{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1826 <br>KARAR NO:2024/2098<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:09/07/2024<br>NUMARASI:2022/948 Esas - 2024/625 Karar<br>DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk taşıma şirketlerine Avrupa Ülkelerinde nakit vermeden moil kart kullanarak yakıt alımını ve satın alınan yakıtın bedelinden KDV miktarı düşülerek ödemesinin temin ve finanse eden bir şirket olduğunu, davalı yanın, mail kart başvuru yaptığını ve KDV iade sözleşmesi imzalayarak Slovenya ve Avusturya ülkelerinde bu hizmetlerden yararlandığını, Türk şirketlerinin Avrupa Ülkelerinde nakit vermeden yakıt satın almış oldukları yakıt için KDV vermekten muaf olduklarından satın alma aşamasında oluşan KDV miktarının o ülkeden çıkarken iade alma haklarının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin Avusturya şirketi olduğunu, satışına aracılık etmiş olduğu yakıt satışlarının KDV'sini de ödemek zorunda olduğunu, moil müşterilerine ibraz edilen satış faturalarındaki KDV tutarını erteleyerek ödeme imkanı verdiğini, bunun karşılığında taşıma şirketleri, yakıt faturalarından kaynaklanan KDV alacağını iadesi hakkını moile kullandırmak suretiyle kapatmalarının mümkün olduğunu, davalı yanın satın almış olduğu yakıt bedeli kadar fatura ibraz ettiğini, faturayı alan davalı yanın bu faturadaki bedelden KDV miktarını düşerek ödenmiş KDV tutarındaki miktarı için moile borçlandığını, moil bu borcun davalı yana ait KDV iadesi hakkını moile devretmesi halinde faturanın kapanacağının bildirildiğini, davalı yandan alacak tutarının tahlisine yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bazı faturalarında iade sağlayamadığını, bu faturaların dava dilekçesi ekinde olduğunu beyan ettiğini, ancak dilekçe ekinde herhangi bir fatura ibraz etmediğini, ayrıca bu faturaların hangi ülkelerden hangi tarihte, hangi istasyonlardan, hangi araçların aldığı yakıtlar için tanzim olunan faturalardan olduğunun belirtilmediğini, taraflar arasındaki anlaşmada müvekkilinin sahip olduğu araçlar için Avusturya ve Slovenya'da yakıt ihtiyacını, davacı yanın tahsis ettiği ve tanzim ettiği kartı kullanarak, bu kartın geçerli olduğu yakıt istasyonlarından karşılanması halinde davacı yanın yakıtların KDV bedelini, dava dışı ... aracılığı ile ilgili devletten tahsil edeceğini, bunun karşılığında davacı yanın müvekkilinin Almanya Türkiye arasında çalışan tır araçlarına piyasa değerinin üzerinde bir bedelden yakıt satma hakkını elde ettiğini, davacı yanın, tanzim edilen KDV tutarlarını başka hizmetler karşılığında moil şirketine devrettiğini açıkladığını, davacı yanın alacaklarını 07.07.2010 tarihli sözleşme ile ... şirketine temlik ettiğini beyan ederek; davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  09.07.2024 tarih ve 2022/948 Esas- 2024/625 Karar sayılı kararında;\"....Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinin ekinde sunulan Beyoğlu ... Noterliğinin 07 Temmuz 2010 Tarih ve ... yevmiyesine kayıtlı temliknamesine göre; davacının 07/07/2010 tarihli sözleşme ile ...LTD. ŞTİ. İşletmesi'nden 17/06/2010 tarihi itibariyle doğmuş olan 300.000 EURO ve 17/12/2012 tarihine kadar doğacak bilcümle alacaklarını gayri kabili rücu şekilde dava dışı ... Şirketine temlik ettiği, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen faturaların alt kısmında da ödemelerin...'in belirtilen hesabına ödenmesine ilişkin kayıtların olduğu, temlik edilen alacağın 17/06/2010 tarihi itibariyle doğmuş olan 300.000 EURO ve 17/12/2012 tarihine kadar doğacak bilcümle alacakları kapsadığı, dolayısıyla temlik sözleşmesinin davaya konu Nisan 2011-Haziran 2012 KDV iadelerinden kaynaklı alacakları da kapsadığı, davacının davaya konu alacak için aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''Davacının davasının aktif husumet yokluğundan USULDEN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, BAM kararından sonra 2024 yılına kadar 4 celse duruşma yapıldığını, bozma kararına ilişkin beyanı ile, sonrasında, davalı şirketin KDV iadesi anlaşmasını tek taraflı olarak feshettiğine ilişkin yazılı belgeleri dikkate alınmaksızın hiçbir inceleme yapılmaksızın, dilekçeleri değerlendirilmeksizin, dilekçe verdiği hususu zapta dahi geçirilmeksizin, E duruşma talebine istinaden duruşma açıldığı ve her ne hikmet ise 3 duruşmada da taraflarına ulaşılamadığı zapta geçirilmek suretiyle işlem tesis edildiğini ve bozmadan sonraki 4. Duruşmada da hiçbir inceleme yapılmaksızın davanın usulden reddine karar verildiğini, En basit tabiriyle fütursuzca işlem tesis edilmek suretiyle karar kurulmasının kabul etmediğini, yazılı yargılama usulüne tabi davada, bozmaya ilişkin beyan dilekçesinde açıkça belirttiği üzere, temlik iddiası yönünden araştırma yapılacak ise ...'e müzekkere yazılması gerektiğini, nitekim, işbu dava konusu edilen faturalar temlike konu faturalar olmadığı gibi, temlikname 17.12.2012 tarihine kadar ve 300.000.-Euro üzerinden tanzim edildiğini, bu halde, 300.000.-Euro bedelin  17.06.2010 tarihinden 17.12.2012 tarihine kadar geçen süre içinde tamamlanmış olması halinde temlikin sona ermiş olacağını, ancak mahkemece müzekkere yazılmaksızın usul yönünden red karar verilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini,Öyle ki, firma uluslararası lojistik şirketi olmakla 300.000.-Euro tutarındaki bir rakama temlikname süresi içinde ulaşılmış olması muhtemel olabileceği gibi, davalının ...' e borcunun bulunmup bulunmadığının sorulmasına gerek görülmeksizin karar tesis edilmiş olması kanaatince bozmayı gerektirdiğini,Diğer yandan, ilk derece mahkemesinin kararı İstanbul BAM 13 HD tarafından kaldırılırken, aynı zamanda taraf defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması ve bilirkişi raporlarına itirazların değerlendirilerek denetime elverişli bir rapor tanzim ettirilmesi gerektiğine, aksi durumun eksik inceleme olacağına işaret edildiğini, nitekim, itirazlarını tek tek sayarak tekrara girmemek üzere belirtmek gerekirse, müvekkkili şirketin onaylı AUDIT kayıtlarının dosyada mübrez olduğunu, müvekkili şirketin 2012 yılı itibariyle faaliyetine son verildiği ve işlem yapılmadığı da raporda yazılı olduğunu, hal böyle iken müvekkili şirket kayıtlarına itibar edilmeksizin, davalı kayıtlarına itibar edilmek suretiyle hüküm tesis edilmesinin kabul edilemeyeceğini, taraf kayıtlarının uyuşmama sebebi mahkemece irdelenmediğini, nitekim, davalı kayıtlarında, birtakım ödemelerin davalı yanca müvekkili şirketin çalıştığı ... bankası dışındaki bankalara yapıldığının anlaşıldığını, bu noktada, davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin usulüne uygun ve davalı borçtan kurtarıp kurtarmayacağının da incelenmesi gerektiğini, aksi durumun eksik inceleme sebebiyle bozmayı gerektirdiğini,İleri sürerek, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, KDV iadesinden kaynaklı alacak davasıdır.Mahkemece, davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemizin 03/11/2022 Tarih ve 2020/1346 Esas - 2022/1567 Karar sayılı kararımız ile;'' ....Davalı vekili cevap dilekçesinin 4. Maddesi ile, davacının alacaklarını 07/07/2020 tarihli sözleşme ile ... Şirketine temlik ettiğini belirtip dilekçe ekinde Beyoğlu ... Noterliğinin 07 Temmuz 2010 Tarih ve ... yevmiyesine kayıtlı temliknamesini ibraz ettiği halde mahkemece, davalının husumete yönelik itirazı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verildiği görülmüştür.Beyoğlu ... Noterliğinin 07 Temmuz 2010 Tarih ve ... yevmiye nolu temlikname incelendiğinde; ''...LTD. ŞTİ. İşletmesi'nden  17/06/2010 tarihi itibariyle doğmuş olan 300.000 EURO ve 17/12/2012 tarihine kadar doğacak bilcümle alacaklarımızı aramızda yapılmış Faktöring Sözleşmesi uyarınca tarafınıza gayri kabili rücu temlik edilmiş olduğu...,'' belirtilmiştir.  Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen faturaların alt kısmında da ödemelerin ...'in belirtilen hesabına ödenmesine ilişkin kayıtların olduğu görülmüştür.Husumet dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husustur. Mahkemece, dava konusu alacağın temlik edilip edilmediği ve sonuca göre davacının aktif husumetinin olup olmadığının araştırılıp değerlendirilmeden yazılı şekilde esasa ilişkin karar verilmesi yerinde görülmemiştir...,'' gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a4, 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında dosyanın 10/10/ 2023 tarihli ve 05/03/2024 tarihli duruşmalarda HMK. 150 madde uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK’nun 4/2 maddesi “Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.” şeklinde düzenlenmişken 28/02/2018 tarihli 7101 sayılı yasa ile yapılan değişiklik sonucu madde “Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.” şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklik 15/03/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 22/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı kanunun 58 maddesiyle 100.000,00 TL. Lik parasal sınır 500.000,00 TL. çıkartılmış, 05/04/2023 tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayınlanan... Sayılı kanunla yapılan değişiklik sonucu Ticaret Mahkemelerinde basit yargılama usuli için öngörülen 500.000,00 TL.lik sınır 1.000.000,00 TL.'ye çıkarılmıştır. Kural olarak usul hükümlerinin derhal uygulanması gerekir. Öte yandan yeni usul hükümlerinin ne zaman yürürlüğe gireceği kanunda açıkça düzenlenmişse, bu düzenleme dikkate alınacaktır. Buna ilişkin hüküm yoksa, usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığına bakılması gerekir. Eğer bir usul işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse o işlem geçerli olarak kalır. Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanmamış veya başlamamış ise, yeni kanun, kural olarak hemen yürürlüğe girecektir. Çünkü genel olarak usul kuralları hemen etkili olur ve uygulanırlar. Somut dava, ticari dava niteliğinde olup dava tarihi olan 13/03/2015 tarihi itibariyle yazılı yargılama usulüne tabi iken, yukarıda belirtilen yasa değişikliği sonucu dava değerine göre dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan 24/11/2022 tarihli tensip tutanağının yapıldığı tarihte dava basit yargılama usulüne tabi bir davaya dönüşmüş ve somut davada ilk işlemden kaldırma kararı 10/10/2023 tarihinde yani dava basit yargılama usulüne tabi iken verilmiştir. Söz konusu kanun değişikliği öncesi dönemde HMK’nun 150.maddesi bakımından tamamlanmış bir işlem söz konusu olmadığından yürürlüğe giren yeni usul hükümlerinin hemen uygulanması gerekir, dolayısıyla somut olayda HMK’nun 320/4.maddesi uygulama alanı bulacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21/03/2019 tarihli 2017/11-1730 E.,2019/331 K. emsal kararı). Bu durumda mahkemece, davanın 2 kez işlemden kaldırılıp yenilendiği gözetildiğinde, 6100 sayılı H.M.K.'nın 320/4 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde değerlendirme yapılmaması yerinde olmayıp  HMK. 355 Madde uyarınca bu husus dairemizce resen  gözetilmiştir.Mahkemenin kabulüne yönelik davacı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde;Dairemiz kaldırma kararında açıkça, dava konusu alacağın temlik edilip edilmediğinin araştırılıp sonuca göre davacının aktif husumetinin olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtildiği halde mahkemece, Beyoğlu .... Noterliğinin 07 Temmuz 2010 Tarih ve ... yevmiye nolu temliknamesi ile dava konusu faturaların tamamı eklenmek suretiyle dava konusu faturaların temlik sözleşmesi kapsamında olup olmadığı, bu faturalara istinaden ...LTD. ŞTİ. Tarafından ...'e ödeme yapılıp yapılmadığı, ...'in temlik sözleşmesine ilişkin alacaklı olup olmadığı, temlik sözleşmesinin sona erip ermediği, sona ermiş ise ne zaman sona erdiğinin tespiti yönünde...' e müzekkere yazılıp gelen cevabi yazı doğrultusunda  davacının aktif husumetinin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken  eksik inceleme ile yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklamalar gözetilerek öncelikle, 6100 sayılı H.M.K.'nın 320/4 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilip sonucuna göre veya gerekirse Beyoğlu ... Noterliğinin 07 Temmuz 2010 Tarih ve .... yevmiye nolu temliknamesi ile dava konusu faturaların tamamı eklenerek yukarıda belirtilen konularda ...'e müzekkere yazılıp gelen cevabi yazı doğrultusunda davacının aktif husumetinin olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 355, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına,  dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.07.2024 tarih ve 2022/948 Esas-2024/625 Karar sayılı kararının HMK'nın 355,353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/12/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c15a16c70914c14","SID":"dbc69b94a541321c"}}