{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/3514 <br>KARAR NO:2025/75<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/10/2024<br>NUMARASI:2023/244 E - 2024/763 K<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:13/01/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin  ...'nde faaliyet göstermekte olan ... özel servisi olduğu,davalı tarafça,... plakalı aracın onarımının ve bakımının yapılması için müvekkili şirkete getirilmiş ve müvekkili şirket tarafından bakımı yapılarak davalıya teslim edildiğini,buna dair faturanın sunulduğunu,davalının araç onarımı ve bakımına ilişkin olarak kesilen ... fatura numaralı ve 24.03.2022 tarihli 55.641,15.TL bedelli fatura bedelini ödemediğini, bu nedenle davalı hakkında ... Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını,davalı/ borçlunun icra takibine karşı yetki itirazında bulunması üzerine  dosyanın  yetkili icra müdürlüğüne gönderilerek .... sayılı dosyası ile takibe yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini arabuluculuk son tutanağından da anlaşılacağı üzere anlaşma sağlanamadığını belirterek takibe itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı davaya cevap vermemiştir.Mahkeme,\"Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura alacağının  ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalının dava tarihi itibariyle ticareti terk kaydının bulunduğu ve gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava  tarihi itibariyle davacının tacir olmaması, çalıştığı dönemde yıllık alım-satımının VUK 177 deki sınırlardan az olması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu\" gerekçesi ile;\"1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK'nın 114/1-c. Ve 115/2. Maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,2-HMK'nın 20/1. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,3-HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine\" dair istinafı kabil olarak karar vermiştir.Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; her ne kadar davalının tacir olmadığından bahsedilmişse de icra takibinin konusu alacak hakkındaki dava hangi mahkemenin görevine giriyorsa itirazın iptali davasının  da o mahkemede açılması gerektiği,somut olaydaki gibi ticari dava niteliğinde olan itirazın iptali davaları için Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olup TTK m.4 uyarınca her iki tarafın tacir olup olmadığına bakılmaksızın davanın görüleceğini,davacının  tacir olduğunu,dava 06.04.2023 tarihinde açılmış olup Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünce yapılan araştırma neticesinde davalının  15/09/2020-31/12/2023 tarihleri arasında 'Kendi Hesabına Çalışan Valelerin Hizmetleri' faaliyetini sürdürdüğü, faaliyet bulunduğu dönemlerde 2. Sınıf Tacir olduğu ve İşletme Hesap Defteri tuttuğunu,dava açıldığı tarihte hem davacı hem de davalının tacir olduğundan, \"görevsizlik\" kararının  hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava araç onarım bedelinin tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali talebine ilişkindir.İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine yazılan müzekkereye verilen  yazı cevabında davalının esnaf kaydının bulunduğunun  bildirildiği gibi, Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen   cevabi yazıda, davalının  işletme hesabına göre defter tuttuğu, gerçek usulde vergilendirilmeye tabi tutulduğu ve 2.sınıf tacir sıfatını haiz olduğunun bildirildiği, İTO cevabına göre davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığının bildirildiği  görülmüştür.Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise  ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Mahkemece , vergi dairesi cevabına göre davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, ticaret odası kaydı bulunmadığı ve VUK'un 176-177 maddeleri kapsamında belirtilen sınırları aşan bir kazancının olmadığı belirlendiği gerekçesiyle ,davacının tacir olmadığının tesbit edildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.Yargıtay 3. HD'nin 2022/4860 esas ve 2022/6779 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere;5362 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine göre esnaf ve sanatkâr; ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimselerdir,şeklinde tanımlanmaktadır. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararında esnaf - tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Buna göre;1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve sanatkar kollarına dahil olup da ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr, 2- Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı,celp edilen ve  beyan edilen gelir durumuna göre  açıklanan kriterlere göre  davalının tacir olmadığı anlaşılmaktadır.Böylece ,mahkemece verilen kararda  usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"181336009371d712","SID":"f0040f93d1f8218f"}}