{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi         <br><br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...         ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 02/10/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: ....<br>DAVA\t: Limited Şirket Müdürünün Haklı Nedenle Azli<br>DAVA TARİHİ\t: 19/04/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 21/11/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 20/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki limited şirket müdürünün ve/veya tasfiye memurunun azli istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tTALEP<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; müdür/müdürler kurulu başkanı ve 01/09/2023 tarihinden beri tasfiye memuru sıfatını da taşıyan davalının düzenleme şeklinde sözleşme kapsamında kat maliklerinden almış olduğu vekaletnamelere istinaden... adına tescil edilmesi gereken taşınmazı, basiretli bir tacir gibi davranma yerine ve üstelik münferiden temsil yetkisini TMK'nun 2. maddesine açıkça aykırı biçimde kullanarak, kendi kendine işlem yapma yasağına aykırı biçimde ve esasen tescil işlemini danışıklı ve ceza hukuku yönünden suç teşkil eder biçimde ...'a vekalet vererek adına tescilini sağladığını, bu durumun Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.09.2024 tarih ve  2023/742 Esas 2024/626 Karar sayılı ilamı ile açıklığa kavuştuğunu, dava konusu olayda davalı yöneticinin/tasfiye memrunun özen ve bağlılık yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal ettiği ve şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiğinin yaklaşık ispat ölçüsünde anılan mahkeme kararı ile ispatlandığını belirterek davalının tasfiye Halinde ...Şirketi'indeki  müdürlük/müdürler kurulu başkanlığından ve tasfiye memurluğu sıfatından doğan tüm temsil ve ilzam yetkilerinin işbu dava sonuna kadar geçici olarak durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, 6102 sayılı Kanunun 630. maddesinde limited şirket müdürünün görevden alınması, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlanmasının düzenlendiği, haklı nedenin varlığında her ortağın şirket müdürünün görevden alınmasını, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınmasını ve sınırlandırılmasını mahkemeden istemesinin mümkün olduğu, somut uyuşmazlıkta da asıl davada birden ziyade vakıa ileri sürülerek müdür ve/veya tasfiye memurunun azli veya yetkilerinin sınırlandırılmasının dava edildiği, her ne kadar davacı-birleşen davada davalı vekilinin karşı tarafın müdürlük görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/742 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne dair ilam sunulmuş ise de henüz bu kararın kesinleşmediği, asıl ve birleşen davada tüm kanıtların toplanmadığı, davanın sonucuna yönelik tedbir kararı tesis edilmeyeceği gerekçesiyle koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın davalının Tasfiye Halinde ...Şirketinin müdürlük/müdürler kurulu başkanlığından ve tasfiye memurluğundan azli istemine ilişkin olarak açıldığını, dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir isteminin mahkemenin 31/01/2024 tarih 2024/50 Esas sayılı ara kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu, somut olayda davacının talebi, tasfiye halindeki şirketin müdürler kurulu başkanı ve tasfiye memuru davalının tüm temsil ve ilzam yetkilerinin tensiple birlikte işbu dava sonuna kadar geçici olarak durdurulmasına yönelik olup, yargılamanın geldiği aşama, delillerin henüz toplanmamış olması, mevcut durum itibariyle davacı iddiasının yaklaşık olarak ispat edilmemesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususunda bu aşama itibariyle yeterli delil bulunmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine reddedildiğini, ihtiyati tedbirde esas olanın bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkması olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbire esas nitelikte korunmaya değer bir hakkın mevcut olması ve mevcut durumun değişmesi halinin işbu hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştırması, imkânsız hale getirmesi ve/veya yaşanacak gecikmeler sebebiyle ciddi bir zararın doğması ihtimalinin bulunması gerektiğini, davaya dayanak yapılan sözleşme, kesinleşmese bile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.09.2024 tarih 2023/742 Esas 2024/626 Karar sayılı ilamı nazara alındığında çekişmeli mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle müvekkilinin hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceğinin açık olduğunu, ihtiyati tedbir isteminde Yasa koyucunun amacı tam ispat değil, yaklaşık ispat ile yetinmek olduğunu, ispatı gereken hususların tam olarak değil, kuvvetle muhtemel gösterilmesinin yeterli bulunduğunu, ihtiyati tedbir istemine dayanak yapılan Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.09.2024 tarih 2023/742 Esas 2024/626 Karar sayılı ilamının kesinleşmediği gerekçesiyle yaklaşık ispat yerine kararı istinaf edilen mahkemece yasanın aramadığı tam ispatı aradığının anlaşıldığını, asıl ve birleşen davada tüm kanıtların toplanmadığını, ihtiyati tedbirin kararının verilmesine bir engel teşkil etmediğini, ihtiyati tedbirin yasal bir koşulu olmadığını, Kanun'un ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tüm kanıtların toplanmasını aramadığını, mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin geçici hukuki korumanın amacı ile bağdaşır olmadığını, davalının eyleminin Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.09.2024 tarih 2023/742 Esas 2024/626 Karar sayılı ilamı ile yaklaşık ispat ölçüsünde sabit hale gelmesine rağmen davalının müdürlük/tasfiye memuruluğu devam edeceğinden şirketi dolayısıyla müvekkilini zarara uğratacağını, mahkemece davanın sonucuna yönelik tedbir kararı tesis edilemeyeceğine ilişkin ilkenin somut uyuşmazlıkta hukuken isabetli bir şekilde takdir edilip değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep, HMK'nun 389 vd. gereğince ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. <br>\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>\tHMK'nun 390/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir. <br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili karşı taraf davalının limited şirket müdürlük/müdürler kurulu başkanlığı ve tasfiye memurluğu sıfatından doğan temsil ve ilzam yetkisinin dava sonuna kadar geçici durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir.   <br>\tGerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nun 1. maddesinde \"Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası\" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>\tTMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.<br>\tMahkemece, 6102 sayılı Kanunun 630. maddesinde limited şirket müdürünün görevden alınması, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlanmasının düzenlendiği, haklı nedenin varlığında her ortağın şirket müdürünün görevden alınmasını, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınmasını ve sınırlandırılmasını mahkemeden istemesinin mümkün olduğu, somut uyuşmazlıkta da asıl davada birden ziyade vakıa ileri sürülerek müdür ve/veya tasfiye memurunun azli veya yetkilerinin sınırlandırılmasının dava edildiği gerekçesiyle dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler gözetilerek davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İhtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.  21/11/2024<br><br>Başkan - ...             Üye - ...                   Üye -  ...                Zabıt Katibi - ...<br>...     ...  ...   ... <br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40ae450972e56d4e","SID":"1c838ca43dc5841a"}}