{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>\t                          T.C.<br>\t                       BURSA\t\t\t\t\"Türk Milleti Adına\"<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t              \"Karar\"\t\t<br><br>Esas No\t: 2020<br>Karar No\t: 2020<br><br>Hakim \t<br>Katip\t: <br><br>Davacı\t: <br>Vekili\t: Av<br>Davalı\t: <br>Vekili\t: Av.<br>Dava\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Dava Tarihi\t: 20/11/2015<br>Karar Tarihi\t: 19/10/2020<br>Kararın Yazım Tarihi                       : 16/11/2020<br><br>Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldı. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin S.S ... Konut Yapı Koop. 'un 101 numaralı üyesi olduğunu,  müvekkilin ortak olarak davalı kooperatife 70.095,00 TL ödemesinin mevcut olduğunu,  davalı kooperatifin ortaklara verilecek daireler ile ilgili noter aracılığıyla kura düzenlendiğini, kura sonucunda Mudanya ilçesi, Halitpaşa Mh. 1 nolu parsel C Bl. 8 nolu 1 kısım dairenin kurada müvekkile çıktığını, davalı kooperatifin ilk olarak müvekkili koop. Üyeliğinden ihraç ettiğini,  bu kararın Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile iptal  edildiğini, müvekkilin 101 nolu üyeliğinin devam ettiğini,  çekilen kura sonucu dairenin yasal maliki durumuna geldiğini, dairenin elektrik ve su aboneliklerinin müvekkil üzerine olduğunu, eşyalarının daire içerisine alındığını, ancak yönetimin daireyi bu üyelik devam ediyor olmasına karşı başka 3. Kişiye sattığını, bu sebeple fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 75.000 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 09/03/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizin tazminat bedeline uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı adına usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olmasına rağmen davaya cevaplarını sunmadığı görüldü. <br>Mudanya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, davacının üyeliği ile ilgili kooperatif kayıtları celp edilmiş, Mudanya Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının ve ekli resmi senedin suretlerinin gönderildiği görülmüştür.<br>Dava konusu taşınmazın başında inşaat mühendisi bilirkişi ve hesap bilirkişisi marifetiyle keşif yapılmış, keşif sonucu düzenlenen 23/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ortak olarak davalı koop. 'a 70.095,00 TL ödemesi olduğunu, dava konusu  dairenin kura sonucu davacıya verildiğini, davacının üyeliğini iptal edildiğini ancak mahkeme kararıyla bu iptalin ortadan kaldırıldığını ve bu kararın kesinleştiğini, davalı kooperatifin bu karara rağmen daireyi 09/03/2015 tarihinde Yörükoğlu şirketine tapudan satarak devrettiğini, şirketin de daireyi 3. Kişiye sattığını, Yargıtay tarafından onanan mahkeme kararında kabul gören bilirkişi raporuna göre, Eylül 2010 sonuna kadar toplanması gereken aidat miktarının 65.850 TL olması gerekirken davacının 70.095,00 TL ödeme yaptığını, buna göre 4.245 TL fazlama ödeme olduğunun tespit edildiğini, işlemiş faizin de hesaplandığı 14.613,35 T.L olarak hesaplanan faizin 6.190,37 T.L olması gerektiğinin raporda ifade edildiği, Yargıtay'ın bu konuda uyguladığı hesaplamalara göre raporda ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere normal bir daire sahibinin zamanında ödemesi gereken aidat tutarı olan 65.385 T.L nin dava tarihinde tefe oranlarına göre endekslenmiş güncel değerinin 308.943,04 T.L olduğu, davacının yaptığı fazla ödemelerle beraber dava tarihinde güncellenmiş toplam ödeme tutarının 361.684,07 T.L olduğu dolayısıyla yapmış olduğu fazla ödemenin dava tarihi ile güncel miktarının 52.741,03 T.L fazla olduğu, gecikmeli ödemelerden dolayı kooperatif yönetimince hesaplanan gecikme zamlarının bilirkişi raporunda yapılan düzenlemelerle 6.190,37 T.L olarak hesaplandığı ve bu tutarın da dava tarihi itibariyle güncel değerinin 21.973,30 TL olduğunu bu hesaplamaya göre  gecikme zamları da düşüldükten sonra davacının yapmış olduğu fazla ödemenin 30.767,73 TL olarak hesaplandığını,  inşaat mühendisi bilirkişi tarafından dava konusu konutun dava tarihi itibari ile değerinin 160.000 TL olarak hesaplandığını, bu hali ile davacının alması gereken tazminatın 190.767,30TL(160.000 T.L+30.767,73 T.L) olduğunu rapor etmiştir. <br>Davacı 05/10/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını 115.768,00 TL artırarak 190.768,00 TL olarak ıslah etmiştir. <br>Dava, davalı kooperatife üyelik aidatı ödenmesine ve kura sonucu davacı uhdesine tespit edilmesine rağmen bağımsız bölümün dava dışı üçüncü kişiye davalı kooperatif tarafından satılması nedeniyle bağımsız bölümün değeri olarak fazlaya ilişkin haklar kalmak kaydıyla faizi ile birlikte taşınmaz değerinin tahsiline ilişkindir. <br>Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Bursa 4.Asliye Ticaret Mahkemesi(Kapatılan) ... esas-....... karar sayılı kararı ile, davacının ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas-................. karar sayılı kararı ile davacının ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.Tüm bilgi ve belgeler toplandıktan sonra dava konusu taşınmazın başında keşif yapılmış, keşif sonucu düzenlenen ve mahkememizce de yeterli bulunan bilimsel denetlenebilir ve gerekçeli bilirkişi kurulu raporunda özetle; davacının ortak olarak davalı koop. 'a 70.095,00 TL ödemesi olduğunu, dava konusu  dairenin kura sonucu davacıya verildiğini, davacının üyeliğini iptal edildiğini ancak mahkeme kararıyla bu iptalin ortadan kaldırıldığını ve bu kararın kesinleştiğini, davalı kooperatifin bu karara rağmen daireyi 09/03/2015 tarihinde Yörükoğlu şirketine tapudan satarak devrettiğini, şirketin de daireyi 3. Kişiye sattığını, Yargıtay tarafından onanan mahkeme kararında kabul gören bilirkişi raporuna göre, Eylül 2010 sonuna kadar toplanması gereken aidat miktarının 65.850 TL olması gerekirken davacının 70.095,00 TL ödeme yaptığını, buna göre 4.245 TL fazlama ödeme olduğunun tespit edildiğini, işlemiş faizin de hesaplandığı 14.613,35 T.L olarak hesaplanan faizin 6.190,37 T.L olması gerektiğinin raporda ifade edildiği, Yargıtay'ın bu konuda uyguladığı hesaplamalara göre raporda ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere normal bir daire sahibinin zamanında ödemesi gereken aidat tutarı olan 65.385 T.L nin dava tarihinde TEFE oranlarına göre endekslenmiş güncel değerinin 308.943,04 T.L olduğu, davacının yaptığı fazla ödemelerle beraber dava tarihinde güncellenmiş toplam ödeme tutarının 361.684,07 T.L olduğu dolayısıyla yapmış olduğu fazla ödemenin dava tarihi ile güncel miktarının 52.741,03 T.L fazla olduğu, gecikmeli ödemelerden dolayı kooperatif yönetimince hesaplanan gecikme zamlarının bilirkişi raporunda yapılan düzenlemelerle 6.190,37 T.L olarak hesaplandığı ve bu tutarın da dava tarihi itibariyle güncel değerinin 21.973,30 TL olduğunu bu hesaplamaya göre  gecikme zamları da düşüldükten sonra davacının yapmış olduğu fazla ödemenin 30.767,73 TL olarak hesaplandığını, bu aşamada bir yararlanmanın mevcut olmadığı aksine paranın zaman içinde kazandığı değerin konutun kazandığı değerin üstünde olduğu,davacının eksik ödemesi olmayıp fazla ödemesinin mevcut olduğu,  inşaat mühendisi bilirkişi tarafından dava konusu konutun dava tarihi itibari ile değerinin 160.000 TL olarak hesaplandığını, bu hali ile davacının alması gereken tazminatın 190.767,30TL(160.000 T.L+30.767,73 T.L) olduğu bildirilmiş olmakla böylece davacının davasında haklı olduğu kanaati ile dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, her ne kadar dairenin satış tarihi olan 09.03.2015 tarihinden itibaren ticari faiz istenmiş ise de, davacı tarafından kooperatifin davadan önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından faiz başlangıcı dava tarihi olarak kabul edilmiş, kooperatif ile davacı-üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal faize hükmedilerek  hüküm kurulmuştur.<br>Davalı vekilinin mahkememiz bu kararına karşı 01/07/2020 tarihli dilekçesi ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. <br>Davalı vekili yargılamanın yenilenmesi talebinde özetle; dosya üzerinden verilen 10/02/2017 tarihli kararının müvekkile usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediğini, dolayısıyla verilen kararın kesinleşmesinin mümkün olmayacağını, bu nedenle yargılamanın yenilenmesi isteğinin kabulüne, kararın tamamen kaldırılarak haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davcı vekili yargılamanın yenilenmesine karşı verdiği cevap dilekçesinde özetle; yargılamanın iadesi talebinde bulunan davalı kooperatif temsilcilerinin suiniyetli olduğunu, haklarında açılan hüküm verilen ceza davalarında zaman kazanmak, delil toplamak amacı ile hareket ettiklerinin söz konusu olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, bu nedenlerle hukuki dayanağı olmayan ve süresinde açılmayan yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Kanun yolları, olağan ve olağanüstü kanun yolları olarak iki kısımda incelenmektedir. Henüz kesinleşmemiş bulunan kararlara karşı başvurulan kanun yollarına “Olağan Kanun Yolları”, şekli anlamda kesinleşmiş kararlar aleyhine başvurulan kanun yollarına ise, “Olağanüstü Kanun Yolları” denir. Bir karar aleyhine henüz kesinleşmeden bir kanun yoluna başvurulabiliyorsa, bu olağan kanun yoludur.Genel olarak, olağan kanun yolları istinaf ve temyiz kanun yoludur.Kararın kesinleşmesinden sonra istisnai olarak bir kanun yoluna başvuru imkânı tanınmışsa bu olağanüstü kanun yoludur. Nihai kararlara karşı süresi içinde bu yollara başvurulmaz veya başvurulur da başvurudan olumlu sonuç alınamazsa ve başka bir olağan kanun yolu da kalmamışsa, karar kesinleşir. Kararın kesinleşmesinden sonra başvurulabilecek kanun yolu, olağanüstü kanun yolu olarak ortaya çıkmaktadır. Olağanüstü kanun yolu, yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına temyiz  olarak ortaya çıkmaktadır.<br>Yargılamanın yenilenmesinin, doktrinde, kesinleşmiş bir kararda ağır hukuki hatalar olma ihtimaline binaen kabul edilen bir olağanüstü kanun yolu olduğu kabul edilmektedir. Hem doktrinde hem de 31.03.1937 tarih, 1/13 sayılı ve 23.05.1956 tarih, 8/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararlarında yargılamanın yenilenmesi ayrı bir dava olarak kabul edilmektedir.Uygulamada yargılamanın yenilenmesi talep edildiğinde ayrı bir esasa kaydedilmekte ve HMK hükümlerine göre yargılama yapılmaktadır. HMK 374-381 madde hükümlerinde düzenlenen özel usul hükümleri de uygulama alanı bulmaktadır. Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilmesi halinde verilecek karar eski hükmü kaldırdığından yenilik doğurucu bir karar verildiğinden yargılamanın yenilenmesinin bir dava olarak kabulünü de zorunlu kılmaktadır.<br>HMK' nın 375. Maddesi'nde \" Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:<br>a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.<br>b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.<br>c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.<br>ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.<br>d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.<br>e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.<br>f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.<br>g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.<br>ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.<br>h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.<br>ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.<br>i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.<br>(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.” yargılamanın iadesi sebepleri tahdidi olarak sayılmıştır.<br>O halde somut olayda, davalı tarafından gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğu ileri sürülmüş olup yukarıda belirtildiği üzere HMK' nın 375. Maddesi uyarınca tebligatın usulsüzlüğünün yargılamanın iadesi sebebi sayılmadığı dikkate alınarak davalı tarafın yargılamanın iadesi talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br><br>H Ü K Ü M                      : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davalı tarafın yargılamanın yenilenmesi talebinin REDDİNE,<br>2-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 54,40 TL karar ve ilam harcı, dava tarihi itibariyle alınması gerekli 54,40 TL başvuru harcı toplamı olan 108,80 TL harcın yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davalı S.S. Asya Kent Konut Yapı Kooperatifinden alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davacı taraf vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansından karar tebliği için gerekli miktar kullanıldıktan sonra artan kısmın kararın kesinleşmesi halinde HMK'nın 333.maddesi uyarınca istek halinde davacıya iadesine,<br>6-Davalı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde HMK'nın 333.maddesi uyarınca istek halinde davalıya iadesine,<br>Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde mahkememize veya mahkememize iletilmek üzere herhangi bir nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne verilecek dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf kanun yoluna başvurma hakkı açık olmak üzere karar verildi. 19/10/2020<br><br>Katip <br>   ¸e-imzalıdır.         <br> <br> <br> <br>Hakim <br>  ¸e-imzalıdır.         <br>  <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d594505f3a0b869c","SID":"d27fa3bc86651bef"}}