{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi            <br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/10/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: ....<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir<br>TALEP TARİHİ\t: 17/10/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 17/01/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptali ve özel denetçi atanması istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tTALEP<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 14/09/2024 tarihli genel kurulunda alınan 3, 4, 5, 6, 8, 10 numaralı gündem konularına ilişkin kararların iptaline, davalı şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca davalı şirkete karar verilinceye kadar tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacının ihtiyati tedbir verilmesini gerektirecek şekilde yaklaşık olarak haklılığını ispatlayamadığı, davacının haklılığının yaklaşık olarak da ispatı yargılamayı ve delil toplanmasını gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TMK’nun ilgili hükümlerinin ticaret şirketlerine, dolayısıyla bir ticaret şirketi türü olan anonim şirketlere de uygulanmasına imkan tanıdığını, pratikte de anonim şirketlere kayyım atanmasının ağırlıklı olarak TMK hükümleri çerçevesinde talep edilmekte ve karara bağlanmakta olduğunu, TMK’nun yönetim kayyımlığını düzenleyen 427. maddesine göre vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alacağını, özellikle \"Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse\" yönetim kayyımı atanacağını, ilgili maddeler çerçevesinde dava dilekçesinde de belirtmiş oldukları gibi davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması zaruri iken mahkemece taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin dedesi .. 26.10.2023 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak da huzurdaki davada davalı sıfatıyla bulunan şirketin pay sahipleri ..., ..., ..., ..., ..., ... ve müvekkilinin kaldığını, müvekkilinin davalı şirkette bu vesile ile de pay sahibi olduğunu, müvekkilinin 5.000.000 adet paydan oluşan şirkette 416.666,66 adet paya sahip bulunduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu başkanının ... olduğunu, müvekkilinin ve diğer mirasçıların da şirket nezdinde pay sahibi ortak olduklarını, mevcut durumda ... ve diğer pay sahiplerinin müvekkiline karşı ortak iradeyle hareket ettiğini, müvekkilinin pay sahibi olarak şirket hakkında bilgi almasını, şirket kararlarında söz sahibi olmasını engellediklerini, bunun nedeninin mirasın paylaşılması aşamasındaki anlaşmazlıklar neticesinde ortaya çıkan husumet olduğunu, ..., bilhassa mirastan ıskat edilen ... ve ... ... hukuka aykırı bir şekilde mirastan pay verilmesini sağladığını, bu sayede yönetim kurulunda güçlü konuma geçtiğini, ...'ın şirketi tekeline aldığını, istediği her kararı dayatarak kabul ettirdiğini, bu sayede şirketi dilediği gibi zarara uğrattığını, şirketten dilediği şekilde mal kaçırabildiğini, müvekkilinin bu hususta bilgi dahi alamadığını, huzurdaki davayı açma zaruretini doğuran genel kurulun da bu şartlar altında gerçekleştiğini, paydaş ... ve ...'ün genel kurul toplantılarında ve hazirun cetvelinde paydaş olarak gözükmesini ve yer almasını sağlayan hatalı olarak düzenlenen veraset belgesinin iptaline yönelik dava açıldığını, şu anda mirasçılık belgesinin iptali davasının derdest bulunduğunu, Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/118 E. Sayılı dosyasında paydaş ...'ün ıskatını etkisiz kılmak için açtığı vasiyetnamenin iptali davası ve yine Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/172 E. sayılı dosyasında paydaş ...'un ıskatını etkisiz kılmak için açtığı vasiyetnamenin iptali davasının derdest olduğunu, gerek mirasçılık belgesinin iptali gerekse vasiyetnamenin iptali yönündeki davalar derdest olup, yargılamanın devam ettiğini, bu yargılamalar neticesinde şirketin paydaşlarında değişiklikler olacağını, bu kişilerin paydaşlık sıfatından kaynaklanan yetkilerini kullanmalarının durdurulması ve askıya alınması gerektiğini, şirket adına verdikleri oyların, şirket açısından telafisi zor zararlar meydana getirdiğini, davalı şirket nezdinde yönetim kurulu başkanı olan ... hakkında, şirket yönetiminde usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle birden fazla kez şikayette bulunulduğunu, ...'ın miras bırakan ...'a yönelik olarak işlemiş olduğu suçlara ve şirkette pay sahibi olan diğer şahıslara karşı işlemiş olduğu suçlara ilişkin suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma dosyaları açıldığını, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından miras bırakan ... hayattayken ve kendisine demans hastalığı tanısı konulmuşken ...'a atanan vasi ile birlikte şirketlerden 90.000.000,00 TL'ye yakın parayı şirket muhasebesine gönderdiğini, buna benzer farazi sebepler ileri sürülerek kaçırıldığını, müvekkilinin bu ve bunun gibi çeşitli yöntemlerle şirket hesabından para çıkarıldığını düşündüğünü, müvekkili ve diğer pay sahipleri miras paylaşımı aşamasında oldukları için, müvekkilinin şirketlerde hangi mal varlıklarının olduğunu bilmesi gerektiğini, bu bakımdan davalı şirket yönetiminin istemiş oldukları bilgileri taraflarından sakladıklarını, bu vesileyle de şirketin ekonomik olarak zarara sokulduğunu, davalı şirket yönetimi müvekkili ile hem miras paylaşımı hem de farklı sebeplerle husumetli olduğunu, müvekkilinin pay sahibi olduğu davalı şirketten mal kaçırılması, müvekkilinin zarara uğratılması, fayda sağlanması riski bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tDavalı şirketin 14/09/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, davacı tarafından davalıya gönderilen 06/09/2024 tarihli ihtarname sureti dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili karşı taraf davalı şirkete yönetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir.   <br>\tİlk derece mahkemesince işbu istinaf incelemesine konu ara karar tesis edildikten sonra 25/10/2024 tarih 2024/709 Esas 2024/603 Karar sayılı kararıyla dosyanın Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/689 Esas sayılı dosyasıyla arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/689 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya birleştirilen Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/689 Esas sayılı dosya üzerinden Dairemize gönderilmiştir. <br>\tDavacı yanın ihtiyati tedbir talebi davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına yöneliktir. Ticaret Kanunumuzda mahkemeye anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerini (gerekçe ne olursa olsun) görevden alma ve yerlerine yenilerini atama yetkisi tanımamıştır; bu yetki genel kurula aittir. Bu nedenle mahkemenin yönetim kurulu üyelerini yönetim ve temsil yetkilerinin ellerinden alması sonucunu doğuran yönetim kayyımı atanması kararını ancak bu yetkilerin hukuken veya fiilen kullanılamadığı hallere özgü olarak verilebilmesi gerekir. Kısaca mahkeme yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları ve kullandıkları yönetim ve temsil yetkilerini, çoğunluğun gücünü kötüye kullandığı, azınlığı ezdiği, ortaklar veya yönetim kurulu üyeleri arasında derin anlaşmazlıklar olduğu, şirketin sürekli zarar ettiği vb. gibi gerekçelerle ellerinden alarak bir temsil kayyımına veremez. <br>\tYönetim kayyımlığı, yönetim boşluğu giderilinceye kadar devam eden geçici bir koruma önlemidir. Yönetim kayyımının görevi tüzel kişinin yasal organın oluşması ya da organın çalışmasındaki fiili veya hukuki tıkanıklığın giderilmesi (engelin kalkması) ile sona erer. <br>\tŞu halde hakim, şirketin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetim kayyımı atayamaz; diğer bir anlatımla, hakim şirket yönetiminde \"yerindelik\" denetimi yapamaz. MK'nın 427/4. maddesinin amacı şirketi daha iyi bir yönetime kavuşturmak değildir; bu olgu şirketin iç sorunudur. Şirket yönetiminin izlemek ve değerlendirmek yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Yönetimi beğenmeyen ve yerinde bulmayan genel kurul, yönetim kurulu üyelerine görevden alabilir, tekrar seçmeyebilir; ibra etmeyebilir ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verebilir. <br>\tYönetim kurulu üyelerinin şirketi özensiz yönettiği, hatta görev ve yetkilerini kötüye kullandıkları iddiaları da kayyım atanması yoluyla çözümlenemez. Ortaklar bu iddiaları genel kurula taşıyıp orada sorunlara çözüm arayabilirler. Bu konuda TTK'nun 37. maddedeki bilgi alma ve inceleme, 438. madedeki özel denetim isteme, 553 vd.'da ki yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açma, 445 ve 447 uyarınca genel kurul ve yönetim kurulu kararları aleyhine iptal ve butlan davaları açma ve (azlık olarak) 531. maddeye göre şirketin haklı sebeple feshini dava etme haklarından yararlanabilirler. Kısaca ortaklar bütün bu konulardaki ihlal iddialarını ve azınlığın çoğunluk tarafından ezildiği yakınmalarına TTK'nun tanıdığı bireysel ya da azlık hakları ile çözüm aramak zorundadırlar. Bu yolda gitmeyerek anılan gerekçelerle mahkemeden şirkete yönetim kayyımı atanmasını istemek mümkün değildir (Prof. Dr. Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığa Yönetim Kayyımı Atanması, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 91, Sayı 5, Yıl 2017, sahife 17,24 ve 25).<br>\tTürk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde, kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.  <br>\tSomut olayda ihtiyati tedbir talep eden davacı yan, davalı şirketin genel kurul kararının iptali ile şirkete özel denetçi atanması gerektiğini iddia ederek şirkete karar verilinceye kadar tedbiren yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. <br>\tTürk Ticaret Kanunu'nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığından talebin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kayyıma ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atayacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yapılmış olup mevcut düzenlemeler ile ilk derece mahkemesinin kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi, davanın genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğu da birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İhtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 27/12/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88733d793ab7a51b","SID":"7b31616d635bd7a5"}}