{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1112 Esas <br>KARAR NO:2024/1983 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2015/953 Esas - 2021/950 Karar<br>TARİH:27/12/2021<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... A.Ş. nin ... bünyesinde devren birleştirilen ... A.Ş. nin devir öncesinde kredili müşterisi otduğu ve imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığı, dava dışı şirket ve kefillerinin Genel Kredi Sözleşmesinden doğan edimlerini ihtara rağmen yerine getirmediklerinden aleyhlerine ... sayılı dosyası ile takip yapıldığı, ancak davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, davalı itirazlarının alacağın tahsilini ertelemeye yönelik olduğu, hukuki bir dayanağı bulunmadığı, bu nedenle itiraz eden borçlular aleyhinde %20 icra inkar tazminatına karar verilmesi için bu davanın açıldığı, kefiller kredi borçlusunun müflis olduğu ve borcun iflas dosyasından tahsili gerektiği itirazında bulunmuş iseler de, Genel Kredi Sözleşmelerinde ... ve ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaları bulunduğundan, borçtan sorumlu oldukları ve takipte talep edilen nakdi riskler ile teminat mektubu depo borcunun devam ettiğil ve takipte teminat mektuplarının güncel değeri talep edildiği ve Yargıtay kararlarına göre;|teminat mektuplarının güncel değerinin depo edilebileceğinin içtihat edildiği, İddiasında bulunarak açıklanan nedenlerle .... sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan, dava konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra kg tazminatı ödemelerine, mahkeme giderleri ve vekalet ücretinin davalılar aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu edilen alacağın mesnedi olarak gösterilen Genel Kredi Sözleşmeleri gerek icra dosyasına gerekse dava dosyasına ibraz edilmemiş olup davalı müvekkillere atfedilen borcun sebebi anlaşılamadığını, Davacı yan, müvekkiller aleyhine dava dışı ...A.Ş. nin imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesinde müşterek borçlu/müteselsit kefil olduklarından bahisle ... sayılı dosyası ile takip yaptığını, bahsi geçen Genel Kredi Sözleşmeleri dava dosyasına ve icra dosyasına ibraz edilmediği için müvekkillerin imzalarının otup olmadığı dolayısıyla borçlu olup olmadıklarını, borç varsa da bunun muhatabı müvekkiller değil asıl bordu ... ve ... A.Ş. Olduğunu, dava konusu yapıları alacağın asıl borçlusu dava dışı ... A.Ş. olup söz konuşu şirketin iflasına karar verildiğini, tasfiye işlemleri ise Bakırköy ...İcra ve İflas Müdürlüğünün... sayılı iflas dosyasından halen daha davam ettiğini, Davaya konu edilen teminat mektupiarı kesin ve süresiz olup halen daha meri olduklarından bu mektuplara ilişkin bedeller muaccel hale gelmediğini, davacı yan takip dosyasında mer'i teminat mektupları nedeni ile nakdi ve gayri nakdi alacağı bulunduğunu iddia etmektedir. Genel kredi sözleşmelerinde asıl borçlu olan dava dışı .... A.Ş. ihracat yapan bir firma olup söz konusu teminat mektupları da gümrüklere hitaben kesin ve süresiz olarak düzenlendiğini, söz konusu teminat mektupları mer'i olup bu mektuplara ilişkin bedellerin henüz muaccel hale gelmediğini, teminat mektuplarının düzenleme tarihlerinin üzerinden 15 yılı aşkın bir zaman geçmiş ise teminat mektupları hükümsüz hale gelip herhangi bir geçerliliği kalmayacağını, teminat mektuplarının akıbetinin muhataplarından sorularak araştırılması gerektiğini, açıklanan nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın reddini, davacı aleyhine 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, harç, masraf ve vekillik ücretinin davacya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 27/12/2021 tarih ve 2015/953 Esas - 2021/950 Karar sayılı kararında; \"Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Davacı bankaya devredilen ... Bankası A.Ş. nin ... Şubesi ile dava dışı ... A.Ş. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinden gayri nakdi kredi ilişkisinden kaynaklanan alacak sebebiyle ...sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibinde itirazın iptali, takibin devamı ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir... sayılı takip dosyası celbedilerek incelendiğinde, 11.230,51-TL anapara komisyon alacağı, 8.593,96-TL işlemiş faiz ve 991,23-TL gider vergisi olmak üzere toplam 20,815,69-TL asıl alacağa takip tarihinden %22 temerrüt faizi ve %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle nakdi alacak talep ettiği; 208.909.08-TL teminat mektuplarından kaynaklı güncel risk bedelinin banka nezdinde açılacak vadesiz bir hesaba depo edilmesi talebiyle 28.06.2013 tarihinde takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davalı borçluların ... ve ... oldukları davalıların süresinde itirazı üzerine takibin durdurulmuş olduğu, icra dosyası içeriğine göre borçlu tarafından tebliğ için gider avansı yatırılıp itiraz dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğundan  davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu görülmüştür. Davacı bankaya devrolan... A.Ş. tarafından, dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. lehine, toplamda 23 adette 20.175,08 TL. lık teminat mektubu verilmek suretiyle gayri nakit kredi kullandırıldığı ve bu mektuplara ait 11.230,51 TL. lık komisyon tutarının zamanında ödenmemesi ve süresiz düzenlenen teminat mektuplarının henüz, iade edilmeyerek risklerinin devam ediyor olmaları üzerine huzurda görülen davanın açıldığı görülmüştür.Dosya kapsamında yapılan incelemede  teminat mektuplarının iade edilip edilmediği, tazmin edilip edilmediğinin araştırılması kapsamında, davaya konu edilen teminat mektuplarının yürürlükte olup olmadığı, bankaya iade edilip edilmediği edilmiş ise tarihi ve kayıtlarında mevcut olup olmadığı konusunda İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Halkalı Gümrük Müdürlüğüne, Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğüne, Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğüne, Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne, Mali Hizmet ve Daire Başkanlığı Giderler Müdürlüğüne İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının Fen İşleri Daire Başkanlığına, ... Havalimanı Gümrük Müdürlüğünü, Erenköy Gümrük Müdürlüğüne müzekkere yazılarak yazı cevapları celp edilmiştir. Dosya kapsamında alınan ilk kök rapor ve ek rapora göre ve özellikle 23/06/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda davacı bankanın teminat mektupları komisyonlarından kaynaklanan asıl alacağı Davacı bankanın teminat mektupları komisyonlarından kaynaklanan asıl alacağının 11.230,51 TL olduğu, 28.06.2013 takip tarihi itibariyle istenebilecek 8.593,96 TL işlemiş faiz ve 991,23 TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 20.815,69 TL olduğu, davacı bankanın bu tutarı davalılardan talep hakkının bulunduğu, henüz iade olmayan, meriyette bulunan Teminat mektupları tutarı olan 18,481,13 TL'nin deposunun Talep edebileceğinin söylenebileceği, Davacı Bankanın takipte meri teminat mektupları bedelinin 20.175,08 TL olarak belirtilerek, bu tutarın güncel değeri olarak 209.909,08 TL olarak deposunu talep ettiği, tazmin olmayan teminat mektuplarının güncel bedelinin istenemeyeceği, belirtilen nedenlerle tespitlerimizi aşan depo talebinin yerinde olmadığı, şeklinde görüş bildirilmiştir.Taraf vekillerinin itirazlarının ilk kök ve ek raporda karşılanmaması üzerine,  bankacı bilirkişi ..., hesap uzmanı ... ve borçlar hukuku uzmanı ...' den oluşan bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edildiği bu heyet tarafından da dosya kapsamına  19/02/2020 tarihli kök ve  26/01/2021 tarihli ek raporlarının sunulduğu görülmüştür.Bilirkişi heyeti tarafından; Davacı banka tarafından icra takibine dayanak yapılan sözleşmeler içeriğinde  ... A.Ş. ve ... A.Ş. İle ... A.Ş. arasında imzalanan sözleşmeler ile... Bankası A.Ş. ile Yabancı Para cinsinden düzenlenmiş bir kısım sözleşmeler de takip talebi ekine eklenmiş olmasına rağmen, huzurdaki itirazın iptali davasının dayanağı olmadığından inceleme konusu yapılmadığı belirtilmiştir.Huzurdaki davanın davacısı Birleşik Fon Bankasıdır.  ... A.Ş. ve ... A.Ş. İle... A.Ş.; davacı kurum bünyesinde 2005 yılında birleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle  ....sayılı takip dosyasın ekinde davacı tarafça takibe dayanak yapılan sözleşmeler;  ..Bankası A.Ş. tarafından kullandırılan ve Türk Lirası cinsinden krediler ile sınırlı olmayıp,  ... A.Ş. ve ... A.Ş. İle ... A.Ş. arasında imzalanan sözleşmeler ile ... Bankası A.Ş. ile Yabancı Para cinsinden düzenlenmiş bir kısım sözleşmeler de takibe eklenmesine rağmen inceleme konusu yapılmamıştır.Davacı bankaya devredilen ... Bankası A.Ş. nin ... Şubesi ile dava dışı ... A.Ş. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri  çerçevesinde adı geçen şirket lehine Teminat Mektubu Kredisi hesabı açılarak, firma lehine çeşitli kurumlara hitaben çeşitli tarihlerde teminat mektupları verilmek suretiyle gayrınakit kredi kullandırılmış olduğu ve davalılar ... ve ...'ın da bu sözleşmeleri genel kredi sözleşmeleri ve limit arttırımları ile  toplam 390.000,00- TL. Limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalamış oldukları görülmüştür.Kredi sözleşmelerinin ve limit arttırımlarına ilişkin sözleşmelerde kefalet tarihi tespit edilememiş ise de bu durumun kefalet sözleşmesinin geçerliliğine etkisini tartışmak gereklidir. İlgili kredi sözleşmelerinden kaynaklanan gayri nakdi kredilere konu teminat mektuplarının tarihleri  6098 Sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden öncedir. Davalıların kefalet sözleşmelerinin 6098 Sayılı TBK'nın yürürlükte olduğuna yönelik bir itirazı olmaksızın aksine 15 yıllık zaman aşımının geçtiği yönünde defileri söz konusudur. Bu haliyle  mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi, “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır.” hükmünü içermekte ve buna göre, kefaletin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın belirtilmesi gerekmektedir. Yazılı şekil şartının sebebi kefilin sorumlu olduğu miktarı bilerek kefalet sözleşmesinin imzalanmasıdır.Dava konusu icra takibine dayanak genel kredi sözleşmeleri 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenmiş olmaları itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olması için; yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti olarak, belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir. 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olması için; kefalet tarihinin bulunması geçerlilik şartı olarak düzenlenmiş değildir. Kefalet tarihinin sözleşmede bulunmasının geçerlilik şartı olduğuna yönelik düzenleme, 6098 Sayılı TBK'nın 583.maddesinin 1.fıkrası ile getirilmiştir. Bu haliyle 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1.maddesine göre TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler  hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı TBK'nın 583.maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7.maddesinde 6098 sayılı TBK'nın derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenlemenin de olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durum açıkça  6098 Sayılı TBK'nın 583.maddesinin 1.fıkrasının gerekçesinde; \"Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, kefalet sözleşmesinin geçerliliği, sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına, kefilin sorumlu olacağı azamı miktarın ve kefalet tarihinin sözleşmede belirtilmiş olmasına bağlanmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484 üncü maddesinde yapılan düzenlemeden farklı olarak kefalet tarihinin de sözleşmede belirtilmesi, geçerlilik koşulu hâline getirilmiştir. Çünkü, Tasarının 589 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen hüküm uyarınca, kefil, sözleşmede aksi açıkça kararlaştırılmadıkça borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur. Belirtilen hükmün uygulanabilmesi ve Tasarının 600 üncü maddesinde öngörülen süreli kefaletin sonunun belirlenebilmesi bakımından, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihin sözleşmeden açıkça anlaşılması şarttır.\" şeklinde ifade edilmiş görünmektedir. Her sözleşme imzalandığı tarih itibariyle kurulup, yani hukuk düzeninde varlık kazandığına göre, sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle gerekli şekil koşullarına uyulup uyulmadığının belirlenmesi gerekir. 818 sayılı Borçlar Kanunun 484. maddesinde kefaletin şartları: yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu belirli bir miktarın açıkça gösterilmesi, kefalet edilen geçerli bir borcun olması ve kefilin fiil ehliyetine sahip olması şeklinde söylenebilir. Somut olayda da davalı gerçek kişilerin kefalet sözleşmelerinin geçerli olduğuna kanaat getirilmiştir. Davalılar vekilinin zaman aşımı itirazlarına yönelik olarak yapılan değerlendirmede, fon alacaklarında zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu kuralı, ilk kez 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle getirildiği için söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte henüz zamanaşımı süresini doldurmamış tüm Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzamıştır. Dolayısıyla, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’ ndan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi, anılan Kanun’a eklenen ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinden itibaren yirmi yıl olmuştur.01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesinde de mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun ek 3. maddesine benzer bir hükme yer verilerek 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu düzenlenmiş bulunmaktadır.Somut olayda, genel kredi sözleşmesi ile ilgili icra takibinin de 28.06.2013 yılında başlatıldığı dikkate alındığında, 20 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalılar vekilinin zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkin defiine itibar edilmemiştir.Gerçek kişi kefiiler yönünden hak düşürücü süre yönünden de değerlendirme yapılması gereklidir. TBK nun Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesinde ''...TBK nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye TBK nun hükümlerine tabidir.'' denilmiştir. TBK’nun 598/3. maddesinde ''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'', 598/4. Maddesinde ise  ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Aynı yasanın 5/2. maddesinde ''TBK ile hakdüşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, TBK nda öngörülen süreden daha uzun olamaz.'' şeklinde,  6. maddesinde ise ''Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK nda öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır.  (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2021/320 Esas, 2021/298 Karar sayılı ilamı) Tüm bu hükümler birlikte değerlendirilerek somut olaya dönüldüğünde; kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden önce akdedildiği,  buna göre 01.07.2013 tarihi itibariyle de 1 yıllık ek sürenin dolacağı, buna göre icra takip tarihi olan 28.06.2013 tarihinde  müteselsil kefil olan davalıların sorumluluğunun sona ermediği, kefilleri başvuru yönünden hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmaktadır.Müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. Dosya kapsamı itibariyle davacı banka tarafından gerek asıl borçlu şirkete ve gerekse davalı kefillere herhangi bir ihtar keşide edilmemiş olduğundan davalı kefillerin temerrütlerinin takip ile oluştuğu tespit edilmiştir.Teminat mektuplarının depo bedellerinin kefillerinde talep edilip edilemeyeceğine yönelik yapılan incelemede; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 39.9 maddesinde aynen: \"Banka teminat mektubu ve kontrgarantiler için nakit karşılık talep edebilir. Bu takdirde alınan nakdin, teminat mektubunun hükmü yukarıda yazılı şekillerinden biri ile iptal edilinceye kadar rehin olarak kalacağını, hiçbir surette talep ve çekmeye hakkı olmayacağını, ancak bankanın taahhüdünden dolayı bir ödemede bulunması veya herhangi bir sebeple göreceği lüzum üzerine bu paradan mahsuba yetkili olduğunu müşteri beyan ve kabul eder.\" şeklindeki düzenleme ile  mektup bedellerinin nakden depo edileceğine dair taraflar arasındaki sözleşmede bir hüküm bulunmaktadır. Ayırca da banka teminat mektubunun bankaya iade edilmediği sürece bankanın teminat mektubundan kaynaklı riski devam ettiğinden banka komisyon almaya devam edecektir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/2163 Esas, 2021/1379 Karar sayılı ilamı) Kök rapor içeriğine göre teminat mektuplarının bir kısım komisyon bedellerinin de devre sonlarında ödenmesi gereğine uyulmamış olmakla Mektup risklerinin de artmış olduğu gözetildiğinde, mektup bedellerinin gecikme zamlı tutar üzerinden deposunun istenme şartlarının mevcut olduğu yönündeki bilirkişi değerlendirmesine itibar edilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 19/02/2020 tarihli bilirkişi raporda;  teminat mektuplarının verildiği tarih ile paraya çevrildiği tarih arasında geçecek günlere ait faiz ve gecikme zammını da ödemeyi taahhüt etmiş olduklarından, mektupların verildiği tarihlerden, takip tarihi 28.06.2013 tarihine kadar olan gecikme zamlarının da deposunun istenmesi yönündeki isabetli görüş de dikkate alınarak,  yapılan hesaplama uyarınca da tespit edildiği üzere 340,00 TL. ve 775,00 TL. lık Mersin Serbest Bölge Gümrüklerine hitaben verilen mektuplar için muhatap kurumda bulunmadıkları ve ayrıca 286,80 TL. Halkalı Gümrük Müdürlüğüne hitaben verilen mektup ile 15,00 TL. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben verilen 2 mektubun da örneklerinin bulunmadığı tespit edildiğinden, hesaplamada bu 4 mektubun depo talebi dikkate alınmayarak; mer'i mektupların deposu talebinde bulunabileceği gayrı nakit risk tutarı olan 18.758,28 TL. lık miktarına; 167.863,28 TL. gecikme zammı eklendiğinde; toplam tutarın 186.621,56 TL. olduğu hesaplanmış olmakla yapılan denetime açık hesaplamaya itibar edilerek; davanın  nakdi alacak talebi yönünden  tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıların ... sayılı dosyasına yaptıkları itirazlarının iptali ile, nakdi alacak yönünden takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında aynen devamına,   gayrinakdi alacak talebi yönünden borçluların itirazlarının kısmen iptali ile 186.621,56 TL bedelli teminat mektubu bedelinin davacı banka nezdinde açılacak faizsiz bir hesaba depo edilmesi ile  takibin  devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,  nakdi alacak miktarı likit ve bilinebilir olduğundan davalılar aleyhine inkar tazminatına da hükmedilerek nakdi alacak miktarı olan 20.815,69-TL'nin % 20 si oranında inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.\"gerekçesi ile,''1-Davanın nakdi alacak talebi yönünden KABULÜ, gayri nakdi alacak yönünden KISMEN KABULÜ ile,2-Nakdi alacak talebi yönünden  tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıların ... sayılı dosyasına yaptıkları İTİRAZLARININ İPTALİ ile, nakdi alacak yönünden takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında aynen DEVAMINA, 3-Gayrinakdi alacak talebi yönünden borçluların itirazlarının kısmen iptali ile 186.621,56 TL bedelli teminat mektubu bedelinin davacı banka nezdinde açılacak faizsiz bir hesaba depo edilmesi ile  takibin  DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Nakdi alacak miktarı olan 20.815,69-TL'nin % 20 si oranında inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/953 Esas, 2021/950 Karar numarası ile \" Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 19/02/2020 tarihli bilirkişi raporda;  teminat mektuplarının verildiği tarih ile paraya çevrildiği tarih arasında geçecek günlere ait faiz ve gecikme zammını da ödemeyi taahhüt etmiş olduklarından, mektupların verildiği tarihlerden, takip tarihi 28.06.2013 tarihine kadar olan gecikme zamlarının da deposunun istenmesi yönündeki isabetli görüş de dikkate alınarak,  yapılan hesaplama uyarınca da tespit edildiği üzere 340,00 TL. ve 775,00 TL. lık Mersin Serbest Bölge Gümrüklerine hitaben verilen mektuplar için muhatap kurumda bulunmadıkları ve ayrıca 286,80 TL. Halkalı Gümrük Müdürlüğüne hitaben verilen mektup ile 15,00 TL. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben verilen 2 mektubun da örneklerinin bulunmadığı tespit edildiğinden, hesaplamada bu 4 mektubun depo talebi dikkate alınmayarak;  mer'i mektupların deposu talebinde bulunabileceği gayrı nakit risk tutarı olan 18.758,28 TL. lık miktarına; 167.863,28 TL. gecikme zammı eklendiğinde; toplam tutarın 186.621,56 TL. olduğu hesaplanmış olmakla yapılan denetime açık hesaplamaya itibar edilerek; davanın  nakdi alacak talebi yönünden  tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıların ... sayılı dosyasına yaptıkları itirazlarının iptali ile, nakdi alacak yönünden takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında aynen devamına,   gayrinakdi alacak talebi yönünden borçluların itirazlarının kısmen iptali ile 186.621,56 TL bedelli teminat mektubu bedelinin davacı banka nezdinde açılacak faizsiz bir hesaba depo edilmesi ile  takibin  devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,  nakdi alacak miktarı likit ve bilinebilir olduğundan davalılar aleyhine inkar tazminatına da hükmedilerek nakdi alacak miktarı olan 20.815,69-TL'nin % 20 si oranında inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.\"  ancak verilen kararın eksik değerlendirme sonucu oluştuğundan istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğunun hasıl olduğunu,Teminat mektuplar için muhatap kurumda bulunmadıkları mektubun da örneklerinin bulunmadığı tespit edildiğinden, hesaplamada bu 4 mektubun depo talebi dikkate alınmayarak karar verildiğini; teminat mektupların nerede bulunduğunun tespiti yapılırken davacı olan kurum nezdinde de bir araştırma yapılması gerekirken bu hususta herhangi bir inceleme gerçekleştirilmediğini; kredi sözleşmelerinde ilgili banka kayıtlarının esas alınması gerektiği belirtilmesine rağmen, davacı banka kayıtları incelenmeksizin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,Teminat mektupları iade edilmediğinden davacı bankanın sorumluluğunun halen devam etmekte olduğunu; gerekçeli karara esas alınan bilirkişi raporunda ilgili kurumlardan gelen cevaplar esas alınarak mektupların kurumda bulunmadığı, mektup örneklerinin ulunmadığı yönünde hüküm kurulduğunu ancak müvekkili davacı kurumun  teminat mektuplarının iade edildiği ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmadığını; bu nedenle  4 mektubun depo talebinine  ilişkin de talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kısmen red kararının yerinde olmadığını,Yukarıda anılan nedenlerle; gayri nakdi kredilere ilişkin taleplerinin reddine ilişkin verilen kararın ortadan kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğunun hasıl olduğunu,İleri sürerek, yukarıda ve yerel mahkeme dosyasında arz ve izah olunan ve resen dikkate alınacak gerekçelerle; istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/953 Esas,  2021/950 Kararın istinaf incelemesi neticesinde talepleri doğrultusunda gayri nakdi alacak taleplerinin tamamının kabulüne ve neticeten davanın kabulüne  karar verilmesini; tehiri icra taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacıya devredilen ... ile dava dışı kredi lehdarı müflis İpsaş şirketi ile davalı kefiller arasında bağıtlanan genel kredi ve kefalet sözleşmelerine dayalı nakdi ve gayrınakdi alacakların davalı kefillerden tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın  gayrınakdi alacak bakımından kabulüne, garınakdi depo istemi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; mahkemece 23 adet teminat mektubundan dört adedinin depo talebinin anılan teminat mektuplarının verildikleri kurumlar nezdinde bulunmamaları nedeniyle reddinin hatalı olduğu yönündedir.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı kefilleri aleyhine  11.230,51-TL teminat mektubu komisyon alacağı, 8.593,96-TL işlemiş faiz, 991,23-TL gider vergisi olmak üzere toplam 20,815,69-TL nakdi alacağın tahsili ve 208.909.08-TL mer'i teminat mektuplarının güncel değerleri üzerinden gayrınakdi alacağın depo edilmesi talebiyle ilamsız takip başlattığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava dışı kredi lehdarının muhtemel borçlarını teminen ilgili gümrük müdürlüklerine ve bir mahkemeye  23 adet ve TL'den altı sıfır atılması sonrası toplam 20.175,08-TL tutarlı kesin ve süresiz teminat mektupları verildiği, takipte bu mektupların güncel değerleri olan 208.909,8-TL'nin davalı kefillerce depo edilmesinin istenildiği, mahkemece bu teminat mektuplarının tazmin edilip edilmedikleri veya iade edilip edilmedikleri ile ilgili olarak verildikleri kurumlara yazılan yazı cevapları ile banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme kapsamından iki adet teminat mektubunun örneğinin bulunmadığı, iki adet teminat mektubunun ise muhatapta bulunmadığı gerekçesi ile bu teminat mektupları haricindeki toplam 18.758,28-TL'lik teminat mektuplarının bedelinin son bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan 167.863,28-TL gecikme zammı ile birlikte toplam 186.621,56-TL gayrınakdi alacak teşkil ettiği, ... ile davalılar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 39.9 maddesi uyarınca kefillerin depo talebinden sorumlu oldukları gerekçesi ile gayrınakdi alacak bakımından davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Güncel değerinin deposu talep edilen tüm teminat mektuplarının mer'i olduklarını ve tazmin riskinin devam ettiğini, dolayısıyla garınakdi alacağın varlığı ispat yükü davacı üzerinde olup, mahkemece depo talebi kabul edilmeyen dört adet teminat mektubundan ikisinin hem örneğinin sunulamamış olması, hem de muhatap kurum elinde bulunmadığının yazı cevaplarından anlaşılması, örneği olan ikisinin ise muhatap kurum elinde bulunmadığının yazı cevabından anlaşılması, davacı kayıtları üzerinde de inceleme yapılmış olması karşısında bu mektuplar yönünden istemin kabul edilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Öte yandan davacı tarafından kredi lehdarı ile ... arasında yapılmış kredi sözleşmeleri dışında, kredi lehdarının dava konusu alacak ile ilgisi bulunmayan ve davacı ...'da birleşen başka bankalar ile yaptığı sözleşmeleri de dosyaya sunduğu, mahkemece, 39.9 maddesine atıfla, kefillerin gayrınakdi depo talebinden sorumlu olduklarına gerekçe yapılan genel kredi sözleşmesinin ... ile kredi lehdarı ve kefiller arasında yapılmış sözleşme değil, dava dışı ...bank ile kredi lehdarı arasında yapılmış 25/05/1994 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, kaldı ki bu maddenin dahi kefillerin sorumluluğunu değil,...bank ile kredi lehdarı arasındaki gayrınakdi kredi ilişkisini düzenlediği,  davalıların kefili olduğu dosyaya sunulan ...bank ile müflis ... arasında yapılan bila tarihli iki adet genel kredi sözleşmesinin kefillerin sorumluluğunu düzenleyen 15 inci maddesinde, kefillerin gayrınakdi alacakların depo edilmesinden sorumlu olduklarına dair açık bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle istinaf konusu dört adet teminat mektubu bedelinin depo talebi bakımından da istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığı anlaşılmış olup, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"293e37cfed5c995d","SID":"b2cbeaed0bde69aa"}}