{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/929 <br>KARAR NO:2024/2094<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/12/2022<br>NUMARASI:2021/326 Esas  2022/917 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ‘nin adresinin İstanbul/Şişli olduğu göz önüne alındığında ve dava konusu uyuşmazlığın her üç şirket için de aynı konuya dayanıyor olması ve usul ekonomisi de göz önüne alındığında İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava dışı ... Limited tarafından borçlu şirketlere karşı icra takibi başlatıldığını, iş bu icra takibine borçlu şirketler tarafından itiraz edilmesi nedeni ile zorunlu arabuluculuk aşamasına başvurulduğunu, borçlu şirketler tarafından İstanbul arabuluculuk ofisinin yetkisine itiraz edildiğini, iş bu itirazın İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/472 E 2020/387 K. sayılı dosyası ile değerlendirildiğini, dosyada yetkili arabuluculuk ofisinin her üç şirket içinde İstanbul Arabuluculuk ofisi olduğuna karar verildiğini, huzurdaki davada İstanbul mahkemelerinin uyuşmazlığı görmeye yetkili olduğunu, Müvekkil havayolu şirketi ile dava dışı ... (...) arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde müvekkil havayolu şirketi ... sistemine üye olmayı ve ...’nin ... sitemine üye olan acentelerin müvekkil havayoluna ait biletleri satmasını kabul ettiğini, ...'nın tüm dünyada tarifeli havayolu taşıyıcılarının temsil edildiği bir birlik olduğunu, bu birliğe 140 ülkeden 270’in üzerinde havayolu firması üyesi olduğunu, bu da toplam tarifeli havayolu trafiğinin yaklaşık %98’ini ifade ettiğini,  davalı borçlu şirketlerin de 2013 yılında imzaladıkları sözleşme ile ...’nin ... sistemine akredite olduklarını, bu kapsamda havayollarına ait bilet bedellerinin davalılar tarafından ödenmemesi riski göz önünde bulundurularak 2019 itibariyle ....’ya davalı şirketlerce 28.078.000 USD tutarında banka teminat mektupları verildiğini, davalı şirketlerin müvekkil şirkete ait uçak biletlerini müvekkil nam ve hesabına sattıklarını, bilet bedellerini tahsil ettiklerini, tahsil edilen bu bedellerin müvekkil havayolu şirketine ödenebilmesi için ... tarafından 15 günlük periyodlarda davalı şirketlere ödeme talebi gönderildiğini, satılan bilet bedellerinin karşılığının ödenmesinin talep edildiğini, davalı şirketlerin, 16 Ekim 2019 tarihinde müvekkil havayolu şirketinin nam ve hesabına sattığı biletlerin satış bedellerini ödemediğini, davalı şirketlerin müvekkil havayolu da dahil olmak üzere havayollarının borçlarını ödememesi nedeni ile 17 Ekim 2019 tarihinde ... tarafından davalı şirketlerin ... akreditasyonunun dondurulmasına karar verildiğini, ayrıca ... tarafından davalı şirketlere 30 Kasım 2019 tarihine kadar havayollarına olan borçlarını ödemeleri için süre verildiğini, son olarak bu süre içerisinde bilet bedellerinin ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak davalıların bu bedelleri ödememekte ısrar etmesi nedeni ile davalıların ... akreditasyonunun sona erdirilmesine karar verildiği ve davalıların ... bünyesinde bulunan teminat mektuplarının tamamı ... tarafından bozdurulduğunu, bozdurulan teminat mektuplarının toplam miktarının 28.078,000 USD olduğunu,  bozdurulan teminat mektuplarından elde edilen miktarın ... tarafından davalılardan alacakları oranında müvekkil şirketinde içerisinde bulunduğu havayolu şirketlerine dağıtılmış olmasına rağmen müvekkil havayolu şirketine ödenen miktarın davalı şirketlerin müvekkil havayolu şirketine olan toplam borç miktarını karşılamaya yetmediğini, müvekkil havayolunun borçlu şirketlerden davalı ... A.Ş. Şirketinden 27.007,00 TL, davalı ... A.Ş. Şirketinden 155.914,80  TL, davalı ... A.Ş. Şirketinden 364.142,40 TL  olmak üzere toplam  547.064,2-TL alacağı bulunduğunu, davalı borçlularla iletişime geçilmesine rağmen müvekkil havayolunun alacağı için ödeme yapılmaması sebebiyle davalı-borçlu şirketler aleyhine 04/03/2020 tarihinde ... sayılı dosyası ile  547.064,2-TL  asıl alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların haksız ve mesnetsiz iddialarla kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ederek söz konusu dosya borcunu ödemekten kaçındığı ve takibi durdurduklarını, itiraz dilekçesinin kendi taraflarınca 8 Eylül 2020 tarihinde elden tebliğ alındığını, takibin durdurulmasının ardından, kendi taraflarınca 24.08.2020 tarihinde arabulucuya başvurulduğunu,  ancak arabuluculuk görüşmesinden herhangi bir sonuç alınamadığını, bu nedenle, 18.09.2020 tarihinde anlaşmama tutanağının taraflarca imzalandığını, tüm bu nedenlerle borçluların borcunu karşılamaya yeter taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, borçluların ... sayılı dosyasındaki ödeme emrine karşı yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile icra takibinin devamına, borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı’na mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından yatırılmış bir yabancılık teminatı bulunmadığını, davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu Beyoğlu ... Noterliği'nin 08.02.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi incelendiğinde vekaletnamenin ilgili şirketin İstanbul Şubesi tarafından verildiği ve dava dilekçesinde davacı olarak ...'ı ... Şubesi'nin belirtildiğinin görüldüğünü, vekaletname incelendiğinde, vekalet veren kişinin vekalet vermeye yetkili olup olmadığının anlaşılamadığını, davacının dava dilekçesinde alacaklı olduğu iddia edilen ... şirketi ...'nin dosyada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (“TTK”) 40. maddesi gereğince İstanbul şubesi bulunduğuna dair tescil ve ilan bilgisine ilişkin belgeye rastlanılamamıştır. Bu sebeple mevzuata uygun tescil ve ilan edilmiş bir şube bulunup bulunmadığının, şubenin merkezi yabancı ülkede bulunun şirketi davada temsil yetkisinin olup olmadığının da tespit edilemediğinin görüldüğünü, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden sorulması ve mevzuata aykırılık olması durumunda dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, Müvekkil şirketlerden birinin İstanbul merkezli olduğunu, diğer iki müvekkil şirketin Antalya merkezli olduğunu, davacının aynı dava ile müvekkil şirketlere husumet yöneltmesinin mümkün olmadığını, birden fazla davalıya karşı dava açılabilmesi için davalılar arasında ihtiyari ya da mecburi dava arkadaşlığı olması gerektiğini,  bununla birlikte müvekkil şirketler açısından ihtiyari dava arkadaşlığının da söz konusu olmadığını, davacının her bir müvekkil şirketten ayrı ayrı alacağı olduğunu iddia ettiğini, davacı ... A.Ş.'den (“...”) sebebi ve miktarı farklı bir alacağı; ... A.Ş.'den (...”) sebebi ve miktarı farklı bir alacağı ve diğer müvekkil şirketten de sebebi ve miktarı farklı bir alacağı olduğunu dile getirdiğini, takip ve dava konusu edilmesi gereken alacaklar birbirinden farklı olduğunu, buna rağmen aynı dosya üzerinden müvekkil şirketler aleyhine icra takibine girişildiğini, borca ve yetkiye süresinde itiraz edilmesi üzerine de davacı tarafından aynı şekilde tek bir dosya üzerinden huzurdaki davanın açıldığını, müvekkil şirketlerle başka havayolu şirketleri arasında devam eden yargılamalarda İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/478 E. Sayılı dosyasından yetki itirazlarımızın kabulüyle ... ve... yönünden Antalya Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verildiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret mahkemesi 2020/499 E. sayılı dosyadan yine ... ve ...yönünden tefrik kararı vererek yetki itirazlarının yeni dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verildiğini,  davalılar arasında dava arkadaşlığının bulunmadığını belirttiğini, tüm bu nedenlerle davanın HMK'nın 61. maddesine göre ...'ya ihbar edilmesini; Haksız ve hukuki dayanağı bulunmayan davanın usulden, bu talebimizin kabul görmemesi durumunda esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  15/12/2022 tarih ve 2021/326 Esas - 2022/917 Karar sayılı kararında;\"...Davalılar tarafından yabancılık teminatı yatırılması konusunda itirazda bulunulmuş ise de davacı şirketin Türkiye' de şubesi olması nedeniyle TTK nun 105/2 maddesi uyarınca yabancılık teminatı yatırması talebinin reddine karar verilmiştir. Davalıların yetki itirazının HMK 6. ve 7. Maddeleri uyarınca davalılardan birinin ikametgah adresinde dava açılabileceğinden davalı ... A.Ş nin dava açıldığı tarih itibari ile adresi Mahkememiz yetki alanında kaldığından davalıların  yetki itirazının reddine karar verilerek açık yargılamaya devam olunmuştur. Dava dışı Uluslararası Hava Taşımacılığı birliği ile davalı şirketler arasında 2013 yılında Yolcu satış acentesi anlaşması imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davalı acentelerin dava dışı ... tarafından yolcu bileti satmaya ve satılan bu biletlerin ücretini tahsil etmeye yetkili kılındıkları, bu sözleşmenin 7. Maddesinde; ... tarafından belirtilen hava taşımacılığı veya sözleşme kapsamında satılan yardımcı hizmetler için para tahsil edildiğinde bir trafik dökümanı çıkartılarak acentenin bu trafik belgesi ile ilgili olarak ödenecek tutarı taşıyıcı hava şirketine havale etmekten sorumlu olduğu, 10. Maddesinde acentenin gerçekleştirilen tüm işlemlerin bilgilerini kayıt  ederek ve destekleyici kanıtlar ile birlikte yeterli kayıt ve hesapları tutacağını,  bu kayıtların hesapların acente tarafından 2 yıl süre ile saklanacağı düzenleme konusu yapıldığı görülmüştür.Davalı acentelerin dava dışı ... sisteminde (... sistemi havayolları için mali kontrol ve nakit akışını iyileştirmek için tasarlanmış bir sistem olup, acente kullanıcı adı ve şifresi kullanılarak  ilgili periyod dönemi için ne kadar bilet kesildiğinin kontrol edilebileceği bir sistem olduğu) emanetçi sıfatı ile satışlarını yaptıkları bilet bedellerini seyahat  acentesi kuralları ve yolcu bileti satışı sözleşmesi gereğince belirli periyotlar ile ilgili havayollarına geri ödemesi gereği yolcu bileti  satış sözleşmesinin 7/2 maddesinde bu konunun düzenlendiği, davacının ... üyesi havayolu firması olduğu, seyahat acentesi olan davalılardan kendi uçak biletlerini satmasından doğan alacağını talep edebileceği, yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda davalılardan... A.Ş nin 27.007,00-TL,... A.Ş nin 155.914,80-TL, ... A.Ş nin ise 364.142,40-TL olmak üzere bilet satışlarından kaynaklı davacıya borçlu olduklarının tespit edildiği, davacının takipten önce davalıları usulüne uygun şekilde temerrüte düşürmediği, bu sebep ile takip tarihinden öncesine ilişkin faiz talebinde bulunamayacağı hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığından ; davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 547.064,20 TL üzerinden devamına, (davalı ... 27.007,00 TL,  davalı ... Turizm A.Ş 155.914,80 TL,  davalı ... A.Ş. 364.142,40 TL'den sorumlu olmak kaydıyla)  asıl alacak 27.007,00 TL,  155.914,80 TL ve 364.142,40 TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, taraflarca belirlenebilir likit alacak miktarına davalılarca haksız olarak itiraz edildiğinden %20 tazminatın davalılardan tahsiline,  karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, ''1-Davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 547.064,20 TL üzerinden devamına, (davalı ...  Turizm  27.007,00 TL,  davalı ... A.Ş 155.914,80 TL,  davalı ... A.Ş. 364.142,40 TL'den sorumlu olmak kaydıyla)  asıl alacak 27.007,00 TL,  155.914,80 TL ve 364.142,40 TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, %20 tazminatın davalılardan tahsiline, 2-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 109.412,84-TL %20 tazminatın davalılardan (davalı... 6.564,77- TL'dan,  davalı ... A.Ş, 30.635,59- TL'dan,  davalı ... A.Ş. 72.212,47- TL'dan sorumlu olmak kaydıyla) tahsili ile davacıya ödenmesine,' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar  vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yapılan yargılama sonucunda İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.12.2022 tarih 2021/326 E. ve 2022/917 K. sayılı kararıyla itirazın iptaline karar verildiğini, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılması için istinaf yoluna başvuru zorunluluğu doğduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinde dava şartlarının düzenlendiğini,Dava, itirazın iptali davası olup, takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğunu, İtirazın iptali davasında dava koşullarında biri yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibinin bulunması olduğunu,Müvekkillerinden ... A.Ş.'nin (...) ve ... A.Ş.'nin (...) adresinin Muratpaşa/ Antalya'da bulunması sebebiyle bu iki müvekkili açısından yetkili olmayan İstanbul icra müdürlükleri nezdinde icra takibi başlatılabilmesinin mümkün olmadığını, yetkili icra müdürlükleri Antalya icra müdürlükleri olduğunu, dolayısıyla yetkisizlik kararı verilmesi ya da ... ve... açısından davanın HMK'nın 114 maddesinin 2. fıkrası ve 115. maddesinin 2. fıkrası kapsamında dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, buna rağmen davanın ilk derece mahkemesince görülmesi ve karara  bağlanmasının hatalı olduğunu,Davacının davasını İspat Edemediğini,İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.12.2022 tarihli, 2021/326 E. ve 2022/917 K. Sayılı kararının hatalı olduğunu, müvekkili şirketlerin ticari defter kayıtlarına göre müvekkiller ile davacı arasında herhangi bir hesap kaydının bulunmadığı, bir diğer deyişle müvekkillerin ticari defterlerine göre davacıya bir borcu olmadığının tartışmasız olduğunu, Müvekkili şirketlerin usulüne göre düzenlenmiş ticari defterlerine göre davacıya bir borcunun olmadığının açıkça tespit edildiğini, davacı taraf ise söz konusu kayıtların aksini ispat eden bir ticari defter kaydını dosyaya sunamadığını, davacının bir hak iddia edebilmesi için HMK'nın 222. maddesinde de belirtildiği şekilde, ilk olarak kendi ticari defterleriyle, müvekkil şirketin ticari defterlerindeki kayıtların doğru olmadığını ispat etmesi gerekmektedir ki davacı tarafın bunu dahi yapamadığını, Dava dosyasındaki bilirkişi raporları incelendiğinde ise, davacının, bilirkişi incelemesi sırasında kanunen tutmakla yükümlü olduğu hasılat defterlerini dahi ibraz etmediğinin görüldüğünü, sonuç itibariyle davacının yasal olarak tutmâkla yükümlü olduğu defterlerini dosvava ibraz etmediği gerçeği ışığında HMK'nın/222. maddesi çerçevesinde ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğini, bu sebeple de davanın reddine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.12.2022 tarihli, 2021/326 E. ve 2022/917 K. Sayılı kararı incelendiğinde ilk derece mahkemesince davanın kabulüne gerekçe olarak bilirkişilerce, ...  (... - ...) tarafından tek taraflı ve ne şekilde hazırlandığı belli olmayan ... kayıtları gösterildiğini, HMK'nın 222. maddesinde ... Birliği (...) kayıtlarının ticari defterlerdeki kayıtların aksini ispat eden bir delil gücünde bulunduğunu gösteren bir düzenleme bulunmadığını, İlk derece mahkemesinin, Bilirkişi Heyeti ve davacının yaptığı gibi,... kayıtlarına mutlak delil niteliğinde bir anlam yüklemeye çalıştığını, ... kayıtları incelendiğinde, bu kayıtlarda ne bir uçuş numarası ne ... numaraları ne de yolcu isimleri yer aldığını, bir başka deyişle, nihai olarak yapılan bir uçuş olup olmadığı, -eğer bir uçuş yapılmış ise- bu uçuşun hangi uçuş numaralı uçuş olduğu, ne zaman ve hangi yolcularla yapıldığı dahi anlaşılamadığını, bu husus İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/504 E. sayılı dosyasında da aşağıdaki ifadelerle tespit edildiğini,“Davalılar vekilinin yapmış olduğu itirazlar neticesinde ... numarası, elektronik bilet bilgisi, yolcu adı ve soyadı, gibi biletleme vb gibi ayrıntıların dosyada bulunan ... kayıtlarından ve belgelerden tespit edilemediği gibi yukarıda tablolarda belirtilen iadelerin dışında, Covid-19 veya herhangi bir sebeple biletleme yapılan uçuşların iptal edilip edilmediği, biletleme yapılıp iptal edilen uçuş var ise iptale ait ücretin iadesinin yapılıp yapılamadığı, iptal edilen biletlerin ücretlerinin iade edildiği veya bilet tarihleri değişikliği yapıldığı (daha sonra kullanılmak üzere biletin açığa alınması) hususlarının tespitinin yapılamadığı, bu hususların tespiti için ilgili kurumlara müzekkere yazılabileceği\",şeklinde görüş bildirildiğini, Görüldüğü üzere, hiçbir şekilde borcun varlığını kabul anlamına gelmemek üzere, yukarıda yer vermiş olduğu bilirkişi raporu gereğince de İlgili kurumlar nezdinde araştırma yapılmasının bir zorunluluk olduğunu, Ayrıca bilirkişilerin ve mahkemenin göz ardı ettiği bir diğer hususun da: 8 kasım 2023 tarihinde ...Birliğinin zaten davalılar tarafından kendisine verilmiş olan 23.078.000-USD tutarında teminat mektubunu  bozdurmuş ve havayollarına neye göre hangi  miktarda olduğu,  belirsiz Ödemelerde bulunduğunu, bu durumun da bilirkişilerce incelenmediğinin anlaşıldığını,Teminat mektuplarının paraya çevrildiğini gösteren dekontları, müvekkilleri tarafından ...'ya verilen teminat mektuplarını ve ayrıca teminat mektuplarının özetini içeren excel tablosunu da dilekçemiz ekinde sunduğunu, (Bu belgeler, delil olarak dayandığımız İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/732 E. sayılı dosyası içerisinde de yer almakta olup ilk defa ortaya koyulmuş belgeler değildir.). Bozdurulan teminat mektupları sebebiyle de davacıya herhangi bir alacağın bulunmasının mümkün olmadığını, Sağlıklı bir değerlendirme ve inceleme yapılmadığı hususu dosyadaki bilirkişi raporları incelendiğinde de rahatlıkla anlaşılabildiğini, kararın gerekçesinde atıfta bulunulan 11.10.2022 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu'ndaki ifadeler özensiz incelemeyi ortaya koyduğunu,Örneğin söz konusu Bilirkişi Heyet Raporu incelendiğinde bu raporda yer verilen ifadelerin aşağıdaki şekilde olduğunu; “... kayıtları incelemesi neticesinde Davalılardan ... Turizm  A.Ş.'nin 27.007,00- TL; ... A.Ş.'nin 155.914,80 TK; ... A.Ş.'nin ise 364.142,40.-TL olmak üzere Davacıya borçlu olduğu ve dilekçede de bu tutarın talep edildiği (...)Bilirkişilerin bu değerlendirmesi “davacı bu kadar fazla dokuman sunduğuna göre, herhalde alacak talebinde haklıdır” gibi bir varsayıma dayandığını, oysa ki hiçbir şekilde söz konusu ... kayıtlarını kabul etmemekle birlikte, bir an için söz konusu ... kayıtlarının doğru olduğu varsayımında, söz konusu ...'lerdeki “...” satırlarının yanında yazan tutarların dava konusu ödeme emrindeki tutarlarla örtüşmesi gerekmektedir ki bu iki kategori dahi birbiriyle uyumsuz olduğunu, yapılacak basit bir toplama işlemiyle dahi ... kayıtlarındaki “...” satırı yanında yer alan tutarların icra takibinde talep edilen tutarlarla örtüşmediği açık iken ilk derece mahkemesinin alacak  iddiasını doğruladığına nasıl kanaat getirdiklerinin anlaşılması mümkün olmadığını, görülen o ki ilk derece mahkemesi herhangi bir maddi vakıa incelemesi yapmaksızın dosyaya davacı tarafından sunulan ... Türkiye'de ... Grubu Temerrüdü — ... Temerrüt Durumu” belgedeki tutarların doğru olduğu varsayımıyla hareket ettiğini,Dava dosyasındaki beyanlarında bir çok defa ifade edildiği üzere, söz konusu ihtilaf açısından davacının dayandığı ... kayıtlarının ve “... Türkiye'de ... Grubu Temerrüdü - ...Temerrüt Durumu” isimli belgenin herhangi bir delil vasfı bulunmadığını, zira bu belgeler müvekkilleri ile aralarında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/732 E. sayılı dosyası nezdinde mevcut bir ihtilaf bulunan ... tarafından tek taraflı olarak hazırlanan kayıtlar olduğunu, bu belgeler maddi vakıları göstermekten uzak olduğundan denetime de elverişli olmadığını, kendileriyle ihtilaf içerisinde olan bir kurum tarafından düzenlenen dokümanları kabul etmediklerini, Dosya kapsamındaki beyan dilekçelerin de belirtmiş olduğu üzere; davacının dayanak olarak gösterdiği ... kayıtlarında herhangi bir uçuş, ..., elektronik bilet bilgisi, yolcu adı ve soyadı, uçuş tarihlerinin yer almadığı; bir diğer deyişle nihai olarak gerçekten yapılan bir uçuş olup olmadığının dahi anlaşılamadığının açık olduğunu,Davacı tarafından dayanılan bir diğer belge olan “... Türkiye'de ... Grubu Temerrüdü - ... Temerrüt Durumu” isimli belge ise davanın tarafları arasında düzenlenen bir belge olmadığından bu belgenin de karara dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığını,  İlgili belgenin ne zaman düzenlendiği dahi belirsiz olduğunu, bu belgede de herhangi bir uçuş, ..., elektronik bilet bilgisi, yolcu adı ve soyadı, uçuş tarihleri  yer almadığını, söz konusu belgeden de nihai olarak gerçekten yapılan bir uçuş olup olmadığı anlaşılamadığı gibi, belgede yazan tutarların neye göre belirlendiğinin de belirsiz olduğunu,Sonuç itibariyle hem ... kayıtları hem de ... Türkiye'de... Grubu Temerrüdü — ... Temerrüt Durumu isimli belge maddi hukuk kurallarının unsurlarını karşılayacak maddi vakıaların gerçekten meydana gelip gelmediğini ortaya koymaktan uzak olduğunu, Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan dilekçelerde ...'lerin 15 günlük periyotlar halinde davalılara gönderildiğinin beyan edildiğini, hiçbir şekilde davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, bir an için davacının bu beyanının doğru olduğu varsayımından hareket edildiğinde; davacının iddiasına göre, örneğin 01.01.2022 tarihinde, 01.06.2022 tarihli bir uçuş için bilet alındığında, bu tutar 16.01.2022 tarihli ... kaydında yer alacağını,  Yolcunun 01.06.2022 tarihli uçuşunu (örneğin) 01.03.2022 tarihinde iptal etmesi durumunda iptal olunan biletin iadesinin 16.01.2022 tarihli ...'de görülmeyeceğinin açık olduğunu, Müvekkili şirketlerle ... arasında yaşanan yargıya İntikal etmiş uyuşmazlıktan da görüleceği üzere, ...'nın terminalleri/sistemi bir anda kapatması sonucunda, müvekkili şirketlerin ticari hayatlarına devam edebilmek adına birçok alt acenteye ve son kullanıcıya/müşteriye bilet iptallerinden dolayı para iadeleri yapmak durumunda kaldığını, Yukarıda da değinildiği Üzere, uçuş tarihinden çok uzun süre önce satın alınan biletler daha sonra iptal edildiği/uçuşlar iptal olduğu halde söz konusu ... kayıtlarında borç olarak yansıtıldığını, bu sebeplerle bilirkişinin yaptığı “... raporlarının davacının alacak iddiasını doğruladığına” ilişkin tespitin gerçeklerle örtüşmediğinin açık olduğunu,Sonuç olarak, müvekkillerinin davacıya bir borcunun olmadığını, ayrıca davacı dava konusu alacağının ispatı hususunda kendi ticari defterlerine dayanmadığı gibi başkaca delillerle de alacağını ispat edemediğini, davacı ile müvekkilleri arasında herhangi bir sözleşme olmadığı için tarafların yerine getirmek zorunda olduğu edimlerden bahsetmenin de mümkün olmadığını, İleri sürerek, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava,  yolcu satış acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine İİK'nın 67 vd maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalılar vekilinin icra müdürlüğünün yetkili olmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,HMK'nın 57.maddesi gereğince, birden çok kişi hakkında maddede sayılan durumların bulunması halinde birlikte dava açılabileceği, bu kapsamda davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olmasını ihtiyari dava arkadaşlığı sebebi olarak görüldüğü anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden davalıların grup şirketleri olduğu ve dava dışı... ile yaptığı sözleşmeler kapsamında birçok hava yolu şirketi ile birlikte davacı şirkete ait biletleri sattıkları bu nedenle ticari ilişkinin bir bütün olarak değerlendirilerek borç ve alacak miktarının belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla,  davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı olması nedeniyle aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve davaların HMK'nın 166.maddesi gereğince birlikte görülmesi gerektiği anlaşılmıştır.İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. İtirazın iptali davasında, icra dairesinin yetkisine itiraz halinde, yetkili icra dairesinden ödeme emri tebliğ edilmesi, HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartıdır.Somut uyuşmazlıkta, davalılardan ... AŞ'nin yerleşim yerinin Şişli/İstanbul olduğu anlaşılmıştır. Diğer davalıların yerleşim yeri ise Antalya ilidir. Davalılar vekili takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını belirterek icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. HMK'nın 6. maddesi gereğince her dava (takip) dava tarihindeki davalının yerleşim yerinde açılmalıdır. Davalının (borçlunun) birden fazla olması halinde bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava (takip) açılabilir. Ancak, dava sebebine göre Kanun'da davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmiş ise, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Somut olayda davalılarla ... arasındaki sözleşme ve davalıların ortaklık yapısı nedeniyle HMK. 57 madde kapsamında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, İİK'nın 50.maddesi yollamasıyla HMK'nın 6. ve 7. maddeleri gereğince... yetkili olduğundan tüm davalılar yönünden takibin yetkili icra müdürlüğünde yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece, davalılar vekilinin yetki itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davalılar vekilinin yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,  ... tüm dünyada tarifeli havayolu taşıyıcılarının temsil edildiği bir birlik olduğu, davacı havayolu şirketi ile dava dışı ... Birliği (...) arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde davacı havayolu şirketi ...sistemine üye olmayı ve ... Birliği’nin ... sitemine üye olan acentelerin davacı havayoluna ait biletleri satmasını kabul etmiştir. Davalı ... A.Ş.ile dava dışı... arasında 01.02.2013 tarihli, Davalı  ...A.Ş. İle dava dışı... arasında 26.10.2016 tarihli, Davalı ... A.Ş. İle dava dışı ... arasında ise 04.04.2013 tarihli acentelik anlaşması imzalandığı, Bu anlaşmaların 3.1. Maddesinde; “..., taşıyıcının (...) hizmetleri ve taşıyıcının yetkilendirdiği diğer hava taşımacılarının hizmetleri üzerinden hava yolcu taşımacılığı satmaya yetkilidir...” şeklinde hüküm olduğu, bu anlaşma ile davalı acenteler, dava dışı ... tarafından Yolcu Bilet satmaya ve satılan bu biletlerin ücretini tahsil etmeye yetkili kılınmıştır. ..., havayolu firmalarının alacakları teminat altına alabilmek adına yetkilendirdiği seyahat  acentelerinden teminat mektubu alabilmekte, Bu teminat mektubunun miktarı seyahat acentesinin ve bulunduğu ülkenin risk portföyüne göre farklılık gösterebilmektedir.Davalı şirketlerin,... Birliği’nin ... sistemine akredite oldukları, bu kapsamda havayollarına ait bilet bedellerinin davalılar tarafından ödenmemesi riski göz önünde bulundurularak 2019 itibariyle ...’ya davalı şirketlerce 28.078.000 USD tutarında banka teminat mektupları verildiği, davalı şirketlerin davacı şirkete ait uçak biletlerini davacı nam ve hesabına sattıkları, bilet bedellerini tahsil ettikleri, tahsil edilen bu bedellerin davacı havayolu şirketine ödenebilmesi için ... tarafından 15 günlük periyodlarda davalı şirketlere ödeme talebi gönderildiği, satılan bilet bedellerinin karşılığının ödenmesinin talep edildiği, davalı şirketlerin, 16 Ekim 2019 tarihinde davacı havayolu şirketinin nam ve hesabına sattığı biletlerin satış bedellerini ödemediği, davalı şirketlerin davacı havayolu da dahil olmak üzere havayollarının borçlarını ödememesi nedeni ile 17 Ekim 2019 tarihinde ... tarafından davalı şirketlerin ... akreditasyonunun dondurulmasına karar verildiği, ayrıca ... tarafından davalı şirketlere 30 Kasım 2019 tarihine kadar havayollarına olan borçlarını ödemeleri için süre verildiği, son olarak bu süre içerisinde bilet bedellerinin ödenmesi gerektiğinin belirtildiği, davalıların bu bedelleri ödememesi nedeni ile davalıların.. akreditasyonunun sona erdirilmesine karar verildiği ve davalıların ... bünyesinde bulunan teminat mektuplarının tamamı ... tarafından bozdurulduğu, bozdurulan teminat mektuplarının toplam miktarının 28.078,000 USD olduğunu,  bozdurulan teminat mektuplarından elde edilen miktarın ... tarafından davalılardan alacakları oranında davacı şirketinde içerisinde bulunduğu havayolu şirketlerine dağıtılmış olmasına rağmen davacı havayolu şirketine ödenen miktarın davalı şirketlerin davacı havayolu şirketine olan toplam borç miktarını karşılamaya yetmediği belirtilerek bakiye alacağın tahsili talebiyle davaya konu icra takibinin başlatıldığı, takibe itiraz üzerine istinafa konu itirazın iptali davası açılmıştır.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, davalı şirketler ile davacı şirket arasında herhangi bir hesap kaydının bulunmadığını, davalı şirket ticari defterlerine göre davacı şirkete borçlarının olmadığını iddia etmiş ise de; Davalılar ile dava dışı... arasında imzalanan acentelik sözleşmelerinin anlaşmada bulunan kural, karar ve hükümler başlıklı 2. Maddesinin alt bentlerinde, acenteler seyahat acenteleri el kitabında belirtildiği üzere 2.1.a.2 maddesinde acenteler ... kılavuzunda belirtilen faturalandırma ve anlaşma planı kurallarına, çeşitli zamanlar değiştirilmiş halleri ile uymayı kabul edeceği düzenlenmiştir. Yine sözleşmenin ''... tarafından taşıyıcılara ödenecek paralar - havale\" başlıklı 7/1. maddesinde;\" Acente tarafından belirtilen yolcu hava taşımacılığı veya bu Anlaşma uyarınca satılan yardımcı hizmetler için para alındığında derhal bir Trafik Dökümanı çıkarılacaktır. Ve acente, bu Trafik Belgesi ile ilgili olarak ödenecek tutarın Taşıyıcıya havale edilmesinden sorumlu olacaktır.\" hükmü yer almaktadır. Davalı  şirketler, imzaladıkları acentelik sözleşmeleri ile... Birliği’nin... sistemine akredite olmuşlardır. Davalı şirketler, davacı havayolu şirketine ait uçak biletlerini davacı nam ve hesabına satmışlar ve bilet bedellerini tahsil etmişlerdir. Havayolu şirketleri ile seyahat acenteleri arasındaki ödeme raporları ... (...) sistemi ile gerçekleşmektedir. Davacı havayolu şirketi ile davalı acentelerin ... Birliği'nin ... sistemine üye olduğu, sisteme kayıtlı üyelerin birbiriyle doğrudan ticari işlem veya cari hesap kaydının tutulmadığı, ... sisteminde yapılan işlemlerin kayıtlarına itibar edildiği ve işlerin bu şekilde yürüdüğü anlaşılmıştır. Davacı tarafça ibraz edilen ...'nın... kayıtlarına göre düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalıların imzaladığı acentelik sözleşmelerinin 10. Maddesinde; acentenin gerçekleştirilen tüm işlemlerin bilgilerini kayıt  ederek ve destekleyici kanıtlar ile birlikte yeterli kayıt ve hesapları tutacağını, bu kayıtların hesaplarının acente tarafından 2 yıl süre ile saklanacağı düzenlenmiştir.Davalı tarafın, iptal veya iade edilen biletlerle ilgili geri ödeme savunmasını davalının ıspatlamak zorunda olduğu, bu yönde delil ibraz etmediğinden, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler doğrultusunda; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalılar vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dairemizce uyap sisteminden yapılan sorgulamada; Davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde belirtttiği  İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/732 Esas sayılı dosyası ile ... Birliği'ne yönelik açtıkları ... Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat davasının yapılar yargılaması sonucunda mahkemece  10/12/2020 tarih ve 2019/732 Esas - 2020/568 Karar sayılı kararı ile; Tahkim itirazının kabulü ile HMK. 413, HMK 116/1-b maddeleri gereği davanın usulden reddine, karar verildiği, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, istinaf incelemesinin dairemizce yapıldığı, dairemizin 2021/969 Esas-2021/1496 Karar sayılı  26.10.2021 Tarihli kararımız ile; Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine  temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği, dairemiz kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD.'nin 15/05/2023 tarih ve 2021/9176 Esas - 2023/3066 Karar sayılı kararı ile; Dairemiz kararının onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Sonuç olarak, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek,  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince   ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 37.369,95 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalılar  tarafından peşin olarak yatırılan 9.702,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 27.667,67 TL harcın davalılardan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/12/2024 Tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak yetki yönünden oy çokluğu, esasa ilişkin oy birliği ile karar verildi. <br>MUHALEFET ŞERHİ:Dava; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK m.67 uyurınca itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davalılardan...Şirketi ile ... Şirketi'nin icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik itirazları reddedilmiş, tüm davalılar yönünden işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karar karşı tüm davalılarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, davalılardan  ... Şirketi ile ... Şirketi tarafından hem icra dairesinin hem de mahkemenin yetkisine yönelik itirazlar istinaf sebebi olarak da ileri sürülmüştür.Davacı ile her bir davalı arasında ayrı acentelik ilişkisi kurulmuş olması sebebiyle taraflar arasında 6100 Sayılı HMK'nun 59 maddesinde ifadesini bulan zorunlu dava/takip arkadaşlığı arkadaşlığı mevcut değildir. 6100 Sayılı HMK'nun 57 maddesinde düzenlenen ihtiyari dava/takip arkadaşlığı ise; davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hallerine münhasır olup, sınırlı sayıdaki(bkz. Yılmaz,Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2013, s. 590) bu sebeplerden birinin varlığı halinde birden çok kişi  birlikte dava açabilir, yahut birden çok kişi aleyhine birlikte dava açılabilir. ... ilkesine tabi bu sebeplerden biri mevcut değilse ihtiyari dava arkadaşlığından bahsetmek mümkün değildir. Diğer ifade ile zorunlu dava arkadaşlığının mevcut olmadığı tüm hallerde ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğunu kabule yasal olanak yoktur. 1086 Sayılı HUMK'dan farklı olarak 6100 Sayılı HMK'ya eklenen hukuki sebeplerin \"benzer\" olması ifadesi ile amaçlanan, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere usul ekonomisi ve çelişkili kararları önlemektir. Bu sebeple; ihtiyari dava arkadaşlığını kabul için aranan   \"benzerlik\" koşulunun mevcut olup olmadığına ilişkin değerlendirme usul ekonomisi ve çelişkili kararların önlenmesi ilkelerinin çerçevesi ile sınırlı olarak yapılabilir. Aksi kabul  doğrudan hükmün düzenleniş amacını ihlal edecektir. Örneğin birbirinden farklı ancak, benzer hükümleri içeren genel kredi sözleşmeleri, fuarcılık sözleşmeleri, abonelik sözleşmeleri gibi tip sözleşmelerin tarafı olan ve aralarında başkaca ortak nokta bulunmayan birden fazla davalı aleyhine tek dava açılması imkanının bulunduğunu kabul, hükmün konuluş amacına doğrudan aykırı olacak, yargılamanın  karmaşıklaşmasına, uzun sürmesine ve usul ekonomisi ilkesinin anayasal temelini teşkil eden makul sürede ve en az masrafla yargılanma hakkının ihlaline netice verecektir. İİK'nun 50.maddesi para borçlarının takibinde hangi icra dairelerinin yetkili olduğu hususunda 6100 Sayılı HMK'nun yetkiye dair hükümlerine atıf yapmakta olup, borçlular arasında ihtiyari dava arkadaşlığının varlığı halinde, HMK'nun 7/1 fıkrası uyarınca davalılardan birinin yerleşim yeri icra dairesinde de takip yapılabilir. Eldeki davada davalılardan ... Şirketi ile ... Şirketi  icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlarının değerlendirilebilmesi için, yukarıdaki ilke ve açıklamalara göre davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olup olmadığını tespit etmek zorunludur. Zira 6100 Sayılı HMK'nun 7/1 maddesi ancak davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğu durumlarda uygulanabilir bir yetki kuralıdır. Somut olayda;  davalıları her biri, dava dışı  ...  ile bağıtladıkları  sözleşmeler kapsamında, davacı adına acente sıfatıyla uçak bileti satışı yapmakta olup, her bir davalı ile davacı arasında ayrı acentelik ilişkisi kurulmuştur. Davacı esas olarak davalıların her birinden, davacı adına yaptıkları uçak bileti satışlarından elde ettikleri ancak davacıya ödemedikleri iddia olunan satış bedellerinin tahsilini talep etmektedir.Uyuşmazlık davacının; her bir davalı ile arasında mevcut ve diğerinden bağımsız acentelik ilişkisinden doğmuş alacağının varlığı ve miktarı olduğundan, her bir davalının davacı acentesi sıfatıyla ne kadar uçak bileti sattığı, satılan bu uçak biletlerinden elde edilen geliri davacıya ödeyip ödemediği ayrı ayrı değerlendirilecektir. Dava dışı ..., hava yolu şirketleri ile acenteler arasında bir tür aracı konumunda olup, davalıların... ile sözleşme yapmış olmaları, davacı açısından davalıları ihtiyari dava arkadaşı yapmaz. Zira uyuşmazlık, ... ile davalılar arasındaki sözleşmelerden değil, davacı ile davalılar arasında ayrı ayrı kurulan acentelik ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Öte yandan davalı şirketlerin ortaklık yapılarının benzer olması da, uyuşmazlığın konusu nazara alındığında, 6100 Sayılı HMK'nun 57/1-c bendinde aranan \" benzerlik\" koşulunu sağlamayacaktır.Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; davalı şirketler arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığı,  6100 Sayılı HMK'nun 7/1 maddesinde düzenlenen yetki kuralının somut olayda uygulanamayacağı, davalılar ... Şirketi ile ... Şirketi'nin süresinde icra dairesinin yetisine itiraz ettikleri, davalı ... Şirketi ile ... Şirketi'nin adreslerinin takip ve dava tarihi itibariyle Muratpaşa / ANTALYA sınırları içerisinde olduğu,  takibin bu davalılar yönünden yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olması nedeniyle,  davalılara karşı açılan davanın HMK 114/2 ve 115/2 fıkraları gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davalıların bu yöndeki istinaf sebeplerinin haklı olduğu  kanaatinde olduğumdan, bu iki davalı bakımından yetkiye yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığına dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyor ve muhalif kalıyorum. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0745c7a863d6bf87","SID":"7e5044df77d9a0cd"}}