{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>                   T.C.<br>                SAMSUN<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         2. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/1449 <br>KARAR NO\t: 2024/1791  <br><br> <br>\t\tT Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>\t\t     İ S T İ N A F   K A R A R I <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/10/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/1327 ESAS  2024/1224 KARAR<br><br>DAVACI \t\t:...<br>VEKİLLERİ\t\t: ...\t<br>DAVALI \t\t:... <br>VEKİLİ\t\t: ..<br>DAVA\t\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t\t: 10/10/2023<br>KARAR TARİHİ\t\t: 06/12/2024<br>KARARIN YAZILMA <br>TARİHİ                            \t : 09/12/2024<br><br>\tTazminat istemine ilişkin olarak ihbar üzerine açılan davada Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) ile Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonunda: <br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... merkezde kurulu inşaat ve ticaret işleri ile iştigal eden bir şirket olduğunu, ... da şubesi bulunan müvekkil şirketin ...almış olduğu inşaat işleri için ... istisna akdi kapsamında inşaat işçisi de götürdüğünü, davalı işçi ile müvekkil şirket arasında 06/03/2019 tarihinde iş akdinin imzalandığını, şantiye şefi olarak ... bulunan şirket bünyesinde çalıştığını, işçi işe alındığı tarihten işten ayrılacağı ana kadar işverene karşı rekabet yapamayacağını, zira söz konusu zaman parçası içinde yapılmış rekabetin sadakat borcuna aykırılık oluşturduğunu, rekabet etmeme borcunun ise işçinin öteki borçları gibi her iş sözleşmesi için söz konusu olan borçlardan olmadığını, iş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülük olduğunu, bu durumda işçi ve işveren arasında bu yönde bir sözleşme olmasa dahi işverence tazminat istenebileceği düzenlenmiş ve kabul edildiğini, davacının teknik, ticari ve çalışma düzenine ilişkin iş sırlarına nüfuz eden konumu sebebiyle iş sözleşmesi devamı süresince ve bitmesi halinde sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ile işverenle rekabet edebilecek işler yapması halinde işçinin işverene cezai şart ödeyeceği öngörüldüğünü, davalının mesai saatleri içinde ve dışında, yanına şirket çalışanlarında halihazırda müvekkil şirket nezdinde kendi emrinde çalışan işçilerden ekip oluşturarak ...bulunan farklı işyerlerinde kaçak çalışma yaptığını tespit edildiğini, kaçak çalışmalarının bir bölümü... adlı şirkette yaptığını, farklı şirketlerde de çalışmalar yapılmış olabilme ihtimalinin söz konusu olduğunu, iş akdi sona erdikten sonra bir kısım tespitler yapılabildiğini, taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde iş sözleşmesinin devamı sırasında ve sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ile benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene 2 asgari ücret tutarının bir yıllık karşılığı cezai şart ödeneceğinin öngörülmesi nedeniyle müvekkil işverenin davalıdan cezai şart olarak 321.948,00 TL'nin tahsili talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 06/03/2019 - 12/07/2023 tarihleri arasında davacı şirket bünyesinde ...ile ... arasında imzalanan anlaşmaya uygun olarak ... Federal Cumhuriyeti'nde çalışmak için sabit maaşlı ve düz inşaat işçisi (kalıpçı) olarak işe girdiğini, çalıştığı süre boyunca herhangi bir idari konumu bulunmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olması için işverenin korunmaya değer menfaatinin bulunması öncelikli şart olduğunu, müvekkilinin yaptığı işin niteliği gereği işverenin müşteri çevresinin veya ticari sırlarını öğrenebilmesi mümkün olmamakla birlikte bunların velev ki bilinmesi halinde dahi bu bilgilerin kullanılması işverene önemli ölçüde zarar verebilecek nitelikte olması diğer şart olduğu, müvekkilinin iş tanımı gereği bu şartların gerçekleşmediğini, davacı şirketin, davalının şantiye şefi olduğuna ilişkin beyanları gerçeğe aykırı olup  resmi belgelerde de görüleceği üzere şantiye şefinin ... olduğunu, davalı müvekkilinin şantiye şefi olmadığı davacı tarafından sayın mahkemenin dosyasına sunulan 06.03.2023 tarihli sözleşme ile sabit olduğunu, buna rağmen davacı şirket tarafından gerçeğe aykırı beyanlarla işçilik alacakları ve tazminatları dahi henüz ödenmemiş ve mağdur edilmiş olan davalı müvekkilden tarafımızca anlaşılamayan şekilde tazminat talep edildiğini, kaldı ki, rekabet yasağı şartı geçerli olmamakla birlikte davalı müvekkilinin, davacının beyanlarının aksine davacı şirket bünyesinde  çalıştığı sırada kesinlikle bir ekip oluşturup davacıya ait olmayan şantiyelerde çalışmadığını, böyle bir durum söz konusu olmamakla birlikte ...Federal Cumhuriyetinde iş yeri, işçi denetimi ve disiplini gereği bu tarz çalışmaların yapılması mümkün olmadığını, sözleşme bitimi ile serbest kalan müvekkilinin bir süre istirahat etmiş ve devamında yine inşaat işleri ile uğraşan başkaca bir firmada sabit maaşlı şekilde beton kalıp ustası olarak işe başladığını, firmadan ayrıldıktan sonra kendi firmasını açmamış veya başkaca bir firmaya ortak olarak rekabet etmediğini, Türk Borçlar Kanunu, işçilerin ekonomik anlamda gelişmelerinin rekabet yasağı şartı ile güçleştirilmesini engellemek için, ancak işverenin önemli bir menfaatinin olduğu hallerde rekabet yasağını kabul ettiğini, işverenin böyle önemli bir menfaati ancak müşteri çevresi ve iş sırlarının korunması söz konusu olduğu zaman var olduğunu, somut olayda düz kalıp ustası olan müvekkilin böyle bir müşteri çevresine ve iş sırlarına  ilişkin menfaatini zedeleyecek önemli bir konumda olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.                            <br>\tÇarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2024/82 Esas,  2024/249 Karar sayılı kararında özetle; \"Haksız rekabetten kaynaklı açılan davalarda görevli mahkemenin tespiti ile ilgili olarak bu konudaki Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1534 E- 2021/6811 K nolu ilamında belirtildiği şekilde, rekabet yasağına ilişkin TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen hükümler, doğrudan hizmet sözleşmesinin bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olması, işçinin tek taraflı bir taahhüdü suretiyle de oluşturulması mümkün bulunmakla, rekabet yasağının ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilemeyecek olduğundan, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, HSK Genel Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararı ile Samsun Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin Samsun ilinin mülki sınırları olarak belirlendiği ve kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildiği, eldeki davanın da TTK'nın 4. Maddesinde belirlenen ticari davalardan olduğu, Mahkemelerin kanunla düzenlenen görev kuralları kamu düzenine ilişkin ve 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince dava şartlarından olup davanın her aşamasında istek olmaksızın resen gözetileceği anlaşıldığından Mahkemenin görevsizliğine\" şeklinde karar vermiştir.<br>\tSamsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1327 E, 2024/1224 K sayılı ilamında özetle; \"Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı işveren ile davalı işçi arasındaki sözleşmenin 8.1. maddesindeki rekabet yasağına ilişkin düzenleme uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminattan kaynaklı uyuşmazlığın çözüm yeri iş mahkemesi olduğu, ve davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararının gerekçesinde, Yargıtay 11. HD.nin 2021/1534 E. 2021/6811 K. sayılı ilamındaki iş akdinin sona ermesinden sonra ortaya çıkan rekabete aykırılıklardan kaynaklı davanın mutlak ticari dava olduğu veçhile davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde bakılması gerektiği içtihadına dayalı olarak görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu belirtilmiş ise de; somut olayda vakıa olarak haksız rekabet içerdiği ileri sürülen davranışların ilk defa iş akdinin devamı sırasında ortaya çıktığı ve akdin sona ermesinden sonra da devam ettiği bildirilmiş, yani rekabete aykırı davranışların (görevsizlik kararında kabul edildiği gibi) salt akdin sona ermesinden sonra ortaya çıkmadığı, başka bir deyişle akdin devamı sırasında da rekabete aykırı davranıldığı anlaşılmakta olup, bu durumda ortada hem sadakat borcuna aykırılıktan hem de sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin hükümlerine muhalefetten kaynaklı tazminat sorumluluğuna dayalı bir uyuşmazlık vardır ve bu uyuşmazlığın iş mahkemesinde çözüme kavuşturulması gerektiğini, bu sebeplerle, davanın Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği\" şeklinde karşı görevsizlik kararı verilmiştir.<br>\tDava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli  olup  olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>\tGerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. <br>İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır. <br>\t7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir.<br>\tŞu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle  sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir.<br>Benzer bir durum, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 76. maddesinde 03.03.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanunun 30. maddesi ile yapılan değişikliğin sonucu olarak kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri için söz konusudur. Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesinde fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan davalar da ticari dava sayılmasına rağmen 5846 sayılı Kanun uyarınca kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin düzenlemenin Türk Ticaret Kanunu’nun 5.maddesinde belirtilen aksine hükmü karşıladığı kabul edilmektedir. Aksi halde tüm fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda ticaret mahkemelerinin görevli olması gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.<br>\tRekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444–447.maddeleri hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulması ve sınırları özellikle işçinin korunması ilkesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerçekten, işçinin çalışma hakkı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibariyle sınırlandırılmasını gerektirmektedir.  <br>\tİşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir.<br>\tİş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir.<br>\tTürk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. <br>Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmiş ise de; konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/3076 E, 2021/9789 K sayılı kararı ile bu kararından dönüldüğü anlaşılmıştır.<br>\tSomut olayda,  davanın iş akdi devam ederken ve iş akdi sonra erdikten sonra meydana gelen haksız rekabet iddiası ile cezai şart talebine ilişkin olduğu,  bu sebeple davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleridir.<br>İzah olunan gerekçeler ışığında uyuşmazlığın Çarşamba 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) görülüp sonuçlandırılması gerektiğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br><br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince  Çarşamba 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla)'nin yargı yeri olarak belirlenmesine,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/12/2024<br>\t\t\t\t<br><br>\tBaşkan...\t\t\tÜye...\t\tÜye...\t\tKatip...<br>\te-imzalı\t\t\te-imzalı\t\te-imzalı\t\te-imzalı<br>\t<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a640853c0c33b87b","SID":"ca1762291085de2c"}}