{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1992 - 2025/19<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1992 <br>KARAR NO\t: 2025/19                                                             T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                         K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/385 E.  -  2022/260 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/09/2022 tarih ve 2021/385 E. - 2022/260 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2020/38208 sayılı \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibareli 2020/55838 sayılı marka başvurusunun ilanına müvekkili tarafından gerçekleştirilen itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 130 seneden fazla süredir cilt bakım ürünleri açısından lider üreticilerden birisi ve dünya çapında tanınan ... markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin özellikle yurtdışında ilgili ile takip edilen \"...\" markalarının bulunduğunu, \"...\"  markasını güneş koruyucu özellikli ürünler başta olmak üzere kozmetik alanında kullandığını, Türkiye'de de bu marka için ilk tescilini 1990 yılında aldıklarını, taraf markalarının aynı sırada birçok ortak harf içermeleri nedeniyle çok benzer izlenimler bıraktıklarını, dava konusu markanın müvekkili markaları ile görsel ve işitsel olarak karıştırılma ihtimali yaratacağını, davaya konu markanın müvekkili markası ile aynı sınıflarda tescil edilmek istendiğini, markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde, müvekkilinin markalarının SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca tanınmış olduğunun da dikkate alınmasının gerektiğini ileri sürerek, ... YİDK'nun 2021-M-8128 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/55838 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Davalı ... vekili, verilen kurum kararının yerinde olduğunu,  davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait marka arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, bunun yanı sıra davacı vekilince dava dilekçesinde müvekkilinin tanınmış olduğuna ilişkin birçok karar zikredilmişse de her somut olayın kendi özgün koşulları çerçevesinde değerlendirilmesinin esas olduğunu, bahse konu kararların emsal teşkil etmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin 03 ve 05. sınıfta \"...\" ibaresi bulunan \"...\", \"...\" başvurularının da bulunduğunu, \"...\" kelimesinin vücudun ve organın sağlıklı hali anlamına geldiğini, her ne kadar bütünsel olarak yaklaşılması gerekse de müvekkili şirketin başvuruda bulunduğu ... ibaresindeki tone kelimesinin bir çok firma tarafından 03. ve 05. sınıf ürünlerde kullanıldığını, davacının davaya dayanak markasının tanınmış marka olduğuna ilişkin herhangi bir delil sunmadığını,  müvekkili şirketin tescil başvurusunda bulunduğu \"...\" ibaresi ile davacı tarafın adına tescilli olan \"...\" ibaresi arasında yazı stili, punto, görünüş ve anlam yönünden farklılık bulunduğunu, uyuşmazlığa konu markaların ayırt edici bir çok unsur içerdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar taraf markaları bazı ortak harf dizilimlerine sahip iseler de karşılaştırmanın işaretlerin bütünsel algıları üzerinden yapılmasının gerektiği, taraf markaları arasındaki mezkur farklığın hususiyetle işaretlerin başlangıç sesinde olması ve bu şekilde yaratılan dava konusu markanın, unsurlarına bölünerek algılanacağına kanaat getirilmediğinden markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzerliğine rağmen, işaretlerin bütünsel algılarda birbirleri ile ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğe sahip olmadıkları, davacı yanın “...” markasının tanınırlığı iddiasını destekler/ somutlaştırır delilleri işlem ya da dava dosyasına sunmadığı, dosya içerisinde sadece “...” markasının tescilli olduğu ülkeleri gösterir listenin yer aldığı ancak sunulan bu listenin tek başına yeterli olmadığı, davacı markalarının tanınır olup olmadığı ve SMK m. 6/5 düzenlemesindeki koşulların somut olayda meydana gelme ihtimali bulunup bulunmadığı konusunda bir kanaate varılamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  müvekkilinin davaya dayanak markası ile davaya konu marka başvurusu arasında “kozmetik ürünleri” açısından ayniyet bulunduğunu, genel olarak emtia benzerliği şartının gerçekleştiğini, markaların baştaki iki harf ile sondaki dört harflerinin birebir aynı konumda ve toplamda sekiz harflerinin ortak bulunduğunu, karşılaştırılan markaların kullanıldığı ürünleri aynı raflarda gören tüketicilerin markaları karıştırmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkilin “...” markalarının tanınmış marka olması nedeniyle SMK’nın 6/4, 6/5 maddeleri şartlarının gerçekleştiğini, davacı markalarının yüzden fazla ülkede uzun yıllardır tescilli olup yoğun kullanım ve tanıtım faaliyetleri sonucunda tanınır hale geldiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira her ne kadar karşılaştırılan markalarda başlangıçlarındaki \"...\" harf dizilimi ve son kısımlarını oluşturan \"tone\" ibaresi ortak olarak bulunmakta ise de, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere İngilizce \"...\" ibaresinin Türkçe'de \"...\" anlamına geldiği ve \"...\" biçiminde okunduğu, İngilizce \"...\" ibaresinin Türkçe'de \"...\" anlamına geldiği ve \"...\" şeklinde okunduğu, taraf markalarında ortak olan \"...\" ve \"...\" kısımlarının başvuruda ön plana çıkartılmadığı, başka bir ifadeyle vurgunun \"..\" ve \"...\" ibareleri üzerine toplandığından söz edilemeyeceği, dava konusu “...” markasının anlamını bilmeyen tüketicinin tek ve bütün bir yabancı sözcük markası olarak algılayacağı, bir bütün halinde dava konusu başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının dava konusu başvuru yönünden tescil engeli oluşturmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b86b89428a38f040","SID":"22b2203d7a6c3660"}}