{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2024/361 <br>KARAR NO:2024/2220<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:21/11/2023<br>NUMARASI:2022/565 Esas - 2023/940 Karar<br>DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:19/12/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/01/2014 tarihinde ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın bilgi ve yön levhlarına çarpması sonucunda 28.176,84 TL maddi hasar oluştuğunu, meydana gelen olayda  araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu,  hasar bedelinin sigorta şirketinden ihtaratlı olarak talep edildiğini ancak bugüne kadar araç maliki ve sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığı belirterek, 28.176,84 TL zararın davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Talep edilen miktarın fahiş olduğunu, davacının sigortalısının kusurlu olduğunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini  talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın, açılmamış sayılmasına karar verilmiş olan İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/97 Esas sayılı davasının devamı gibi görülmesinin mümkün olmadığını, açılmamış sayılmasına karar verilen bir davadan sonra açılmış olan yeni bir davanın, zamanaşımını önceki davanın  kesmesinin mümkün olmadığını, kazanın davacı karayollarının bakım ve gözetimi altında olan yolda açılmış olan  büyük bir çukura düşen kamyonun, düşmenin vermiş olduğu etkiyle yükselmesi sonucu meydana geldiğini, davacı karayollarının bakımı ve gözetimi altında bulunan yolda yağmur suyu ve diğer birikinti sular dolayısıyla açılmış olan çukurun kapatılmaması, bahse konu çukurun derinliğinden kaynaklı aracın bu çukura düşmenin etkisi ile zıplaması neticesinde kazanın meydana geldiğini belirterek davanın reddini talep etmiştirMahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacının davasının kabulü ile; 28.176,84 TL maddi tazminatın davalı sigorta yönünden 28/02/2014  tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve  ... yönünden ise kaza tarihi olan 11/01/2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın 11/01/2014 tarihinde meydana geldiğini, davanın açılmamış sayılmasına dair kararın 15/10/2018 tarihinde verildiğini, davacının davasını ikame etmemiş sayıldığını ve zamanaşımını kesen tüm sebeplerin ortadan kalktığını, davacının ikame ettiği ikinci dava olan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1531 Esas sayılı davasının 14/12/2018 tarihinde ikame edildiğini, haksız fiil zamanaşımı süresi olan 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/10327 E., 2018/3359 K., 09/05/2018 tarihli kararına göre TBK'nın Davanın Reddinde Ek Süre başlıklı 158. maddesinin davanın reddedilmesi halinde uygulanmakta olup davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde uygulama alanı bulunmadığını, mahkemenin öncelikli olarak davalının zamanaşımı def’ini değerlendirmesi gerektiğini ve sonucuna göre karar verebileceğini, 2014 yılında gerçekleşen ve 2018 yılında ikame edilen birden fazla kez takipsiz bırakılan davada alacağa kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, Karayollarının yolun bakımı ve onarım görevini yerine getirmemesi sebebiyle sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 23/06/2022 tarih, 2020/1601 Esas- 2022/1368 Karar sayılı kararı ile \"Davacı vekiline yapılan  tebligat bu haliyle usul ve yasaya uygun  olmadığı, usulsüz tebligata rağmen, dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ve buna bağlı olarak davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olmuştur.\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Somut olayda, 11/01/2014  tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS ile sigortalı  olan, davalı ...'ye ait davalı...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun açılan damperi ile ... orta refüj üzerinde bulunan Karayolları'na ait levhalara çarpması sonucunda tek taraflı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, eldeki davada davacı Karayolları vekilinin  davalılardan  maddi tazminat  talep ettiği görülmüştür.Mahkemece alınan 10/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda; \" Trafik Kazası Tespit Tutanağında ve dosyadaki diğer belgelerde kaza mahallinde herhangi bir çukur olduğuna dair bilgi yoktur ve bu husus ispata muhtaçtır. Kaldı ki, çukura düşüp çıkan bir kamyonun zıplayarak bizzat trafik levha ve taşıyıcılarına ulaşması mümkün değildir. Damper ise hidrolik valf kontrollü olup aracın çukura girip çıkması ile açılmaz. Somut olayda damper, kaldırma-indirme sistemindeki arıza dolayısı ile seyir esnasında açılmıştır ve bu durum bakım eksikliği göstergesidir. Meydana gelen kazada  ... plakalı kamyonun maliki ... damperin bakımını zamanında ve yeterince yaptırmadığından %80 oranında kusurludur. Kamyon sürücüsü... ise damperin açılmakta olduğunu hemen fark etmesi ve herhangi bir zarara sebebiyet vermemek için dampere kumanda etmeye çalışması ve gerekli fren ve direksiyon tedbirine başvurması icap ederken dikkatli ve özenli davranmamıştır. Olayda %20 oranında kusurludur. Karayolları Genel Müdürlüğü yetkililerine atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır.\" kanaati bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Davacı idare tarafından ilk olarak  27/06/2014 tarihinde Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/ 572 Esas sayılı dosyası tazminat davası açıldığı, 09/07/2015 tarihinde mahkemece  İstanbul Anadolu  Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine karar verildiği, kararın temyiz edildiği, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 06/04/2016 tarih ve 2015/18777 Esas, 2016/4343 Karar sayılı ilamı ile  ''Somut olayda, davacının trafik sigorta şirketi, işleten ve sürücüden trafik kazası nedeniyle trafik yön levhalarına çarpılarak zarar verilmesi nedeniyle tazminat talebini zorunlu trafik sigortası poliçesine dayanarak davalı işleten ve sürücü birlikte sigorta şirketinden talep ettiği, bu itibarla davanın,  Türk Ticaret Kanunu'nun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığa ticaret mahkemesi sıfatıyla bakıldığından yetkisizlik kararı verilirken İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesine gönderilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...\" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargıtay ilamı doğrultusunda dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesince onandığı, dosyanın İstanbul Anadolu 10  Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/97 Esas sayısına kaydedildiği ve bu mahkemece davanın takip edilmemesi nedeniyle 15/10/2018 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Davaya konu kazanın 11/01/2014 tarihinde meydana geldiği, tazminat davasının 27/06/2014 tarihinde yasal süresinde açıldığı, davanın açılması ile zamanaşımı süresinin kesildiği ve yeniden işlemeye başladığı, İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/97 Esas sayılı dosyasında 15/10/2018 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına  karar verildiği, istinaf talebinde bulunan davalı vekilinin \"davanın açılmamış sayılmasına\" ilişkin kararın zamanaşımını kesmediğini ve zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürdüğü  anlaşılmaktadır. Davanın reddinde ek süre başlıklı 6098 sayılı TBK'nın 158.  maddesi, \"Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.\" şeklindedir. Kanun koyucunun amacı, bir şekilde doğru mahkemede dava açılmayan hallerde veya usulü yanlışlık nedeniyle davanın usulden reddi ya da süresinden önce dava açılması yüzünden davanın reddi durumunda davacıya 60 günlük ek süre tanımaktır. Yoksa somut olayda olduğu gibi görevli ve yetkili mahkeme doğru belirlenmiş, usulü bir yanlışlık yapılmadan süresinde doğru dava açılmasına rağmen, yani açılan davanın görülmesi için hukuki herhangi bir engel olmadan sırf davacının davasını takip etmemesi yüzünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde de bu ek süre tanındığı takdirde kanun koyucunun gözettiği amaç korunmamış olacaktır.Aynı davanın haksız şekilde  ikinci kez açılmasına imkan tanıyacaktır. Bu yola cevaz verildiği takdirde açılan bir çok davada davanın doğru açılmaması veya delillerin süresinde bildirilmemesi ya da eksik bildirilmesi hallerinde dava takip edilmeyip açılmamış sayılmasına karar verilerek aynı davanın yeniden doğru bir şekilde ve tam donanımla açılmasına olanak sağlanacak, bu da kanun koyucunun güttüğü amacı yaralayacak, bir laçkalık doğmasına neden olacaktır. Bu açıklamalara göre, somut uyuşmazlıkta TBK'nın 158. maddesinde belirtilen ek süreden yararlanma imkanı bulunmadığından zamanaşımı def'inin kabulü gerekirken mahkemece, \"27/06/2014 tarihinde açılan tazminat davası ile zamanaşımı kesilmiş ise de 15/10/2018 tarihli açılmamış sayılma kararı ile zamanaşımının kesilmesinin hükümsüz hale geldiği, karar tarihi itibariyle hesaplandığında (15/10/2018+ 60 gün= 14/12/2018 dahil) 14/12/2018 tarihine kadar davanın  6098 sayılı TBK 158. madde kapsamında 60 günlük ek sürede açılabileceği ve eldeki davanın 14/12/2018 tarihinde süresinde açıldığı\" gerekçesiyle  süresinde ileri sürülen zamanaşımı definin reddedilmiş olması doğru olmamıştır.Bu durumda, istinaf talep eden davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine  karar verilmiş, ancak istinaf talep etmeyen davalılar bakımından hüküm kesinleştiğinden  hükümde değişiklik yapılmamıştır.Kabule göre de; Haksız fiil sorumlusu olan davalı sürücü ve araç maliki, haksız fiil (kaza) tarihi itibariyle mütemerrit olduğundan hükmedilen tazminat yönünden faizin başlangıç tarihinin kaza tarihi olarak gösterilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenle; davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-a. 1)Davacının davasının KABULÜ İLE; 28.176,84 TL maddi tazminatın davalı sigorta yönünden 28/02/2014 tarihinden itibaren, diğer davalı  ... yönünden ise kaza tarihi 11/01/2014  işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  b.Davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı dolduğundan REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar harcı 1.924,76 TL ve başlangıçta alınmayan 269,85 TL başvurma harcının davalı .. dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen  tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafın yaptığı 1.250,00 TL bilirkişi, 514,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.764,00 TL yargılama giderinin  davalı ... dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4 Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin  davalı ... dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı  ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan  28.176,84 TL vekalet ücretinin  davacıdan  alınarak davalı  ...'a verilmesine,7-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN;1- Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında ... tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacılardan tahsili ile ...'a verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"90ac6e34c3f3cfa0","SID":"1022fd9a16522cc9"}}