{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1643 Esas<br>KARAR NO:2025/1 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/12/2023<br>NUMARASI\t:2021/126 E. - 2023/194 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ:06/01/2025<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekilinin Mahkemenin 2012/114 Esas sayılı dosyasına ibraz ettiği ıslah dilekçesinde; müvekkilinin tasarlayıp meydana getirdiği ve kısaca ... olarak bilinen ... isimli programın, davalı yanca hukuka ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak, müvekkilinin eser sahipliği hakkına tecavüz oluşturacak şekilde izinsiz olarak kullanılması sebebiyle  Mahkemenin 2012/114 Esas sayılı dosyasında,  dava ikame edildiğini,  bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, toplanan delillerden müvekkilinin programına ilişkin Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı'na yapılan başvurusu neticesinde, 2004-03-06 sayılı ve 28/05/2014 tarihli destekleme kararı ile 2004-2006 yılları arasında desteklenmiş ... \"... Yazılımı\"nın tam ve kullanıma elverişli bir bilgisayar programı olarak oluşturulduğunun ve tam olarak oluşmuş olan eserin sahibinin müvekkili olduğunun sabit olduğunu, halihazırda programın ana kodlarının ve yazılımcısına ait bütün teknik tasarımların ve diğer çalışma detaylarının müvekkilinde mevcut olduğunu, müvekkilinin eseri meydana getiren kişi olduğunu ve bu nedenle kanundan kaynaklanan tüm hakların da sahibi olduğunu, davalının eseri çoğaltma ve yayma hakkı bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin bu hakkının ihlal edildiğinin, davalının ... nezdinde müvekkilinin eseri ile benzeşme ve örtüşme gösteren bir bilgisayar programı projesi sunduğunun tespit edildiğini beyanla; tecavüzün ref'ini, davacı vekili Mahkemeye sunmuş olduğu 01/04/2013 tarihli dilekçesi ile, davalı yanca imzalanan 05/07/2004 tarihli gizlilik sözleşmesinin ihlali sebebi  ile bu sözleşmede kararlaştırılan 250.000 USD cezai şartın davalıdan tahsilini, müvekkilinin eser sahibi olması sebebi ile sahibi olduğu mali haklardan (telif ücretinin) miktarının FSEK 68. Maddeye uygun olarak tespiti ve şimdilik fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 25.000,00 TL.'nin davalıdan tahsilini, alacakların ihlalin vuku bulduğu 25/04/2006 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile tahsilini talep etmiştir.Mahkemenin, davacı talebinin davadakiuyuşmazlığa dayalı ek dava niteliğinde olduğu ve ıslah dilekçesi olarak sunduğu gerekçesiyle; 250.000 USD cezai şart alacağının ve 25.000,00 TL tazminat talebinin, Mahkemenin 2012/114 Esas sayılı dosyasından tefriki ile yeni esasa kaydına karar verdiği, tefrik kararı üzerine ıslah dilekçesinin  İstanbul(Kapatılan) 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2013/247 Esas sayısına kaydedilerek yargılama yapılarak sonuçlandırıldığı görülmüştür.<br>ISLAH;Davacı taraf 07/02/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, telif tazminatı talebini 1.811.127,13 USD'nin ıslah tarihindeki  karşılığı, 6.653.536,09 TL'ya yükseltmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkemenin 2012/114 Esas sayılı dosyası altında görülen davanın, davacının tarihsiz ıslah dilekçesi ile 250.000 USD cezai şart ve 25.000,00 TL maddi tazminat taleplerini de davaya dahil etmeye çalıştığını, bu taleplerin mahkemece reddi gerekirken, mahkemenin ne talepleri reddettiğini, ne de ıslah olarak da kabul etmeyerek, usul ve yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı olarak davanın tefriki ile ayrı bir esas kaydı ve müstakil bir dava olarak görülmesine karar verildiğini ve bu talepler yönünden davanın işbu 2013/247 Esas dosyası altında görülmeye başlandığını, bu davanın HMK'nın 119. maddesi uyarınca usulüne uygun açılmış bir dava olmadığını, davada ıslah ile artırılması mümkün olmayan dava konusu taleplerin ek dava olarak kabulünün mümkün olmadığını, 2012/114 Esas sayılı dosyada verilen kararın taraflarınca temyiz edildiğini ve işbu davanın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, taraflar arasındaki tek geçerli ve bağlayıcı sözleşmenin 09/12/2008 tarihli sözleşme olduğunu, davacının böyle bir sözleşme bulunmadığı iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, davacı yanın 01/04/2009 tarihli Üsküdar ... Noterliğince ... yevmiye numarası kapsamında müvekkiline gönderilen ihtarnamenin, FSEK uyarınca cayma kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davacı ile müvekkili arasındaki 09/12/2008 tarihli sözleşmenin bütün hükümleriyle ayakta olduğunu ve geçerliliğini koruduğunu, bu geçerlilik devam ettiği sürece, dava konusu yazılım üzerindeki mali hakların müvekkiline ait olduğunu, bu nedenle müvekkilinin yazılımı kullanmasının hiçbir şekilde hukuka aykırılık teşkil etmeyeceğini ve davacı tarafından dava konusu yapılan 2004 tarihli gizlilik sözleşmesinin hükümsüz olduğunu ve bu sözleşmedeki cezai şartın ve25.000,00 TL maddi tazminatın talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 06/12/2023 tarihli, 2021/126 Esas, 2023/194 Karar sayılı kararı ile ; \"...Davaya konu 2008 tarihli sözleşme incelendiğinde, davalının yüklendiği tek edimin kar payı edimi olduğu, davacı tarafın ise, yazılım üzerinde işleme dahil tüm mali haklarda hak ileri sürmemeyi ve 2004 tarihli gizlilik ve cezai şart sözleşmesinin yürürlükten kalkmasını kabul ettiği, davalı tarafça yüklenilen kar payının programın 20 yıl süreyle satış şartına bağlandığı, ancak satışın gerçekleşme zamanı, aşamalardan bilgi verilmesi, pazarlama taktikleri, stratejisi, tanıtımı vs. alanlarda sözleşmede bilgi bulunmadığı gibi, davalının davacıya bilgi verme taahhüdünün de bulunmadığı, davacının  yazılım programının kaynak kodları ile birlikte, tüm kayıtlarını davalıya verdiği, tümüyle davalının yazılımına aktarıldığı, gerçekten de edimler arasında açık nispetsizlik bulunduğu, davacının hata nedeniyle sözleşmeden döndüğünü ileri sürmesinin haklı olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı yan her ne kadar ceza-i şart talebinde bulunmuş ise de; 2008 yılında yapılan sözleşmeden davacı yanın hata hükümlerine göre dönmesi yukarıda yapılan açıklamalar ışığında  haklı olup, davalı yanın davacının eserine tecavüz durumu sabit ise de; 2004 yılında yapılan sözleşmenin cezai şartı gerektirecek boyutta ihlal edildiğini davacı yanın  ispatlayamadığı gibi her ne kadar sonradan davacı yanca haklı olarak dönülse dahi taraflar 2004 yılında yapılan gizlilik sözleşmesinin sona  erdiği noktasında anlaşma yapmış olup, 2008 yılında yapılan sözleşmenin edimler arasında orantısızlık bulunduğu sabit ise de iş bu durumun  tarafların cezai şartın oluşmadığı noktasında varmış oldukları mutabakatın geçerliliğine etki edecek mahiyeti bulunmamaktadır. Anılı sebeple  cezai şart talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hali ile hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;-Cezai şart talebinin reddine,-Eserden kaynaklanan mali hakka yönelik ihlal dolayısıyla telif bedeline yönelik talebinin kısmen kabulü ile, 206.324,30  EURO muhtemel lisans bedelinin FSEK 68.maddesi kapsamında 3 katı  olan  618.972,90   EURO nun dava tarihindeki merkez bankasının dava tarihindeki  kur değerleri nazara alınarak yapılan hesaplamada karşılığı olan 1.434.160,21 TL nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin  talebin reddine...\" karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF İSTEMLERİ:Karar karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuşlardır.<br>DELİLLER VE GEREKÇE:Davacı vekili dosyaya sunduğu 03/01/2025 tarihli dilekçesi ile; davalı tarafla sulh sözleşmesi imzaladıklarını, Mahkemece reddedilen taleplerine ilişkin olarak 15.000,00 Euro tutarında ödeme yapılacağı, bunun karşılığında, birinci maddede belirtilen ödeme dışında kalan bakiye talepleri yönünden feragat edileceği hususunda mutabık kaldıklarını, Mahkeme hükmünün birinci ve ikinci bendinde belirtilen bedellerin kendilerine ödendiğini, bu taleplerinin konusuz kaldığını, fazlaya ilişkin taleplerinden ise feragat ettiklerini beyan ederek, bu beyanlarına ve dayanak sulh sözleşmesi üzerine karar verilmesini talep etmiş, dilekçesinin ekinde sulh sözleşmesinin örneğini de dosyaya sunmuştur.Davalı vekili de dosyaya sunduğu 07/01/2025 tarihli dilekçesinde; davacı tarafın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2024/1643 Esas sayılı dosyasına 06.01.2025 ve 03.01.2025 tarihli beyanlarda bulunmuş olup, davadan feragat ettiğini beyan ettiğini, davacının feragat beyanı çerçevesinde, feragat beyanı doğrultusunda işlem yapılmasını, davanın feragat nedeniyle reddini, bu yönde karar ihdas edilerek kararın taraf beyanları doğrultusunda kesinleştirilmesini talep ettiklerini,  karşı taraftan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir.Davacı vekili Av ...'ın Beyoğlu ... Noterliğinin 10/09/2003 tarihli, ... Yevmiye numaralı vekaletnamesinde ve davalı vekili Av. ...'ün Beyoğlu... Noterliğinin 08/09/2016 tarihli, ... Yevmiye numaralı vekaletnamesinde sulh ve feragat yetkilerinin mevcut olduğu tespit edilmiştir.Taraf vekillerinin beyanları ve dosyaya sunulan \"PROTOKOL\" başlıklı sulh sözleşmesi incelendiğinde; davacı tarafa   cezai şart, telif tazminatı, vekalet ücretleri, yargılama giderleri, faizler ve tüm ferilerine karşılık gelmek üzere 4.917.320,00 TL ve 15.000,00 Euronun Protokol'ün imza tarihindeki efektif döviz satış kuruna göre karşılığı olan 551.550,00 TL olmak üzere toplam 5.468.870,00 TL'nin ödeneceği, davacının davalıdan işbu dava dosyası ve ... sayılı icra dosyasıyla ilgili tüm alacaklarını tahsil etmiş olduğuna dair anlaştıkları tespit edilmiştir.Taraf vekillerinin beyanları ve dosyaya sunulan \"PROTOKOL\" başlıklı sulh sözleşmesi uyarınca, taraf vekillerinin istinaf nedenleri incelenmeksizin, istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davacının  cezai şart ve telif tazminatına ilişkin  alacakları ile ilgili Mahkemece hükmedilen ve sulh sözleşmesi ile ödenen 1.434.160,21 TL ve mahkemece reddedildiği halde sulh sözleşmesi ile ödenen 551.550,00 TL olmak üzere toplam 1.985.710,21 TL'lik talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin feragat nedeniyle reddine, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan incelenmeksizin KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-2. maddesi uyarınca İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN 06/12/2023 tarihli, 2021/126 Esas, 2023/194 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davacının  cezai şart ve telif tazminatına ilişkin  alacakları ile ilgili Mahkemece hükmedilen ve sulh sözleşmesi ile ödenen 1.434.160,21 TL  ile sulh sözleşmesi ile ayrıca ödenen 551.550,00 TL' olmak üzere toplam 1.985.710,21 TL'lik talebi konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE3-İlk derece yargılaması yönünden;a)492 Sayılı Harçlar Kanunu 22.maddesi uyarınca feragat ve sulh ilk celseden sonra yapıldığından, alınması gereken 90.429,24 TL (135.643,86 X 2/3) harcın, yatırılan 8.111,85 TL peşin harç ve 111.003,75 TL ıslah harcının toplamı olan 119.115,60 TL harçtan mahsubu ile artan 28.686,36 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, b)Davalının talebi olmadığından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,c)Davacının vekalet ücreti sulh sözleşmesi kapsamında ödendiğinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, ç)Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin sulh sözleşmesi ve davalı vekilinin talebi doğrultusunda kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması yönünden ;a) İstinaf peşin harcının talebi halinde davacı tarafa iadesine,b)İstinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,c)Tarafların yargılama giderlerinin sulh sözleşmesi ve davalı vekilinin beyanı doğrultusunda kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi'nce yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.06.01.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0f8557fca2f2310d","SID":"a351ed83fbbfd8fa"}}