{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                          T.C.<br>                     SAMSUN<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>           1. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/2591                                                 (İnceleme Aşamasında /Duruşmasız)  <br>KARAR NO\t: 2024/3195                          \t                 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine <br>\t\t\t\t       HMK 353/1-b-1<br><br>\t\tT Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>\t                                 İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t   : ...<br>ÜYE\t\t   :...<br>ÜYE\t\t   : ...<br>KATİP\t\t   : ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>NUMARASI\t\t : 2023/178 Esas, 2024/730 Karar <br>KARAR TARİHİ\t \t: 12/06/2024<br><br>DAVACI \t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: ....<br>DAVALI \t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: ...<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 09/02/2023<br>KARAR TARİHİ   \t : 18/12/2024 (İstinaf için)<br>KARAR YAZIM TARİHİ  \t : 18/12/2024 (İstinaf için)<br><br>\tSamsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/06/2024 tarih ve 2023/178 esas, 2024/730 karar sayılı kararına karşı, davacı vekili ile davalı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvuru üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: <br>\tİDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili İdare tarafından... İKN ile 36 ay süre ile abonelik hizmetlerinin yapılması işi için ihaleye çıkıldığını işin en avantajlı birinci teklifi veren davalı tarafından üstlenilerek 09/10/2019 tarihinde sözleşmenin imzalandığını, üstlenilen bu iş kapsamında yüklenici tarafından.. International .. isimli sigorta şirketinin logosunu ve sözde şirket yetkililerinin imzası ile acente yetkilisinin imzasını ihtiva eden 07/10/2019 tarihli ve ... numaralı kesin kefalet senedi sunulduğunu, davalının sözleşme gereği ödemesi gereken işçilik alacaklarını ödememesi üzerine müvekkil İdare tarafından davalıya 05/12/2022 tarihli ve... sayılı yazı ile bu alacakların ödenmesi aksi takdirde bakiye hakedişlerin kesinti yapılarak yeterli gelmediği halde ise kesin teminatlarının nakde çevrilerek işçilere ödemenin yapılacağının ihtaren bildirildiğini, kefalet senedinin geçerliği olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle .. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası kapsamında senet bedeli karşılığı olan 1.550.000,00 TL alacak için ilamsız takibi başlatıldığını, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla davanın kabulü ile itirazın iptalini, takibin asıl alacak ve bu alacağa icra süresinde işlemiş faizleri üzerinden devamını, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tSAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kefalet senedinin geçerli olmadığını, müvekkili şirketinde bilmediğini, yapılan işçilik ödemelerinin tutarı ile ilgili olarak açıklama yapılmadığını ve belge sunulmadığını, teminatın paraya çevrilmesindeki kusurun müvekkiline ait olmadığını, müvekkili adına ne kadar ödeme yapıldığı, hak edişlerinden ne kadar kesinti yapıldığını, bakiye alacağının ne kadar olduğunun bilgisini verilmediğini, davacının yapması gereken bir ödemenin olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br>\tİLK  DERECE  MAHKEMESİNİN  KARARININ  ÖZETİ:  İlk derece mahkemesince, yapılıp bitirilen yargılama neticesinde; \" Tüm dosya kapsamından davacı tarafından davalı aleyhine.. İcra Dairesinin ...sayılı dosyasıyla 1.550.000,00 TL tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ üzerine yasal süre içerisinde takibe itiraz edildiği, davacının ise itirazın iptalini sağlamak için işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.<br>\t2-Takip talebinin dayanağı 1.550.000,00 TL miktarlı 07/10/2019 tanzim tarihli 31/12/2022 vade tarihli senet olarak gösterilmiş, ayrıca yüklenici tarafından sunulan sahte kesin kefalet senedi bedeli olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamından ise davacı İdare ile davalı şirket arasında ... İKN \"36 Ay Süreli Abonelik Hizmetlerinin Yapılması İşi\" kapsamında 09/10/2019 tarihli sözleşmenin imzalandığı, sözleşme kapsamında davalının davacı idareye 07/10/2019 tarih ... nolu .. International ... isimli sigorta şirketi tarafından düzenlenen kesin kefalet senedini ibraz ettiği, sözleşme süresinin 09/10/2022 tarihinde sona ermesi gerektiği anlaşılmaktadır. Sözleşme süresi sonuna yaklaşıldığında davacı İdare 05/12/2022 tarihli 48669 sayılı yazı ile işçilik alacaklarının ödenmesi aksi takdirde bakiye hak edişlerden kesinti yapılacağı, yeterli olmaması halinde kesin teminatın nakde çevrileceğini davalıya bildirmiş, ödeme yapılmaması ve kefalet senedi düzenleyen şirkete ulaşılmaması üzerine SEDDK kurumuna yapılan başvuruya ilgili kurum tarafından 22/12/2022 tarihinde verilen cevapta kefalet senedi düzenleyen şirketin böyle bir yetkisinin bulunmadığının bildirildiği tespit edilmiştir. 3-Davacı İdare... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile 26/12/2022 tarihinde sözleşmenin başında sunulması gereken kefalet senedi bedeli 1.550.000,00 TL'nin tahsili için ilamsız takip başlatmış olup dava dilekçesindeki açıklamalara göre öncelikle takibin gerekçesinin tespiti gerekir. Zira davacı taraf dava dilekçesinde hem kefalet senedinin sahte çıkmasından bahsetmiş hem de ödenmeyen işçi alacaklarına vurgu yapmıştır. Cevaba cevap dilekçesi ve sonraki beyanlarında ise takibin dayanığının kefalet senedinin sahte çıkması olduğu bildirilmiştir. Dosya içerisindeki SEDDK'nın gerek davacıya hitaben yazdığı cevabi yazı gerek ise mahkememize bildirdiği 10/05/2023 tarihli cevabi yazıdan kefalet senedini hazırlayan..ınternational ... isimli sigorta şirketinin kurumdan ruhsat alan şirketler arasında bulunmadığı ve düzenlenen kesin kefalet senedinin Türkiye'de gerçekleşen bir ihalede teminat olarak sunulamayacağı, dolayısıyla söz konusu kefalet senedinin geçerli olmadığı sabittir. 4-Bu aşamada ilamsız takibin yapılma sebebi tespit edilmelidir. 26/12/2022 takip tarihi itibariyle sözleşme süresi dolmuştur.  Takip tarihi öncesi davacının davalıya gönderdiği 28/11/2022 tarihli yazıda işçi alacaklarından bahsedilmesi, keza SASKİ yönetim kurulunun 21/12/2022 tarihli yazısında da işçi alacakları sebebiyle yapılan başvuru üzerine arabuluculuk müessesine başvurulduğu, davalının sunduğu 1.550.000,00 TL bedelli kamu ihale teminatı kefalet sigortası, kesin kefalet senedi ile 180.000,00 TL bedelli kesin kefalet senedinin nakde çevrilmesi ve yüklenicinin alacaklarından alacakları ile hak edişlerinde bloke edilen toplam 3.092.876,89 TL'nin arabulucu tarafından tespit edilecek olan işçi alacakları için kullanılması ve kalan tutarın yükleniciye iade edilmesine karar verilmesi hususlarından bahsedilmesi birlikte değerlendirildiğinde takibe konu kefalet senedinin ancak davacı tarafından işçi alacakları için yapılan ödemeler davalının hak ediş ve diğer alacaklarından mahsup edildikten sonra kalan kısım yönünden paraya çevrilebileceği ve bu amaçla takip yapıldığının kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu kabul maddi gerçekliğe ve hakkaniyete de uygundur. Aksinin yani davacı İdarenin kefalet senedinin tamamını talep edebileceğinin kabul edilmesi İdarenin kendi kusurundan yararlanması anlamına gelir ki , hukuk düzeni böyle bir durumu korumaz.5-Takibin dayanağı bu şekilde tespit edildikten sonra işçi alacaklarından davacı İdarenin sorumlu olup olmadığı hususu da incelenmelidir. Zira davacı İdare işçi alacaklarından sorumlu olmalıdır ki takip yapılabilsin. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 7.maddesine göre takip konusu yapılan işçilik alacaklarından davalı yüklenicinin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Ancak İş kanunun emredici hükümleri gereği işçiye karşı işveren konumunda bulunan davacı İdare de söz konusu alacaklardan davalı yüklenici ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle ödemelerin yapılması yasal ve sözleşme kapsamına uygun bulunmuştur. Nitekim davacı İdarenin yaptığı ödemeye davalı tarafın itirazı yoktur. Davalının itirazı ise kendi hak ediş miktarı ve yapılan işçilik alacak ödeme miktarına ilişkindir. 6-Açıklanan durum karşısında öncelikle davacı İdarenin yaptığı işçilik alacakları tespit edilecek, bu bedel davalının bulunacak hak edişlerine göre ödenmeyen hak edişlerinden ve diğer alacaklarından mahsup edilecek, kalan kısım varsa ancak bu bedel yönünden kefalet senedine müracaat edilebilecek yani bu kısım yönünden takip iptal edilebilecektir. 7-07/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile aynı bilirkişiden alınan 24/04/2024 tarihli ek rapora göre taraflar arasından sözleşme kapsamında 39 adet hak ediş düzenlendiği, yapılan yasal kesintiler sonrası davalı yükleniciye 36.327.551,24 TL ödeme yapıldığı ve davalının bakiye alacağının kalmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte SASKİ yönetim kurulunun 21/12/2022 tarihli kararına göre davalı yüklenicinin ek fiyat farkı alacaklarından kaynaklı 701.602,12 TL ve nakit kesin teminatı ve hak edişten kaynaklanan 661.274,77 TL toplam 1.362.876,89 TL bakiye alacağının olduğu görülmektedir. Rapor ve ek rapor dosyaya sunulan bilgi belgelere göre hazırlandığından yasal ve yeterli bulunmuş, itirazlar yerinde görülmemiştir. 8-Bilirkişi rapor ve ek raporda işçilik ödemeleri de tespit edilmiştir. Buna göre davacı İdare 111 işçi ile arabuluculuk aşamasında anlaşmış, 4 işçiye ise işin sona ermesi sebebiyle haricen ödeme yapmıştır. Yapılan ödeme miktarı raporda 1.951.179,03 TL olarak tespit edilmiş ise de mahkememizce yapılan incelemede toplam ödenen miktarın 1.926.497,16 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapor ve ek raporda bir kısım ödeme dekontları bulunmadığı bildirilmiş olup eksik olan ödeme dekontları davacı vekilinin 10/06/2024 tarihli dilekçesi ekinde mahkememize sunulmuştur. Bilirkişi rapor ve ek raporu tarafların dosyaya sunduğu deliller kapsamında ve davadaki ihtilafa göre hüküm kurmaya elverişli yasal ve yeterli görülmüştür. 9-Böylece davacı İdare tarafından her ne kadar sözleşmenin başında sunulması gereken kefalet senedinin sahte olması sebebiyle kefalet senedi miktarına göre ilamsız takip yapılmış ise de açıklanan tüm delillerden sözleşme süresinin sona ermiş olması nazara alındığında takibin davacı yüklenici tarafından ödenmeyen işçilik alacaklarının bakiye hak ediş ile karşılanmayan kısmına yönelik yapıldığı, davalı yüklenicinin bakiye alacak miktarının ödenen işçilik alacaklarını karşılamadığı, söz konusu alacaklardan davacı İdarenin de sorumlu olduğu ve mahkemeye başvurmadan önce işçilik alacakları ile ilgili olarak arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olması sebebiyle yapılan bu başvuru kapsamında anlaşılan bedellerin ve sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle bakiye işçilik bedellerinin ödenmesinin yasal olması sebebiyle  ödenen 1.926.497,16 TL'nin davalı yüklenicinin bakiye alacağı 1.362.876,89 TL'den mahsubu ile kalan kısmın kefalet senedinden karşılanması gerektiği anlaşılmakla bakiye 563.620,27 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.10-Taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine göre takip tarihi sonrası asıl alacağı TTK 1530 maddesine göre faiz işletilebileceği kanaatine varılmıştır. 11-Asıl alacak yargılamayı gerektirdiğinden ve dosyaya sunulan deliller kapsamında bilirkişi incelemesi ile tespit edilmekle likit olmadığı kanaatine varılarak icra inkar talebi yerinde görülmemiş, keza reddedilen kısım yönünden davacı İdarenin haksız olduğu sabit ise de kötü niyetli takip yaptığı yönünde delil bulunmadığı\" gerekçeleri ile; \"-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, -563.620,27 TL  asıl alacak hakkındaki itirazın iptaline takibin devamına, fazla talebin reddine, -Asıl alacağa takip tarihi sonrası %15,75 ve değişen oranlarda TTK 1530 maddesine göre faiz işletilmesine, - Asıl alacak likit kabul edilmediğinden icra inkar tazminat talebinin reddine, -Yasal şartları gerçeklemediğinden kötü niyet tazminat talebinin reddine,  \" karar verilmiştir.<br><br>\tİSTİNAFA BAŞVURAN TARAF ve İSTİNAF  SEBEP VE GEREKÇESİ:<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalı şirketin Sözleşme'nin 11.1.2'nci maddesinde öngörüldüğü üzere 31.12.2022 tarihine kadar geçerli ve usulüne uygun bir teminat tutarını dosya kapsamında bulundurması gerekmektedir. Müvekkil İdare bu teminat tutarını uhdesine geçirebilmek adına 23.12.2022 tarihinde icra takibi başlatmış; takibe yapılan itiraz üzerine eldeki dosya açılmıştır. Takip tarihi olan 23.12.2022'de müvekkil İdare'nin teminat mektubu bedelini icraya koymakta haklı olduğu hususunda şüphe olmadığını, mahkemece hukuki değerlendirme takip tarihi itibarıyla olan durum üzerinden yapılmadığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne hükmedilmesi gerekmekteyken Mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle hatalı hüküm kurulduğunu, aksinin kabulünde dahi, mevcut işçilik alacaklarından hareketle kısmen kabul, kısmen ret şeklinde hüküm kurulması halinde de takip tarihi itibarıyla tamamen haklı olan müvekkil İdare aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerekmekteyken Mahkemece aksi yönde işlem tesis edildiğini, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminata hükmedilmemişse de dava dilekçemiz ekinde yer alan sözleşmede teminat tutarı açıkça yer almakta; davaya konu takibin konusu olarak da bu tutar belirtildiğini, tutar likit olduğunu, takip açılış tarihi olan 23.12.2022'de davalı şirket tarafından bu tutara itiraz edilmesinde kötüniyet olduğu ortada olduğunu, kararın bu yönüyle de bozulması gerektiğini,  bu nedenle kararın kaldırılması için istinaf talebinde bulunmuştur.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça kesin teminatların işçilik alacakları gerekçe gösterilerek bloke altına alınması hem sözleşmeye hem de 4735 sayılı Kanunun \"kesin teminat ve ek kesin teminatların geri verilmesi\" başlıklı 13’üncü maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ancak bu husus da Mahkemece hiçbir şekilde değerlendirme kapsamına alınmadığını, davacı tarafın işçilik alacaklarına istinaden kefalet senedini takibe koyabileceğini kabul anlamına gelmemekle birlikte, Mahkemece kabulüne karşın gerekçeli \"07/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile aynı bilirkişiden alınan 24/04/2024 tarihli ek rapora göre taraflar arasından sözleşme kapsamında 39 adet hak ediş düzenlendiği, yapılan yasal kesintiler sonrası davalı yükleniciye 36.327.551,24 TL ödeme yapıldığı ve davalının bakiye alacağının kalmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte SASKİ yönetim kurulunun 21/12/2022 tarihli kararına göre davalı yüklenicinin ek fiyat farkı alacaklarından kaynaklı 701.602,12 TL ve nakit kesin teminatı ve hak edişten kaynaklanan 661.274,77 TL toplam 1.362.876,89 TL bakiye alacağının olduğu görülmektedir. Rapor ve ek rapor dosyaya sunulan bilgi belgelere göre hazırlandığından yasal ve yeterli bulunmuş, itirazlar yerinde görülmemiştir. \" denmek suretiyle esasen usul ve yasaya aykırı olan bilirkişi raporunu hükme esas alarak hatalı hüküm kurduğunu, önceki beyanlarımızda ve rapora itirazlarımızda detaylıca açıklandığı üzere; bilirkişi kök raporuna karşı beyanlarımızda belirttiğimiz 36, 37 38 ve 39 no'lu hak edişlerden eksik ödeme yapıldığı yönündeki itirazımız, bilirkişi ek raporunda  \" Bu bedeller, hak edişlere dayanak teşkil eden ve davalı tarafça düzenlenen fatura bedelleridir. Oysa bu bedellerden sözleşme gereği yapılması gereken kesintiler bulunmaktadır. Davacı idare tarafından da söz konusu hak edişler düzenlenirken işbu fatura bedellerinden sözleşme gereğince yapılması gereken kesintiler yapılmıştır.\" şeklindeki akıl almaz bir açıklama ile yerinde görülmediğini, hükme esas alına raporlarda bilirkişi önce fatura düzenlendiğini, sonra bu faturalara göre hak ediş düzenlendiğini, hak edişlerde fatura bedelleri üzerinden kesintiler yapıldığını ileri sürmektedir. Halbuki herkesçe bilindiği üzere sıralama böyle olmadığını, önce aylık olarak 11 poz (endeks okuma, sayaç değişimleri, açma kapama hizmetleri vb.) icmalleri düzenlenir, akabinde buna göre  hak ediş yapılır, sonrasında hak edişlerden kesintiler yapılır ve neticeten bir meblağa ulaşılır. En nihayetinde, bu hak edişte yer alan netice bedel üzerinden fatura düzenleneceğini, bilirkişi ek raporu en temelde hatalı bir değerlendirme yapmış ve itirazımız hakkında açık ve bariz olarak yanlış kanaate vardığını, müvekkilinin hak edişlerden kaynaklı davacı idareden bakiye bir alacağı kalmadığı yönündeki tespitin kabul edilmesi ve bu tespitin hükme esas alınması mümkün olmadığını, davacı idare 36,37,38 ve 39 no'lu hak edişlerden kaynaklı olarak müvekkil şirkete çok cüzi bir ödeme yapmış olup alacağın neredeyse tamamına yakını müvekkili tarafından tahsil edilemediğini, müvekkili davacı idareden hak edişlerden kaynaklım açıkça alacaklı konumunda iken, usul ve yasaya aykırı olduğu aşikar olan raporun hükme esas alınması hükmü de açıkça usul ve yasaya aykırı hale getirdiğini, diğer yandan, yine defaatle belirttiği üzere faturalar davacı idareye tebliğ edilmiş ve süresinde itiraz edilmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, bu nedenle kararın kaldırılması için istinaf talebinde bulunmuştur.<br><br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> \tİddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre; İstinaf incelemesine konu ve esas teşkil eden eldeki dava;  itirazın iptali (hizmet sözleşmesinden kaynaklanan)  istemine ilişkindir.<br>\tİlk derece mahkemesince yapılıp bitirilen yargılama sonucunda, \"...-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, -563.620,27 TL  asıl alacak hakkındaki itirazın iptaline takibin devamına, fazla talebin reddine, -Asıl alacağa takip tarihi sonrası %15,75 ve değişen oranlarda TTK 1530 maddesine göre faiz işletilmesine, - Asıl alacak likit kabul edilmediğinden icra inkar tazminat talebinin reddine, -Yasal şartları gerçeklemediğinden kötü niyet tazminat talebinin reddine,\" karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\t 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; Yine; HMK'nun 357. Maddesine göre de \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.\"<br>\tTarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından;davacı vekili ile davalı vekilinin  istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/(1)-b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı vekili ile davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-İstinaf başvurusu ile birlikte yatırılan gider avansından, kullanılmayan  kısmın HMK.nın 333. maddesi gereğince  karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa  iadesine,<br>\t 4-Davacıdan alınan istinaf karar harcı yeterli olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>\t4-Karar tarihinde yürürlükte olan Harçlar Tarifesi gereğince istinaf eden davalı'dan  alınması gereken 38.500,90  TL istinaf  nispi karar harcından  toplam olarak peşin alınan 9.625,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan   28.875,90 TL harcın davalı'dan  tahsili ile hazineye gelir kaydına,     <br>\t5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından kendisini vekil ile temsil ettiren taraf vekilleri lehine vekalet ücreti taktirine  yer olmadığına,<br>\tTarafların iş bu hükmü tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a sunulmak üzere dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine yada ilk derece mahkemesine verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz edebileceğine,  <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile  karar verildi.18/12/2024<br><br> \t Başkan-                                           Üye-                            Üye-                                   Katip-<br>¸\te-imzalıdır                                  e-imzalıdır                    e-imzalıdır                        ¸e-imzalıdır <br><br>    ¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2eac8ac0e108104","SID":"f1c243dd494822bd"}}