{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi              <br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/07/2021<br>NUMARASI\t\t:...<br>DAVA\t: Tazminat (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 14/05/2020<br>KARAR TARİHİ\t : 05/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 03/01/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle  davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı  taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde işçinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talebi ile açılan tazminat davasının kısmen kabulüne ilişkin verilen kararların icra takibine konulması sonucu müvekkilinin icra dosyasına ödeme yaptığını, dava dosyalarında harç ve masraf ödediğini belirterek şimdilik 47.499,62 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında faiz başlangıç tarihini ödeme tarihi olarak ıslah etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi, hisse devir sözleşmesinin birlikte yorumlanması gerektiğini, ödemelerin hisselerin tamamının müvekkiline ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini, bu durumun bilançolara yansıdığını, bölgede faaliyet gösteren ayrı tüzel kişiliğe sahip elektrik dağıtım müesseselerinin tüzel kişilikleri sonlandırılarak davacı şirkete bağlandığını, bu nedenle İHDS öncesindeki dağıtım faaliyetlerinden doğan sorumluluğun müvekkiline ait olmadığını, davacının işçisinin sözleşme kapsamında üçüncü kişi sayılamayacağını, kök davada müşterek sorumlular bulunduğunu, bu sorumlulardan herhangi bir tahsilat ya da ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin sadece dayanak kararda yer alan miktardan sorumlu olduğunu, avans faizi talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere davacının davalı ile imzaladığı 24/07/2006 tarihli İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince ihtilaf, sözleşmenin imzalanmasından önceki dönemde ortaya çıktığından davacının yapmış olduğu ödemeden kaza nedeniyle davalının kusur oranı da dikkate alındığında 21.480,52 TL'lik kısmı için sorumlu olacağının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 21.480,52 TL'nin 14/05/2020 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından bilirkişi raporundaki kusur oranları dikkate alınarak karar verildiğini, sorumluluk hukukuna ilişkin olarak değerlendirme yapılmadan hüküm kurulduğunu, Borçlar Hukukunda geçen sorumluluk hukuku dikkate alındığında Nevşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında açık şekilde davalı tarafların müşterek ve müteselsil sorumlu tutulduğunu, müteselsil sorumlulukta borcun tamamını alacaklı istediği kişiye yekün olarak yöneltebileceğini, bu noktada müvekkilinin yalnızca kendi kusur oranında ödeme yapması kendisini tehlikeye atması anlamına geleceğini, her ne kadar müvekkilinin kusuru %25 olarak takdir edilse de, borçtan sorumluluk noktasında müvekkilinin tüm borçtan sorumlu olduğunu, rücu edilecek miktarda müvekkilin ödediği tüm dosya borcu üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemenin işbu durumu dikkate almadan verdiği kısmen kabul kararının kaldırılması gerekmekte olup müvekkili tarafından ödenen tüm miktar ve yargılama giderleri üzerinden yeniden karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin  borcun tamamını ödemek durumda kaldığı için alacaklının haklarına halef olacağından mahkeme tarafından da kabul edildiği üzere 24.07.2006 tarihli İHDS’nin 7. maddesinin 4.fıkrası gereğince davalının sorumluluğunun zaten ortada olup halefiyet kuralları gereğince davalı tarafın tüm borçtan sorumlu olduğunu, tazminata konu olan iş kazasından doğan sorumluluğun ...’a ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığını, rücuen tazminat davasına konu olan iş kazası dağıtım faaliyetinin sadece ... tarafından yapıldığı kabul edilen 27.08.2001 tarihinde meydana geldiğini, mahkeme kararında belirtilen miktarının nasıl hesaplandığı hakkında gerekçeli kararda herhangi bir açıklayıcı bilgi mevcut olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; devre esas bilanço düzenlemesi ile her türlü borç ve alacak işlemleri kesinleştiğini, davanın kabulüne karar verilmesinin müvekkili tarafından mükerrer olarak ödeme yapılması sonucunu doğuracağını, bu hususta emsal kararlar bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlık davacının yaptığı ödemenin müvekkili ile davacı arasında akdedilen 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi gereğince müvekkilden istenip istenemeyeceğine ilişkin olduğunu, yapılan bilanço düzenlemelerinde şirketin devrine ilişkin bilanço düzenlemelerinde de borç ve alacak devir işlemlerinin tekrarlandığını, İşletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'tan herhangi bir talepte bulunamayacağını, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacak türünün ...'a bırakılan alacaklardan olmadığını, dayanak davaya konu iş kazasında kazaya uğrayan işçi şirket yüklenicisinin işçisi olup, şirketle sözleşme ilişkisi olduğundan işçinin 3. kişi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla bu davaya ilişkin olarak müvekkilinden talepte bulunulmasının işletme hakkı devir sözleşmesine aykırı olduğunu, kök davada müşterek ve müteselsil sorumluların bulunduğunu, mahkemece yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda zamanaşımı olmadığının kabulü halinde %29,51 kusur oranına tekabül eden tutarın 13.928,74 TL olarak hesaplanmış iken mahkemece kararda 21.480,52 TL'nin nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplamanin hatalı ve kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, anılan karara ilişkin olarak icra dosyasına ödenen bedel göz önünde bulundurulduğunda bu bağlamda bir an için davacının haklı olduğu düşünülse dahi müvekkilinin yalnızca mahkeme kararında belirtilen kusuru oranındaki tutardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının söz konusu davava ilişkin faizi ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkının bulunmadığını, davacının sözleşme gereğince gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmasına rağmen mahkeme kararında hüküm altına alınan alacak kalemlerini icra takibine mahal vermeden ve gecikmeksizin ödemediğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere bu durumda müvekkilinin ancak mahkeme rücu davasına dayanak teşkil eden davada hükmedilen bedelden sorumlu olacağını, ilam sonrası faiz, icra takibi ve buna ilişkin giderler kısmına ilişkin ilamın takibe konu edilmesinde davacının kusuru bulunduğu için bu kısımların müvekkiline rücu edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça rücuya dayanak dava/icra dosyasına yapılan ödeme ticari faiz ile birlikte ödenmemişken işbu dava yönünden ticari faiz talep edilmesinin, hukuka hakkaniyete aykırı olduğu gibi davacı yönünden sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, dava konusu alacak yönünden ticari faizi talep edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağını, dava yönünden davacı ile müvekkilinin ilişkisi ticari nitelikli olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tNevşehir 1. Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin (iş mahkemesi sıfatıyla) 31/05/2016 tarih 2011/5 Esas ve 2016/526 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalıları ... ... Nevşehir İl Müdürlüğü, ..., ...... olup, 27/08/2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu işçinin vefatı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle açılan davada maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nce bozulmasına karar verildiği görülmüştür. <br>\tVan 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12599 sayılı takip dosyası ile; alacaklı ... tarafından borçlular ... ... Nevşehir İl Müdürlüğü, ..., ....aleyhine Nevşehir 1. Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin (iş mahkemesi sıfatıyla) yukarıda anılan ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ... A.Ş. tarafından icra dosyasına 08/03/2019 tarihinde 2.368,24 TL, 03/08/2016 tarihinde 23.725,18 TL ödendiği anlaşılmıştır.<br>\tNevşehir 1. Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin (iş mahkemesi sıfatıyla) 22/11/2018 tarih 2018/452 Esas ve 2018/639 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalıları ... ... Nevşehir İl Müdürlüğü, ..., .... olup, 27/08/2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu işçinin vefatı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle açılan davada maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek faiz başlangıç tarihi yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilerek kesinleştiği görülmüştür.<br>\tVan 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/617 sayılı takip dosyası ile; alacaklı ... tarafından borçlular ... ... Nevşehir İl Müdürlüğü, ..., ... Ltd. Şti. aleyhine Nevşehir 1. Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin (iş mahkemesi sıfatıyla) yukarıda anılan ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ... A.Ş. tarafından icra dosyasına 06/02/2019 tarihinde 638,86 TL, 25/01/2019 tarihinde 19.259,50 TL ödendiği anlaşılmıştır.<br>\tYargılama aşamasında elektrik mühendisi bilirkişiden alınan 09/02/2021 tarihli raporda takibe konu yargı kararında davacıya verilen kusur oranının %25 olduğu, bu kusurun toplam dayanak davanın davalılarına verilen %85 kusur oranı (%15 kusur işçiye) çerçevesinde yargı kararına konu alacaklar yönünden oranın 25/85x100=%29,51 olarak hesaplandığı, takiplere konu alacak kalemlerinin mahkeme kararındaki alacak kalemlerine ve işlemesi gereken yasal faize uygun bulunduğu, davacı tarafından toplam 1.207,84 TL harç ödemesi yapıldığı, alacağın zaman aşımına uğramadığı kabul edilirse davacının talep edebileceği miktarın ödenen 47.200,06 TL'den davacının kusuru olan %29,51'e isabet eden 13.928,74 TL olacağı, davacının Van 2. İcra Müdürlüğünün 2016/12566 sayılı dosyasına 03/08/2016 tarihinde yaptığı ödemenin zaman aşımına uğradığı kabul edilirse davacının 8.235,26 TL talep edebileceği tespit edilmiştir.<br>\tDavacının rücuya dayanak dava dosyalarında 18/07/2019 tarihinde 312,60 TL onama harcı, 28/12/2018 tarihinde 200,00 TL gider avansı, 28/12/2018 tarihinde 339,90 TL temyiz harcı, 28/12/2018 tarihinde 268,34 TL bakiye karar harcı, 16/08/2018 tarihinde 114,30 TL onama harcı, 24/06/2016 tarihinde 143,50 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 24/06/2016 tarihinde 29,20 TL temyiz karar harcı, 24/06/2016 tarihinde 100,00 TL gider avansı yatırıldığına ilişkin sayman mutemet alındıları ve tahsilat makbuzlarından anlaşılmıştır. <br>\tSözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı işçinin iş kazası nedeniyle ölümü sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini için davacı ve dava dışı diğer sorumlular aleyhine açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, dava dışı mirasçının mahkeme ilamlarını  davacı ve diğer borçlular aleyhine icra takibine koyması sonucu davacının Van 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12599 sayılı takip dosyasında 08/03/2019 tarihinde 2.368,24 TL, 03/08/2016 tarihinde 23.725,18 TL ödediği, Van 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/617 sayılı takip dosyasında 06/02/2019 tarihinde 638,86 TL, 25/01/2019 tarihinde 19.259,50 TL ödediği, ayrıca davacının rücuya dayanak dava dosyalarında 18/07/2019 tarihinde 312,60 TL onama harcı, 28/12/2018 tarihinde 200,00 TL gider avansı, 28/12/2018 tarihinde 339,90 TL temyiz harcı, 28/12/2018 tarihinde 268,34 TL bakiye karar harcı, 16/08/2018 tarihinde 114,30 TL onama harcı, 24/06/2016 tarihinde 143,50 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 24/06/2016 tarihinde 29,20 TL temyiz karar harcı, 24/06/2016 tarihinde 100,00 TL gider avansı yatırdığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Nevşehir 1. Asliye Hukuk  Mahkemesi'ndeki (iş mahkemesi sıfatıyla) davaların davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin anılan hususlara ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). <br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin açılan davada avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında yer alan faiz başlangıç tarihi olan dava tarihine ilişkin davacı vekilinin bir istinaf itirazı bulunmadığından anılan tarihten itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelindiğinde, dava işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca, dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.<br>\tİcra dosyalarına davacı tarafından toplam 45.991,78 TL, dayanak dava dosyalarına ise 1.207,84 TL harç ile 300,00 TL gider avansı yatırılmıştır.  <br>\tBu durumda mahkemece, davacı tarafından icra dosyalarına ödenen miktarlar ile davacının harç olarak ödediği miktarın tamamından davalının sorumlu olduğu gözetilmeden İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca davalı ...'ın sorumlu olduğu döneme ilişkin Nevşehir 1. Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin (iş mahkemesi sıfatıyla) ilamlarında meydana gelen iş kazasında davalı ... A.Ş.’nin kusur oranının belirtildiği, dolayısıyla davacı tarafından yapılan ödemeden de davalının kusuru oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/01/2018 tarih 2016/6555 Esas 2018/522 Karar sayılı ilamı).<br>\tÖte yandan davacı tarafından rücuya dayanak dava dosyalarında toplam 300,00 TL yatırılan gider avansının da rücuen davalıdan tahsili talep edilmiş, dayanak dava dosyasında davacı tarafından 28/12/2018 tarihinde 200,00 TL gider avansı, 24/06/2016 tarihinde 100,00 TL gider avansı yatırıldığı görülmüş ise de, anılan miktarların dava dosyalarında kullanıldığına ilişkin bir reddiyat makbuzu bulunmadığı, davacı vekilinin rücuya dayanak dava dosyalarına yatırdığı ve kullanılmayan gider avansını talebi halinde iade alabileceği, bu nedenle davalıdan rücuen tahsilini talep edemeyeceği gözetilerek 300,00 TL kısım yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihini dava tarihi olarak bildirmiş, ıslah dilekçesi ile faiz başlangıç tarihini ödeme tarihi olarak ıslah etmiş ise de, mahkemece hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmiştir. Davacı vekilinin hüküm altına alınan faiz başlangıç tarihine yönelik bir istinaf itirazı bulunmadığından Dairemizce yeniden kurulan hükümde hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 1.467,34 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 366,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.100,50 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\tB)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarih 2020/222 Esas 2021/445 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜNE, 47.199,62 TL'nin dava tarihi olan 14/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\t4-Alınması gereken 3.224,20 TL harçtan peşin alınan 811,18 TL harç ile davalı tarafından istinaf aşamasında bakiye karar harcı olarak yatırılan 656,16 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.756,86 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,<br>\t5-Davacı tarafından yatırılan 811,18 TL peşin harç ile 54,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yapılan 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 278,70 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.278,70 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 1.270,62 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t7-İstinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-İstinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 300,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t9-Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek 1.311,66 TL'sinden davalı tarafından istinaf aşamasında ödenen 596,94 TL arabulucu ücret tahsilatı mahsup edilerek  bakiye 714,72 TL'sinin davalıdan, 8,34 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t10-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>\t2-Davacının istinaf aşamasında yaptığı 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-Davacının istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 68,50 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 68,07 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.05/12/2024<br><br>Başkan        Üye              Üye             Zabıt Katibi<br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed89b6040c91eec1","SID":"5cf0af622da511c9"}}