{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1182 Esas <br>KARAR NO:2024/2112 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/703 Esas - 2022/297 Karar <br>TARİH:21/03/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki  olduğunu, müvekkili tarafından davalı firmaya verilen ürünler karşılığı faturalar kesildiğini,  davalının da kısmi ödemeler yapmakta olduğunu, son olarak yapılan hizmetler karşılığı olarak davacı müvekkili  tarafından davalı şirkete 30.09.2017 tarihli 45.165- TL tutarlı fatura kesildiğini, fatura sonrasında davalı şirketin kısmi ödeme yaptığını ancak aradan takip tarihi itibariyle 13 ay geçmesine rağmetn başkaca  ödeme yapmadığını, sonuçta cari hesap tablosuna güre müvekkilinin davalıdan 127.703,66-TL alacağı doğduğunu, müvekkilin  kestiği faturaların davalı tarafından kabul edildiğini ve her iki tarafın da defter ve kayıtlarına işlendiğini, aradan 13 ay geçmesine rağmen davalının ödeme yapmaması üzerine davalı aleyhine ... Sayılı dosyası  ile icra takibi başlattıklarını, davalı tarafın itiraz ederek takibi durduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle  davalının yaptığı itirazın 127.703,66-TL'lik kısmının   iptali ile hu tutar üzerinden davalının  %20'den aşağı olmamak üzerce icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;HMK md. 114 gereğince müvekkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili firma ile davacı firma arasındaki ticari alım satımdan kaynaklanan ilişkinin 21/11/2017 tarihi itibariyle sonlandırıldığını, 11/12/2017 tarihinde davacı şirketin yetkilisi ile yapılan e posta yazışmalarından görüleceği üzere, ticari ilişkiden kaynaklı müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığın davacı şirkete bildirildiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde herhangi bir borcun olmadığının ortaya çıkacağını,  davacının taleplerinin reddine, %20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/03/2022 tarih ve  2019/703 Esas - 2022/297 Karar  sayılı kararında; \"Dava taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir).Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda alacak konusunda ispat yükü davacı üzerinde, fazladan faturalandırma ve iade faturaları yönünde ise davalı üzerinde olup taraf delilleri bu muvacehe ölçüsünde değerlendirilmiştir.Taraf iddiaları doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış yapılan inceleme neticesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı defterlerine göre davalıdan 127.703,66 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise davalının davacıdan 5.298,02-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, aradaki farkın davalı tarafından davacıya kesilen fiyat farkı ve iade faturasından kaynaklandığı anlaşılmıştır.Gelinen aşamada davalının davacı ile olan ticari ilişkisini kabul ettiği, mal miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, esasında fiyatlandırma hususunda anlaşmazlık çıktığı dikkate alınarak, davalının fiyat farkı ve iade faturaları yönünden iddiasını ispat etmesi gerekmekte olup, davalı tarafça taraflar arasında belirlendiği iddia edilen fiyat bedeline dair yazılı delil dosyaya sunulamadığı gibi başkaca delillerle de bu hususu ispat edilememiştir. Bu durumda davacı defterlerindeki kayıtlara mahkememizce itibar edilmiş ve alacağın da likit olduğu dikkate alınarak tüm talepler hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile,  ''1-DAVANIN KABULÜ İLE;-Davalının aleyhine yapılan ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE,-Takibin asıl alacak miktarı olan  127.703,66-TL üzerinden DEVAMINA,-Asıl alacağa davacının takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren ticari avans faizi İŞLETİLMESİNE, -Asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE,' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde (süre tutum sonrası) özetle; dava konusu olayın özetle, davacının  cari hesap ekstrelerine dayanarak müvekkil şirketten 106.427,51 TL fiyat farkı talep etmesi ve bunun üzerine  dilekçelerinde de açıkladıkları sebeplerle müvekkili şirket tarafından bu farkın kabul edilmeyerek 11.08.2017 tarih ve ... numaralı ve 106.427,51 TL tutarındaki fiyat farkı faturası kesilmesi, davacı tarafından işbu faturaya 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmemesinin akabinde  kötü niyetli olarak cari hesaba dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatmasından ibaret olduğunu, cari hesap ekstrelerinden de görüleceği üzere, müvekkili firma ve davacı firma arasındaki ticari alım satımdan kaynaklanan ilişkinin  21.11.2017 tarihi itibariyle sonlandırıldığını;  11.12.2017 tarihinde davacı şirketin yetkilisi ile e-posta üzerinden yapılan yazışmalar sonucunda işbu ticari ilişkiden kaynaklı müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığı davacı şirket yetkilisi tarafından müvekkili şirket yetkilisine bildirildiğini, davacı şirket yetkilisi ile 11-12 Aralık 2017 tarihlerinde yapılan yazışmalarda da görüleceği üzere, davacı firma yetkilisi ile 18.11.2016 tarihinden sonra mutabakat için iletişim kurmaya çalışıldığını;  fakat davacı firma yetkilisinden hiçbir şekilde geri dönüş alınamadığını; müvekkili şirket tarafından keşide edilen Büyükçekmece ... Noterliği'nin 26.10.2018 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile uyuşmazlık konusu bedelin kaynağının tekrardan detaylı olarak açıklandığını,Davacı tarafından davaya konu edilen ve var olduğu iddia edilen borç bakiyesinin 2016 yılına dayanmakta olduğunu; 2016 yılı kayıtlarına bakıldığında müvekkili firmanın davacı firmadan 5.712 adet yatak örtüsünü 53 TL hakediş üzerinden satın aldığı, 5.712 adet yatak örtüsüne karşılık müvekkil firmaya 191,8 TL birim fiyatı üzerinden 1.095.561,60 TL fatura edildiği, 5.712 adet yatak örtüsüne karşılık davacı firmanın alması gerek 302.736,00 TL'lik hakedişi tam olarak aldığının anlaşılmakta olduğunu, aynı dönem içinde davacı firmanın hakedişini düştüklerinde davacı firmaya fatura edilmesi gereken toplam tutarın 792.825,60 TL olması gerekirken, 692.160,00-TL'lik malzemenin fatura edildiğinin anlaşıldığını; bu dönemde eksik malzemeden dolayı olması gereken birim fiyat 174,17 TL olduğu için işbu birim fiyatı üzerinden hesaplama yapılarak 692.160,00 TL'lik malzeme davacı firmaya fatura edilmişse de, davacı firmanın 191,8 TL birim fiyatı ile geri fatura etmesi nedeniyle 100.665,60 TL'lik bedel farkı oluştuğunu; bu dönemde fatura edilmeyen 100.665,60 TL lik bedel farkının ürünlerin malzeme bedelinden kaynaklandığı, davacı firma ile hakkediş üzerinden anlaşmış olmalarına rağmen, satın alma fiyatının değişmesi nedeniyle bedel farkının oluştuğunun tespit edildiğini; davacı firma yetkilisi ile yapılan e-posta yazışmaları incelendiğinde görüleceği üzere; davacı şirket ile malzeme ve satış fiyatı bedellerinin inceledikten sonra mutabık kalınarak ilerlenebileceğinin belirtildiğini fakat davacı firma tarafından herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, bu 100.665,60-TL bedel karşılığında da müvekkili firmanın satın aldığı herhangi bir emtia veya müvekkili firmaya yapılmış herhangi bir iş bulunmaması sebebiyle, davacı firmanın haksız kazanç elde etmesinin önlenmesi amacıyla dava konusu olayda daha önce izah edildiği gibi davacının cari hesap ekstrelerine dayanarak müvekkili şirketten 106.427,51-TL fiyat farkı talep etmesi ve bunun üzerine açıklanan sebeplerle bu fark kabul edilmeyerek 11.08.2017 tarih ve ... numaralı ve 106.427,51 TL tutarındaki fiyat farkı faturası kesildiğini, işbu faturaya içeriğine süresi içinde, davacı firma tarafından itiraz edilmediğinden, 6102 s. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. Maddesinin 2. Fıkrasında yer alan;\"Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren  sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü gereği davacı firma tarafından faturan içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını, dosyaya sunmuş oldukları 11 Aralık 2017 tarihine ait e-posta yazışmalarından da görüleceği gibi müvekkili şirket tarafından işbu fiyat farkını kabul etmeyerek fiyat farkı faturası düzenlendiğinin davacı tarafa bildirildiğini; davacı temsilcisi tarafından yapılacak inceleme neticesinde faturanın kabul edileceğinin bildirildiğini; açıklanan nedenlerle davacı firmanın cari hesaba dayalı ilamsız icra takibi başlatmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu,Davacı firma tarafından keşide edilen ihtarnamede de iddia edilen borç bakiyesinin ne sebepten kaynaklandığı açıklanmamışken, Büyükçekmece ... İcra Dairesi ... Esas numaralı dosyası ile, 127.703,66 TL cari hesap ekstresi ve 14.363,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 142.067,70 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılması, var olmayan alacak üzerinden haksız kazanç elde etmek amacıyla yapıldığını ancak davacı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve mesnetsiz olup müvekkil şirketin davalı tarafa hiçbir suretle borcu bulunmadığını, ödeme emri ile beraber gönderilen icra takibine dayanak belge icra takibinde cari hesap ekstresi olarak nitelendirilmişse de, davacı firmaya cari hesap ekstresindeki uyuşmazlığın ne sebepten kaynaklandığı açıklanmışken, cari hesap ekstresine dayalı icra takibi başlatılmasının kötü niyetli olduğu barizdir ve yerel mahkeme tarafından itirazın iptaline karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, Detaylı olarak açıklanan nedenlerle davacı şirketin alacaklı olduğunu belirttiği 127.703,66 TL bedele ilişkin herhangi bir temel borç ilişkisi mevcut olmadığını ve işbu bedelin ne sebepten kaynaklandığına ilişkin ispata elverişli bir delil sunulmadığını; ayrıca müvekkili şirketin defter ve kayıtlarından da anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin davacı şirkete borcu bulunmadığı gibi davacı şirketten 5.298 TL alacağı bulunduğunu, ilk derece mahkemesi bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere müvekkilinin alacaklı konumunda olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerini TTK ve Vergi Usul Kanunu'nda (\"VUK\") hükmedilen usule uygun olarak tuttuğunu ve mahkemeye ibraz ettiğini; bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde müvekkili şirketin davacı ile olan hesap hareketlerinin 320 Satıcılar ve 120 Alıcılar hesap kodları incelenmiş olup ...Satıcılar kodundaki hesap hareketlerinden daha önce de belirttikleri gibi 5.298,02 TL alacaklı olduklarının tespit ve ispat edilmiş olduğunu, bunun da yine beyanlarını onaylar nitelikte olduğunu,  Davacı şirket alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığı için İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrasına göre kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini; davacı şirketin alacağının bulunmadığını kendisine gönderilen e-posta ve ihtarnameler ile bilmekte olduğunu (T.C.Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, Esas No:2019/2299, Karar No:2019/7816, Karar Tarihi :26/06/2019),Davacı şirketin 127.703,66 TL alacağının bulunduğuna ilişkin bütün  iddialarının dayanaktan yoksun ve  farazi olduğunu, gerekçeli kararda da ne sebeple davacının ticari defterlerinin esas alındığına ilişkin hiçbir gerekçe gösterilmediğini, bilirkişi raporunda dahi uyuşmazlığın yalnızca sebebinin belirtildiğini ve cari hesap ekstrelerinde bulunan farklılığa değinilerek işbu borcun var olup olmadığına ilişkin bir kanaate varılamadığını; uyuşmazlık konusunda ilişkin raporlarda yer alan eksikliklerin giderilmediğini, yerel mahkeme tarafından yalnızca davacı defterlerindeki kayıtlara itibar edileceği belirtildiğini ancak hangi sebeplerle davacı defterlerindeki kayıtlara itibar edildiğine dair hiçbir gerekçelendirme yapılmadığını, gerekçeli kararda uyuşmazlığın fiyatlandırma hususunda olduğunun belirtildiğini, ancak uyuşmazlığa dair hiçbir açıklamada bulunmadan davalının iddialarını ispat edemediğinin belirtildiğini; dosyaya sundukları deliller dikkate alınmaksızın verilen işbu kararın açıkça kanuna aykırı olduğunu ve bozulması gerektiğini (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas Numarası: 2016/15564 Karar Numarası: 2018/5473),İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle, istinaf başvurularının kabulüne;  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle %20 kötü niyet tazminatı ve  takip konusu alacağın %10'u oranında para cezası ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine  127.703,66-TL açık hesap alacağı ve 14.364,04-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 142.067,10-TL  alacağın  tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine, yalnızca asıl alacak tutarı olan 127.703,66-TL yönünden eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Davacı yan, taraflar arasında açık hesaba dayalı satış ilişkisi bulunduğunu, takip tarihi itibariyle bakiye 127.703,66 TL bakiye alacağın bulunduğunu, takip öncesi hesap mutabakatı için yapılan girişimlerin olumsuz sonuçlandığını ve ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, başlatılan ilamsız takibe de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürmüş; davalı yan; davacının davalıya 2016 yılında 5712 adet yatak örtüsü sattığını, bu örtülerin birim fiyatının 53,00-TL olması hususunda anlaşıldığını, ancak davacının bu örtüler için birim fiyat 191,80-TL olacak şekilde fatura kestiğinin anlaşıldığını, davacının gönderdiği ihtarnameye bu fark açıklanarak cevap verildiğini, davacı yetkilisi ile yapılan e-mail yazışmalarında da fiyat farkı faturası kesileceğinin bildirildiğini, bu yazışmalarda fiyat hususunda mutabakat sağlanarak ilerleneceğinin belirtildiğini, davacıya kesilen 106.427,51-TL fiyat farkı faturasının davacı tarafından kabul edildiğini, yasal sürede itiraz edilmeyen fatura muhteviyatının kabul edilmiş sayılacağını, davalının kendi defterlerinde davacıya borçlu değil, davacıdan alacaklı göründüğünü savunmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, tarafların ba-bs formları, ihtarnameler ve mail yazışmaları dosya arasına alınmış, taraf defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılarak kök ve ek rapor alınması akabinde tahkikat bitirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri cevap ve aşamalarda verilen beyan dilekçelerindeki savunmaların tekrarı mahiyetinde olup, ayrıca mahkemenin neden yalnızca davacı defterlerini esas alarak davanın kabulüne karar verildiğine dair gerekçelendirme yapmadığı yönündedir.Mahkemece alınan bilirkişi raporundaki mali tespitler kapsamından, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 127.703,66-TL alacaklı göründüğü, davalının ise kendi defterlerine göre davalıdan 5.298,02-TL borçlu göründüğü, davacının düzenlediği satış faturalarından 31/03/2016 tarihli 279,94-TL bedelli fatura haricindeki tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı oldukları, davalının düzenlediği 11/08/2017 tarihli 106.427,51-TL bedelli fiyat farkı faturasının,  30/04/2017 tarihli 162,84 TL bedelli satış faturasının, 17/07/2017 tarihli  6.108,13 TL bedelli iade faturasının,17.07.2017 tarihli 32,45-TL bedelli faturanın, 22/08/2017 tarihli 12.387,19-TL bedelli iade faturasının,  21/11/2017 tarihli 5.328,02 TL bedelli iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Davalı savunmasının aksine davalının kestiği KDV dahil 106.427,51-TL bedelli fiyat farkı faturası davacı defterlerinde yer almadığı gibi, vergi dairesine de beyan edilmemiştir. Bu nedenle davalının fiyat farkı faturasının davacı tarafından kabul edildiğine ve TTK'nun 21 maddesi uyarınca sekiz günlük yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle kabul edilmiş sayıldığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.Davalı tarafından, davacı ile 5712 adet yatak örtüsünün 53,00-TL birim fiyatla satın alınmasına yönelik davacı ile anlaşma yapıldığı ileri sürülmüş ise de mahkeme gerekçeisnde belirtildiği üzere dosyaya bu savunmayı ispatlar herhangi bir delil sunulmadığı gibi,davalı yanın 2016 yılında defterlerine kaydettiği satış faturalarına TTK'nun 21/2 fıkrasında düzenlenen sekiz günlük süre içerisinde itiraz edildiğine dair delil de sunmadığı, dolayısıyla 2016 yılında yapılan satışlar karşılığında düzenlenen fatura içeriklerinin davalı tarafından kabul edilmiş sayılması gerektiği anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan 2017 yılı Aralık ayında yapılmış mail yazışmaları incelendiğinde, davalı çalışanının davacı çalışanına açık hesaptaki farklılığın birim fiyat birim fiyat anlaşmazlığından kaynaklandığını ilettiği ve fiyat farkı faturası kesileceğini bildirdiği, davacı çalışanı tarafından tarafların yatak örtüsü satışının 53,00-TL birim fiyat üzerinden yapılması gerektiğini kabul edildiğine dair bir beyanda bulunmadığı, aksine belirtilen birim fiyat farkının nasıl oluştuğu hususunda inceleme yapılacağının, bu inceleme yapılmadan davalının keseceği fiyat farkı faturasının kabul edilmeyeceğinin belirtiltildiği görülmüş olup, davalı yanın e-mail yazışmaları ile tarafların arasındaki birim fiyat anlaşmasının ispatlandığına yönelik savunması ve istinaf sebebi  yerinde görülmemiştir.Davalı yanın kendi defterlerine tek taraflı kaydettiği yukarıda belirtilen iade faturaları ile satış faturalarının davalı yana tebliğ edildikleri ispatlanamadığı gibi, bu fatura muhtevasının teslim edildiğine dair bir delil de sunulmamıştır. Nitekim davacının defterlerine kaydetmediği bu faturaları vergi dairesine de beyan etmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı yanın kendi defterlerine göre davacıdan alacaklı olduğuna yönelik istinaf sebebi de yerinde değildir. Sonuç itibariyle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.723,44-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.180,86‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.542,58‬‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"833e3a2c86141d8c","SID":"fb76886f94f8a983"}}