{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1135 Esas <br>KARAR NO:2024/1986 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/662 Esas - 2022/116 Karar<br>TARİH:22/02/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkil şirketin davalı taraftan, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 20.276,00 TL alacağının tahsili için ... Sayılı  icra takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibine davalı şirket haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve bu sebeple icra takibi durdurulduğunu, davalı tarafça  .... Sayılı  icra takip dosyasına yapılan itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haksız ve kötü niyetli itirazda bulunan davalı borçlunun itirazının iptal edilerek takibin devamına karar verilmesini, icra takibine itiraz eden davalı borçlunun; asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, ... Sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki mevcut olmadığını, Müvekkil şirket ile davacı arasında, hiçbir ticari ilişki bulunmadığı gibi, müvekkil şirketin davacıyı tanımadığını ve bugüne kadar  da davacı ile  hiç çalışmadığını, taraflar arasında, ne bir sözleşme ilişkisi, ne bir alım- satım,  hiçbir ticari ilişki söz konusu olmadığını, taraflar arasında geçerli bir akdi ilişki de bulunmadığını, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki mevcut değilken davacının açmış olduğu işbu davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile, davacının kötü niyetli takibi nedeni ile reddolunan kısım üzerinden %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/02/2022 tarih 2020/662 Esas - 2022/116 Karar sayılı kararında; \"Davacı tarafından, davalıdan cari hesap alacağının bulunduğu cari hesap alacağının tahsili amacıyla ... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğu iddiası ile eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Davalı tarafından, davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığı bu nedenle davacıya borçlu olmadıkları, takibin haksız olduğu iddiası ile davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında temel ihtilaf; davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise bu ilişkiden dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının takibe itirazının haklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Dava, ticari nitelikteki mal alım-satım ilişkisi iddiasına dayalı itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tespiti amacıyla tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş ve davacı defterlerine göre davacının davalıdan 20.276,00 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise davalının davacıya borcunun bulunmadığı anlaşılmıştır.  Davacının, davaya dayanak yaptığı alacağın dayanağı olan sevk irsaliyelerinde adı yer alan ...,  ..., ... ve ...'in davalı çalışanları olup olmadığı araştırılmış gelen SGK kayıtlarından davalı çalışanları olmadığı anlaşılmıştır.Davacı defterleri ile, davalı defterlerinin birbirleriyle uyumlu olmaması nedeniyle sadece davacı defterlerinde alacağın kayıtlı olmasının alacağın ispatı için yeterli olmadığı kanaatine varılmış, bu kapsamda davacı tarafa faturaya konu malları davalıya teslim edip etmediğinin ispatı bakımından yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafından yemin deliline dayanılmamıştır.Tüm dosya kapsamından; davacı tarafça davalıya mal satıldığının iddia edildiği, davalının arada ticari ilişkinin bulunmadığını iddia ettiği ispat yükünün davacıda olduğu TMK 6.maddesi HMK 190.maddeleri uyarınca ispat yükü kendisine düşen davacının malları teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği ancak teslime ilişkin ispata yarar delil sunamadığı ve yemin deliline de dayanmadığı, bu nedenle davasını ispat edemediği, davalı tarafça kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de, davacının takip yapmakta kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği sonuç ve  vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddine,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere davalının adresinin faturaya konu malların teslim edildiği adres olduğunu, davalının adresi ile irsaliyelerin üzerindeki Diş Hekimi...'nun kaşesindeki adres arasında sadece yazım farklılığı bulunduğunu, ...'nun adresinde aynı iş merkezinin giriş katı yazılı olduğu halde davalının bildirmiş olduğu adresin yine aynı iş merkezinde 1a numaralı olarak gösterildiğini, görüleceği üzere bu durumun iş yerinin giriş katta faaliyet gösterdiği bilgisinin farklı ifade edilmiş şekli olduğunu, bu nedenle ... ile davalının aynı yerde faaliyet gösterdiğini, bununla birlikte davaya konu fatura ve sevk irsaliyelerinin üzerinde de açıkça davalının ticari unvanı ile birlikte davalının kullandığı şekilde yani ... Ataşehir/İstanbul olarak adres yazıldığını, söz konusu malların teslim edileceği adresin sevk irsaliyesinde davalının adresi olarak gösterildiği açık olduğu halde teslimatın başka bir yerde yapılmasının mümkün olmadığını, zira teslimatı yapan görevlinin teslimat yapacağı adresi kaşeye bakarak değil sevk irsaliyesinde yazılı bulunan adrese göre yaptığını, teslimat görevlisi fatura ve sevk irsaliyesinde yazılı bu adrese teslimat için gittiğinde ... unvanlı iş yerinde kendisini ... isimli kişinin karşıladığını ve malları yine burada ... şirketi adına teslim aldığını, ...'nun kaşesinde başka bir vergi numarasının bulunmasının bir önemi bulunmadığını, ...'nun fiili olarak ... şirketi bünyesinde faaliyet gösterdiğini, kendisinin bu faaliyeti ne şekilde sürdürdüğünün bir önemi bulunmadığını,   bilirkişi raporunda sadece ...'nun sigortalı çalışan olup olmadığını ve Şirket ortaklığını araştırmakla yetindiğini, ancak bir diş hekiminin farklı şekillerde ve resmi kaydı olmaksızın söz gelimi hasta başına komisyon alarak da bir diş kliniğinde çalışmasının her zaman mümkün olduğunu, bu nedenle bilirkişi raporunda Diş Hekimi ...'nun davalı şirketle bir ilişkisinin bulunmadığu tespitine katılmalarının mümkün olmadığını,Bilirkişizşz sevk irsaliyelerinin üzerinde isimleri bulunan diğer kişilerin davalı şirket ile bir ilgisinin olup olmadığını araştırmadığını,  bilirkişiye sunulan faturalara dayanak irsaliyelerin üzerinde teslim alan olarak sadece ...'nun imzası bulunmadığını, bu kişi ile birlikte davalı adına malları teslim alan olarak irsaliyelerde imzaları bulunan ..., ..., ... ile soy isimleri tam olarak okunamayan ... ve ... isimli kişilerin de yer aldığını, bilirkişinin kendisine tüm sevk irsaliyeleri teslim edildiği halde bu kimselerin davalıya ait sigorta hizmet listelerinde isimlerinin bulunup bulunmadığını raporuna konu etmediğini, oysa bilirkişinin raporunda açıkça sigorta hizmet dökümünü talep edip incelediğini beyan ettiğini,  bilirkişinin sigorta hizmet listelerini ne şekilde elde ettiği hususunun da rapordan anlaşılamadığını, dosya kapsamında bilirkişi tarafından davalının sigorta hizmet listelerinin mahkemeden talep edildiğine dair bir bilginin taraflarına iletilmediğini, bu listelerin davalının ibraz ettiği ve tahrif edilme ihtimali bulunan listeler olup olmadığının da muallak olduğunu, bu nedenle söz konusu listeleri mahkeme kanalı ile elde edilmemiş ise bu yolla elde edilip ayrıca incelemeleri için rapor ekinde taraflarına sunulması ve hatta bu konuda beyanlarının alınması gerektiğini, Müvekkilinin davalı ile çalışmaya başlamadan önce basiretli bir tacir gibi davranıp  davalıdan kendi kaşesinin bulunduğu müşteri bilgi formu aldığını, müvekkilinin cari hesap ilişkisi başlamadan önce davalıdan almış olduğu müşteri bilgi formunda davalının vergi numarası ve adres bilgilerinin bulunduğu kaşesinin yer aldığını, söz konusu müşteri bilgi formunu davalı adına ...'nun imzaladığını, söz konusu müşteri bilgi formunun davalı ile ... arasındaki ilişkiyi ortaya koyan en önemli gösterge olduğunu, zira aksini ileri süren ve ... ile bir ilişkisi olmadığını iddia eden davalının kendi kaşesinin bu şahsın elinde nasıl bulunduğunu açıklaması gerektiğini, bu durumda ispat yükünün davalı üzerine geçmiş bulunduğunu,Davalının kasıtlı olarak ... İle olan bağlantısını gizleme çabası içerisinde olduğunu,  bilirkişi incelemesinde bu çabanın gözden kaçtığını, bilirkişi raporunda incelemeye esas alınan davalının iddialarının yer aldığı cevap dilekçesinde her ne kadar müvekkili ile davalı arasında hiç bir ticari ilişkinin bulunmadığı beyan edilmiş ve bilirkişi incelemesi sırasında davalı tarafça sadece kendilerinin diş hekimi ... ile bir bağlantısı olmadığına dair belgeler sayın bilirkişiye sunulmuş ise de, bu durumun kesinlikle doğru olmadığını, zira internet ortamında kısa bir araştırma yapıldığında dahi davalı ile ...'nun birlikte çalıştıklarına ilişkin onlarca döküman bulmanın mümkün olduğunu, internet arama motorlarına \"...\" ibaresi yazıldığında dahi ilk sırada diş hekimi ...'nun bilgilerinin bulunduğu web sitesi çıktığını, bu web sitesinin ismi daha sonradan başka bir adresle değiştirilmiş olsa dahi gerek başlığında... ibaresinin bulunması, gerek ise \"...\" ibaresi arandığında bu sitenin ilk sırada çıkması nedeniyle davalı ile adı geçen şahsın ortaklıklarını gizleme çalıştıklarının açıkça anlaşıldığını, bununla birlikte ... olarak ismi değiştirilenbu siteye girildiğinde instagram sosyal medya uygulamasına ait :... adresinin bağlantı olarak verildiğinin görüleceğini, bu bağlantı açıldığında ise \"...\"isimli sayfada ...'nun isim bilgileri ile hastalara diş uygulaması yaparken çekilmiş fotoğrafının bulunduğu .... logolu çok sayıda fotoğrafın yer aldığının görüleceğini, gerek internet aramasına gerek ise bu sitelere ilişkin görsellerin yer aldığı dosyaları dilekçeleri ekinde sunduklarını, basiretli bir tacir olan davalının kendi unvanın internet ortamında kendisi ile ilgisi olmayan başka bir kimse tarafından kullanıldığından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, üstelik bu kişi kendisi ile aynı adreste ve aynı alanda faaliyet gösteren bir diş hekimi ise davalının muhakkak bu durumdan bilgisinin olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalının savunmalarına itibar edilmesi ve bu savunmayı esas alacak şekilde, davalının müvekkili ile ilişkisini gizlemeye yönelik araya üçüncü kişiler koyularak yapılan bu hileli işlemlere itibar edilerek hazırlanmış bilirkişi raporuna dayanarak karar veren yerel mahkemenin bu kararının hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek, öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine; hükmün kaldırılması yerine davanın bölge adliye mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilirse, ilk derece mahkemesinin hükmünün  kaldırılmasına ve istinaf incelemesi neticesinde istinaf gerekçeleri yönünden yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası, takip dayanağı açık hesaba konu faturalar ve sevk irsaliyeleri, davacı şirketin sicil kaydı, müşteri bilgi formları dosya arasına alınmış, taraf defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, akabinde davacının da itiraz ve talepleri üzerine davalı şirketin fatura tarihleri itibariyle tüm çalışanlarını gösterir bilgiler SGK'dan celbedilmiş, davacıya yemin teklifi hatırlatılmış, verilen kesin sürede karşı tarafa yemin teklif edilip edilmeyeceğinin açıklanmaması nedeniyle tahkikat bitirilerek, davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan satış faturalarına konu ürünlerin davalıya teslim edildiklerinin ispat olunamadığı, irsaliyelerde imzası bulunan kişilerin SGK kayıtlarına göre davalı çalışanları olmadıkları, yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, bilirkişi raporunda davalı adresi ile irsaliyeler üzerinde kaşesi bulunan ...'nun adresinin aynı olduğu,...'nun vergi numarasının farklı olmasının önemi bulunmadığı, müşteri bilgi formlarında davalı şirketin kaşesinin bulunduğu, formların şirket adına diş hekimi ... tarafından imzalandığı, irsaliyelerde yalnızca ...'nun değil,..., ...,...ile soy isimleri tam olarak okunamayan ... ve ... isimli kişilerin de imzalarının yer aldığı, bilirkişinin bu kişilerin davalı ile ilgisi bulunup bulunmadığını incelemediği, davalının... ile birlikte çalıştığını gizlediği, davalı internet sitesinde ...'nun hastalarla fotoğraflarının bulunduğu, aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davanın kabulü gerektiği yönündedir. Dosya içeriği belgelere göre; dava konusu takip dayanağı açık hesaba konu fatura ve irsaliyeli faturaların teslim alan kısımlarında isim ve imzası bulunan  ...'nun değil,..., ..., ..., ... ve ... isimli kişilerin davalı çalışanı olmadıklarının, mahkemece celbedilen dairemizce de incelenen SGK kayıtlarından anlaşıldığı, yine davacı tarafından dosyaya sunulan müşteri bilgi formlarında davalı şirketinin kaşesi bulunmakla birlikte imzasının bulunmadığı, öte yandan davalı şirketin sicil kayıtları kapsamından ...'nun davalı şirket ortak veya yetkilisi olmadığının anlaşıldığı,dava konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı defterlerinde davacı ile ilgili başkaca herhangi bir kaydın da bulunmadığı, TMK'nun 6 maddesi uyarınca bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafın, o vakıayı ispatla yükümlü olduğu, somut olayda davacı iddiasının aksine taraflar arasında dava konusu faturaların muhteviyatı ürünlere ilişkin satış ilişkisi kurulduğunu, bu faturalara konu malların davalı adına dava dışı ...'ya teslim edildiğini, ...'nun davalı şirket adına sipariş vermeye ve mal teslim almaya yetkili olduğunu ispat yükünün davacı üzerinde olduğu,  kural olarak salt fatura düzenlenmiş olmasının ve dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı bulunmasının tek başına akdi ilişkinin kanıtı olmayacağı (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı), davacının bu iddialarını ispata elverişli delil sunmadığı, davacı istinafının aksine irsaliyeler üzerinde imzası bulunan kişilerin davalı çalışanı olup olmadıklarının bilirkişi tarafından değil, celbedilen SGK kayıtları üzerinden bizzat mahkemece denetlendiği, dava dışı ...'nun davalı şirket internet sitesinde hastalar ile fotoğrafları olmasının da, ...'nun davalı şirket adına sipariş vermeye, satış sözleşmesi yapmaya ve mal teslim almaya yetkili olduğunu ispatayetmeyeceği,  kendisine hatırlatılan yemin deliline rağmen davalı yana yemin teklif etmeyen davacının ispatlayamadığı davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86fa23cd0cea3ad0","SID":"ab2f62837c4cfbb7"}}