{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam  35. Hukuk Dairesi     <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/971 <br>KARAR NO\t: 2024/1680<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/702 Esas 2024/829 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 26/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 03/01/2025<br><br>\t\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı   davacı vekili tarafından  süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin sahibi ve sürücüsü olduğu ... plaka sayılı araç ile davalı ...Şirketi'nin sahibi olduğu ve sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın 15/08/2023 tarihli kazasında davacının aracının hasar gördüğünü, tamir süresince araçtan mahrum kalması nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL kazanç kaybı tazminatının kaza tarihi olan 15/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda, dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talebini içeren ticari dava olup, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davacı vekiline, 6102 sayılı TTK 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunması, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarını içerir meşruhatlı davetiyenin 01/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğin dosyaya sunulmadığı, bu haliyle, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle “Dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın USULDEN REDDİNE” karar verilmiş, karara karşı  davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde,  taraflarınca görevli mahkemeye gönderilme sürecinde arabuluculuk  başvurusunda bulunduklarını, dava şartı eksikliğinin giderildiğini, yine aleyhe vekalet ücreti verilmesinin de doğru  olmadığını belirterek, istinaf  isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar  verilmesini talep etmiştir.\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle kazanç kaybının tazmini istemine ilişkindir. <br>\tYerel Mahkeme tarafından arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\t18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 Sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK'ya eklenen 5/A maddesinde; \"Bu Kanun'un 4üncü maddesinde ve diğer Kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" denilmektedir.<br>\tAyrıca, 6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na, \"Dava Şartı Olarak Arabuluculuk\" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında; \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır.<br>\tBu düzenlemelere göre, 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurulup, anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. <br>\tTTK’nın 5/A maddesi gereğince ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak düzenlendiğinden ticari dava kavramının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nın 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel Kanun'larda da ticari dava kavramına yer verilmiştir. TTK'nın 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalar, şarta bağlı ticari davalar olup, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. (a) - (f) bentlerinde sayılan  düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilir. <br>\tSomut olayda, ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 35 HD tarafından “davacının istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı ile 15/05/2024 tarihinde kesinleşen kararın süresi içinde(davacı vekilinin 06/06/2024 tarihli başvuru dilekçesi üzerine) Ticaret Mahkemesine gönderildiği ve  13/06/2024 tarihinde dosyanın Ticaret Mahkemesi’nde esas aldığı, 25/06/2024 tarihinde  düzenlenen tensip zaptı ile davacı vekiline bir haftalık kesin süre verilerek davadan önce başvurulan  arabuluculuk tutanağının bir haftalık kesin süre içinde ibrazının ve bu sürede ibraz edilmemesi halinde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarının davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı vekilinin süresinden sonra  tutanağı sunduğu, tutanak içeriğinden arabuluculuk yoluna 04/07/2024 tarihinde başvurulduğu,  sürecin 17/07/2024 tarihinde “anlaşamama” ile sonuçlandığı anlaşılmıştır.<br>\tYerleşik Yargıtay uygulamasında görevsiz mahkemede dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmemiş olmasına rağmen dosyanın görevli mahkeme esasına kaydedilmesinden önce arabulucuya başvurulmuş ve sürecin sonuçlanarak anlaşamama son tutanağının düzenlenmiş olması durumunda, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilmektedir ( Yargıtay 9 HD 2024/4395E. 2024/8194 K., 3 HD 2023/4643 E. 2024/2797K.). <br>\tSomut olayda;  dosyanın 13/06/2024 tarihinde görevli mahkemenin esasına kaydedildiği, ancak arabuluculuk sürecinin bu tarihten sonra 04/07/2024 tarihinde başladığı, bu haliyle davadan önce arabulucuya başvurulduğunun ispatlanmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından da isabetli olarak kabul edildiği üzere, davada “ticari davalarda arabuluculuk dava şartı”nın gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemece 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince davanın usulden reddine  karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  \t<br>\tBununla birlikte, davaya konu miktar 100,00TL olup, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi md.13’e göre;“ (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. <br>\t(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.\" hükmü yer almakta olup, davaya konu maddi tazminat miktarı olan 100,00TL vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken 17.900,00-TL vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\t<br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tI-Davacı vekilinin  istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen  22/07/2024 tarihli, 2024/702 Esas 2024/829 Karar  sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br> \tHMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;<br>\t1-Dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın USULDEN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>\t3-Davalıların kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'si gereğince 100,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,  <br>\t4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\tİSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN<br>\tII-İstinaf talebi kabul edilenden alınan istinaf karar harcının isteği halinde davacıya iadesine, <br>\tIII-İstinaf talebi kabul edilen tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 1.169,40-TL istinaf başvuru harcı ve 340,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 1.509,4‬0-TL'nin  davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\tIV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\tV-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara  tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere  26/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br><br>Üye ...<br> <br>Katip ...<br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2665c61c5855cfcd","SID":"9d7bd3e547dfcedd"}}