{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                     T.C.<br>                 SAMSUN<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         5. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/857 <br>KARAR NO\t: 2024/1732<br><br><br>\t\tT Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>\t\t        İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t                        : ...<br>ÜYE\t                        : ...<br>ÜYE\t                        : ..<br>KATİP\t                        : ...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/01/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/558  ESAS - 2024/8 KARAR<br><br>İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN<br>DAVACI\t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t:...<br>İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN<br>DAVALI\t\t: ..<br>VEKİLİ\t\t: ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br>KARARIN YAZ. TARİH         : 19/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davada mahkemece verilen hüküm aleyhine istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı banka ile dava dışı .. arasında imzalanan kredi sözleşmesine müvekkilinin de 60.000,00-TL bedel ile kefil sıfatıyla imza attığını, daha sonra ... tarafından limit artırılarak ek kredi kullanıldığını, ancak limit artışında müvekkilinin kefil sıfatıyla imzasının alınmadığını, ek kredinin asıl borçlu tarafından ödenmemesi üzerine davalı tarafça alınan ihtiyati haciz kararı ile müvekkili aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, bundan ayrı olarak kredi borçlusunun davalı bankadan temin ettiği çekler ödenmediği için müvekkili aleyhine başkaca takiplerin de başlatıldığını, ihtiyati haciz kararına dayalı olarak müvekkilinin tüm malvarlığına, banka ve maaş hesaplarına haciz konulduğunu, müvekkili tarafından takibe itiraz edildiğini ve akabinde ihtiyati haciz kararını kaldırmak için dolar cinsinden borç alarak icra borçlarının ödendiğini, davalı banka tarafından açılan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması neticesinde, bankanın haksız ve kötüniyetli olduğunun kabul edildiğini, ancak yargılama sırasında borç ödendiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davalı bankanın istinaf başvurusunun da reddedildiğini, haksız ihtiyati haciz sebebiyle müvekkilinin  maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 70.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacı vekili 05.10.2023 tarihli davanın somutlaştırılması ve bedel artırım dilekçesi ile; belirsiz alacak olarak talep ettikleri 70.000,00-TL'sinin 100,00-TL'sinin kur farkı, 100,00-TL'sinin kredi faiz ve masrafları, 69.800,00-TL'sinin ise haksız icra takipleriyle tahsil edilen tutarlar için olduğunu belirterek, kur farkı için 29.805,88-TL, kredi faiz ve masrafları için 5.793,85-TL ve haksız icra takipleri sebebiyle tahsil edilen tutarlar için 75.863,07-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, maddi tazminat koşullarının oluşmadığını, manevi tazminatı gerektirir bir durumun söz konusu olmadığını ayrıca davacının müvekkili bankaya borçlu olmadığı yönünde verilmiş bir kararın da bulunmadığını, davacının müşterek ve müteselsil kefaletinin doğrudan kredi işlemine değil, mevcut çerçeve anlaşmaya yönelik olduğunu, bu sözleşmeye devam ettiği sürece kefilin sorumluluğunun da devam ettiğini, kefilin,  söz konusu kredinin ödenmesiyle değil, ancak kredi işleminin dayanağı çerçeve anlaşmanın son bulmasıyla birlikte sorumluluktan kurtulabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t Mahkemece, '' davalı tarafça haksız ihtiyati haciz ve takip işlemleri yapılması sebebi ile davacının zarara uğradığından bahisle eldeki davanın açıldığı görülmüştür. <br>\tDavalı tarafça hak düşürücü süre itirazı ile zamanaşımı defi ileri sürülmüş olup, öncelikle bu yönlerden inceleme yapılmalıdır. Dava dilekçesi ve 04/07/2022 tarihli beyan dilekçesi çerçevesinde davacının talebinin tazminat davası olduğu, istirdat talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilince her ne kadar öninceleme celsesinde ödenen bedellerin iadesi de tazminat kapsamında talep edilmiş ise de, dava dilekçesinde açıkça haksız ihtiyati haciz sebebi ile maddi tazminat talep edildiği, istirdata ilişkin bir talep bulunmadığı, buna ilişkin harç yatırılmadığı, davalının açık muvafakati olmaksızın talebin genişletilemeyeceği ve istirdatın tazminat talebi içerisinde kalmadığı anlaşılmış, tazminat kapsamına alınmaya çalışılan istirdat talebine itibar edilmemiştir. TBK'nın 72.maddesi uyarınca haksız fiilden doğan zararın tazminine ilişkin davalar, zarar görenin zararı ve zarar vereni öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde haksız fiilin gerçekleştiği tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu çerçevede eldeki davada hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı anlaşılmış, talebe dayanak mahkememizin 2019/577 Esas sayılı dosyasındaki karar tarihinin 09/07/2020 olduğu, eldeki davanın 10/05/2022 tarihinde açıldığı, takibin haksızlığına ilişkin tespitin karar tarihi itibariyle öğrenildiği, dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı def'ine itibar edilmemiştir. <br> \t2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu  olmasa  dahi,  zarar  görene  maddi  tazminat  ödemekle  yükümlüdür. Maddi zararların tazmini yönünden bu sorumluluk, kusursuz sorumluluk olup bu sorumluluğun doğması için; ihtiyati haczin haksız olması, borçlu veya üçüncü kişinin zarar görmesi, zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir.<br>\tEldeki davada davacı; dava dışı abisi ...20.000 USD borç aldığını, aldığı ödüncü davalının başlattığı takiplerdeki borcu ödemek için kullandığını, davalı tarafça başlatılan takiplerin haksız olduğunu ve döviz ödüncünün geri ödenmesi sırasında zarara uğradığını ispat etmelidir.<br>\tMahkememizin 2018/537 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının ..., davalısının... olduğu, ..İcra Dairesi'nin .. Esas sayılı takibine yapılan itirazın iptali davası olarak açıldığı, davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın 14/05/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br>\tMahkememizin 2018/536 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının... davalısının ... olduğu, ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine yapılan itirazın iptali davası olarak açıldığı, davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın 12/06/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br>\tYine mahkememizin 2019/577 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının ...., davalısının ... olduğu, ...İcra Dairesi'nin ... Esas (yeni ...esas) sayılı takibine yapılan itirazın iptali davası olarak açıldığı, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. HD'nin 09/09/2019 tarihli kararı sonrası ... İcra Müdürlüğü'nün.... sayılı dosyaları da inceleme konusu yapılarak davalı ....'ın 29/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi ve sonrasındaki 10/11/20147 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefaletinin bulunmadığı, banka kayıtlarından....arası seri nolu 25 adet çek yaprağının dava dışı asıl borçluya 10/11/2014 tarihinde teslim edildiğinin anlaşıldığı, davaya konu ticari kredinin kullandırım tarihinin 29/01/2014 tarihi olduğu, bu hususun dosyada yer alan ödeme planından da anlaşıldığı, yine bilirkişi raporuna göre nakde dönen çeklerin.... nolu çekler olduğu anlaşılmakla bu çeklerin de asıl borçluya 10/11/2014 tarihinde (29/01/2014 tarihli gks'de limit artırımı işlemi) teslim edilen çekler arasında bulunması sebebiyle davalı kefilin bu borçlardan da sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmiş, icra dosyasına yargılama sırasında ödeme yapıldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar 17/09/2020 tarihinde kesinleşmiştir. <br>\tDava dilekçesinde bahsi geçen ... İcra Dairesi'nin...Esas sayılı takibinin mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına konu olduğu, verilen kısmen kabul kararının kesinleştiği, yine... İcra Dairesi'nin.... Esas sayılı takibinin mahkememizin.. Esas sayılı dosyasına konu olduğu, verilen kısmen kabul kararının kesinleştiği görülmüş, ödemelerin kesinleşmeden sonra olması da nazara alınarak davalı yanın söz konusu takipler sebebi ile haksız tahsilat yapmadığı değerlendirilmiştir.<br>\tTüm dosya kapsamı çerçevesinde nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, düzenlenen 03/04/2023 tarihli raporda özetle; dava dışı ... hesabından 19.000,00 USD çekiminin, aynı tarihte davacı USD hesabına 20.000,00 USD olarak yatırıldığı, 17.140 USD karşılığı toplam 51.717,88 TL döviz bozdurma işlemi uygulandığı... İcra Daireleri'nin ...  Esas sayılı dosyalarına yapılan toplam 59.880,00 TL ödemenin bir kısmının bu 51.717,88 TL ile karşılandığı, dosyadaki hesap hareketlerinden kullanılan kredilerin USD'ye çevrildiğinin görüldüğü, çevrilen dövizlerin bir kısmının banka aracılığı ile ... verildiği, bir kısmının ise elden dava dışı.... verildiğinin iddia edildiği, dekont ve hesap ekstrelerinden tespit edilen ödemeler ve USD karşılıkları çerçevesinde davacının kur farkından kaynaklı zararının 29.805,88 TL olduğu, kredi masraf ve faizlerinden kaynaklanan zararın 5.793,85 TL olduğu, icra dosyalarına yapılan ödeme miktarının ise 87.465,07 TL olduğu tespit ve kanaati bildirilmiştir.<br>\tDavalı vekilince rapora itiraz edildiği görülmüş, raporda bir kısım eksikliklerin değerlendirilmemiş olması nedeni ile hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla ek rapor alınmış, düzenlenen 12/09/2023 tarihli ek raporda özetle; kesinleşen mahkeme kararlarındaki icra dosyaları harici tutularak değerlendirme yapıldığında da icra tahsilatının 59.880 TL ile 51.717,88 TL arasındaki fark içerisinde kaldığı, buna göre kur farkından kaynaklanan alacağın 29.805,88 TL olduğu, mahkemece çekilen kredilerden bir kısmının elden dava dışı .... verildiği kanaati hasıl olacaksa kredi masrafları sebebi ile 5.793,85 TL zararın bulunduğu, aksi halde zararın 1.653,61 TL olduğu, icra dosyalarına yapılan ödeme miktarının ise bu kez 75.863,07 TL olarak tespit edildiği görüş ve kanaati bildirilmiştir. <br>\tDavalı vekilince söz konusu rapora itiraz edilmiş ise de, dosya arasına kazandırılan icra dosyaları, hesap hareketleri, dekontlar bütün olarak değerlendirilmiş, mahkememizin kesinleşen 2019/577 Esas sayılı dosyası ile davacının 29/01/2014 ve 10/11/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi ve kullandırılan 3226226-50 arası 25 adet çek sebebi ile borçlu olmadığı kabul edilmiş, buna göre çeklerin dayanak teşkil ettiği davaya konu... İcra Dairesi'nin... Esas,.... Esas, ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalar sebebi ile de davacının davalı yana borçlu olmadığını kabul etmek gerekmiştir. Tüm dosya kapsamından davacının söz konusu takip borçlarını ödemek için dolar üzerinden dava dışı üçüncü kişiden borç aldığı, borcun iadesi için kredi çektiği anlaşılmış olup, davacının bilirkişi raporu ile tespit edilen 29.805,88 TL kur farkı ve 5.793,85 TL kredi masrafı olmak üzere toplam 35.599,73 TL tazminat bedelini davalıdan talep edebileceği değerlendirilmiştir. Davacı vekilince her ne kadar ödenen bedellerin iadesi maddi tazminat içerisinde talep edilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere ödenen bedellerin iadesinin istirdat davası şeklinde özel bir dava türü düzenlenmiş iken tazminat olarak talep edilemeyeceği, eldeki davada açıkça istirdatın istenmediği anlaşılmış, davacının itiraz ederek durdurduğu icra dosyalarına da ödeme yaptığı görülmüş, kaldı ki davacının icra takibinde ödediği bedeller konusunda belirsizlik bulunmadığından esasen HMK 107. madde hükmünün uygulanamayacak olması karşısında 05/10/2023 tarihli dilekçe tarihinde hak düşürücü sürenin de dolduğu anlaşılmış, 75.863,07 TL yönünden talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacı taraf maddi tazminat yanında manevi tazminat talebinde de bulunmuştur. Haksız ihtiyati haciz kararı alan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK'nun 58. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Haksız haciz/satış nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararın oluşması gereklidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/8112 Esas 2018/5481 Karar sayılı ilamı). \t<br>\tSomut olayda ... İcra Dairesi'nin ... Esas ve ...Esas sayılı dosyalarının mahkeme kararı ile kesinleştiği, diğer icra dosyalarının ise ihtiyati hacze konu olduğu anlaşılmış ise de, icra dosyaları dikkate alındığında salt davacıya zarar vermek amacıyla haciz işleminin yapıldığı başka bir ifade ile takibin haksız ve kötü niyetli olduğu söylenemez. Bu halde davalı bankanın takipte kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu mevcut sunulan delillere göre sabit olmadığından yasal şartları gerçekleşmeyen manevi tazminat talebinin reddi gerekmiştir. <br>\t6325 sayılı kanunun 18/A-11 maddesi gereği dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartı olduğundan davacı tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmış davalının vekili aracılığı ile arabuluculuk görüşmelerine katıldığı anlaşılmış olmakla tespit edilen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri olarak kabul/ret oranına göre taraflardan tahsiline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.''  şeklindeki gerekçe ile maddi tazminat talebine yönelik davanın kısmen kabulüne, 29.805,88-TL kur farkı ve 5.793,85-TL kredi masrafı olmak üzere toplam 35.599,73-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvuru ve cevap dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davanın haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan tazminat olarak açılmış ise de, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirme yapılarak müvekkili tarafından icra dosyalarına yapılan ödemelerin de davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin yaptığı ödemelerin haksız yere tahsil edildiğinin mahkeme kararları ile sabit olduğunu, mahkemece davalı tarafın kötüniyetli olmadığı belirtilerek manevi tazminat talebi reddedilmiş ise de, yerel mahkemenin aynı olaya ilişkin 2019/577 esas sayılı dosyasında davalı bankanın kötüniyetli olduğunun kabul edildiğini ve verilen kararın kanun yolundan geçerek kesinleştiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın istinaf itirazlarının ise yerinde olmadığından reddinin gerektiğini ileri sürerek, istinaf isteminde bulunmuştur.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru ve ek başvuru dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davalının kefil olduğu çerçeve sözleşmeye dayalı olarak dava dıyı borçluya kredi kullandırıldığını, davacının müşterek ve müteselsil kefaletinin doğrudan kredi işlemini değil, borçlunun doğmuş ve doğacak tüm borçlarını kapsadığını, mahkemece delilleri toplanmadan ve savunma hakları ihlal edilerek karar verildiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazın dikkate alınmadığını, haksız haciz uygulandığını ortaya koyan bir mahkeme kararının mevcut olmadığını, alacağın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, öte yandan hüküm altına alınan miktara yasal faiz uygulanması gerekirken avans faize karar verilmesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminde bulunmuştur.<br>\tİstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>\tDava; haksız  takibe dayalı maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkindir.<br>\tDosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve dairemizce de benimsenen gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı  esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br><br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin  istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacı tarafın istinaf başvurusu yönünden alınması gerekli harç tam ve eksiksiz alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf başvurusu sebebiyle davalı taraftan alınması gereken 2.431,81-TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.004,21-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  <br>\t4-İstinaf başvurusu nedeni ile taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t5-6100 sayılı HMK'nun 359/4 maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkeme tarafından taraflara tebliğine, <br>\tDair 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/12/2024<br><br>      Başkan                             Üye                           Üye                  Katip <br>     ¸e-imzalıdır                  ¸e-imzalıdır            ¸e-imzalıdır           ¸e-imzalıdır <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b2513f371d92827","SID":"32842d91252e69ee"}}