <br><br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>  <br>  1-)\tDavacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-3 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-)\tGerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br> <br>3-)\t492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan 427,60 TL istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden davacı tarafa İADESİNE,<br>4-)\tİstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,<br>5-)\tİstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davacı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-)\t6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-c-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/01/2025<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0b706474f85383b","SID":"7114166297cd26e7"}}