{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ   <br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE ... MAHKEMESİ<br><br>TARİHİ\t\t: 24/06/2021<br>NUMARASI\t....<br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 02/04/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki bankacılık işlemlerine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükme karşı ...,  ...,..., ..., ...,  ..., ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; . ... Bankası A.Ş. ... şubesi ile ... ... ... ...arasında 15.09.2020 tarih 92.050,00 TL, 14.11.2000 tarih 20.000,00 TL, 02.12.2002 tarih 127.000,00 TL, 24.12.2021 tarih 72.988,00 TL tutarında kredi sözleşmeleri imzalanarak adı geçen kooperatife kredi kullandırıldığını, 15.09.2020 tarihli sözleşmede müteveffa ..., ..., müteveffa ... ..., ..., müteveffa ...'un 14.11.2000 tarih 20.000,00 TL bedelli sözleşmede müteveffa ..., ..., müteveffa ... ..., ..., müteveffa ...'un 24.12.2001 tarihli 72.988,00 TL bedelli sözleşmeye müteveffa ..., ..., müteveffa ... ..., ... ve ...'un 02.12.2002 tarihli 127.000,00 TL bedelli sözleşmeye müteveffa ..., ..., müteveffa ... ..., ... ve ... 'un müşterek borçlu müşterek müteselsil kefil sıfatı ile imzası bulunduğunu iddia ederek  haksız ve kötü niyetli itirazların iptali ile takibin yapılan tahsilatlar sonrası geri kalan alacakları üzerinden devamına, davalı borçluların haksız yere itiraz ettikleri takip tarihi itibariyle alacak tutarı üzerinden %40'dan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, aşamalarda davacı vekilince 26.10.2015 tarihli dilekçesinde dava dışı asıl borçlu tarafından davacıya ödeme yapıldığını, alacağın sona erdiğini, bakiye alacakları kalmadığından davanın konusuz kaldığını belirterek vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep ettiği, 01.11.2016 tarihli dilekçesinde yargılamaya davanın konusuz kalıp kalmadığı icra inkar ve kötü niyet tazminatı ve yargılama giderleri yönünden devam edilmekte olduğunun ifade edildiği, 03.12.2019 tarihli dilekçesinde vekille temsil edilmeyen davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davalarından feragat ettiklerini, davalı ... ... ve ... hakkında devam ettiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, itirazın iptali davası niteliği gereği bir yıllık sürede açılması gerektiğini, davalıların davacı bankaya her hangi bir borcu olmadığını, ödeme emrindeki borcun dayanağı olarak gösterilen krediler 200, 2001 ve 2002 yılına ait olduğunun ödeme emrine yazıldığını, icra takibinin ise 2013 yılında açıldığını, bu durumda alacak zaman aşımına uğradığını, davalıların borç varsa borçtan sorumlu olması için ve faiz istenebilmesi için hesabın kat edilmesi ve ihtarname gönderilmesi gerektiğini, gönderilen ihtarname zaman aşımı geçtikten sonra gönderildiğini ve usulsüz olduğunu belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini, %20'den az olmamak üzere tazminatın tahsiline karar verilmesini, Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/501 esas sayılı mirasın reddi davasının bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalının vefat eden ve davacı ile yapılan sözleşmede imza sahibi olan babasından kalan mirasın hükmen reddi istemiyle açılan dava yetkisizlik nedeniyle reddedilmesi sonrasında Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/206 esas numarasına kaydedilmiş olduğunu ve yargılama sürdüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davası İİK'nın  67. maddesi gereğince itirazdan itibaren en geç bir yıl içinde açılması gerektiğini, davacı tarafın hak düşürücü bu süreyi geçirdikten sonra işbu davayı açmış bulunduğunu, hak düşürücü süre nedeniyle davanın öncelikle esasa girilmeden, dava şartı olan bir yıllık süre geçtikten sonra açıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... cevap dilekçesinde özetle; aleyhine açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ve kabul etmediğini, davacı bankaya ve takibe konu S.S. S.S. ... ... ... ... ... Kooperatifi’ne davalı olarak adına bir borcunun bulunmadığını, bu nedenlerle aleyhine yapılan icra takibinin ve itirazın üzerine aleyhine açılan işbu davanın haksız olduğunu, aleyhine açılan davayı kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu alacak likit olmadığını, bu nedenlerle aleyhine  icra inkâr tazminatının fahiş hem de haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... cevap dilekçesinde özetle; öncelikle takip konusu borcun S.S. ... ... ... ... Kooperatifinin borcu olduğunu, şahsi borcunun olmadığını, kooperatif üyeliğinin tüm hak ve borçlarıyla 2004 yılında devrettiğini, kooperatifin tüm arsası ve mal varlığı banka tarafından ipotek altına alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tDavalı ...  cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava edilmesini gerektirir bir borcunun bulunmadığını, ayrıca aleyhine açılan davayı kabul ettiği anlamına gelmemek üzere dava konusu alacak likit olmadığını ve icra inkar tazminatına konu olmadığını, dosyada talep edilen alacak kefil sıfatı ile ...'dan talep edilmekte olduğundan davalı ... ... ...’un oğlu olduğunu, kefaletin mirasçılara şamil olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>\tDavalı ...  cevap dilekçesinde özetle; söz konusu icra takibine konu olan alacak kooperatif ortaklarının şu anda kullanmış olduğunu, iş yerlerinin yapılması için ... va ... Bakanlığınca ... Bankası tarafından verildiğini, iş bu sebeple soz konusu kredier çekilirken ... ... ... ... ... Kooperatifine ait olan ve henüz tapuları bize ait olmayan ... dükkanları üzerine ipotek konulduğunu, bu sebeple davacı taraf  ... ... ... ... ... Kooperatifi aleyhine de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılğını ve yapılan icra takibinin derdest olduğunu, kaldı ki asıl borçlu borcunun bir çoğunun ödendiğini, davacı taraf takibe konu olan alacağın bir çoğununun ödenmesine ve taşınmazlar üzerinde ipotek olmasına rağmen aleyhime icra takibi yapması usul ve yasalara aykırı olduğu gibi hakkaniyet kuralarına da aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>\tDavalı ...  cevap dilekçesinde özetle; söz konusu icra takibine konu olan alacak kooperatif ortaklarının şu anda kullanmış olduğunu, iş yerlerinin yapılması için ... va ... Bakanlığınca ... Bankası tarafından verildiğini, iş bu sebeple soz konusu kredier çekilirken ... ... ... ... ... Kooperatifine ait olan ve henüz tapuları bize ait olmayan ... dükkanları üzerine ipotek konulduğunu, bu sebeple davacı taraf  ... ... ... ... ... Kooperatifi aleyhine de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılğını ve yapılan icra takibinin derdest olduğunu, kaldı ki asıl borçlu borcunun bir çoğunun ödendiğini, davacı taraf takibe konu olan alacağın bir çoğununun ödenmesine ve taşınmazlar üzerinde ipotek olmasına rağmen aleyhime icra takibi yapması usul ve yasalara aykırı olduğu gibi hakkaniyet kuralarına da aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davadan feragat edilmiş olmakla davacı vekilinin vekaletnamesinde davada feragat yetkisi bulunduğundan ve  feragatin davaya son veren taraf işlem olduğu gözetilerek bu davalılar hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın adı geçen borçlular tarafından takibe itirazdan feragat edilmesi/vazgeçilmesi nedeniyle, davalılar ... ve ... yönünden ise takibe konu alacağın asıl borçlu tarafından ödenerek davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkında açılan davanın hak düşürücü sürede açılmamış olması nedeniyle usulden reddine, takip tarihinden sonra yapılan ödemeler nedeniyle dava tarihi itibariyle davalılardan ...'ın sorumluluk tutarı bulunmadığından bu davalıya yönelik icra inkar tazminatı talebinin reddine, haklarında dava konusuz kalan diğer davalılar yönünden ise bilirkişi tarafından 08.04.2021 tarihli ek raporda yapılan hesaplamalar uyarınca dava tarihi itibariyle tespit edilen sorumluluk tutarlarının hükme esas alındığı, alacağın likit olduğu, takibin kötü niyetle yapıldığı kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,  davalı ...'a yönelik icra inkar tazminatı talebinin reddine, %20 icra inkar tazminatı olan 7.547,47 TL'nin, davalı ... ...'un 7.465,18 TL'sinden, davalı ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ...'ın 6.474,49 TL'sinden sorumlu olmaları kaydıyla davalılar  ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bir kısım davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar ... ve  ... vekili  istinaf dilekçesinde özetle;  davanın süresinde açılmadığını, itirazın iptali davası niteliği gereği bir yıllık sürede açılması gerektiğini, davalıların davacı bankaya her hangi bir borcu olmadığını, ödeme emrindeki borcun dayanağı olarak gösterilen krediler 200, 2001 ve 2002 yılına ait olduğunun ödeme emrine yazıldığını, icra takibinin ise 2013 yılında açıldığını, bu durumda alacak zaman aşımına uğradığını, davalıların borç varsa borçtan sorumlu olması için ve faiz istenebilmesi için hesabın kat edilmesi ve ihtarname gönderilmesi gerektiğini, gönderilen ihtarname zaman aşımı geçtikten sonra gönderildiğini ve usulsüz olduğunu belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini, %20'den az olmamak üzere tazminatı taleplerinin kabulü gerektiğini, dava tarihinden önceki ödemeler yönünden dava açmakta hukuki yarar bulunmadığını, aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, reddedilen kısım üzerinden lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalılar ..., ..., ...,  ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibinden önce yapılan tahsilatlar gözetilmeksizin icra takibi başlatılmasının kötü niyetli olduğunu, takip konusu borcun asıl borçlu tarafından takipten önce ödendiğini, dava açılmasına banka sebebiyet verdiğinden aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, mirasın reddine ilişkin dava dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, cevap dilekçesindeki beyanlarının dikkate alınmadığını, bu beyanlar yönünden isticvap delillerinin değerlendirilmediğini, kötü niyet tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, davacının feragatinin davalıların tümü için hüküm ifade edeceğinin mahkemece gözetilmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  \t<br>\tTaraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnamesi,  hesap ekstreleri ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.  \t<br>\tAnkara 6. İcra Müdürlüğünün 2013/5160 esas sayılı dosyasında incelenmesinde; davacı tarafından dava dışı borçlu kooperatif ve davalı kefillere karşı 317.643,41 TL'nin tahsili  amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalı borçluların  yasal süresi içerisinde borca ve fer'ilerinin itiraz etmesi üzerine durdurulduğu, eldeki itirazın iptali davasının davalı ... dışındaki davalılar yönünden İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.\t<br>\tYargılama safahatında davacı vekilince 03/12/2019 tarihli dilekçe ile dava  dışı asıl borçlu ... ... ... ... ... Kooperatifi tarafından takibe konu alacağın tamamen ödenerek davanın konusuz kaldığı, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açmış oldukları davadan feragat ettikleri, diğer davalılar hakkında ise icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin devam ettiği bildirilmiştir.<br>\tHMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. <br>\tHMK'nun 310/2. \"Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.<br>\" hükmünü içermektedir.<br>\tİlk derece mahkemesince davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davadan feragat edilmiş olmakla davacı vekilinin vekaletnamesinde davada feragat yetkisi bulunduğundan ve  feragatin davaya son veren taraf işlem olduğu gözetilerek bu davalılar hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olmakla birlikte davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın adı geçen borçlular tarafından takibe itirazdan feragat edilmesi/vazgeçilmesi nedeniyle, davalılar ... ve ... yönünden ise takibe konu alacağın asıl borçlu tarafından ödenerek davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkında açılan davanın hak düşürücü sürede açılmamış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de;  <br>\t Eldeki davada, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın  müteselsil kefil olan davalılardan tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı ve dava dilekçesinde de tüm davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu oldukları belirtilerek itirazın iptali istemiyle dava açıldığı gözetildiğinde iddianın ileri sürülüş biçimine göre davalılar arasında teselsül söz konusu olmakla, davacı yan vekilinin müteselsil borçlulardan bir kısmı hakkındaki davadan  feragat etmiş olmasının, 6098 Sayılı TBK’nun 166 ve 168.maddeleri çerçevesinde diğer müteselsil borçlu davalılara da sirayet edip etmeyeceği hususunun da değerlendirilmesi gerekmekte olup Yargıtay İBK’nun 11.4.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca bir kısım davalılar hakkındaki davadan feragate ve bu feragatin diğer davalılar bakımından da sonuç doğurup doğurmayacağı hususunun değerlendirilmesi gereklidir.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/03/2007 tarih ve 2007/19-129 Esas ve 2007/105 Karar sayılı  kararında, feragatin, HUMK'nun 91. maddesinde (6100 Sayılı HMK'nun 307.maddesi)  taraflardan birinin davadaki neticei talebinden vazgeçmesi olarak tanımlandığı, 95. maddede (6100 Sayılı HMK'nun 311.maddesi) ise, feragatin, kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı açıklanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. \t<br>\t6100 Sayılı TBK'nun 168/2.maddesinde; \"Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır\" hükmü düzenlenmiştir. <br>\tMadde metninden anlaşılacağı üzere davacı, müteselsil sorumlulardan sürücü hakkındaki davadan feragat ederek diğer sorumlu şirketin hakkındaki davadan feragat edilen sürücüye kusuru oranında rücu hakkını ortadan kaldırdığından müteselsil sorumlulardan biri hakkındaki davadan feragat edilmesi diğer müteselsil sorumlu yönünden de teselsülden feragat niteliğini taşır ve böylece müteselsil sorumlu olan diğer davalı da sorumluluktan kurtulmuş olur. O halde müteselsil sorumlu olan diğer davalılar hakkındaki davanın da reddedilmesi gerekirken reddedilmesi ve davalılardan biri için yapılan feragatin, feragatin bölünmezliği ilkesi gereği diğer davalılara sirayet etmesi nedeniyle bu davalılar yönünden de yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken ilk derece mahkemesince istinafa gelen davalılar yönünden hüküm kurulması ve aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 04/10/2007 tarih ve 2006/11591 Esas  2007/11606 Karar sayılı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 08/11/2016 tarih ve 2014/15774 Esas 2016/10208 Karar sayılı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29/03/2023 tarih ve 2022/2058 Esas 2023/1904 Karar sayılı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/12/2011 tarih ve 2011/984  Esas 2011/17624 Karar sayılı emsal içtihatları)  usul ve yasaya aykırı olduğundan davalılar ...,  ... vekili  ile davalılar ..., ..., ...,  ..., ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü gerekmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalılar ...,  ... vekili  ile davalılar ..., ..., ...,  ..., ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine ve davalı ... hakkında açılan itirazın iptali davasının yasal hak düşürücü sürede açılmamış olması nedeniyle usulden reddine dair karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmamış olmakla bu davalılar yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>\tB)1-Davalılar ...,  ... vekili  ile davalılar ..., ..., ...,  ..., ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 13. Asliye ... Mahkemesi'nin 24/06/2021  tarih ve 2015/633 Esas 2021/387  Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince davalılar ...,  ..., ..., ..., ...,  ..., ... hakkındaki davalar yönünden ve vekalet ücreti ile yargılama gideri hakkında KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davalılar ...,  ..., ..., ..., ...,  ... ve ... hakkında açılan davanın Feragat nedeniyle REDDİNE, <br>\t2- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının 2/3'ü olan  285,06  TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davalılar tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, \t<br>\t5-Davalılar  ..., ... ..., ..., ...,  ..., ...  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalılara ödemesine, <br>\t6-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-İstinafa başvuran davalılar ... ve  ... tarafından ayrı ayrı yatırılan 59,30 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalılar ... ve  ...'a iadesine,<br>\t2-İstinafa başvuran davalılar ..., ..., ...,  ..., ...  tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalılara iadesine,<br>3-İstinafa başvuran davalılar  ..., ..., ...,  ..., ... tarafından yapılan 121,30 TL istinaf başvuru gideri ve 83,00 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 204,30 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ...,  ..., ...'a verilmesine, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024<br><br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                            Üye - ...                 Zabıt Katibi -...<br>...              ...       ...                 ...<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee13a06a31b21d1c","SID":"bc8ab62828bd84e9"}}