{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/230 Esas <br>KARAR NO:2024/2050 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/03/2021<br>NUMARASI:2020/814 Esas -  2021/296 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ:19/12/2024<br>Dairemizden verilen 23/02/2022 tarih ve 2021/1455 Esas 2022/273 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/09/2022 tarih ve 2022/3232 Esas 2023/7051 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla; dosya incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesi ile, taraflar arasında akdedilen 03/03/2017 tarihli sözleşme ile müvekkilinin ... Ltd. Şti.’ndeki hissesini 950.000,00 TL bedel karşılığında davalıya devretmesinin kararlaştırıldığını, devir bedelinin 142.000,00 TLsinin önceden ödenmiş olduğunu, kalan bedelin ise çeklerle ödeneceğini, bir kısım ödemeler yapıldığını, ancak bakiye 250.000,00 TL’nin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, Diyarbakır İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, zira hisse devrine konu şirket merkezinin Diyarbakır ilinde bulunduğunu, şirket pay sahiplerinin ve müvekkilinin ikametgahının da Diyarbakır olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 26/03/2021 tarih ve 2020/814 Esas - 2021/296 Karar sayılı kararında; \" İtirazın iptali davası açılabilmesi için öncelikle yetkili icra dairesinde usulüne uygun şekilde icra takibinin başlatılması gerektiği, davalı tarafça hem takip talebine yapılan itirazda, hem de davaya verilen cevapta yetki itirazında bulunulduğunda, davalı tarafça sunulan belgelerden Diyarbakır'da bulunan şirketin devrinden kaynaklı ihtilaf olması, ayrıca davalının ikametgahının Diyarbakır'da olduğunun anlaşılması nedeniyle yetkili icra dairesinin Diyarbakır İcra Dairesi olduğu anlaşıldığından HMK 114/2 ve 115/2 md. gereğince yetkili icra dairesinde usulune uygun icra takibi başlatılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,\"HMK 114/2 ve 115/2 md. gereğince yetkili icra dairesinde usulune uygun icra takibi başlatılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine,\"  ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, Uyuşmazlığın hisse devrine ilişkin olmadığını, devir sonrasında sözleşme ile belirlenmiş olan ödemenin yapılmamasına, yani para alacağına ilişkin olduğunu, dolayısıyla İİK 50, HMK 10 ve TBK 89.m uyarınca müvekkilinin ikametgahının bulunduğu yer icra müdürlüğünün yetkili olduğunu,Davanın usulden reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.<br>DAİREMİZİN İLK KARARI:Dairemiz 23/02/2022 tarih ve 2021/1455 Esas - 2022/273 Karar sayılı ilk kararı ile; \"HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesinde yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmiştir.İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra müdürlüğünde yapılmış bir takip bulunması dava şartı olup, bu hususta inceleme yapılırken İİK 50.m. yollamasıyla HMK’nın yetkiye ilişkin hükümleri dikkate alınması gerekir.Dava konusu icra dosyası incelendiğinde, davalı tarafça yasal sürede borca itirazın yanında Diyarbakır İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında  da bulunulduğu görülmüştür.HMK 14/2 m. uyarınca “Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.” şeklinde düzenlenmiştir.Dava konusu uyuşmazlık dosya kapsamında mevcut 03/03/2017 tarihli Şirket Pay Devir Sözleşmesi uyarınca ödenmeyen hisse devir bedeline ilişkin olup, yetkili icra müdürlüğü şirket merkezinin bulunduğu yer olan Diyarbakır İcra Müdürlüğüdür(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 17/06/2019 tarih 2019/2229 E., 2019/4442 K. sayılı emsal kararı). Dolayısıyla mahkemece yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmamış olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Öte yandan hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT 7/2 m. uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddi halinde davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti maktu vekalet ücretini geçemeyecektir. Mahkemece bu husus dikkate alınmadan davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b2 m. uyarınca hükmün kaldırılması ve yeniden hüküm kurularak vekalet ücretinin düzeltilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleri ile; \"Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/03/2021 tarih ve  2020/814 Esas - 2021/296 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak sureti ile;1-HMK'nın 114/2,115/2 maddeleri gereğince yetkili icra dairesinde usulune uygun icra takibi başlatılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. <br>YARGITAY BOZMA İLAMI:Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/09/2022 tarih ve 2022/3232 Esas 2023/7051 Karar  sayılı kararı ile;  \"Dava, taraflar arasında tanzim edilen limited şirket hisse devri sözleşmesine dayalı bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın ve takibin Diyarbakır'da bulunan şirketin devrinden kaynaklı ihtilaf olması, ayrıca davalının ikametgahının Diyarbakır'da olduğunun anlaşılması nedeniyle yetkili icra dairesinin Diyarbakır İcra Dairesi olduğu gerekçesiyle usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Ancak takip ve takibe ilişkin itirazın iptali davası taraflar arasındaki limited şirketin hisse devrindeki edimlerin ifasına ilişkin olmayıp, ifa edilmiş hisse devrinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Bu nedenle sözleşmeden doğan davalara yönelik 6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ve özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açtığı davalara yönelik aynı Kanun'un 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma alanı bulunmamaktadır.Hisse devrinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olarak düzenlenen 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre para borçları götürülecek borçlardan olup aksine bir anlaşma yoksa, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Bu nedenle itirazın iptali davasına konu takibin davacının takip zamanındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılmış olduğu gözetilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekir iken usulüne uygun başlatılmış takibe yönelik yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.\" gerekçesi ile,\"Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, \"şeklinde karar verilmiş olup;Dairemizce duruşma yapılarak, usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dava, şirket hisse devir sözleşmesinden doğan bakiye devir bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı yan; taraflar arasında davacının pay sahibi olduğu dava dışı ... Şirketi'nde bulunan tüm paylarının 950.000,00-TL bedelle davalıya devri hususunda 03/03/2017 tarihli sözleşme  bağıtlandığını, bu bedelin 142.000,00-TL'sinin sözleşme tarihinde ödenmiş olduğunu, kalan kısmın 180 gün vadeli çeklerle ödeneceğinin kararlaştırıldığını, süreç içerisinde bir kısım ödemeler yapıldığını, bakiye 250.000,00-TL'nin ise ödenmediğini, bu tutarın faizi ile birlikte tahsili için başlatılan ilamsız takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürmüştür. Davalı yan, davacıya pay devir bedelinin on adet çek ile ödendiğini, çeklerin tamamının davacı tarafından tahsil edildiğini, davalının dava dışı ...'dan pay devraldığını,  alacağın tamamının karşılandığına dair davacının eşi olan ... tarafından el yazısı 15/05/2017 tarihli tutanak  düzenlendiğini, bu tutanağa göre davacıya ödemesi gereken bakiye 27.500,00-TL ve dava dışı diğer ortak ...'ya ödenmesi gereken bakiye 225.000,00-TL borç bulunduğunu, bu borcun da dava dışı ....'ya verilen toplam 263.000,00-TL'lik çek ile ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Dairemizce, dava dışı ... Şirketi'nin sicil kayıtları, takip dosyası,  taraflar arasındaki 03/03/2017 tarihli adi yazılı sözleşme, davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu on adet çekin ibraz ve ödeme bilgileri ile görüntüleri, noter huzurunda yapılan pay devir sözleşmesi dosya arasına alınmış, davalı yana 15/05/2017 tarihli tutanak aslını sunması için sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmiş, tutanak aslı sunulamamıştır.Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine 250.000,00-TL asıl alacak, 62.691,78-TL işlemiş faiz toplamı 312.691,78-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, davalının yasal sürede vaki itirazı üzerine takibin durduğu, davacının duran takibin devamı için hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında varlığı tartışmasız 03/03/2017 tarihli adi yazılı pay devir sözleşmesinde, davacının dava dışı şirketteki paylarını 950.000,00-TL bedel ile davalıya devrettiğinin, noter huzurunda yapılan sözleşmede pay devir bedeli 33.000,00-TL olmakla birlikte, gerçek devir bedelinin 950.000,00-TL olduğunun, bu bedelin 142.000,00-TL'sinin sözleşme öncesi ödendiğinin, bakiyenin en fazla 180 gün vadeli çeklerle ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme altında davacı adına vekili/temsilcisi sıfatıyla dava dışı ...'ün ve davalının imzalarının bulunduğu, ekli vekaletname kapsamına göre davacı adına bu sözleşmeyi yapmak hususunda ...'ün temsil yetkisi bulunduğu anlaşılmıştır.Diyarbakır ... Noterliği'nin 03/03/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi kapsamından; davacının dava dışı şirketteki paylarını 33.000,00-TL nominal değerle davalıya devrettiği, şirketin sicil kayıtları kapsamından devrin pay defterine de işlendiği anlaşılmıştır. Cevap dilekçesi ekinde sunulan çekler ve bu çeklere ilişkin muhatap bankalara yazılan yazı cevapları birlikte incelendiğinde;...bank ... Şubesine ait, ... çek seri numaralı, keşidecisi... Şti, lehdarı .../... olan, 30/07/2017 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çekin lehdar tarafından ...'e ciro edildiği, akabinde iki ciro daha gördüğü, son hamil ... tarafından ibraz ve tahsil edildiği anlaşılmıştır. ...bank .... Şubesine ait,  9372150 çek seri numaralı, keşidecisi ... Şti, lehdarı.../... olan, 30/10/2017 keşide tarihli, 115.000,00 TL bedelli çekin lehdar tarafından ...'e ciro edildiği, akabinde iki ciro daha gördüğü, son hamil ... tarafından ibraz ve tahsil edildiği anlaşılmıştır. ... Bankası ... Şubesine ait 05/10/2017 keşide tarihli ... seri numaralı 100.000,00-TL bedelli keşidecisi .... Şti. Olan çekin, lehdar tarafından ...'ya onun tarafından ... Şirketi'ne ciro edildiği ve son hamil tarafından ibraz ve tahsil edildiği anlaşılmıştır. ...bank ... Şubesine ait, ...çek seri numaralı, keşidecisi ... olan, 30/06/2017 keşide tarihli, 100.000,00 TL bedelli hamiline yazılı çekin, ilk cirantasının ... olduğu, daha sonra beş ciro daha gördüğü, son hamil ... Tarafından ibraz ve tahsil edildiği anlaşılmıştır. ...bank... Şubesine ait, ... çek seri numaralı, keşidecisi ... olan, 30/07/2017 keşide tarihli, 75.000,00 TL bedelli hamiline yazılı çek ile  ... çek seri numaralı, keşidecisi ... olan, 30/07/2017 keşide tarihli, 100.000,00 TL bedelli hamiline yazılı çekin ilk cirantasının ... olduğu,  akabinde iki ciro daha gördüğü, son hamil ... Turizm tarafından ibraz ve tahsil edildiği anlaşılmıştır. ...bank ... Şubesine ait, ... çek seri numaralı, keşidecisi ... Şti., lehdarı ... İnşaat olan 18/09/2017 keşide tarihli,  85.000,00 TL bedelli çekin lehdar tarafından ... firmasına ciro edildiği, daha sonra sırasıyla...'a, ...'e ...'e ve ... Şirketi'ne ciro edildiği, son hamil... firması tarafından ibraz ve tahsil edildiği anlaşılmıştır.Ödeme savunmasında bulunan ve ödemenin cevap dilekçesi ekindeki çeklerle yapıldığını ileri süren davalı bu savunmasını ispatla yükümlüdür. Davalı tarafından, yukarıda içerikleri ile ibraz ve ödeme bilgileri açıklanan çeklerin,  dava dışı eşi ...'ün kendi ticari faaliyeti kapsamında almış olduğu çekler olduklarının, olayla ve hisse devir sözleşmesi ile ilgisinin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Çekler üzerinde davacının keşideci, lehdar veya ciranta sıfatı bulunmamaktadır. Ayrıca bu çeklerin davacıya veya davacının vekili sıfatıyla dava dışı ...'e pay devir bedeli borcunun ifası amacıyla verildiğine dair bir teslim tesellüm tutanağı da  bulunmadığı görülmüştür. Yine davalı tarafından, davalının eşi tarafından el yazısı ile tutulduğu ve pay devir sözleşmesinden bakiye borcun yazılı olduğu iddia olunan 15/05/2017 tarihli tutanağın aslı dosyaya sunulamadığı gibi, bu tutanakta takip ve dava dayanağı pay devir sözleşmesine herhangi bir atıf bulunmadığı, tutanakta yer alan hesabın hangi hukuki ilişkiye ilişkin olduğunu belli olmadığı anlaşılmaktadır.Buna göre cevap dilekçesi ekindeki çeklerin davalı yanca pay devir bedeli borcunun ifası amacıyla davacıya verildikleri yazılı delil ile ispat olunamamış, davalının tanık dinletme talebi, HMK'nun 201 maddesi uyarınca reddedilmiştir. Davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış olması nedeniyle, 21/11/2024 tarihli celsede davalı vekiline yemin delili hatırlatılmıştır. Davalı vekilinin, karşı tarafa yemin teklif edeceklerini beyan etmesi üzerine aynı celse davalı vekiline,  yemin metnini hazırlayıp davacıya tebliğe ettirmesi için bir haftalık kesin süre verilmiş,aksi taktirde yemin delilinden vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Verilen kesin süre içerisinde ara karar gereği yerine getirilmediğinden, davalı yanın yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir.Davalı, takip ve dava konusu bakiye pay devir bedelini ödediğini yazılı delil ile ispat edemediğinden ve yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiğinden bakiye pay devir bedeli olan 250.000,00-TL bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, dayanak pay devir sözleşmesinden açıkça belirli vade kararlaştırılmadığı, davalının takipten önce temerrüde düşürülmemiş olduğu tespit edildiğinden, davacının takipten önceki döneme ilişkin işlemiş faiz istemi yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davanın kısmen kabulüne, hüküm altına alınan alacak likit nitelikte olduğundan ve davalı itirazında haksız bulunduğundan davalının inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, reddedilen kısım bakımından davacının kötü niyetli olduğu ispat olunamadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1-Davalının ... sayılı takibine yaptığı itirazın 250.000,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile devamına, fazla istemin reddine, 2-Hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında 50.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-Davalının yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine,<br>İLK DERECE YÖNÜNDEN:4-Alınması gereken 17.077,50-TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 3.776,54-TL'nin mahsubu ile bakiye 13.300,96‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından dava açılırken peşin harç olarak yatırılan 3.776,54-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 6-Davacı tarafından  sarf edilen 54,40-TL başvurma harcı ve 543,00-TL yargılama gideri olan toplam 643,4‬0-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre hesap ve takdir olunan 477,92-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından  sarf edilen 243,50-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre hesap ve takdir olunan 48,7‬0-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul ve red oranına göre hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul ve red oranına göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-Bakiye gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 12-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,13-Davacı tarafından sarfedilen 46,00-TL dosyanın istinafa gidiş-dönüş giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,14-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin  2. kısım 2. bölüm 18/c maddesine göre davacı lehine takdir olunan 32.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,15-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin  2. kısım 2. bölüm 18/c maddesine göre davalı lehine takdir olunan 32.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 16-Artan gider avansı  varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,17-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dair olarak hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK 362/1-a maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c00d152d88b9614c","SID":"ac62d0426ad7fac0"}}