{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1191 Esas<br>KARAR NO:2025/27<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:08/04/2021<br>NUMARASI:2019/155 Esas, 2021/321 Karar<br>DAVA:Banka Teminat Mektubunun Hükümsüzlüğünün Tespiti<br>KARAR TARİHİ:02/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile dava dışı ... Şirketi arasında Ankara ... Noterliğinin 20.12.2010 tarih ve ...yevmiye sayılı sözleşmesi ile \"İş Ortaklığı Sözleşmesi\" imzalandığını,  söz konusu iş ortaklığının davalıya ait binaların genel temizlik işini yerine getirmek maksadıyla kurulduğunu, sözleşme kapsamında davalıya 17/10/2010 tarih ... seri numaralı 395.000 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, işe başlama tarihinin 01/01/2011, işin bitiş tarihinin 31/12/2012 olduğunu, müvekkilinin sözleşme konusu işi sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, sözleşmede kararlaştırdığı gibi işi 31.12.2012 tarihinde teslim ettiğini, buna rağmen davalı idare tarafından teminat mektubunun iade edilmediğini, teminat mektubunun süresinin sürekli uzatıldığını, müvekkili tarafından yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını belirterek öncelikle borçlu olmadıkları bir sözleşme gereği verilen teminat mektubunun paraya çevrilmesinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesine, akabinde  ...Bankası A.Ş. ... Şubesine ait 17.10.2010 tarih ve ... seri numaralı 395.000,00 TL bedelli teminat mektubunun müvekkiline iadesine, bunun mümkün olmaması halinde iş bu teminat mektubunun hükümsüz kaldığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında  Kamu İhale Mevzuatı hükümleri hükümleri çerçevesinde... hizmet binalarının 160 kişi ve bir proje sorumlusu ile 731 gün malzeme dahil genel temizlik hizmetinin temini için 2010/50069 sayılı sözleşmenin akdedildiğini, ...’ın asıl işinin doğal gaz dağıtım ve satışı olduğunu, ...'ın sermaye yapısı yönüyle Kamu İhale mevzuatı kapsamında alım yaptığını,  davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin İş Kanununa göre alt işverenlik sözleşmesi olduğunu, asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu, 10.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 8. maddesiyle, 4857 sayılı Kanunun 112. maddesine eklenen fıkra ile 4734 Sayılı Kanunun 62. maddesinin (e) bendi kapsamında (personel çalıştırmaya dayalı sözleşmeler) alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatı için düzenleme yapıldığını, ... ile davacı arasında akdedilen sözleşme birim fiyat sözleşme olduğundan kıdem tazminatının alt işverenin sorumluluğunda olduğunu, ...'ın 4857 Sayılı Kanunun 112. maddesinde sayılan kamu kurum ve kuruluşu olmadığını, belediye şirketlerinin 6552 Sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 4857 sayılı Kanunun 112. maddesine göre kıdem tazminatından doğrudan sorumlu olmadığını, kanunda bilinçli olarak kamu kurum ve kuruluşu ifadesinin yazıldığını, davacı firmanın işçilerinin kıdem tazminatlarını ödemediğini, müvekkili ...'ın  şirket işçilerinin kıdem tazminatlarını ödediğini, Yargıtay’ın işyeri devri kurallarına göre getirdiği çözüm kapsamında ...’ın son işverenle birlikte kıdem tazminatının tümünden sorumlu olacağından kıdem tazminatı için davacı alt işverenin teminat mektubunun iade edilmediğini belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacının sözleşme gereği aldığı işi eksiksiz bitirdiği, davacının SGK'dan ilişiksiz yazısı aldığı ve aradan iki yıl geçtiği, bu nedenle dava konusu teminat mektubunun iade koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne  karar verilmiştir. <br>DAİREMİZİN 2018/2068 ESAS 2019/299 KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMI:\"...Davalıya HMK'nın 31. maddesi gereğince süre verilerek, davalının  savunmasında bahsettiği işçilere yapılan ödemelere ilişkin dekontlar ile varsa iş mahkemesi dosyaları ve diğer belgelerin sunulmasının istenilmesine, akabinde işçilere yapılan ödemelerden davacının sorumlu olup olmadığının tespiti amacıyla  iş akitlerinin sona erme sebeplerinin araştırılması, her işçi için ödenen tazminattan davacının sorumlu olup olmadığı, diğer bir ifade ile, ödenen kıdem tazminatlarından davacının, yasa ve taraflar arasındaki  sözleşme gereğince sorumlu olup olmayacağının sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince değerlendirilmesi ve  sözleşmenin 11.4.1  maddesindeki teminatın iadesi  koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirildikten ve davalının bu konudaki delilleri toplandıktan sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi hukuka uygun olmadığından davalının istinaf başvurusunu kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.\" şeklindedir.  <br>KALDIRMA İLAMI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; taraflar arasında 17/12/2010 tarihinde imzalanan hizmet alım sözleşmesinin bitim tarihi 31/12/2012 olarak belirlendiği, sözleşmenin teminatı olarak davacı şirketçe 17/12/2010 tarihli 395.000,00 TL bedelli teminat mektubunun verildiği, davacı tarafça sözleşmeye konu hizmetin sözleşme hükümlerine uygun yerine getirildiği, teminatın iadesi koşullarının sözleşmenin 11.4 maddesinde düzenlendiği, taahhüdün sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra ...'dan alınan ilişiksiz belgesinin idareye sunulmasının ardından kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tamamının yükleniciye iade edileceğinin hükme bağlandığı, davacı tarafın 27/02/2013 tarihli ... sayılı \"ilişiksiz\" belgesini aldığı, bu aşamadan sonra her ne kadar teminatın iadesine ilişkin sözleşme koşulları tam olarak oluşmuş ise de kaldırma kararına istinaden davalı tarafın dosyaya sunduğu yapılan kıdem tazminatı ödeme tablosu ve 29 adet dekontun incelenmesi sonucunda dekontlarda farklı firma isimlerinin belirtildiği, bunun sebebi olarak davacı şirketin işin yapıldığı dönemden sonra işçinin başka alt işverenlerle çalışması olarak gösterildiği, ayrıca 134 işçi bulunup 29 kişinin kıdem tazminatı ödemesi yapılıp bunların 2016 yılında işten çıkarıldıkları davalı tarafça sunulan tablodan anlaşırken dosyada mevcut ...'ın ...'ya verdiği cevabi bilgide 274 adet işçinin bulunduğu, bunların çoğunluğunun 2011-2012 yıllarında çıkış işlemlerinin yapıldığı, dosyaya sunulan işçi sayıları ve ödemelerin birbirini tutmadığı ve çelişik olduğu, davalı taraf \"ileride doğması muhtemel kıdem tazminatları\" için teminat mektubunu iade etmekten imtina etmekte ise de sözleşme hükümlerine göre teminatın iadesi koşullarının oluştuğu, işin bitiriliş tarihi olan 31/12/2012 tarihi ... Sayılı Yasanın yürürlüğe giriş tarihinden önce olduğundan yürürlükten önceki sözleşmelerden dolayı kıdem tazminatı sorumluluğunun işyeri devri kurallarına göre son alt işverende olduğu, İş Kanunu mad. 6'da düzenlenen işyeri devrine ilişkin 2 yıllık sürenin de geçtiği, davacının açıklanan gerekçe doğrultusunda sorumluluğunun kalmadığı, sözleşme hükümlerine göre teminatın iade koşulları oluştuğundan davanın kabulüne ... Bankası ... Şubesi'ne ait 17/10/2010 tarih ve ... Seri nolu 395.000,00 TL bedelli teminat mektubunun hükümsüzlüğüyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.    \t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; ilişiksiz belgesi alınmasının yeterli olmadığını, Hizmet Alım Sözleşmesinin 22. maddesi ile Teknik Şartnamenin 4.30 maddeleri uyarınca davacının çalıştırdığı personelin işcilik alacaklarından dolayı sorumlu olması gerektiğini, bilirkişi raporu hüküm vermeye ve denetime elverişli olmamasına rağmen  itirazları da değerlendirilmeden rapora göre verilen kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu, rapora itirazlarında ödeme dekontlarının tarihinin ve farklı müteahhit firma adı yazmasının sebebinin davacı şirketten sonra da işe devam eden işçilere, ayrıldıkları dönemde mevcut olan firmanın adı yazıldığını, o işçinin çalıştığı şirketlerin dönemlerine göre sorumlu olduklarından  davalı şirket tarafından listelenerek her şirketin dönemi için meblağ belirlendiğini, zira dosyaya sunulan tabloların alt işveren işçilerinin davalı alt işverende çalıştığı dönemleri, kıdem ücreti alacaklarına ilişkin hazırlandığını, itirazları doğrultusunda -çelişki olmamasına rağmen- çelişkinin giderilmesi adına her bir işçi için ödenen bedellerin ayrı ayrı düzenlenerek  ya da yerinde inceleme yapılarak tespiti mümkünken bu husus değerlendirilmeden hüküm kurulmasının usul ve esasa aykırı olduğunu, kaldı ki her bir işçi için davacı şirketin dönemiyle sorumlu olduğu miktarın tablolarda belli olduğunu, buna rağmen dekontlardaki tarih ve firma isimlerinin farklı olması gerekçe gösterilerek hüküm kurulmasının yanlış olduğunu, davacı ile davalı arasında yer alan sözleşmenin Kamu İhale Mevzuatı hükümleri muvacehesinde akdedilen Kamu İhale Sözleşmesi olduğunu, ... ile davacı şirket arasında, ...hizmet binalarının 160 kişi ve bir proje sorumlusu ile 731 gün malzeme dahil genel temizlik hizmetinin temini için kamu ihale mevzuatı çerçevesinde ... sayılı sözleşmenin akdedildiğini, davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmenin 8. Maddesinde \"Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin, Teknik Şartnamenin sözleşmenin eki olduğunun\" kararlaştırıldığını, 22. Maddesinde (Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları) \"Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenicinin bunları aynen uygulamakla yükümlü olduğunun\" kararlaştırıldığını, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. bölümünde; \"Yüklenicinin çalıştırdığı personel ve çalışanların hakları ve çalışma şartları düzenlenmiş ve işçilerin ücretlerine ilişkin tüm yükümlülüklerin yükleniciye ait olduğunun\" açıklandığını, Teknik Şartnamenin 4-30. maddesi; \"... mevzuatı ile her türlü işçi ve işveren hakkındaki mevzuattan dolayı işçi alınması, işçi maaş ve diğer hakların ödenmesi, işçi çıkarılması ve sair konularda tüm sorumluluk yükleniciye ait olup, idarenin bu konularda sorumlu sayılmayacağının\" kararlaştırıldığını, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin İş Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında alt işverenlik sözleşmesi olduğunu, asıl işveren ve alt işveren arasındaki ilişkide, iş hukukunun değil Borçlar Kanunu ve sözleşme hukukunun esas alınacağını, davaya konu uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği halde bu durumun göz ardı edildiğini...'ın 4857 Sayılı Kanunun 112. maddede sayılan kamu kurum ve kuruluşu olmadığını, kamu kurum ve kuruluşu olmayan müvekkili şirketin davacı firma işçilerinin  kıdem tazminatından sorumlu olmayacağını, belediye şirketlerinin 6552 Sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 4857 Sayılı Kanunun 112. maddesine göre kıdem tazminatından doğrudan sorumlu olmadığını, kanunda bilinçli olarak kamu kurum ve kuruluşu ifadesinin yazıldığını, belediye şirketlerinin özellikle sayılmayarak kapsam dışı bırakıldığını, ...'ın Yargıtay’ın işyeri devri kurallarına göre getirdiği çözüm kapsamında, davacı firma işçilerinin kıdem tazminatlarını ödediğini, bu nedenle teminat mektubunu iade etmediğini, ...'ın personel çalıştırmaya dayalı ihalelerde çalıştırdığı personelin kıdem tazminatını ödemekle karşı karşıya kaldığında, 1475 sayılı İş Kanunun 14. maddesi kapsamında kıdem tazminatını hak edecek şekilde iş akdinin sonlanması şartını inceleyerek kamu kurum ve kuruluşu olmadığından ... sayılı yasada da geçiş hükümleri öngörülmediğinden Yargıtay’ın işyeri devri kuralları çerçevesinde belirlediği çözüm doğrultusunda yüklenicinin hakkediş ve teminatlarına bloke koyduğunu, davalı şirketin müteselsil ve müşterek sorumluluk kapsamında ve sözleşme hükümleri çerçevesinde kıdem tazminatlarının ödenip ödenmediğini takip ettiğini, alt işveren tarafından ödenmediğinde ödendiğini, hakediş ve teminatlara bloke konulduğunu, kaldı ki kamu kurum ve kuruluşu olsalar dahi ödediği tazminatları asıl işveren olarak son işveren ve diğer alt işverenlere rücu hakkının her zaman saklı olduğunu, Yargıtay kararları ışığında feshe bağlı olan haklardan kullanılmayan yıllık izin ücretlerinden son devralan davacı işverenin sorumlu olduğunu, son işveren alt işveren ise asıl işveren ile birlikte İş Kanunun 2. maddesi kapsamında müteselsilsen sorumlu olduğunu, müteselsil sorumluluk kapsamında ...'ın alt işverenin 29 işçisi için toplam 103.194,49 TL kıdem tazminatı ödediğini, davacı tacirin müvekkili ile sözleşmeyi imzalarken basiretli bir tacir gibi hareket ederek kabul ettiğini, sonradan bu sözleşme şartlarına göre işçilerin kıdem tazminatlarından ve yıllık izin ücretlerinden sorumlu olmadıklarını iddia ederek teminat mektubunun iadesi için dava açmasının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü ile ters düştüğünü, ...'ın kamu kurum ve kuruluşu olması halinde dahi mezkur ve mübrez Yargıtay kararları doğrultusunda davacı ile arasındaki sözleşme hükümleri gereğince rücu hakkının saklı olduğunu, tersini düşünmenin Anayasanın eşitlik kuralına aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalıya verilen teminat mektubunun iadesine ilişkindir.Davacı şirket, düzenlenen temizlik işiyle ilgili 17.02.2010 tarihli hizmet alım sözleşmesi gereğince davalıya verilen teminat mektubunun, sözleşme bitimi ve edimlerin tam ifası nedeniyle kendilerine iadesi gerekirken, davalı tarafça teminat mektubunun kendilerine ısrarla haksız yere iade edilmediğini ileri sürmüş, davalı taraf, sözleşme gereğince çalıştırılan davalı alt işveren işçilerinin iş bitimi nedeniyle kıdem tazminatlarının kendilerince ödendiğini, oysa İş Kanunu ve aralarındaki sözleşme gereği kıdem tazminatlarından davalı şirketin sorumlu olduğunu, davalı şirketin kıdem tazminatlarını ödememesi nedeniyle teminat mektubunun iade edilemeyeceğini savunmuş, mahkemece davacının  sözleşme gereği aldığı işi eksiksiz bitirdiği, davacının ...' dan ilişiksiz yazısı aldığı ve aradan iki yıl geçtiği bu nedenle, dava konusu teminat mektubunun iade koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne  karar verilmiştir.<br>Taraflar arasında 17.12.2010 tarihinde... binaları genel temizlik hizmet alımına ait sözleşme düzenlenmiş olup, sözleşme süresi 01.01.2011- 31.12.2012 olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 11. maddesinden itibaren teminata ilişkin hükümler yer almaktadır. 11.1.1 maddesine göre davalı yüklenici bu işe ilişkin olarak 395.000,00 TL kesin teminat vermiş, 11.4.1 maddesine göre de, taahhüdün sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, ...'dan alınan ilişiksiz belgesinin idareye verilmesinin ardından kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tamamı yükleniciye iade edilecektir.Davacı tarafça, davalıya, aralarındaki sözleşmeye uygun olarak,   4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile ihale dökümanı ve sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesini teminen davalı şirkete 17.12.2010 tarihli 395.000,00 TL bedelli 30.05.2013 tarihine kadar geçerli bir teminat mektubu vermiştir. Davanın konusu, bu teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.20/12/2010 tarih ve ... yevmiye sayılı sözleşmesi ile imzalanan İş Ortaklığı Sözleşmesi'ne konu, 6.946.331,86 TL istihkak bedelli 2010/500069 ihale kayıt numaralı ... Hizmet Binaları Genel Temizlik Hizmeti alımı işi ile ilgili ... İstanbul İl Müdürlüğü'nün  27.02.2013 tarihli ve 737.655 sayılı \"İlişkisizlik\" yazısı dosyada mevcuttur.4857 sayılı İş Kanununun 2.8 maddesine göre \"Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.\"Yukarıda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2.8 maddesi çerçevesinde, davalı ile davacı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, bu ilişkide asıl işveren pozisyonundaki davalı, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olacağı açıktır.Fakat taraflar arasındaki sözleşmenin eki niteliğindeki teknik şartnamenin 30. maddesinde, ... mevzuatı ile her türlü işçi işveren hakkındaki mevzuattan dolayı işçi alınması, işçi maaş ve diğer hakların ödenmesi, işçi çıkarılması ve sair konulardaki tüm sorumluluk yükleniciye ait kılınmış, davalının bu konuda sorumluluğun olmayacağı kesin olarak hüküm altına alınmıştır.Bu durumda, İş Kanununa göre, taraflar  sözleşme gereğince çalıştırılan işçilere karşı birlikte sorumlu, kendi iç ilişkilerinde ise işçilik ödemelerinden davacı sorumludur.Sonuç olarak, davalı savunmasında ileri sürüldüğü şekilde, eğer yaptığı kıdem tazminatı ödemeleri, davacıyla aralarındaki hizmet alım sözleşmesine göre çalışan işçilere ilişkin ise, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, sadece ...'dan alınan ilişkisizlik yazısı, teminat mektubunun iadesi için yeterli olmayacaktır. \"...Davacı, teminat mektubunun lehdarı, davalı ise muhatabıdır. Teminat mektubunun iadesi için sadece ...'dan alınacak ilişiksiz belgenin sunulması yeterli olmayıp, yüklenici davacı tarafından işçilere işçi alacaklarının ödenmesi de gerekmektedir.Dairemizin 26.02.2014 tarih ve 2013/7567 E, 2014/1364 K; 16.01.2014 tarih ve 3906 E, 7301 K;  22.12.2014 tarih ve 2902 E., 8360 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Bu durumda davacı tarafından taahhüdün sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini ve davalının herhangi bir borcu olmadığının tespit edilmesini ön koşul olarak arayan ve teminatın iadesi koşullarını düzenleyen anılan madde hükmünün tüm koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve buna göre davalının teminatı iade etme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı üzerine yeterince durulmalıdır.\"(Yargıtay 23. HD.  20.03.2018 T. 2015/9344 E. 2018/2257 K.)Davalı tarafından kaldırma ilamı sonrasında, dönemlerine göre temizlik personellerine ödenen kıdem tazminatı tutarları listesi (Ek-1), davacı şirketin 5-M şirketi ile ortaklığı döneminde çalışanlara yapılan kıdem tazminatı ödeme listesi (Ek-2) , ödeme dekontları (Ek-3) ve iş bitimi personel işlemleri bitmeyen ve kıdem tazminatı ödenmeyen işçilerin kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı takdirde davacı şirket döneminde çalışma süreleri ve kendi dönemleri için ödemeleri gerekecek tahmini kıdem tazminatı miktarı listesi (Ek-4) dosyaya sunulmuştur.29 adet işçinin, Ek-2 olarak sunulan listede davacı firmada çalıştığı dönem ve ödeme miktarları yer almakta olup davacının 29 adet işçi nedeniyle sorumlu olduğu kıdem tazminatı miktarı bu listeye göre 103.194,49 TL'dir. Davalı tarafından ödeme dekontlarında şirket isimlerinin farklı şirket olarak yazılma sebebi; işçilerin, davacı şirketin işi yaptığı dönemden sonra işi ihale ile alan firmada da çalışması ve sonrasında bu işçilere kıdem tazminatının ödenmesi olarak açıklanmıştır.Davalı ...'ın işçi alacakları için yaptığı ödeme dikkate alındığında davacı, sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirdiğini ve tüm işçilik alacaklarının işçilere ödendiğini ispatlamalıdır. Ayrıca, davacı yüklenici, hizmet verdiği süre içerisinde, asıl işverenin işçiye ödediği kıdem tazminatından kendi dönemi ile de sorumludur.Her ne kadar mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davalı tarafından gerekli belgelerin sunulmadığından ve sunulan belgelerin tutarsız olduğundan bahisle teminatın iadesine karar verilmiş ise de, kaldırma ilamı kapsamında gerekli araştırma yapılmamıştır. Şöyle ki, davalının bilirkişi raporuna itirazları gözetilerek 29 işçinin 2011(dahil) - 2016(dahil) yıllarına ait ... hizmet dökümleri ile bu yıllarda bu işçilerin çalıştığı tüm şirket bilgileri ile işten çıkış tarihlerini gösterir belgelerin ...'dan celbi ile davalı şirket tarafından 29 işçiye ödenen 103.194,49 TL bedelin bu belgelere göre işçilerin davacı firmada çalıştığı dönemle sınırlı olarak yerinde olup olmadığı yönünde bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/155 Esas, 2021/321 Karar sayılı ve 08/04/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 6.745,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.130,02 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,5-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/01/2025\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d1b64e0df1b7048","SID":"c66fc637094208ad"}}