{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1346 <br>KARAR NO:2024/2090<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİH:23/03/2022<br>NUMARASI:2020/503Esas- 2022/318 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı-Borçlunun müvekkili bankaya olan genel kredi sözleşmesinden (...)’den doğan borçlarını ödemediğini, dava dışı .... Şti. (cebeli tarık - ingiltere)... Şubesi müvekkilinin banka ile genel kredi sözleşmesi imzaladığını ve kredi kullandığını, davalının ise işbu genel kredi sözleşmesi (...)’ni müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ve kredi borcundan aynı derecede sorumlu hale geldiğini, davalı borcunu  ödemediği için kredi hesapları kat edilerek kredi borcunun ödenmesi talebiyle 07.02.2020 tarihinde Kartal ...Noterliği’nin ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi keşide edilerek hesabın kat edildiğini, ancak davalı ihtarnameyi tebliğ almasına rağmen borcunu yine de ödememiş olduğundan hakkında .... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından  yetkiye itiraz edildiğinden dosya Bakırköy İcra Tevzi Bürosu’na gönderildiğini ve .... sayılı dosya numarasını aldığını, davalının dava dışı .... Şti. (... - İngiltere) ...Şubesi’nin müvekkili bankadan kullandığı kredinin müteselsil kefili olduğunu, işbu kredinin teminatı olarak ... Şti. tarafından Kocaeli, Kartepe, ... Mah, ... ada, ... parsel’de bulunan gayrimenkul üzerine tesis edilen ipotek.... Şti. (Cebeli Tarık - İngiltere) Kocaeli Şubesi’nin kredi borcunun teminatı olarak verilmiş olduğundan, genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olan borçlunun  kefalet sorumluluğuna bir etkisi bulunmadığını, bu nedenle de .... Şti. (... - İngiltere) ... Şubesi aleyhine ilamsız takip başlatılamadığını, BK’nun 586’ncı maddesi “kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebildiğini ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir şeklinde olduğunu, ayrıca, bilindiği üzere ipotekli taşınmazın kaça satılacağının, müvekkili bankanın hangi tarihte ve ne miktarda tahsilat yapabileceği  henüz belli olmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle yapılan takip hukuka uygun olduğunu,  banka kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde de tespit edileceği üzere davalı borçlu ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 43.18. maddesi müşteri temerrüt halinde, muacceliyet tarihinden itibaren borcunu Banka’ya bu Sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için kullanmış olduğu kredinin türü ne olursa olsun temerrüt tarihinde bankaca ticari kredili mevduat hesapları için uygulanan kredi faiz oranına 20 puan ilavesi ile bulunacak faiz oranı üzerinden temerrüt faizi tatbik edileceğini ve bu temerrüt faizi ile fon ve gider vergisini ayrıca bir ihtar ve merasime hacet kalmaksızın ödeyeceğini kabul beyan ve taahhüt eder hükmünü içerdiğini, bu kapsamda talep edilen faiz ve faiz oranları imzalanan sözleşmeye uygun olup yapılan itiraz yerinde olmadığını belirterek davalının haksız ve dayanaksız itirazların iptaline, takip talebinde belirtilen şartlarla takibin devamına, asıl alacaklara her bir kredi için takip talebinde belirtilen tarihler arasında ve takip talebindeki oranlar üzerinden akdi faiz ve temerrüt faizi işletilmelerine ve asıl alacaklar ile birlikte tahsillerine, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili tarafından verilen kefaletin geçersiz olduğunu, yasanın aradığı şekil şartlarından yoksun olduğunu, kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme olup, kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olamayacağını, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğinin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu,  banka ile müşteri .... Şti arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereği müşterinin her halükarda sadece 5. 000,000-TL ile sınırlı olmak üzere borcuna 25/07/2016 tarihi itibariyle müteselsilen kefil oluyorum şeklinde tamamı müvekkilin el yazısı ile yazılması gereken bir metin olmalı iken, banka matbu bir metin kullanarak yasanın aradığı şekil şartlarına aykırı bir kefalet aldığını, bu yönüyle kefaletin geçersiz olduğunu, davacı bankanın alacağı asıl borçlu tarafından verilen ipotek ile güvence altına alındığını, davacı bankanın asıl borçlu hakkında takip yapıp alacağını rahatlıkla alabilecekken önce rehne müracaat etmeden müvekkil hakkında takipte  bulunarak yasaya aykırı davrandığını, davalı bankanın müvekkilden kefalet limitinin üzerinde talepte bulunduğunu, Türk Borçlar kanunu 591. maddesi uyarınca kefil asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def'ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi bunları ileri sürmek zorundu olduğunu,  davacı bankanın borca işletilen faiz oranlarında tek taraflı ve keyfi düzenlemeyle değişiklikler yaptığını, bankanın bu suretle asıl borçludan ve dolaylı olarak müvekkilden  haksız bedeller talep ettiğini, gerçekten ekte de sunulan belgelerde davacı ...kredilerinin faiz oranını, komisyon, vergi ve masrafları değiştirmekte yetkili olduğu iddiasıyla ticari kredinin faiz oranının ve komisyon, vergi, masraf v.s. ferilerinin değiştiğini beyan ettiğini, bu  kapsamda davacı bankanın asıl borçluya gönderdiği  07/11/2018 tarihli belgede yeni faiz oranı 434,65 komisyon oranı 911/10/2018 tarihli belgede yeni faiz oranı 438,75 komisyon oranı 42 17/09/2018 tarihli belgede yeni faiz oranı 441 komisyon oranı 962  13/08/2018 tarihli belgede yeni faiz oranı 438 komisyon oranı 42 şeklinde olduğunu, bu değişiklerin kanuna ya da sözleşmeye uygun olmayan keyfi değişiklikler olduğunu, genel işlem şartları ve sözleşmeye bağlılık prensipleri ile ahlaka ve hukuka uygun davranma mecburiyetleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı bankanın talep ettiği alacak miktarlarının keyfi olduğunu, gerçek borcu yansıtmadığının görüldüğünü, bu nedenle yasal faiz oranları dikkate alınarak asıl borçlunun gerçek borcunun belirlenmesinin elzem olduğunu, bu haliyle davacının takibe konu ettiği alacağın varlığının gerçek olmadığını, davacının takibinde haksız olduğunu, davacının haksız davasının reddine,davacının haksız takip nedeniyle (müvekkilin fazlaya ilişkin zarar ve ziyanına dair talep hakları saklı olmak kaydıyla ) takip konusu alacağın %20 sinden az olmayacak şekilde icra tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/03/2022 tarih ve 2020/503 Esas - 2022/318 Karar  sayılı kararında;\"....Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilmiştir. Davacı ...ile  dava dışı borçlu ... Ltd. Şti. (cebeli tarık - ingiltere) kocaeli şubesi arasında genel kredi sözleşmesi imzalanmış, davalı ... müteselsil kefil olarak Genel Kredi sözleşmesini imzalamıştır. Kredi sözleşmesine konu borcun, ödenmemesi üzerine bir kaç kez kredi yapılandırması yapıldığı,  kredi kullandırım/ kredi yapılandırma/kredi talimatı/ödeme planı vb. belgelerde kredi faiz oranı, kredi vadesi, kredinin türü vb.  açıkça belirtildiği, söz konusu belgeler üzerinde davalı ...'ın imzasının bulunduğu  kredi kullandırım/kapama işlem ve koşullarının davalının kabulünde olduğu, son yapılandırmaya konu borcun da ödenmemesi üzerine, davacı bankaca asıl borçlu ve davalılar hakkında hesap kat ihtarnamesi davalılara ve asıl borçluya ve davalıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Kefil, BK m.589'a göre kefalet limitini aşmamak kaydı ile sorumludur. Kefalet sözleşmesinin yazılı olması, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirlenmiş olması, kefaletin tarihinin belli olması, ayrıca sorumlu olacağı miktarı sıfatı kendi el yazısı ile yazmış olması nedeniyle TBK 583 v 584 maddesindeki şartaların  mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı kefilin sorumlu olduğu tespit edilmiştir.Bilirkişi kök raporunda ve ek rapordaki davalı kefil yönünden yönünden temerrüt tarihi belirlenerek  icra takip tarihi itibariyle davacı bankanın genel kredi sözleşmesi kapsamında çekilen kredi alacağı yönünden hesaplama yapılmış, uygulanacak faiz oranları tespit edilmiştir. Davalı 14/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamış olup, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, bahse konu kredi ve diğer işlemler davalının kefil olarak imzaladığı bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılmıştır.Buna göre bilirkişi raporu ve ek raporunda tespit edildiği üzere; davacının icra takibine konu ettiği alacak ve ferileri kadar alacaklı olduğu anlaşılmakla davanını kabulüne, likit olan asıl alacak üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile,''  1-Davanın kabulü ile davalı borçlunun ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, Asıl alacağın %20 oranında  603.227,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin vermiş olduğu kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Şöyle ki; Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme olup, kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmadığını, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğinin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi ise şart olduğunu, Banka ile müşteri .... Şti arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereği müşterinin her halükarda sadece 5. 000,000-TL ile sınırlı olmak üzere borcuna 25/07/2016 tarihi itibariyle müteselsilen kefil oluyorum şeklinde tamamı müvekkilinin el yazısı ile yazılması gereken bir metin olmalı iken, banka matbu bir metin kullanarak yasanın aradığı şekil şartlarına aykırı bir kefalet aldığını, bu yönüyle kefaletin geçersiz olduğunu,Davacı bankanın alacağı, asıl borçlu tarafından verilen ipotek ile güvence altına alındığından davacı bankanın asıl borçlu hakkında takip yapıp alacağını rahatlıkla alabilecekken önce rehne müracaat etmeden müvekkil hakkında takipte  bulunarak yasaya aykırı davrandığını, ayrıca davalı ...müvekkilinden kefalet limitinin üzerinde talepte bulunduğunu, Türk Borçlar kanunu 591. maddesi uyarınca kefil asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def'ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi bunları ileri sürmek zorunda olduğunu,Davacı ...borca işletilen faiz oranlarında tek taraflı ve keyfi düzenlemeyle değişiklikler yaptığını, Banka bu suretle asıl borçludan ve dolaylı olarak müvekkilinden  haksız bedeller talep etmekte olup davacı ...kredilerinin faiz oranını, komisyon, vergi ve masrafları değiştirmekte yetkili olduğu iddiasıyla ticari kredinin faiz oranını ve komisyon, vergi, masraf v.s. ferilerinin değiştirdiğini, bu kapsamda davacı bankanın asıl borçluya gönderdiği  07/11/2018 tarihli belgede yeni faiz oranı 434,65 komisyon oranı 9  11/10/2018 tarihli belgede yeni faiz oranı 438,75 komisyon oranı 42 17/09/2018 tarihli belgede yeni faiz oranı 44 komisyon oranı 962  13/08/2018 tarihli belgede yeni faiz oranı 438 komisyon oranı 42 şeklinde olduğunu, bu değişikliklerin kanuna ya da sözleşmeye uygun olmayan keyfi değişiklik olduğunu, Genel işlem şartları ve sözleşmeye bağlılık prensipleri ile ahlaka ve hukuka uygun davranma mecburiyetleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı bankanın talep ettiği alacak miktarları keyfi olup gerçek borcu yansıtmadığını, bu nedenle yasal faiz oranları dikkate alınarak asıl borçlunun gerçek borcunun belirlenmesinin elzem olduğunu, Borçlar Kanununun 583. maddesinde; \" Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.\"Borçlar Kanununun 583. maddesinin son fıkrasında\"Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu arttıran değişiklikler  kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.\" hükmü yer aldığını,Cevap dilekçelerininde belirttiği üzere asıl borçlu ile davacı banka  arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinden doğan borç hususunda 25/07/2016-06/12/2016 ve son olarak 14/01/2019 tarihinde değişiklikler yapılmış ve sözleşmede kefil olan müvekkilinin durumunun ağırlaştırıldığını, Yapılandırma kredilerine ilişkin olarak yapılan değişikliklerde  müvekkilinin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısı ile belirtmediğini,Bu durumda Borçlar Kanunu mad.583/son fıkrası hükmü gereğince kefilin sorumluluğunu arttıran değişiklikler kanunda öngörülen şekil şartına uyulmadığı için geçerli olmayacağını,Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınması kanaatince mümkün olmadığını, rapor incelendiğinde yukarıda belirttiği hususların değerlendirilmediği, sözleşmenin kurulması aşamasındaki durum ile sonradan yapılan değişikliklerin faiz oranının arttırılması, faizin anaparaya eklenmesi suretiyle tekrar yüksek oranda faiz uygulanması şeklindeki uygulamaların açıkça kefilin durumunu ağırlaştırdığı ortada iken  eksik inceleme/hatalı değerlendirme yapılarak hazırlanan bilirkişi raporunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını,Davacı banka, kredilerin faiz oranını, komisyon, vergi ve masrafları değiştirmekte yetkili olduğu iddiasıyla ticari kredinin faiz oranını,  komisyon, vergi, masraf ve ferilerinin değiştiğini beyan ettiğini, esasında bu değişiklikler sözleşmeye ve kanuna uygun olmayan, keyfi değişiklikler olduğunu,Genel işlem şartları ile ahlaka ve hukuka uygun davranma mecburiyetleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı bankanın talep etmiş olduğu alacak miktarının keyfi olduğu, gerçek borcu yansıtmadığı ve kefilin borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığının görüldüğünü,Bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilen 13/05/2021 tarihli raporun eksik ve hatalı inceleme sonucu düzenlenmiş olması sebebiyle yasal süresi içerisinde rapora yapılan itiraz kabul görmüş olup ek bilirkişi raporu alınmasına karar verildiğini, nitekim düzenlenen ek raporda  da sadece  Bankacılık uygulamalarını içeren ancak Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuata yer vermediği,yapılandırma kredileri kapsamında davalı kefilin durumunu ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı hususunda herhangi bir değerlemdirme yapılmadığını,Borçlar Kanununun 586. maddesinde\"Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz.\"hükmü yer aldığını, Bu cümleden anlaşılacağı üzere alacak rehni ile güvence altına  alınan alacak  rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağını,Kurulan kefalet sözleşmesi her ne kadar  geçersiz olsa da davacı zaten ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla alacağını tahsil yolunda olduğunu, taşınmaz satılmış olup ihalenin feshi davası  devam ettiğini, davacının bu davada hukuki yararı mevcut olmadığını,Davacının icra inkar tazminatı talebi ise haksız bir talep olduğunu, Şöyle ki; Borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına  veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacağın likit olacağını, Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanımın da buna paralel olduğunu, İleri sürerek, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilemesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı ...Ş.'nin Kocaeli Şubesi ile dava dışı kredi müşterisi ... Şti. arasında 25.07.2016 Tarihli 5.000.000,00-TL. miktarlı Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, Davalı ...'ın sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, sözleşmenin sonunda Müşteri ve Kefillerin düzenleyici.. Bank A.Ş.'nin Sözleşme'nin hükümlerinin tamamı hakkında kendilerini açıkça bilgilendirdiğini, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağladığını, böylece Sözleşmenin tüm hükümlerini anlayarak serbest iradeleri ile kabul ettiklerine dair beyanı bulunduğu, sözleşmenin taraflarca müzakere edilip, tüm hüküm ve koşullarında mutabık kalındıktan sonra  imzalandığı tespit edilmekle, sözleşme maddelerinin davalının durumunu dürüstlük kuralına aykırı şekilde ağırlaştırır nitelikte olmadığı, bu nedenle haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyecektir. Bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.... ve Kefalet sözleşmesi 6098 Sayılı TBK’nu yürürlüğe girdikten sonra tanzim edilmiştir.  Davalı ...'ın asıl borçlu şirketin ortağı/yetkilisi olduğu, davalının kefalet sözleşmesine kendi el yazısı ile ad-soyad,  kefaletin türü, sorumlu olunacak azami kefalet limiti, kefaletin tarihini yazıp imzaladığı, TBK. 583 ve 584 maddeleri uyarınca geçerli bir kefalet akdinin kurulmuş olduğundan davalı vekilinin kefaletin geçerli olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.Davacı ...Ş. tarafından dava dışı asıl borçlu ... ŞTİ. lehine davalı ... ile dava dışı kefilin müteselsil kefaleti  ve ilave asıl borçlu lehine ipotek teminatı alınmak suretiyle en son 29.08.2019 tarihinde ... numaralı hesabına 2.685.000,00-TL anapara tutarlı spot kredi kullandırıldığı, kredinin 31.10.2019 vade tarihinde anapara + birikmiş faiz + vergi tutarının ödenmemesi sebebiyle kredi hesabının davacı ...tarafından dava dışı asıl borçlu, dava dışı kefil ve davalı kefile Kartal ... Noterliğinden gönderilen 07/02/ 2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile 3.016.376,38 TL. kredi borcunun ihtarname tarihinden itibaren 1 gün içinde ödenmesi ihtarıyla hesabın kat edildiği, ihtarnamenin dava dışı asıl borçluya 11/02/2020 tarihinde, davalı kefile ise 12/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, verilen süre içerisinde borcun ödenmemesi sebebiyle davaya konu icra takibi başlatılmıştır. Hesabın kat edilmesi ile  kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak muaccel hale gelmiştir.İşbu kredinin teminatı olarak Kocaeli İli-Kartepe İlçesi-... Mahallesi-... Pafta No-... Ada-1 Parsel No- arsa nitelikli taşınmaz üzerinde tesis edilen ipotek, dava dışı asıl borçlunun kredi borcunun teminatı olarak verilmiş olduğu, TBK. 586/1 Maddesi uyarınca, davacı alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilecektir. TBK’nın 586'ncı maddesinde öngörülen müteselsil kefilin takibi koşullarının somut olayda gerçekleştiğinden davacı bankanın davalı kefil hakkında ilamsız icra takibi yapması usul ve yasaya uygundur.Davalı vekili İstinaf başvuru dilekçesinde, yapılandırma işlemlerinin kefilin durumunu ağırlaştırıp ağırlaştırılmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmadığı  ileri sürülmüş ise de, bilirkişi ek raporunda  belirtildiği üzere yapılandırma yapılan kedi borçları dava konusu kredi ile ilgili olmadığı, dava konusu kredinin alındığı tarihten önce yapılandırma yapılan kredi borçlarının ödenerek kapatıldığı, dava konusu icra takibine konu borcun 29.08.2019 tarihinde çekilen 2.685.000,00-TL anapara tutarlı spot krediden kaynaklandığı, bu kredi sözleşmesi içinde yapılandırma yapılmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin dava konusu kredi ile ilgili olmayan ve kapatılan kredilerle ilgili ileri sürdüğü kefilin durumunu ağırlaştırıcı işlemler yapıldığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece, bankacı bilirkişiden alınan kök rapora karşı davalı vekili 14/06/2021 tarihli itirazlarını içerir dilekçe ile beyanda bulunduğu, beyan dilekçesinde, faiz oranına yönelik açık bir itirazının olmadığı, mahkemece alınan ek bilirkişi raporu ise davalı vekili Av. ...'e  HMK. 281 Madde meşruatlı olarak e tebligat yolu ile 22/01/2022 tarihinde tebliğ edilmesine karşın davalı vekilinin ek bilirkişi raporuna karşı beyanda  bulunulmadığından, bu durumda davalı vekilinin, bilirkişi raporunun yeterli olmadığı, itirazlarının değerlendirilmediği ve bu rapor doğrultusunda hüküm yoluna gidildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir.Somut olayda, kredi hesabının kat edilerek, asıl borçlu ve kefillere tebliğ edildiği ve  borcun muaccel hale geldiği, davacı ...tarafından davaya konu... sayılı icra dosyası ile, davalı kefil hakkında genel kredi  sözleşmesinden kaynaklı toplam 3.078.884,72-TL . alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu tarafından süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan kök ve ek raporda; davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalıdan toplam:3.078.884,72-TL. Alacaklı olduğu tesbit edilmiş ve bu tesbit doğrultusunda mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında  mahkemece verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabulüne yönelik davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak asıl alacak ve ferileri taraflar arasında imzalanan ...'den kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen niteliktedir. Mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2012/13774 Esas- 2013/1542 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 210.318,61 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 52.579,65TL harcın mahsubu ile bakiye 157.738,96 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"73203bb2465243a7","SID":"f9cae1ccffb8339d"}}