{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>\t    T.C.<br>\tSAMSUN<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>            2. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1592 <br>KARAR NO\t: 2024/1886<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  <br>ÜYE\t\t: ...  <br>ÜYE\t\t: ....<br>KATİP\t\t: ... <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/10/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/1230 E. 2024/1164 K.<br><br>DAVACI\t\t: ... <br>VEKİLİ\t\t: ...<br>DAVALI\t\t: ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 25/05/2024<br>KARAR TARİHİ\t\t: 26/12/2024<br>KARARIN YAZILMA<br>TARİHİ\t\t: 27/12/2024<br>\t Terme 1. Asliye Asliye Hukuk Mahkemesi ile Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin  ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi,<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDavacı vekilinin 27/05/2024 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; \"13.01.2024 tarihinde davacı müvekkil şirkete ait ... plakalı araç ile davalının sahibi ve sürücüsü olduğu ... plakalı araç arasında ... İli ... ilçesinde gerçekleşen kaza neticesinde müvekkiline ait araçta hasar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, gerçekleşen kaza nedeniyle müvekkili şirketin aracında değer kaybı meydana gelmiş olup, aracın onarım sürecinde aracı kullanamadığından oluşan hak mahrumiyeti  zararların tazmin edilmesi gerektiğini, kaza sonrası davalı aracın ZMM sigorta şirketince eksper atandığını ve eksperce hazırlanan rapora göre müvekkiline ait araçta 333.650,89 TL hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, davalının aracının ZMM... şirketine yapılan başvuru neticesinde sigorta şirketi tarafından poliçe limitleri dahilinde 91.784,76 TL değer kaybı ödemesi yapılarak poliçe limitinin tüketildiğini, bu nedenle müvekkilinin bakiye kısmın tazmini ve aynı zamanda müvekkili şirketin aracındaki hak mahrumiyeti talepleri amacıyla işbu davanın açılması gerektiğini, meydana gelen hasara bağlı olarak müvekkiline ait araçta değer kaybı oluştuğunu, müvekkiline ait ... plakalı araç ... model... marka araç olup, kaza tarihindeki ikinci el piyasa bedelinin yüksek olduğunu, bu nedenle Sayın Mahkemece davaya konu... plakalı araçta gerçekleşen değer kaybı bedelinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 25.03.2022 tarih 2021/21252 Esas, 2022/5913 Karar sayılı kararı, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı istemine ilişkin olup değer kaybı ile ilgili emsal nitelikte davalarda uygulama alanı bulduğunu, Yargıtay uygulamasına göre değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmakta olduğunu, dolayısıyla iş bu karar sonrası bu metoda göre hesaplama yapılması gerektiğini, TBK Md. 49'a göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.<br>'' denilmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile belirtildiği üzere, meydana gelen araç mahrumiyeti bedelinden (belirsiz alacak) zarara kusuru ile sebep olan sorumlu olduğunu, bu nedenle davalının ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, müvekkiline ait aracın karşı araç sürücüsünün tamamen kusuru nedeniyle kazaya uğradığını, söz konusu kaza nedeniyle müvekkiline ait aracın onarım işlemlerine hemen başlanmış olup onarım işlemleri boyunca müvekkilinin aracını kullanamadığını, kaza sebebiyle müvekkili aracında ortaya çıkan araç mahrumiyeti bedelinin tespitinin bu konuda uzman bilirkişiler marifetiyle tespit edilebileceğinden Sayın Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, araçlarda meydana gelen araç mahrumiyet/kazanç kaybı bedelinin belirsiz alacak olduğu hususu olduğunu, işbu dilekçe  kapsamında yer alan araç mahrumiyet/ kazanç kaybı bedeli de yine bu nedenle belirsiz alacak olduğunu, bu hususun Yargıtay 1. hd e. 2021/2394, K. 2021/4907 sayılı kararında; dava konusu aracın ve ticari plaka hat bedelinin dava tarihindeki değeri mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesine bağlı olabileceğine göre, dava değerinin dava açarken tam ve kesin olarak davacı tarafından belirlenmesi mümkün bulunmadığından, davanın belirsiz alacak davası olduğunda tereddüt bulunmadığını, ne var ki mahkemece bu yönde bir işlem yapılarak dava değeri belirlenmediği gibi harçta ikmal edilmeden sonuca gidildiğini, hâl böyle olunca, dava konusu isteklerle ilgili gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak dava değerinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.<br>\" denilmek suretiyle araç mahrumiyetine ilişkin alacağın bilirkişi incelemesi gerektirmesi sebebiyle belirsiz alacak olarak açılması gerektiğini belirttiğini, anılan Yargıtay kararı dikkate alındığı takdirde görüleceği üzere, kaza sebebiyle meydana gelen  araç mahrumiyetine ilişkin alacakların belirsiz alacak olduğunun açık olduğunu, işbu sebeple, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olduğunu, huzurdaki davadaki trafik kazasından kaynaklı tazminat taleplerinde olduğu gibi haksız fiilden kaynaklı davalarda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olup; bu tür davalarda haksız fiilden zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunu, dava sürecinde karşı tarafın mevcut durumunda bir değişiklik meydana gelmesi halinde müvekkili lehine hükmedilecek bir tazminatın tahsili zor ve imkansız hale gelebileceğinden İİK 257- 267 maddeleri gereğince davalı adına kayıtlı ve dava konusu... plakalı araç üzerine dava kesinleşinceye kadar teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>\tTerme 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Davanın; ticaret şirketi olduğu anlaşılan davacının ticari aracının karıştığı trafik kazası sebebiyle tazminat istemine ilişkin olduğu, bahse konu fiilin davacının ticari işletmesine ilişkin olduğu bu  minvalde davanın 6102 sayılı Kanun'un 3.maddesi gereği mutlak ticari dava olduğu ve davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.<br>\tSamsun Asliye Ticaret Mahkemesi; \" .... plakalı aracın maliki olan davacı davalı  sevk ve idaresindeki... plakalı aracın kusuruyla sebebiyet verdiği trafik kazası sebebi ile aracında meydana gelen değer kaybı ve aracın onarım süresince kullanılmamasından kaynaklanan araç mahrumiyet tazminatını istemiş olup  taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ve davalı arasındaki hukuki ilişki haksız fiilden doğmuştur.  Bu nevi davaların mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. Davacı tüzel kişi tacir olduğuna göre, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için, öncelikle davalının dava tarihinde tacir olup olmadığına ve akabinde uyuşmazlığın onun ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğup doğmadığına bakılması gerektiği, ... plakalı aracın tescil kaydında kullanım şekli ve  amacı yolcu nakli - hususidir. Bu durumda davacı aracı hususi kullanım  niteliğinde  araç olduğundan TTK'nun 4/1. maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı, davacının haksız fiile dayalı olarak açtığı işbu davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu, \"  gerekçesiyle  karşı yönde görevsizlik kararı verilmiştir.<br>\t6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.  <br>\tTicari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. <br>Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.\t<br>\tNispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava  haline  getirmez.\t <br>\tÜçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.<br>Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.<br>\tTürk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.\" düzenlemesi getirilmiştir.<br>\tTTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>\t5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar  Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.<br>\t19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. <br>\tVergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise  ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.<br>\tBir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.<br>\tDava, haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup Taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmamasına, dava konusu aracın ticari araç olmayıp, davalının  tacir  olduğuna ilişkin bir belirlemenin bulunmamasına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın Terme 1. Asliye Hukuk Mahkemesi görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.<br><br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\t6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Terme 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,<br>\tHMK'nın 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/12/2024<br><br>\tBaşkan...\t\tÜye...\t\tÜye..\t\tKatip..     <br> \te-imzalı\t\te-imzalı\t\te-imzalı\t\te-imzalı<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b6009bb6b66bf6b","SID":"e041309d17fcef63"}}