{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1190 Esas <br>KARAR NO:2024/1987 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2023/970 Esas - 2022/959 Karar<br>TARİH:23/11/2022<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili ...'ın, ... Şirketi'nin merhum eşi ile birlikte kurucusu ve ortağı olduğunu, müvekkilinin ortağı olduğu söz konusu şirketin ... tarafından Türk Ticaret Kanunu Geçici 7. Madde kapsamında 07.07.2014 tarihinde re'sen ticaret sicilinden silindiğini, ancak söz konusu şirketin sicilden silinmesinden evvel müvekkile ve diğer hak sahiplerine hiçbir bildirimde bulunulmadığı gibi, şirketin mal varlığı tasfiyesi de hiçbir şekilde yapılmadığını, davacı müvekkil şirketinin ticaret sicilinden silindiğini yıllar sonra, tesadüfen öğrendiğini, tasfiyesi ve bildirimi yapılmadan sicilden terkini yapılan şirket üzerinde ... plakalı 2000 model ... marka aracın kayıtlı olduğunu, ancak aracın üzerine kayıtlı olduğu şirketin, tasfiyesi yapılmadan sicilden terkin edildiği için, davacı müvekkil araç üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamadığını, müvekkilinin, yıllardır kullanmakta olduğu aracı üzerinde malik sıfatıyla tasarruf işlemlerinde bulunabilmesi adına, sicilden terkin edilen şirketin TTK 547. Madde uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda, TTK Geçici 7. Madde kapsamında re'sen sicilden terkini yapılan şirketin tüzel kişiliğine ait mal varlığının tasfiyesi yapılmadığını, tasfiyesi yapılmadan sicilden terkini yapılan şirket üzerine kayıtlı ... plakalı 2000 model ... marka araç üzerinde, müvekkili hak sahibi olmasına rağmen tasarruf yetkisini kullanamadığını, müvekkilinin mağduriyetinin giderilebilmesi adına ... Şirketi'nin ek tasfiyesine karar verilerek, şirket tüzel kişiliğine kayıtlı mal varlığının hak sahiplerine ulaştırılması ve ardından yeniden şirketin tüzel kişiliğinin sonlandırılarak, sicilden terkin edilmesi gerektiğini, açıklanan sebeplerle; bildirdiğimiz süre ve miktarlar bağlayıcı olmaksızın ve her bir talebimizle ilgili fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; tasfiyesi yapılmadan TTK Geçici 7. Madde kapsamında sicilden terkin edilen dava konusu ... Şirketi isimli şirketin ihyasına, akabinde TTK 547. Madde uyarınca ek tasfiyesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini müvekkili adına talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğüne 409864 ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan... Şirketi’nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; “(Anonim ve) Limited şirketlerin sermayelerini asgari tutara yükseltmeleri için son tarih olan 14.02.2014 tarihine kadar sermayesini artırmayarak infisah etmiş olduğu” nun tespit edilmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 07.07.2014 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiği anlaşıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, (Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü’nce bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından) buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicil Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini,  arz ve izah edilen nedenlerle; müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/04/2024 tarih 2023/970 Esas 2024/342 Karar sayılı kararında; Dava, TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında tasfiyesi yapılmadan Ticaret Sicil Müdürlüğünden re'sen terkin edilen ... Şirketi’nin  TTK 547.madde kapsamında ek tasfiyesi için ihyası  istemine ilişkindir.Davaya konu ...  Şirketi TTK'nun Geçici 7.maddesine göre 07.07.2014 tarihinde resen terkin edilmiştir.TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca , 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. 559 sayılı KHK gereğince  sermayelerini öngörülen  tutara çıkarmamış bulunmaları,TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilirler.TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı,  yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla,11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan  şirketin  unvanının ticaret sicilden resen silineceği düzenlenmiştir.Dosya arasında bulunan  ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, dava konusu ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7.maddesi ile 30/12/2012 tarih 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan \"Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ\"in 5.maddesinin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca terkin kapsamına alınarak ihtar ve ilan prosedürlerinin tamamlanmasının ardından 13/08/2014 tarihinde  6102 sayılı TTK'nın geçici 7. Maddesine göre terkin edilmiş olup,  davalı ... Müdürlüğünce ihyası istenilen şirket adına tebligat çıkartılmadığı, Yargıtay 11 HD. 'nin  2020/1896 Esas - 2020/4397 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 Sayılı TTK'nın Geçici 7/4-a maddesi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve terkine ilişkin ihtarın yalnız ilan yoluyla yapıldığı anlaşılmıştır.Dosyaya bir örneği getirtilen trafik kayıt örneğinden ... plaka sayılı aracın terkin edilen şirket adına kayıtlı olduğu görülmüştür.Tüm dosya kapsamı, toplanan ve dosyaya sunulan deliller, ticaret sicil kayıt örneklerine göre; Ticaret Sicil Müdürlüğünce TTK'nun 7. maddesi kapsamında resen terkin edildiği, ... plakalı aracın terkin edilen şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla; ...  Şirketi’nin  ... plakalı araç üzerinde işlem yapmakla sınırlı olmak üzere ihyasına karar vermek gerekmiştir.  \"gerekçesi ile,''1-Açılan davanın TTK Geçici 7. Maddesi uyarınca KABULÜ İLE ...nün ... sicil numaralı  dosyasında kayıtlıyken resen terkin edilen ... Şirketi’nin  ... plakalı araç üzerinde işlem yapmakla sınırlı  olmak üzere İHYASINA 2-Şirketin sicil kaydı TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca terkin edilmiş olduğundan, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, 3-Karar kesinleştiğinde Ticaret Sicilinde TESCİL VE İLANINA, 4-Harçlar yasasına göre alınması gereken 427,60 TL karar harcının davacı tarafça peşin yatırılan 80,70 TL'den mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,5-Yasal hasım olması ve sicilden terkin işleminde kusurunun bulunmaması nedeniyle davalı ... Sicili Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  '' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili katılma yoluyla  istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında \"Yasal hasım olması ve sicilden terkin işleminde kusurunun bulunmaması nedeniyle davalı ... Sicili Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,\" şeklinde karar verildiğini, ancak yerel mahkemenin bu kararı hukuka aykırı olup davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı ..., yasal hasım konumunda olup, aynı zamanda dava konusu şirketin yasaya ve usule aykırı olarak sicilden terkinini yaparak eldeki davanın açılmasına sebep olduğunu, bu yönüyle davalı aleyhine yargılama giderlerine ve karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dvalının TTK geçici 7/4-a maddesinde yer alan sicilden re'sen terkin işleminden evvel yasal ilgililere yapması gereken ihtar ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, daha önce yaptığkları istinaf başvurusu neticesinde de İstanbul BAM 13. H.D. 2023/705 Esas ve 2023/1889 Karar sayılı ilamında \"Somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ... müdürlüğünce 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Yapılan terkin işlemi, TTK'nun Geçici 7/4 fıkrasındaki usule uygun olmadığından,Geçici 7/15 fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülenbeş yıllık hak düşürücü süreninsomut dava yönünden uygulanması mümkün değildir.\" şeklinde karar verdiğini,  davalının terkin işlemini usulüne uygun yapmadığını ortaya koyduğunu,  davanın açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderlerinden ve karşı vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini, ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin, 05.03.2020 Tarih 2020/343 Esas, 2020/277 Karar numaralı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 08.07.2021 Tarih, 2020/11 Esas, 2021/932 Karar numaralı ilamı, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 07.12.2021 Tarih, 2021/ 1693 Esas, 2021 / 2073 Karar numaralı ilamı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin  30/11/2020 Tarih, 2020/793 Esas,  2020/1147 Karar numaralı ilamı),  İleri sürerek; katılma yoluyla istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın tümden kabulüne, yargılama giderleri, arabuluculuk vekalet ücreti ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi hususunda takdir sayın mahkemeye ait olmakla birlikte dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, dava konusu şirketin, \"sınırlı olmak üzere ihyasına\" karar verilmesine rağmen tasfiye memuru atanmaması mevzuata aykırı olduğundan ve yalnız bu sebeple istinaf kanun yoluna müracaat edilmesi gerektiğini, mahkemece dava konusu şirketin ticaret sicil kaydının terkinine ilişkin işlemin iptal edilmesine karar verilmeksizin diğer bir ifadeyle, ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde olmaksızın sınırlı olarak ek tasfiyesine karar verildiğini, ancak terkin sebebi gerekçe gösterilerek tasfiye memuru atanmadığını, oysa TTK m. 547/2 gereğince, sınırlı olarak ihyasına karar verilen şirketlerin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanmasının Kanun'un bir gereği olduğu gibi zorunluluk da arz ettiğini, zira belirli bir işin görülmesi, bir dava veya icra takibi kapsamında ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilen şirketle ilgili işlemlerin yürütülebilmesi için tasfiye memuru atanmasının şart olduğunu,  şirkete tasfiye memuru atanmaması durumunda ilk mahkemesince verilen kararla ilgili olarak MERSİS'te işlem yapılmasının da mümkün olmadığını,Ayrıca, dava konusu şirket sermaye arttırılmaması nedeniyle münfesih olup, kanun gereğince sermaye artırımı için öngörülen süre dolmuş olduğundan, dava konusu şirket münfesihlik halinden kurtulamayacağından, mahekmece tasfiye ile sınırlı olarak ihya kararı verilmesine rağmen tasfiye memuru atamamasının hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 09.12.2021 tarihli, E. 2021/2101 K. 2021/1853 sayılı ilâmı.), TTK Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin, neredeyse tamamının gayrifaal olması karşısında da, ek tasfiyenin akabinde bu kapsamdaki şirketlerin ve huzurdaki davaya konu şirketin ticaret sicilinden tekrar terkin ettirilmesinin TTK Geçici 7. maddenin düzenlenme amacına (yalnızca resmi kayıtlarda var olan kabuk şirketlerin hukuken de ortadan kaldırılması) uygun olacağını, Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da 28.09.2021 tarihli kararıyla,  benzer bir uyuşmazlıkta \"re’sen terkin işlemi sonrasında ortaya çıkan hukukî ihtilafların çözümü ve sonlandırılması amacıyla şirketin ihyasının gerektiği bir durumda geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan ihya davasında, terkin edilen şirketle ilgili oluşan ihtilafın çözümüyle sınırlı olarak verilecek olan ihya kararı[nın], niteliği itibariyle ek tasfiye kapsamında verilen bir karar olduğundan TTK’nın 547/2. maddesi uyarınca ihya kararıyla birlikte ek tasfiye işlemlerini yürütmesi için tasfiye memuru atanması[nın] zorunlu\" olduğuna karar verdiğini (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli, E. 2017/11-3184 K. 2021/1107 sayılı ilâmı), Doktrinde de, ... (...) isimli eserinde konuya ilişkin olarak; \"Mahkemece ek tasfiye kararı verilirse, gerçekleştirilecek ek tasfiye işlemleri için atanacak ek tasfiye memurunun mahkemece seçilmesine ilişkin bir kuralın TTK Geçici 7. maddede yer almadığını belirttikten sonra bu hâlde mahkemenin, TTK 547'de olduğu gibi sadece ek tasfiyeye karar vermekle yetinilmemesini, aynı zamanda ek tasfiye memurlarını da seçmesi gerektiğini ifade etmektedir. Yazara göre, Kanunun amacı TTK Geçici 7. maddenin kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi olduğundan, ihtilaf çıkarıcı çözümlerden uzak durmak ve mahkemece ek tasfiye memurlarının seçilmesi gerektiği yönündeki TTK 547'deki çözümün burada da benimsenmesi yerinde olacaktır.\" görüşünü bildirdiğini (..., ... (...), Adalet Yayınevi, 2015, s. 245.),İleri sürerek; yukarıda arz edilen ve inceleme sırasında re’sen tespit edilecek diğer nedenler de göz önüne alınarak; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, talepleri doğrultusunda dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmasını karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edilen şirketin tasfiyeye tabi malvarlığı bulunması sebebiyle tüzel kişiliğinin ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine dair verilen 3/11/2022 tarih ve 2022/345 Esas - 2022/959 Karar   sayılı karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, anılan karar dairemizin 30/11/2023 tarih, 2023/705 Esas- 2023/1889 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış, mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İhyası talep edilen ... Şirketi'nin sicil kayıtları kapsamından  TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 07/07/2014 tarihinde  sicilden re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır. şirketin iki ortaklı olduğu, ortak ve yetkililerinden ...'ın dava tarihi itibariyle ölmüş olduğu, davacının şirketin diğer ortağı olduğu anlaşılmıştır. Davacının, şirket adına  ...plakalı aracın kayıtlı olduğu ve tasfiyenin tamamlanmamış olduğu iddiası ile eldeki ihya davasını açtığı anlaşılmış olup, mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde aracın halen ihyası talep edilen şirket adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde \" Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.\" denilmek sureti ile kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirket ve kooperatiflerin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre yapılacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde ile belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Mezkur maddeni 15. fıkrası ile \"Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak  mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.\" düzenlemesi getirilerek hukuki menfaatleri bulunanlar ile alacaklılara şirket ve kooperatifin ihyası için dava açma hakkı tanınmıştır.Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil müdürlüğü tarafından şirket veya kooperatifin sicil kaydı re'sen terkin edilmekle birlikte, bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar gönderilmesi ve ilan edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne gönderilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ... müdürlüğünce 31/07/2013 tarihinde sicilden terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığı anlaşılmıştır. TTK'nun geçici 7 maddesinin 15 inci maddesine, 23/05/2024 tarihli ve 7511 Sayılı Kanunun 16 ıncı maddesi ile eklenen ek cümle ile, geçici 7 inci maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamayacağı düzenlemesi getirilmiştir. Dava ve mahkeme karar tarihi itibariyle bu düzenleme yürürlükte olmamakla birlikte, anılan düzenlemede dahi ilgili sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin ön koşulu  terkin işleminin TTK'nın geçici 7/4-a maddesinde öngörülen usule uygun şekilde  gerçekleştirilmesidir. Aksi halde ilgili sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmelidir. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/4996 esas, 2024/7128 karar sayılı ve  2024/4995 esas,  2024/7310 karar sayılı ilamları da benzer mahiyettedir. Davalı ... tarafından Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapılmasına rağmen, şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmamış olması,  celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin evraka rastlanmaması karşısında, mahkemece terkin işlemini usulüne uygun gerçekleştirmeyip davanın açılmasına sebep olan davalı ... aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalının yasal hasım olduğundan bahisle aksi yönde karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın katılma yoluyla istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.Dairemizce benimsenen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin kararları ile (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/2958 esas,  2024/4690 karar sayılı ilamı),  TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü bir kişinin  aynı maddenin 15. fıkrasına istinaden ihyasına ilişkin açılan davalarının, TTK'nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olduğu ve mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, TTK'nın 547. maddesinin 2. fıkrası gereğince ihyası istenen şirketin dava dilekçesinde belirtilen işlemle  sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerektiği, somut olayda  ihya davasının üçüncü kişi tarafından değil,  terkin edilen şirketin ortağı ve yetkilisi tarafından açılmış bulunması karşısında, ihya kararı verilse dahi tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı, bu nedenle mahkemece ihyasına karar verilen şirkete ayrıca tasfiye memuru atanmamış olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış,  davalı ... müdürlüğünün bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. Sonuç olarak; davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce  esas hakkında yeniden hüküm kurularak; davanın kabulüne, davalının, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinden ve kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının katılma yoluyla istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE;İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  23/11/2022 tarih ve 2023/970 Esas - 2022/959 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 3- Davanın, KABULÜ İLE, ...nün ... sicil numaralı  dosyasında kayıtlıyken resen terkin edilen ...Şirketi’nin, şirket adına kayıtlı  ... plakalı araçla ilgili yapılacak işlemlerle  sınırlı  olmak üzere İHYASINA 4-Karar kesinleştiğinde Ticaret Sicilinde TESCİL VE İLANINA<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:5-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 427,60-TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 161,4‬0-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 698,00-TL tebligat/posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,10-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,12-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,13-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 238,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 193,6‬0 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 15-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere 12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f671cc55cd4f9ddd","SID":"4a7c2aa554c68c99"}}