{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                 K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/05/2022<br>NUMARASI\t\t:...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2022 tarih ve 2021/284 E. - 2022/165 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin 2020/93568 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa Yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde müvekkilinin \"...\" ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kurumca gerçekleştirilen bütünsel inceleme biçiminin yüksek mahkeme kararları, hukuk ve kanunla uyumlu olmadığını, başvurunun müvekkili markalarına iltibasa sebebiyet verecek derecede benzediğini,  aynı mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvurunun SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini ileri sürerek, ... YİDK’nın 31.08.2021 tarihli ve 2021-M-6371 sayılı kararının 35. sınıfın altında yer alan “05. sınıfa giren; Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler, 29 ve 30. sınıflara giren emtiaların tamamı ve 32. sınıfa giren; Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içeceklerinin mağazacılık hizmetleri”, 29 ve 30. sınıflara giren tüm emtialar, 32. sınıfa giren; “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” ve 43. sınıfa giren “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden iptalini ve 2020/93568 sayılı markanın tescil edilmiş olması halinde sayılan emtialar açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, davacı adına tescilli \"...\" ibareli markanın müvekkilinin \"...\" ibareli markasıyla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, zira müvekkili markasında kelimelerin yazılışında kullanılan karakteristik özelliklerin, markada kullanılan şekil ve renk unsurlarının davalının markasını davacının markalarından farklılaştırmaya yettiğini, davalının \"...\" markasını Antalya’daki bir kafede müşterilerine sunduğu ürünlerde kullandığını, benzerlik karşılaştırması yapılırken markaların bütünsel olarak bıraktığı izlenimlerin ele alınması gerektiğini, taraf markalarının genel izlenimleri itibariyle farklı olduklarını, davacının markasında geçen \"...\" ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının markalarının esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, davalının karma markasında ise \"...\" ibaresinin tek başına ön planda yer almadığı ve markadaki diğer unsurlarla bütünleşik şekilde algılandığı, dolayısıyla bu ibarenin tek başına markanın esas unsuru olmadığı, davacı tarafın yargılama esnasında dava dosyasına sunduğu belge ve delillere göre davacının \"...\" markasının, 30. sınıftaki bir takım mallar yönünden davacının uzun süreli ve ciddi kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazandığı, markasal koruma kapsamının arttığı/en azından ayırt edici niteliği haiz her marka ile eşitlendiği ve sonuçta da her tescilli markanın faydalandığı hukuki korumayı talep etme hakkını elde ettiği, ancak, somut uyuşmazlıkta, davalının markası \"...\" ibaresini esas unsur olarak ihtiva etmediği ve davacı tarafından emsal gösterilen içtihatlara konu uyuşmazlıkların aksine, şekil ve renk unsurlarını, özel bir kompozisyon içerisinde ihtiva eden karma bir marka olması nedeniyle; taraf markalarının birer bütün olarak bıraktığı genel izlenimlerin, tümüne hakim olan görünüşlerin ve ayırıcılıklarını vurgulayan imajlarının görsel açıdan yeterli derece farklılaştığı, taraf markalarında \"...\" ibaresinin geçiyor olmasının, davacının somut uyuşmazlığa emsal olarak gösterdiği içtihatlardaki durumların aksine, markaları görsel olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı, görsel açıdan ortaya çıkan bu farklılıklar, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da aynı sonucu verdiği, davalının markasını oluşturan  \"...\" ibaresinin orijinal, anlamı bilinmeyen bir kelime algısı yarattığı, \"...\" ibaresinden kavramsal olarak uzaklaştığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, SMK'nın 6/5. maddesi hükmünde aranan durumların somut olayda gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.   <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ayniyet derecesinde benzer olduğunu, markaların karıştırılması ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin \"...\" markası tanınmış marka statüsünde olduğundan SMK'nın 6/5. maddesi şartlarının da oluştuğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta her ne kadar dava konusu başvuruda davacının markalarının esas unsuru \"...\" ibaresi bulunmakta ise de, bu ibarenin dava konusu markada öne çıkmadığı, başvurunun bir bütün olarak \"...\" olarak algılandığı, davacı markalarını çağrıştırmadığı, dava konusu markanın tertip tarzı itibariyle de davacı markalarından oldukça uzaklaştığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında  ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin olmadığı, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlık iddiasının da  somut uluşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 20/01/2025\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07509e8a927fc1dc","SID":"6858901c4480bb22"}}