{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/519 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1642<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/09/2020 (Dava) -  04/11/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/511 Esas - 2021/966 Karar <br>DAVA\t\t: Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/11/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2021 tarihli 2020/511 Esas ve 2021/966 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı kooperatifin üyeleri olup  dava ile ...' nın kooperatifin 27.08.2020 tarihinde yapmış olduğu genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti aksi halde Kooperatifler Kanunu 53. Maddesi uyarınca bozulmasına, diğer davacıların da aynı genel kurulda alınan kararların Kooperatifler Kanunu 53. Maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmesini istediklerini , davacılar arasında  ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu husus göz önüne alınarak  tek dilekçe ile davanın açıldığını, davalı yapı kooperatifinin 1995 yılında ... adı altında kurulmuş olup, 49 yıl süreli olduğunu, Ana Sözleşmenin \"kooperatif ismine\" ilişkin maddesinin değiştirildiğini ve bu değişikliğin 2000 yılında ilan edilerek kooperatifin şimdiki adıyla bilinmeye başlandığını, davacılardan ... ' nun Genel Kurula davet edilmediğini, davacıya haber verilmeden toplantının yapılarak kararların alındığını, kooperatif üyesinin genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının sınırlandırılamaz haklardan olup toplantıya çağrılmamanın bu hakların kullanılmasının fiilen engellenmesi anlamına geldiğini, Kanunun korumaya aldığı böylesi vazgeçilmez bir hakkın, davacının elinden kooperatifin diğer ortaklarınca zorla alındığını, davacının genel kurula çağrılmayarak, toplantıda alınan kararlara etki etmesi, kooperatif işleyişi hakkında bilgi almasının engellendiğini, davacı ...'nun davalı kooperatifin Genel Kurul Toplantısından tesadüfen haberdar olduğunu ve kendisine de usulüne uygun şekilde çağrı yapılması için iadeli taahhütlü posta ile bildirimde bulunduğunu  ancak bu bildirime hiçbir cevap verilmediğini, bunun üzerine davacı tarafından İzmir 27. Noterliği 07.09.2020 tarih ve ...  yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek kendisine genel kurul çağrısının yapılmamasının usulsüz olduğunu, gündeme madde eklemek istediğini, bu isteklerini de karşılar nitelikte gündem belirleyerek usulüne uygun bir davetiye gönderilmesini istediğini belirttiğini, ihtarnameye de bir cevap verilmediğini, Genel kurula çağrı yapılmaması nedeniyle toplantıda alınan kararlara öncelikle yokluk yaptırımı uygulanması gerektiğini  aksi halde kooperatif kanunun 53. Maddesi uyarınca alınan kararların bozulması gerektiğini, 27.08.2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yoklukla sakat olup bu hususun hiçbir süreye tabi olmadan ileri sürülebileceğini ancak mahkemece aksi düşünülüyorsa davanın Kooperatifler Kanunun 53. Maddesinde belirtilen 1 aylık süre içerisinde açıldığına dikkat edilerek yapılan toplantıda alınan tüm kararların kanunun lafzı ile bozulmasına karar verilmesi gerektiğini, davacılar ... ve ...'e gönderilen davetiyede 02.07.2020, 09.07.2020,16.07.2020 tarihlerinde davacılar ... ve ...in toplantıya çağrıldıkları ancak mazeret bildirmeden gelmedikleri bu nedenle de olağan genel kurul toplantı kararının alınamadığı bu sebeplerle de genel kurula çağrının Denetim Kurulu tarafından yapıldığının belirtildiğini, bu iddiaların tamamen asılsız olup davacıların belirtilen tarihlerde, öncesinde veya sonrasında hiçbir şekilde çağrılmadıkları çağrının usulsüz olduğunu, davacıların davalı yapı kooperatifinde katılmış olduğu son toplantının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Temsilcisi ... gözetiminde 28.06.2019 tarihinde saat 15:00 de kooperatif merkezinde yapıldığını, davalı kooperatifin  kötüniyetli olarak 2019 yılında yapılan Genel Kurul Toplantısını yok saydığını, burada alınan kararları kasıtlı olarak tescil ettirmediğini, 2019 yılında yapılan toplantıda seçilen Yönetim Kurulunun, alınan kararları 15 gün içerisinde tescil ve ilan  etmesi gerekirken bu kanuni sorumluluğu yerine getirmediğini, bu sorumluluktan kurtulmak amaçlı karar defterinin bilinçli olarak kaybedildiğini, bununla da yetinilmeyerek davacılar ... ile ... ... hakkında ilgili defterlerin kaybedildiği iddiaları ile suç duyurusunda bulunulduğunu, söz konusu şikayetlerin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/120610 Sor. numaralı dosyası ve 2019/109957 Sor. numaralı dosyası üzerinden  işleme alındığını ve ilgili suçlamadan dolayı kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, Kooperatifin diğer üyeleri tarafından 2019 yılına ilişkin alınan kararların bilinçli olarak kurulan bu senaryo ile tescil ettirilmediğini, iptale konu genel kurul toplantısına da aynı kötüniyetle yetkisiz kişilerin çağrı yaptığını, davacıların bunun üzerine  öncelikle usulüne uygun karar alınması, davetin yetkili kişiler tarafından yapılması ve gündeme yeni maddelerin eklenmesi talebi ile  posta yoluyla beyanda bulunduğunu ve ardından ihtar çektiklerini ancak bu beyanların karşılık görmediğini, kooperatifin usulüne uygun toplantı yapmadığına  ilişkin İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne bildirim yapıldığını ancak verilen cevapta 2019 yılına ilişkin toplantının tescil edilmemesi halinde,  Ticaret Sicil Gazetesindeki son ilan olan 2018 yılı  kayıtları esas alınacağı bu nedenle de toplantının yapılmasının bu şartlar dahilinde engellenemeyeceği şeklinde yanıt verildiğini, iptale konu Genel Kurul Kararlarının alındığı toplantının, yetkili organ olan 2019 yılı Yönetim Kurulu atlanmak suretiyle Denetim Kurulu adı altında yetkisiz kişiler tarafından çağrılarak yapıldığını, Denetim Kurulu sıfatı altında ... ile birlikte  karar alan ... ' un, esasında Denetim Kurulunda bulunmayan bir kimse olduğunu, 28.06.2019 tarihli toplantıda Denetim Kurulu Asil Üyeliklerine ...nın yanında davacı ...' nun seçildiğini, yedek üyeliklere de ... ve ... isimli şahısların getirildiğini, görüleceği üzere söz konusu davetin yapılması için görevli asıl organ olan Yönetim Kurulunun davet yapmaması halinde, çağrı yapmaya yetkili organ olan Denetim Kurulu üyesinin bizzat davacının kendisi olduğunu, davacıların usulüne uygun olarak çağrılmadıkları Genel Kurul toplantısına yetkisiz kişilerin katıldığı ve alınan kararlarda oy kullandıklarını, usulsüz olarak alınan  kararların ilanı için ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne teslim edilen kooperatif ortak cetveli incelendiğinde usulsüz olarak ..., ..., ... isimli şahısların isminin yazılmış olduğu ve bu kişilerin de toplantıya katılarak alınan kararlarda oy kullandığının anlaşıldığını, Kooperatifler Kanununun 53. Maddesine göre de toplantıya yetkisiz olarak katılıp oy kullanmanın alınan kararların bozulması sonucunu doğuracağını, ayrıca gerek kooperatif ortaklarına usulüne uygun çağrı yapılamaması, gerekse ortak dahi olmayan kişilerin kooperatif genel kuruluna katılıp oy kullanmalarının hukuk düzeninde tezahürünün yokluk olduğunu, usulsüz olarak alınan kararlardan bir diğerinin de  Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyeleri seçilmesi olduğunu, Kooperatifte alınan usulsüz karara göre Yönetim Kurulu Asil Üyeliklerine ..., ..., ... ' in  seçildiği, Ortaklar Defteri incelendiğinde ... ve ... ' in kooperatif üye ve ortağı olmadığı, yetkili yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun olarak kooperatife ortak olarak kabul edilmediklerinin anlaşılacağını, davalı Kooperatif  Ana Sözleşmesinin  43. Maddesinin 1. Fıkrasının 1 numaralı bendinden kooperatif yönetim kurulu asil ve yedek üyesi seçilme şartlarından birinin kooperatif ortağı olmak olduğunun düzenlendiğini, alınan kararın ana sözleşmeye ve Kooperatifler Kanunun 55. maddesine aykırı olduğunu, davalı kooperatifin 1995 yılında kurulmuş olmasına rağmen bugüne kadar amacına uygun herhangi bir girişimde bulunmadığını, geçmiş yıllara ilişkin tüm genel kurul toplantıları incelendiğinde zaman zaman süresi dolan organların yeniden seçilmesi dışında herhangi bir ilerleme kaydetmediğini, son toplantıda ise üyelerden 700,00 TL aidat toplanmasına karar verildiğini, bunun gerekçesinin  ne için kullanacağının belirsiz olduğunu, 2019 yılında yapılan ve yokmuş gibi davranılan Genel Kurulda aidat miktarının  350,00 TL olarak belirlendiğini, 2018 yılında yapılan toplantıda ise aidat miktarının 200,00 TL olarak belirlendiğini, davacılardan ... çağrılmadan diğer davacılara da usulsüz davetiye göndererek yapılan toplantıda aidatlar arttırılarak davacıların mağdur edildiğini, bu nedenle söz konusu davada karar alınıncaya kadar usulsüz toplantıda Yönetim Kurulu Üyeleri seçilen kişilerin bu sıfatlarını kullanarak işlem yapmalarının engellenmesine, bunun sağlanabilmesi için  ... Ticaret Sicil Müdürlüğü ve İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, alınan kararın tescilinin ve bu kişilerin imza sirküleri çıkarmalarının engellenmesine karar verilmesi talebi bulunduğunu belirtmiş, öncelikle dava hakkında karar verilinceye kadar toplantıda Yönetim Kurulu Üyesi seçilen ..., ... ve ...'in un bu sıfatlarını kullanarak  işlem yapmalarının tedbiren engellenmesine, davalı Kooperatifin 27.08.2020 tarihinde yapılan Genel Kurulunda alınan tüm kararların ; davacı ...' nun hiç davet edilmemesi nedeniyle davacı ... 'na ve davacı  ... ...'e yapılan davetiyenin kanun ve ana sözleşmeden yer alan usullere uyulmadan, usulsüz yapılan çağrı nedeniyle, Kooperatif Kanunun 53. Maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'nun diğer davacılar gibi 27/08/2020 tarihinde yapılması kararlaştırılan 2019 yılı olağan genel kuruluna Ana Sözleşmenin 28. maddesine uygun şekilde taahhütlü mektup gönderilmek suretiyle davet edildiğini, çağrı mektubunun davacının Mernis sisteminde kayıtlı ... Mah. ... Sok. No ... ... ... adresine gönderildiğini ayrıca davacının dava dilekçesinde de belirtildiği üzere genel kuruldan haberdar olduğunu, dava dilekçesinde genel kurul çağrısının yetkisiz kişi ve organlar tarafından yapıldığının iddia edildiğini, davalı kooperatifin bir önceki 2018 yılı Olağan Genel Kurulunun 28/06/2019 tarihinde kooperatif merkezinde yapıldığını, buna ilişkin evrak ve defterlerin tescil işlemleri tamamlanmak üzere kooperatifin işlerini hususu vekaletname ile takip eden ... tarafından alındığını, davacılar ... ve ...'nun bilinçli şekilde kooperatiflere ait yönetim kurulu karar defterlerini iade etmeyip tüm irtibatlarını keserek kooperatifi işlemez hale getirdiğini, bu nedenle 28/06/2019 tarihinde yapılan genel kurulun tescil işlemlerinin ilgili kurum nezdinde yapılamadığını, dolayısıyla alınan kararların da yasal hüviyet kazanmadığı için seçilen yönetim kurulu ve denetçilerin göreve başlayamadığını, neticeten imza sirküleri çıkarılamadığı için kooperatif adına hiçbir işlem yapılamadan kaldığını, işlemez hale getirilen kooperatifin tekrar işler hale getirilebileceği hususunda yaklaşan takvim gözetilerek 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılmasının uygun görüldüğünü, bunun üzerine 2020 yılı yönetim kurulu kararları için yeni defter tasdiki yapıldığını, o tarihte yönetim kurulunda bulunan davacı ... ve ...'nun anneleri davacı ... ile boşanma sürecine giren babaları ...'na karşı tavır alarak müşterek imza ile temsil edilen kooperatifin 2020 yılı olağan genel kurulu için çağrı yapılması girişimlerine karşılık vermediğini, genel kurul çağrısı yapılması için yönetim kurulu kararı alınmasına yönelik 02/07/2020 - 09/07/2020 ve 16/07/2020 tarihlerinde yapılan çağrılara karşılık verilmediğini, bunun üzerine yönetim kurulu aracılığıyla çağrı yapılamaması halinde denetim kurulunu görevli kılan Kooperatifler Kanunu Madde 43 ve yine Kooperatif Ana Sözleşmesi Madde 27/2 hükümleri uyarınca hali hazırda denetim kurulu üyeliği devam eden ... ve ...'un müşterek imzası ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvurulduğunu, belirlenen gündem ile yapılması kararlaştırılan 2019 Yılı Olağan Genel Kurulu için Bakanlık temsilcisi görevlendirilmesi talep edildiğini, talep üzerine İl Müdürlüğünün temsilci ... 'ı atadığını, kooperatif üyelerinin usulüne uygun olarak taahhütlü mektupla davet edildiğini ve davaya konu genel kurulun bizzat bakanlık temsilcisinin iştiraki ile usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacıların genel kurul çağrısı üzerine aynı gerekçelerle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvurarak toplantının engellenmesini talep ettiğini ancak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün verdiği cevabi yazıda \" Ticaret Sicil Gazetesi ile yönetim kurulu üyesi ... ve ...'un görevde oldukları \" tespit edilerek genel kurul toplantısına temsilci gönderileceğini bildirdiğini, bunlara rağmen davacıların yönetim kurulu üyesi olarak çağrılmadıklarını gündeme madde eklemek üzere posta ve ihtarname gönderdiklerini ancak bunlar dikkate alınmadığı için davaya konu genel kurulun hak ve yetki gaspı teşkil ettiğini ileri sürdüğünü, gerek posta gerek ise noter kanalıyla gönderilen ihtarnamelerin gün ve saat itibariyle tamamlanan genel kuruldan sonra ulaştığını, ortak olan bu kişilerin hazirun cetvelinde yer aldığı üzere genel kurula katılarak oy kullandığını, bu şahısların ortaklığının Ana Sözleşmenin 11. Maddesi uyarınca yeni bir üye şeklinde değil bu maddede istisna tutulan 17. Madde uyarınca yani ortaklığın devri sureti gerçekleştiğini, ana sözleşmenin 17. Maddesinin 2. Fıkrasının \" yönetim kurulu bu şekilde ortaklığı devralan kişiyi ortaklığa kabulden kaçınamaz\" şeklinde olduğunu, dava dilekçesinde iptal gerekçesi olarak ortak olmayan kişinin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğinin gösterildiğini, üyelik ve ortaklığı ana sözleşme uyarınca gerçekleşen ... ve ...'in genel kurul iradesi ile yönetim kuruluna seçilmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, genel kurulda alınan kararlara ilişkin yapılan son itirazın belirlenen aidat miktarının fahiş olduğu iddiası olduğunu, söz konusu miktarın toplantıya katılan tüm üyelerce müzakere edildiği ve kooperatifin mevcut durumu dikkate alınarak oy birliğiyle kabul edildiğini, davacı tarafın söz konusu miktarın önceki yıllara göre fahiş olduğunu ileri sürdüğünü, davacının kıyas aldığı önceki genel kurulda belirlenen miktarın aylık olmasına rağmen son alınan genel kurul kararında yılık tutarın 3 taksit şeklinde hesaplandığını, dolayısıyla ödemelerin sanki aylık tayin edilmiş gibi yapılan kıyasın hatalı olduğu ayrıca ülke ekonomisindeki daralma ve paranın alım gücündeki düşüş dikkate alındığında aidatın yerinde olduğunun anlaşıldığını, kooperatifte organ seçimi dışında herhangi bir ilerleme kaydedilmediğine yönelik davacı iddiasının soyut olup cevap verilebilir bir somutluk taşımadığını, ihtiyati tedbir talebi ile hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...davacı tarafça,  davalı kooperatifin 27/08/2020 tarihinde yapılan 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların  yok hükmünde olduğu ve iptali gerektiğinden bahisle alınan kararların yokluğunun tespiti ve  iptaline karar verilmesine yönelik Mahkememize dava açıldığı, genel kurul toplantı tarihi ile dava tarihi göz önüne alındığında Kooperatifler Kanunun 53. maddesinde düzenlenen 1 aylık yasal hak düşürücü sürenin dolmadığı ve davanın yasal süresinde açıldığı, davacıların davalı kooperatifin üyesi olduğu,  davacı kooperatifin 9 ortağının bulunduğu, dava konusu genel kurul toplantısına 5 ortağın asaleten 1 ortağın vekaleten olmak üzere  ortağın katıldığı 1163 sayılı yasanın 45. maddesinde düzenlenen toplantı nisabının sağlandığı, 1163 sayılı yasanın 53. Maddesinde  \" ...toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri;  Yönetim Kurulu  ve kararların yerine getirilmesi Yönetim Kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarını mucip olduğu takdirde bunların her biri ... \"  nin  genel kurul kararları aleyhine dava açabileceklerinin düzenlendiği, davacılardan ...' nun  dava konusu edilen genel kurula katılmadığı ancak  davacı tarafça davacı ...’nun, genel kurul toplantısına çağrılmadığının iddia edildiği, davacı ile ilgili çağrı yazısının, davacının kooperatife bildirilen, daha önceki yazışmalarda kullanılan ve dava dilekçesinde de kayıtlı olan adresine gönderildiği, çağrı yazısının davacı ...’na ulaşmamasında, davalı kooperatifin bir ihmal ve kusurunun bulunmadığı ve davacı ... yönünden çağrı usulsüzlüğünün söz konusu olmadığı bunun yanında çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak iptal davası açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacağı, çağrıdaki usulsüzlüğün bir butlan sebebi olmadığı, davet edildikleri halde genel kurul toplantısına katılmayan ... ile ... ...’in, genel kurul kararlarının iptali için dava açmalarının mümkün olmadığı ancak 1163 sayılı yasanın 53. Maddesi uyarınca, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin toplantıya ve karara katılmış bulunduğunu iddia eden davacılar açısından alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı oldukları ileri sürülerek iptalleri için açılacak davada  gerekli olan red oyu ve muhalefet şerhi koşulunun aranmayacağı  ve söz konusu davacılar açısından iptal davası açma koşullarının oluştuğu, 27.08.2020 tarihinde yapılan dava konusu genel kurul toplantısının , 28.06.2019 tarihinde yapılan genel kurulun tescil ettiril(e)memesi, 14.05.2018 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen Yönetim Kurulunun toplanıp, karar alamaması nedeniyle, 14.05.2018 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen denetçilerin çağrısı ile gerçekleştirildiği,  2019 yılına ait Karar Defterinin saklanması ya da kaybedilmesi nedeniyle, 28.06.2019 tarihinde yapılan genel kurulun tescil ettirilmediği ya da ettirilemediği, bu nedenle anılan genel kurulda seçilen yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevlerine başlayamadıkları, 14.05.2018 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen yönetim kurulunun ise, aile içi husumet nedeniyle toplanıp, karar alamadığı bu durumda  14.05.2018 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen yönetim ve denetim kurullarının çağrı için yetkili olduğu , yönetim kurulunun görevini yapmaması/yapamaması halinde denetim kurulunun, genel kurulu toplantıya çağırabileceğinin kabul edilebileceği, davacı tarafça Kooperatif ortağı olmayan ..., ... ve ... isimli  kişilerin genel kurul toplantısına katılıp, oy kullandığı  iddiasında bulunulduğu ,...’in önceki ortak ...’nın hissesini devralarak kooperatif üyesi olduğu,  ... ve ...’in de ortaklardan birden fazla paya sahip ...’nun  hisselerinden ikisini devralarak  kooperatif üyesi oldukları, ortaklık devirlerinin  ,1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 14. maddesi ile Ana Sözleşmenin 17. maddesinde düzenlendiği , söz konusu düzenlemelere göre  ortaklığın yazılı olarak yönetim kuruluna bildirilmek suretiyle, ortaklık şartlarına haiz olan kişilere devredilebileceği , Yönetim kurulunun, ortaklık şartlarına haiz olmak kaydıyla, devir alan kişiyi ortaklığa kabul etmek zorunda olduğu , devir halinde eski ortağın tüm hak ve yükümlülüklerinin, devir alana geçtiği, 03.01.2020 tarih ve 2020/1 sayılı karardan, ... ile ... arasındaki ortaklık devrinin Yönetim Kuruluna bildirildiğinin anlaşıldığı , ... ile ... ve ... arasındaki ortaklık devirlerinin Yönetim Kuruluna bildirildiğinin de, 06.01.2020 tarih ve 2020/2 sayılı kararla sabit olduğu , Yönetim Kurulunun karar alamamış olmasının devir alanların ortaklık haklarını kullanmalarına engel olmadığı bu hususlar göz önüne alındığında  genel kurul tarihi itibariyle ..., ... ve ...’in kooperatif ortağı oldukları ve genel kurul toplantısına katılma ve oy kullanma haklarının bulunduğu, genel kurul çağrısının usulsüz olduğundan bahisle davacıların genel kurul kararlarının iptali için dava açabileceklerinin kabul edilmesi halinde, talebin kabul edilebilmesi için genel kurulda alınan kararların yasa ve ana sözleşme hükümleri ile iyi niyet esaslarına aykırı olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği, genel kurul tutanağı üzerinde yapılan incelemede, gündemin 9 maddeden ibaret olduğu tüm kararların oybirliği ile alındığının görüldüğü, aidatların belirlendiği 8. madde dahil, genel kurulda alınan kararların, yasa ve ana sözleşme hükümleri ile iyi niyet esaslarına aykırı olarak nitelendirilemeyeceği...'' gerekçesiyle; ''...Davanın REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece davalı tarafından yapılan savunmaya itibar edildiğini, müvekkili ...'ye toplantıya çağrı davetiyesinin kayıtlı adrese yapıldığını varsayıldığını, bu gerekçeyle de kendisine çağrı yapılmadığı iddialarının haksız bulunduğunu, yerel mahkemeye, bu konuda defalarca PTT'ye müzekkere yazılarak ilgili davetiyenin neden müvekkiline teslim edilmediği, teslim için adrese gidilip gidilmediği hakkında bilgi sorulması istendiğini ancak Mahkemenin, davada müvekkili ... için en önemli ve onun açısından dosyayı çözüme kavuşturacak en önemli delili ısrarla dava dosyasına getirtmediğini, bu yönüyle eksik inceleme yaparak, davalı ve bilirkişi yönlendirmesiyle de davanın reddine karar verdiğini, oysaki ilgili davetiyeye müvekkilinin adresinin doğru yazılmadığını ve bu nedenle evrağın müvekkiline teslim edilmediğini ve müvekkilinin de bu toplantıdan süresi içerisinde haberdar edilmediğini, davalının kasıtlı olarak müvekkilinin sokak ve mahalle bilgilerini doğru şekilde doldurmayarak esasında davetiyenin ulaşmasını engellediğini, davalının  yanlış adres bildirmesi nedeniyle davetiyenin müvekkiline ulaşmamasında müvekkiline yükleyecek herhangi bir kusur da bulunmadığını,  davacının dava sebebi Genel Kurul Toplanması ve Gündem Belirlenmesi Kararının, çağrının yetkili olmayan kişiler tarafından yapılmış olması olup dava Konusu Genel Kuruldan bir önceki dönemki olağan Genel Kurul, 2019 yılında yapıldığını ve bu toplantıda yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini, bunlardan birinin de davacı müvekkili ... ... olduğunu, bu genel kurul defterinin kasıtlı olarak yok edildiğini, suç müvekkillerine atılmak istenmiş olup savcılığın vermiş olduğu karar neticesinde dosyanın kapandığını, bu evreden sonra davaya konu Genel Kurul'a çağrı için Yönetim Kurulu toplantısına müvekkili ... ...'in çağrılmadığını, çağrının doğrudan 2018 yılının Denetim Kurulu üyeleri tarafından yapıldığını, uyuşmazlığın yeni Yönetim Kurulu seçilmişken eski Denetim Kurulu'nun toplantıya çağrı yapma hakkının olup olmadığı noktasında toplandığını, bunun yanı sıra 2019 yılına ait Yönetim Kurulunun tescil edilmemesinde hangi tarafın kusurlu olduğu, göreve başlamak için Yönetim Kurulu'nun Ticaret Sicil'e tescil edilmiş olmasının zorunluluk olup olmadığının tartışmalı diğer iki konu olduğunu, Mahkemenin bu konuları hiçbir yasal dayanak sunmadan çözümlediğini, mahkemenin özellikle kooperatifin ortaklık yapısı, ortakların sayısı, ortakların pay adetlerinin neye göre belirlenmiş olduğunun ortaya çıkarılması yönündeki taleplerine kulağını kapatıp davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davanın esası hakkında karar verebilmek için ortaya çıkarılması gereken, toplanması gereken delilleri toplamadığını eksik inceleme yaparak davanın reddine karar  verdiğini, yine dava konusu edilen bir diğer karar ise yapılan toplantıda Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeliklerine getirilen kişilere ilişkin olup Kooperatif Kanununda açıkça yazdığı üzere bu kurullara kooperatife ortak olmayan kişilerin seçilmesinin mümkün olmadığını, ancak pay adetleri hesabını yerel mahkeme ısrarla tespit ettirmediği için, sözde pay devirleri ile kişilerin ortak olduğu sonucuna varıldığını ve bu kişilerin de kurullara seçilebileceğine hatalı olarak hükmettiğini, bunun yanı sıra payını devreden kişinin birden fazla pay adedi olduğu kabul anlamına gelmemek şartıyla bir an için düşünülse dahi, payı devralan kişilerin ortak sayılabilmesi için yetkili yönetim kurulunun kararının gerekli olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne ve yargılama gideri vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, davalı kooperatifin 27/08/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yokluğunun tespiti, aksi halde genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br> 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 98. maddesinde \"Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>6102 sayılı TTK’nın 414/1 maddesinde; ''Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.<br>6102 sayılı TTK’nın ''iptal sebepleri'' başlıklı 445. maddesinde; ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.'' düzenlemesine yer verilmiştir.<br>6102 sayılı TTK’nın ''iptal davası açabilecek kişiler'' başlıklı 446/1-b maddesinde; ''Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...'' düzenlemelerine yer verilmiştir.<br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 43. maddesinde;  “Yönetim kurulu veya ana sözleşme ile bu hususta yetkili kılınan diğer bir organ ve gerektiğinde denetçiler kurulu, ortağı olduğu üst birlik ve tasfiye memurları genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahiptirler. Ancak genel kurul yukarıda belirtildiği şekilde toplanamadığı takdirde ilgili bakanlık genel kurulur toplantıya çağırma yetkisine sahiptir.” düzenlemesine yer verilmiştir. 43. maddede genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi bulunanlar düzenlenmiştir. Bunlar dışında çağrıda bulunanların çağrısıyla toplanan genel kurul kararları yoklukla malul sayılacaktır.<br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesinde; “Aşağıda yazılı kimseler kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurabilirler. 1. Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri; 2. Yönetim Kurulu; 3. Kararların yerine getirilmesi Yönetim Kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarını mucip olduğu takdirde bunların her biri; Bozma davasının açıldığı ve duruşmanın yapılacağı gün, Yönetim Kurulu tarafından usulen ilan olunur. Birinci fıkrada yazılı bir aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya başlanılamaz. Birden fazla bozma davası açıldığı takdirde, davalar birleştirilerek görülür. Mahkeme, kooperatifin isteği üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın mahiyet ve miktarını belirtmek mahkemeye aittir. Bir kararın bozulması bütün ortaklar için hüküm ifade eder.” düzenlemesine yer verilmiştir.<br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 45/2-3 maddesinde; “Genel kurul, ana sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı ana sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır.” düzenlemesine yer verilmiştir. 1163 sayılı Kanunun 45. maddesine göre kanunda öngörülen asgari toplantı ve karar yeter sayısına uyulmadan karar alınması bir yokluk halidir. İlgili maddenin üçüncü fıkrasına göre toplantı nisabı ana sözleşmede belirtilir; yapı kooperatiflerinde ise ortakların en az dörtte birinin şahsen veya temsilen hazır bulunmaları zorunludur. Dolayısıyla toplantı ve karar yetersayılarına uyulmaksızın gerçekleştirilen toplantıda alınan kararların hükümsüzlüğü gündeme gelecektir. Kanunun emredici olarak düzenlediği nisaplara aykırı kararların yok hükmünde olduğunu yeterli toplantı ve karar nisabı sağlanmaksızın alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul  kararı yok hükmünde kabul edilmelidir. Toplantı nisabı, yani kurucu unsur eksikliği iptale veya butlana değil, yokluğa yol açan bir unsurdur.<br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 51/1 maddesinde; “Kanun veya ana sözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur” düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Davalı kooperatif ana sözleşmesinin 33. maddesinin 1. fıkrasında; “Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlk ve müteakip toplantılarda aynı nisap aranır”; 2. fıkrasında ise; “Genel kurulda kararlar, ortakların en az 1/4'nün hazır olması şartıyla oylama sırasındaki mevcudun yarıdan  fazlasının  oyu  ile  alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Tüm bu düzenlemeler emredici niteliktedir ve bu düzenlemelere  aykırı nitelikteki genel kurul kararları, yok hükmündedir. Bu kararların yok hükmünde olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacaktır. <br>Davacılardan ...' nun  genel kurul toplantısına çağrılmadığının iddia edildiği, davacı ile ilgili çağrı yazısının, davacının kooperatife bildirilen, daha önceki yazışmalarda kullanılan ve dava dilekçesinde de kayıtlı olan adresine gönderildiği, çağrı yazısının davacı ...’na ulaşmamasında, davalı kooperatifin bir ihmal ve kusurunun bulunmadığı, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere \"davacı ...'nun davalı kooperatifin Genel Kurul Toplantısından tesadüfen haberdar olduğunu ve kendisine de usulüne uygun şekilde çağrı yapılması için iadeli taahhütlü posta ile bildirimde bulunduğunu  ancak bu bildirime hiçbir cevap verilmediğini, bunun üzerine davacı tarafından İzmir 27. Noterliği 07.09.2020 tarih ve ...  yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek kendisine genel kurul çağrısının yapılmamasının usulsüz olduğunu, gündeme madde eklemek istediğini, bu isteklerini de karşılar nitelikte gündem belirleyerek usulüne uygun bir davetiye gönderilmesini istediğini belirttiğini, ihtarnameye de bir cevap verilmediğini,\" beyan edildiği, bu durumda davacı ...’nun  toplantıdan haberdar olduğu ve toplantı gününün kendisine tebliğ edilmesini posta yoluyla ve noter ihtarıyla talep ettiği halde, toplantıya çağrının usulsüz olduğunu ileri sürerek dava açmasının TMK'nın 2. maddesindeki iyi niyet kuralına aykırı bulunduğu, bu durumda davacı ... yönünden çağrı usulsüzlüğünün söz konusu olmadığı, davacıların davalıya gönderdikleri yukarıda belirtilen ihtarname içeriğinde davacılar ... ve ...'e 27/08/2020 tarihinde  yapılacak toplantı tarihinin ve yerinin bildirildiği davetiye gönderildiğini, bunun üzerine kendilerinin de 26/08/2020 tarihli noter ihtarı ile yukarıda belirtilen hususlarda  talepte bulunduklarını belirttikleri;  kaldı ki 1163 sayılı Kanunun 53. maddesine göre çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak iptal davası açma hakkı vereceği, çağrı usulsüzlüğünün tek başına iptal sebebi olmadığı, ayrıca alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun iddia ve ispat edilmesi de gerektiği;  davacılardan ... ve ...’e dava konusu toplantıya çağrı usulüne uygun olarak yapıldığı, davet edildikleri halde genel kurul toplantısına katılmayan davacılar yetkili olmayan organ ve kişiler tarafından davetiye gönderilmiş olduğu iddiası ile çağrının usulsüz olduğunu iddia etmiş iseler de dosya kapsamına göre yapılan çağrının  yetkili kişilerce yapılmış sayılması gerektiği anlaşılmıştır.<br>...’in İzmir 17. Noterliğince düzenlenen 30/12/2019 tarihli \"Kooperatif hisse Devri\" sözleşmesi ile  önceki ortak ...’nın hissesini devralarak kooperatif üyesi olduğu,  ... ve ...’ in de ortaklardan birden fazla paya sahip ...’nun  hisselerinden ikisini 10/11/2019 tarihli \"Kooperatif hisse Devri\" sözleşmesi ile devralarak  kooperatif üyesi oldukları, ortaklık devirlerinin,1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 14. maddesi ile Ana Sözleşmenin 17. maddesinde düzenlendiği, söz konusu düzenlemelere göre ortaklığın taraflar arasındaki yazılı anlaşma ile devredilebileceği, devreden veya devralan ortağın devir hususunu  yazılı olarak yönetim kuruluna bildirilmesi halinde, yönetim kurulunun ortaklık şartlarına haiz olmak kaydıyla, devir alan kişiyi ortaklığa kabul etmek zorunda olduğu; dosya kapsamına göre ortaklığı devralan kişilerin ortaklığa kabullerine engel hallerinin bulunduğu yönünde bilgi belge veya herhangi bir iddianın da bulunmadığı; ortaklık payının  deviri halinde eski ortağın tüm hak ve yükümlülüklerinin ortaklık payını devir alana geçtiği, 03/01/2020 tarih ve 2020/1 sayılı karardan, ... ile ... arasındaki ortaklık devrinin Yönetim Kuruluna bildirildiğinin anlaşıldığı, ... ile ... ve ... arasındaki ortaklık devirlerinin Yönetim Kuruluna bildirildiğinin de, 06/01/2020 tarih ve 2020/2 sayılı karar içeriğinden anlaşıldığı; kaldı ki, Yönetim Kurulunun karar alamamış olmasının devir alanların ortaklık haklarını kullanmalarına engel olmadığı bu hususlar göz önüne alındığında  genel kurul tarihi itibariyle ..., ... ve ...’in kooperatif ortağı oldukları ve genel kurul toplantısına katılma ve oy kullanma haklarının bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Kanunun öngördüğü çerçevede genel kurul toplantısı gerçekleştirilmeksizin, bir araya gelinerek karar alınması, genel kurulun toplantıya, kanuna ve  ana sözleşmeye göre yetkili olmayanlar tarafından davet edilmesi hâllerinde,  meydana gelmiş bir karar olmayacağından, alınan karar yoklukla malul olacaktır.<br>  Davalı kooperatifin 28/06/2019 tarihinde yapılan genel kurulun tescil ettirilememesi, 14/05/2018 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen yönetim kurulunun toplanıp, karar alamaması nedeniyle, iptali istenen genel kurul çağrısının 14/05/2018 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen denetçilerin çağrısı ile gerçekleştirildiği,  2019 yılına ait Karar Defterinin saklanması ya da kaybedilmesi nedeniyle, 28/06/2019 tarihinde yapılan genel kurulun tescil ettirilmediği ya da ettirilemediği, bu nedenle anılan genel kurulda seçilen yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevlerine başlayamadıkları, 14/05/2018 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen yönetim kurulunun ise,  husumet nedeniyle toplanıp, karar alamadığı bu durumda 14/05/2018 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen yönetim ve denetim kurullarının çağrı için yetkili olduğu, yönetim kurulunun görevini yapmaması/yapamaması halinde denetim kurulunun, genel kurulu toplantıya çağırması usule uygun bulunmuştur.<br>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/120610 sayılı soruşturma dosyasında; müştekinin ..., şüphelinin ... ... olduğu, suç tarihinin 12/07/2019, suçun hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu olduğu, şüphelinin kooperatife ait yönetim kurulu karar defterlerini 28/06/2019 tarihinde alarak iade etmediği hususunun ileri sürüldüğü, yapılan soruşturma sonucunda “ileri sürülen hususların güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarını taşımadığı, defter yahut belgelerin kaybolması durumunda usulüne uygun olarak ihtar edilerek yenilerinin oluşturulabileceği, kamu adına kovuşturulacak suç ve suçlunun bulunmadığı” gerekçesiyle 20/12/2019 tarihli Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair kararın verildiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki iddiaya göre ve savcılığa suç duyurusunda da belirtildiği üzere davacılardan ...'e kararın imzalanması için gidildiği onun da defteri diğer davacıya imzalatmak için aldığını, ... isimli muhasebeci çalışanın defteri imza için davacıya bıraktığı ancak defterin iade edilmediği için tasdik edilemediği, arkasından  karar defterinin iade edilmesi istenmesine rağmen iade edilmediği, teslim alındığı hususunun inkar edildiği iddia edilmiştir.<br>İzmir 4. ATM 24/12/2020 tarihli, 2019/485 Esas-2020/710 Karar sayılı kararı ile 2019 yılı yönetim kurulu defterinin zayine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.<br>Toplantı tarihinde davalı kooperatifin 9 ortağının olduğu, dava konusu toplantıya davacılar dışında 6 ortağın katıldığı, KK’nın 45. maddesi ve ana sözleşmenin 33. maddesi gereğince toplantının yapılabilmesi için kayıtlı ortakların en az 1/4’ünün şahsen veya temsilen katılması gerektiği, bu rakamın toplantı için üç olduğu, olayda toplantı nisabının sağlandığı, kararların tamamının oy birliğiyle alındığı için karar nisabının da oluştuğu; belirtilen yönden genel kurul kararının iptali koşullarının bulunmadığı kaldı ki1163 sayılı KK'nun 53/1 maddesine göre Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden davacıların ileri sürdükleri bu sebep yokluk değil, iptal sebebi olarak değerlendirilebilecektir.  İptali istenen genel kurulda tüm kararların oybirliği ile alındığını, toplantı ve karar nisapları yönünden herhangi bir usulsüzlüğe rastlanmadığı; diğer taraftan genel kurulda alınan kararların iptali ancak kanuna, ana sözleşmeye ya da dürüstlük kurallarına aykırılığı hâlinde söz konusu olacağından, bu yönde de tespit yapılamadığından iptal koşullarının da oluşmadığı anlaşılmıştır.<br>Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yukarıda belirtilen gerekçe ile toplantı çağrısının denetim kurulu üyeleri tarafından yapılmasının usulsüzlük teşkil etmediği, toplantıya katılanların üye sıfatını taşıdığı, toplantı ve karar nisabı kuralının ihlal edilmediği, genel kurulda alınan kararların yok hükmende sayılamayacağı; diğer taraftan davacıların davalarına gerekçe yaptıkları usulsüz çağrı hususunun tek başına alınan kararların iptalini gerektirmeyeceği,  genel kurul tutanağı üzerinde yapılan incelemede, gündemin 9 maddeden ibaret olduğu; tüm kararların oybirliği ile alındığının görüldüğünü, aidatların belirlendiği 8. madde dahil, genel kurulda alınan kararların, yasa ve ana sözleşme hükümleri ile iyi niyet esaslarına aykırı olarak nitelendirilemeyeceği, genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun iddia ve ispat edilemediği, genel kurul kararının iptali koşullarının da oluşmadığı; Mahkemece verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, tüm istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacılar vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2021 tarihli 2020/511 Esas ve 2021/966 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; <br>Davacı ...'ndan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 368,30-TLnin davacı ...'ndan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>Davacı ...'ndan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 346,90-TLnin davacı ...'ndan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>Davacı ...'ndan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 346,90-TLnin davacı ...'ndan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07/11/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"64e1b00ca8e5b489","SID":"13e549adc06345e6"}}