{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1745 <br>KARAR NO\t: 2024/1964<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK \t\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/22 E.  -  2022/40 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2022 tarih ve 2021/22 E. - 2022/40 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket ile davalı ... vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin ise 2019/107363 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkilinin \"...\" ibareli markaları ile neredeyse birebir aynı olduğunu, başvuruya hiçbir ayırt edicilik katılmadığını, müvekkili markalarının esas unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuruda da esas unsur olarak kullanıldığını, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, buna göre dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılma tehlikesinin doğacağını, davalı başvurusunun aynı zamanda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-9572 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.   <br>\tDavalı ... vekili, müvekkilinin \"...\" ibaresini içeren bir marka başvurusu yapmadığını, dolayısıyla davacı yanın markasının bilinirliğinden istifade etmeye çalıştığı iddiasının yerinde bulunmadığını, müvekkili tarafından geliştirilen ürün için marka başvurusunda kullanılan \"...\" ibaresinin, ürünü tüm özellikleri ile tanımlayan bir ifade olduğunu, davacının markası ile sektörel ve operasyonel bağlantı bulunmadığını, müvekkili marka başvurusunun bir bütün olduğunu, davacı yanın bu bütünün içinde yer alan sadece \"...\" ibaresini esas alarak dava açtığını, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını ve herkesin kullanımına açık olduğunu savunarak,  davanın reddini istemiş, ıslah dilekçesi ile kullanmama definde bulunmuştur. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan 7. sınıftaki mallar ile davacıya ait itiraza mesnet 2015/28811 sayılı marka kapsamında yer alan 7. sınıftaki malların aynı/aynı tür olduğu, ayrıca davacıya ait 2015/28811, 2018/42383, 2017/47052, 2018/55945, 2019/25166, 2019/47872, 2019/47895, 2019/47912, 2019/47949, 2019/55897, 2019/56547 ve 2019/99358 sayılı markaların kapsamındaki 35. sınıfta yer alan 7. sınıftaki malların mağazacılığı hizmetleri ile dava konusu marka kapsamında yer alan 7. sınıftaki malların da benzer bulunduğu, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait 2015/28811 sayılı marka arasında davaya konu malların hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı markasının tanınmış bulunduğu, davalı başvurusunun 07. sınıftaki mallar bakımından SMK m. 6/5 anlamında haksız yarar sağlanmasına, imaj zedelenmesine, itibar kaybına ve markanın ayırt ediciliğinin zayıflamasına yol açabileceği, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2020-M-9572 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, taraf markaları  arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, ortalama tüketici kitlesi tarafından iki marka arasında bağlantı kurulması ihtimalinin olmadığını, davacı markasının perakende satış hizmetleri yönünden tanınmış marka olduğu kabulü karşısında, bu kapsamda kalmayan diğer mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesinde aranan risklerin ne şekilde oluşacağının değerlendirilmediğini, anılan maddede aranan koşulların somut olayda gerçekleşmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili, müvekkil başvurusu ile davacı markası arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, mahkemece denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, davacıya ait markanın, müvekkilinin marka başvurusu tarihi itibariyle Paris Sözleşmesinin 6. mükerrer 1. maddesi ve SMK’nın 6/4 maddesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış bir marka olmadığını, davacı tarafın hak sahibi olduğu \"...\" markasının, müvekkili başvurusunun kapsamında yer alan 7. sınıf mallar üzerinde kullanılmadığını, dolayısıyla SMK’nın 6-9-19/2 ve 25/7 maddeleri gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya ait markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle müvekkiline ait markanın, davacı markasının itibarından haksız bir yarar elde etmesinin veya itibarına zarar vermesinin ya da ayırt edici karakterini zedelemesinin mümkün olmadığını, bu yöndeki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkiline ait markanın gerek işitsel gerekse görsel anlamda davacı markasından ayrıştığını, taraf markalarında yer alan \"...\" kelimesinin anlamının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu hususun da mahkemece göz ardı edildiğini, müvekkili başvurusunda yer alan \"...\" ibaresinin, yalnızca vasıf bildirici nitelikte kullanıldığını, davacıya ait markanın, bütün getirme ve götürme faaliyetlerini içerecek şekilde ve bu ibarenin kullanımını da tekel altına alacak şekilde geniş bir ayırt edicilik kriterine sahip olduğundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\t İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2015/28811 sayılı \"...\" ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira davacının itirazına mesnet markasını oluşturan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuruda aynen asli unsur olarak yer aldığı, öte yandan davacı markasının tanınmış marka olduğu ve SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleştiği, her ne kadar davalı Şirket tarafından ıslah yoluyla kullanmama definde bulunulmuş ise de ilk derece mahkemesinin 22.12.2021 tarihli duruşmada verdiği ara kararda belirtildiği üzere YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği, davalı Şirket tarafından başvuru aşamasında kullanmama define dayanılmadığı, bu itibarla davalı Şirket vekilinin ıslah dilekçesi ile ileri sürdüğü kullanmama defi bakımından tahkikat yapılmamasının yerinde bulunduğu anlaşılmakla, davalı Şirket ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı Şirket ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı Şirket ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı Şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin  uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/12/2024  <br>\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66616fadaf0ae1ee","SID":"1930868ac590d316"}}